Tapınak Şövalyeleri ve Bankacılık

Avrupa’dan Kudüs’e Hacca gidenlerin güvenliğini sağlamak için kilisenin desteğiyle kurulan Tapınak Şövalyaleri hacıları çok sevindirmişti. Herhangi bir tapınağa altınlarını bırakıp karşılığında bir belge alıyordu. Bu belgeyle dilediği bölgedeki Tapınak Şövalyelerinden altınını alabiliyordu. Böylece yolda başına gelecek hırsızlık ve gasp gibi sorunlara karşı önlemini almıştı.

Tapınak Şövalyeleri ise anaparadan belirli bir pay alıyordu. Bir müddet sonra şövalyeler öyle zenginleşmeye başladı ki bu durum hem derebeylerini hem de kilisenin kendisini rahatsız etti.

Olmayacak şeylerle suçlanan tapınak şövalyeleri yokedilerek, mallarına kilise ve derebeyleri tarafından el konuldu.

Böylece ilk bankacılık faaliyetlerinden birinin de sonu gelmiş oldu.

Aşk ve Uyum

Hiç dikkat ettiniz mi efendi bir adamın yanında neden cadı gibi bir kadın olur? Bu bize yaşam içgüdüsünün oynadığı bir oyundan başka bir şey değil. En uygun yeni nesili seçerken bu içgüdü, ne kadar uyumsuz çift varsa birbirine aşık eder. Bu yüzden bir kaç çocuktan sonra somurtarak oturan iki insan kalır geriye.

Uyumlu kişilerle ise hep dost kalınır. O içgüdü istemediği için aşık olunamaz. Hem uyumlu hem de aşık olabileceğimiz insana denk gelmek ise çok düşük bir ihtimaldir.

Bir aşık evlendiği kişinin kendisine mutsuzluk getireceği özelliklerini görmemezlikten gelir. Kendi çıkarı için bunu yaptığı düşünülebilir. Ama o aslında kendi çıkarı değil henüz dünyaya gelmemiş olan üçüncü kişinin çıkarınadır.

Bu yüzden diyor ki Schopenhauer: “Gelecek kuşak, şimdiki kuşak pahasına yaratılır.”

Plaza Kadınları

Plaza kadınları, sıradan emekçi kadınlardan daha fazla saygıyı hak ediyorlar. Hem yoğun tempolu geçen günleri hem de güzelliklerini korumaya çalışmaları ve her türlü entrikaya rağmen işlerini yapmaları onları belki daha acımasız kılabilir. Fakat bu acımasızlığın altında yatan sebepler hiç de haksız değildir.

Hem iş olarak performans beklenen hem güzelliğini koruması istenen hem kendini geliştirmesi gereken hem de yeri geldiğinde en yakın arkadaşlarını bile satması öğretilen bu kadın tipine hayranlıklarımı dile getirmeden geçemeyeceğim.

Bilgi, zeki ve güzelliğin bir arada olduğu bu insan tipine eğer hırs eklenirse son derece tehlikeli hale gelir.

Organ Ticareti

Organa ihtiyacı olan hastaların bir kısmı organ bağışı yapmış ve hayatını kaybetmiş kişilerden organ bulurken bir kısmı da kendi eş, dost veya akrabalarından organ buluyor. Fakat bu iki kısım da hem korunması hem zedelenmeden elde edilmesi açısından çok elverişli değiller.

Biliyorsunuz, insan zorlansa da tek böbrekle yaşayabiliyor. Ekonomik düzeyi kötü ülkelerden iyi olan ülkelere doğru bir organ ticareti süregelmekte. Parası olan ama sağlığı olmayan kişi sağlığı olan ama parası olmayan kişiden böbreğini satın alıyor. Dünya üzerinde her yıl yaklaşık 6000 böbrek bu şekilde satılıyor. Ekonomik durumu kötü olan ülkelerin insanları ailesi için bu fedakarlığa girebiliyor.

Olayı hukuksal açıdan incelerseniz de her hangi bir sorunla karşılaşmıyorsunuz. Satın alan kişi kendi yaşam hakkını devam ettirmek için bu eylemi gerçekleştiriyor. Keza satan kişi de öyle…

Etik açısından değerlendirdiğinizde; Böbrek alım-satımlarında tarafları haklı veya haksız bulduğunuz noktalar var mı? Yasal önlemler alınmalı mıdır? Nedir bu konuda ki düşünceleriniz.

Pozitif Ayrımcılık

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken bir kaç noktaya değinmek istiyorum. Yüzlerce yıldır kadın gerek töre, gerek din, gerek fiziksel şiddet kullanılarak arka plana atılmış hak ettiği insanlık onuru elinden alınmıştır. Bu yüzden diyorum ki kadınlara eşitten öte pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. İş ve yaşam alanına daha çok katkılarını sağlamak için zorlanmalı yönetim kadrolarına getirilmeli daha bir çok alanda pozitif ayrımcılık yapılmalıdır.

Elbette bu konu sadece kadınlara göre ele alınmamalı. Baskıya uğramış her halk, her kültür, cinsel yönelimi yüzünden dışlanan her insan, ırkı, dini, dili yüzünden ötekileştirilmiş her kimlik için pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. O kişilerin, halkın, kültürün normalleşebilmesi için, üzerindeki baskı ve şiddetin kalkması için bu gereklidir.

Pozitif ayrımcılık; İnsanların şartlanmışlıklarıyla oluşan etkiye eş ve ters yönde bir tepki olarak oluşturulmalı. Normalleştirmek etkiye tepki göstermemektir.