Mezonlar ve MA

Atom çekirdeğinde protonlar ile nötronlar bulunur. Protonlar artı (+) yüklü olduğundan bir arada bulunamazlar. O halde atom çekirdeğinde öyle bir olay vuku bulmalıdır ki, bu sebeple protonların bir arada durması mümkün olsun.

Teoriye göre, çekirdekteki bir protona, yanındaki nötrondan eksi (-) yüklü bir eleman (mezon) sıçrar. Eksi yük kazanan proton nötron olur. Eksi yük kaybeden nötron da protona… dönüşür. Bu olay saniyenin çok küçük bir kesrinde vuku bulur. Öyle ki, protonlar birbirlerini itmeye zaman kalmadan nötron olurlar. Bu hal böyle devam eder. Atom çekirdeğindeki mezon alış verişi bir an için dursa, fizik alemi anında yok olur.

Mezon Nedir?

Mezon, hadronlar sınıfından temel parçacık. Günümüzde geçerli kurama göre, mezonlar, glüonların bir arada tuttukları kuark ve karşıkuark çiftlerinden oluşurlar ve bütün temel etkileşimlere katılırlar.
(Not: Tüm dillerde “ma” ve bazen “me” ile başlayan ya da biten kelimelere dikkat çekmek istedim; çünkü şu yazıyla(tıklayınız) mezonlar arasında bi ilgi kurmak zor olabilirdi! Yine de kolay yenir yutulur bişey değil)

**

Sezgi’nin düşük erk durumunda devrede olan bir sistem olduğunu fark etmek bana şu an oldukça ilginç geliyor. Çünkü yüksek erk bölgesinde ona gerek yok her şey ayan beyan açık ve fakat onları aktarmak için vaktiniz yok, dalgadan inerseniz çökmüş oluyorsunuz. (Neden? Tıklayınız)

Koku sezgiyle bağlantılı mı?

Koku konusuna zaman zaman dönüyorum çünkü onun sezgi dediğimiz gerekçesi açıklanamayan bilişe olanak sağlayabileceğini sanıyorum. Belki %100 etki edeni değilse de yoğunluklu sebebi olabilir. Daha önceleri de değindiğim gibi koku alma kabiliyeti kadınlarda daha gelişmiş durumda , onların sezgi konusunda da daha iyi olduklarını gözlemleyen araştırmalar mevcut. Yani aralarında böyle bir paralellik var koku ve sezginin.

Şimdi arasam belki bulabilirim, eski yıllarda günlüğüme not düştüğüm bazı önermelerim de vardı koku hakkında. Örneğin parfüm kullanmanın görünmeyen hedefinin “saklanmak” olabileceğini söylemiştim. Görünen sebep güzel kokmak ve bu sayede pozitif ilgi çekmek olsa da, geri planda -bilinçsiz biçimde- gerçek benliğin saklanmak istemesi yatıyor olabilir. Çünkü baskın bir koku ile karşıdakinin sezgisinde bir perdeleme oluşturuyor böylece onu beş duyuya mecbur bırakıyorsunuz. Olabilir mi?

Bekleyip göreceğiz fakat bu konuda sezgilerimin yanlış çıkacağını pek de ummuyorum, burnum iyi koku alır :)))

Aşağıda Dr Tarlacı’nın bir konuşmasından koku ile ilgili kısmı alıntıladım:

Şimdi size, 2007 yılına ait yeni bir bilgiden bahsedeceğim. Koku çok ilginç bir şey, bazı insanlar mesela parfüm uzmanları ya da şarap uzmanları, 5000’e yakın kokuyu ayırabiliyorlar. Koku algılayıcıları tam iki kaşınızın arkasında 2-3 cm derinde yer alıyor ve orada yaklaşık 1000 tane koku algılayıcısı var. 1000 tane koku algılayıcısı nasıl oluyor da 5000 tane kokuyu ayırabiliyor, buna şu ana kadar verilen bir yanıt yok, çünkü eski düşünceyle olaya bakılıyordu.

Nasıl oluyor bu iş? Mesela limon kolonyasını ele alalım, o 1000 tanenin içinden bir tanesini uyarıp limon kolonyası kokusu doğuruyor. Calvin Klein 900.ü uyarıyor diyelim, o da onun kokusunu doğuruyor, bunun cevabı bu şekildeydi eskiden; ama şimdi, yenilerde anlıyoruz ki, aslında cevap öyle değil.

1996’da, bir koku uzmanı olan ve kokular üzerinde araştırmalar yapan Turin, aslında koku almanın da kuantum mekanik bir olay olabileceğini öne sürmüştü. Ama o günlerde kimse buna dikkat etmedi, hatta bazıları güldüler, böyle bir şey olur mu, nereden atıyorsun falan diye. Aradan 11 yıl geçtikten sonra, çok haklıymış, çok doğru söylemişsin, pardon, yanıldık gibi şeyler söylendi. Koku almanın kuantum tünellemeleriyle çok sıkı ilişkisi olduğu kabul ediliyor ve tünelleme sırasında olan değişik titreşimlere bağlı olarak –bunun tabii, ayrıntıları var ama burada girmek çok zor– sadece 5.000 koku değil, eğer hatırlayabilirseniz 50.000 kokuyu bile farklı şekillerde algılayabileceğimiz söylenebilir.

Dr. Sultan Tarlacı

II. Uluslararası Parapsikoloji Konferansındaki konuşma: 24 Mayıs 2009- kısa alıntı


Dalgaya binmek…

Yüksek ateşlerde bilincimi kaybetmediğim için çok ilginç gözlemlerim oluyor.

Herneyse, ateşin etkisi ya da bilmediğim bişey sonucu erk artışı olmuşsa ben de hep sözünü ettiğimiz bu şeyin belki de ucundan azıcığını yaşamış biri olarak deneyimime daha dikkatlice bakmaya karar verdim… Yaşadıklarımı tekrar gözden geçirdiğimde şunu fark ettim:

O haldeyken, şeylere nüfuz  etme, bağlantıları apaçık görme durumu vardı ve buna müthiş bir sevinç duygusu eşlik ediyordu. Sanki bu sevinçle sarhoştum. Baktığım şeyin adeta ciğerini görüyordum, komik değil mi? 🙂
Fevkalade tatmin edici bir “görme” hissi. Ama bunu aktaracak vakit yoktu, çünkü her şey dile gelmişti sanki. Şimdi değerlendirince o halin bir “dalga” ile seyahat anlamını çağrıştırdığını anlıyorum.
Peki dedim normal halimde aynı şeyleri görmez miydim, evet bu detayların çoğunu görmezdim ancak “sezerdim”, bu sebeple yine aynı sonuçlara varırdım. Ne çare ki bunu kanıtlamam veya açık olmam istenirse başarılı olamazdım üstelik böyle bir duruma düşürülmek de hoşuma gitmezdi. (açıkla, rasyonalize et, bu sonuca nerden vardın! gibi).

Sezgi’nin düşük erk durumunda devrede olan bir sistem olduğunu fark etmek bana şu an oldukça ilginç geliyor. Çünkü yüksek erk bölgesinde ona gerek yok her şey ayan beyan açık ