Zen Nedir?

Zen yol demektir. Özümüze giden yol. Dinlerden, tanrılardan, ritüellerden, geleneklerden bağımsız her şart ve ortamda uygulanabilen bir yol. Hava gibi, su gibi. Bu yüzden batı dünyasında hızla yaygınlaşmıştır. Önemli bir disiplin gerektiren bu yolda bütün savaş EGO’muza karşı verilir.

Sen varsa Zen yok,
Zen varsa Sen yok.

Aslında kelimelerle anlatmak zen’i boş bir uğraştır. Ancak özümüzle kavrayabiliriz. Bir görü biçimidir, bir aydınlanma haline gidiştir zen. Hiç bitmeyen bir yoldur.

Uzakdoğu kökenli olan Zen Çin, Japonya’da çok yaygındır. Zen ile uğraşmak için her hangi bir dini inancınız veya ateist olmanız gerekmez. Meditasyon yoluyla zihni devredışı bırakmaya veya koanlar yardımıyla zihni kilitlemeye, ardından düşünceleri, şartlanmışlıkları, inançları bir kenara bırakıp olanı olduğu gibi görme hali aydınlanmadır. Koanlar cevabı olmayan, paradoksal sorulardır. İyi kötü yargısından kurtulup sorunun özüne inmeniz gerekir. Cevapları değişkendir.

Zen disiplinli bir yoldur. Bir şeyi neden yaptığınız önemli değil, nasıl yaptığınız önemlidir. Yaptığınız işe tüm benliğinizi, tüm dikkatinizi katmanız önemlidir. Zen bahçeleri buna en iyi örnektir. Günler aylar süren bahçe düzenlemelerini bir usta gelip bir kaç dakika içinde bozabilir. Önemli olan sizin yapım aşamasındaki dikkatinizdir.

Yöntem olarak zen sert yöntemler içerir. Nazik, şefkatli, sevecen değildir. Bunların yanı sıra tam bir samimiyet içindedir. Doğayla ve hayatla uyum içinde yaşama sanatıdır. Aslında zen tam olarak bir yaşam sanatıdır.

Felsefenin Bittiği Yer

Bazen öyle bir noktaya geldiğimizi hissediyorumki artık neredeyse felsefe bitmiş düşünülebilecek herşey düşünülmüş ve yazıya aktarılmış. Fakat insanlar bunu bilmeden sağdan soldan duydukları üç beş fikri bir araya getirerek yeni bir düşünce yeni bir felsefe yarattığına inanıyorlar.

Gerek dinler üzerine, gerek metafizik aleme ilişkin, gerek bilim üzerine ve gerekse varoluş üzerine tüm sorular sorulmuş, tümüne de binlerce çeşit cevap verilmiştir.

Bu durum bazen feci derecede canımı sıkıyor. Ama yüzlerce yıl önce söylenmiş bazı düşünceleri bilmeyenler sanki kendi buluşuymuş gibi gelip yazmaları da oldukça eğlendiriyor. Yeni ve tutarlı bir düşünce üretmek gerçekten zor arkadaşlar. Öncekileri bilmeden hele bu çok daha zor. Temel elektronik bilmeyen birisinin yüksek elektronik cihazlar üretmesi kadar zor hemde.

Sonsuz Us ve Haklar

Son zamanlarda göz ucuyla takıldığım sohbet bandında ve bazı yorumlarda gündemde olan ebubekirin uzaklaştırılması ve hak-haksızlık üzerine bir yazı yazmak istedim.

Sonsuz.us u bir pazar yerine benzetiyorum. Bizlerde bu pazar yerinde mallarımızı/ürünlerimizi satan satıcılarız. Hepimizin kendine ait bir satış alanı var, üstelik kira da ödemiyoruz. Bu alanda ister bol çeşitli ürünler kullanırız satışı arttırmak için, ister aynı ürünü yığarız. Buna karışılmıyor. Hatta ve hatta ürünlerimizi sadece kendi tezgahımızda değil, komşularımızın tezgahında da teşhir edebilir, satabiliriz.

Sonsuz’da bu pazar yerinin sahibi. Onunda görevi, bu pazar yerine daha çok müşteri çekmek, tanıtımını yapmak, çevre düzenlemesini yapmak, teknik alt yapıyı geliştirmek ve bir de satıcılar arası ve pazar yerine gelenler arasında huzuru sağlamak.

Hal böyleyken bazı satıcılar çıkıyor. Kendi tezgahını tek tip ürünle dolduruyor. Bu yetmiyor, komşularının tezgahlarına da aynı ürünü yığıyor. Bu da yetmiyor, komşularına hakaret ediyor, kötü geçiniyor, kavga ediyor. Pazar yerinden uzaklaştırıldığında ise haksızlığa uğradığını iddia ediyor. Pazar alanı sahibini neden diğer komşumu da çıkarmadın pazardan diye adaletsizlikle suçluyor.

Her şeyden önce bu pazar yerinde ürünümüzü/malımızı pazarlayacaksak bunu komşularımızı karalayarak değil müşteriyi kendimize çekmeye çalışarak yapmalıyız. Bilirsiniz serbest ticarette olsa, başka firmaları karamalaya yönelik reklamlara izin verilmez. Bu karalama, hakaret isteği bir hak değildir. Bunu kendine hak olarak gören satıcı, elbette komşularıyla iyi geçinemez.

Bu davranışların ve isteklerin altında yatan psikoloji şu olabilir. Benim elimdeki mal pek iyi değil, ama sizinkileri kötülersem belki müşteri kazanabilirim malımı satmak için.

İpliğimizi pazara çıkartmak lazım. Başkalarının bizim ipliğimizi pazara çıkartmasını beklemeden.

Yılbaşı Gelirken

Her yılbaşı rahatsız olduğumuz bir konu var. Tacizciler. Nerede kalabalık bir insan topluluğu yılbaşı kutlaması yapacak olsa orada tacizciler yerlerini alıyor. Kimdir bu tacizciler? Tek tek her biri süt dökmüş kedi gibi duran, fakat bir araya geldiklerinde birbirilerini gazlayarak hepsi bir canavara dönüşen insan kitlesi.

Sadece tacizcilerde yoktur bu özellik. Hepiniz lise sıralarından geçtiniz. Arkadaş gruplarında her biri pırlanta gibi olan çocukların bir araya geldiklerinde çevrelerine nasıl zarar verdiklerine şahit oldunuz.

Bütün bunların sebebi nereden geldiğini bilmediğimiz “Linç Kültürü” nün izleridir. Tek başlarına kimseye zarar vermeyen bir topluluğun üyeleri, bir araya geldiklerinde gaza gelerek linç ederler. Taşlarlar. Döverler. Öldürürler…

Şimdiden Taksim, Nişantaşı, veya her hangi bir meydanda yılbaşı kutlaması yapacak kızlara bir öneri. İçlerine çelik elbiseler, kafalarına da kask giysinler. Çünkü ben bu topluğun sadece taciz ettiğini değil, kalabalığa bira şişesi attıklarını da gördüm.

Afiyet Olsun

Bugün sabah iş yerinde kahvaltımı yaparken yaklaşık 7-8 kişi “afiyet olsun” dedi. “Afiyet olsun”. Sıkça tekrarlarsanız kulağa saçma gelen kelimelerden biri olduğunu farkettim. Ve birde anlamını gerçekten bilmediğimi.

Evet yemek yerken gördüğümüz herkese kullandığımız bu terimin anlamını bilmiyordum. “Afiyet olsun” belki bugüne kadar binlerce kez kullanmıştım bu deyimi. Ama ne demekti “afiyet”. Hani insanın aklına ilk, “yarasın”, “tatlı gelsin”, “lezzetli olsun” gibi şeyler olduğu geliyor.

Hemen kahvaltıdan sonra oturdum internetin başına ve TDK da afiyet ne demekmiş baktım.

“afiyet Ar. ¤¥fiyet

a. (a:fiyet) Hasta olmama durumu, sağlık, esenlik: “Allah daha ziyade afiyet versin.” -N. Cumalı.
Güncel Türkçe Sözlük afiyet

Gelin olan bir kızı baba evinden alırken verilen para.
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü Afiyet Köken: Ar.

Söyleyiş: (a:fiyet) Cinsiyet: Kız
Sağlıklı, sıhhatli olma, hastalıktan uzak olma durumu.”

Daha çok şaşırdım. Çünkü hiçbiri yemekle ilgili değildi…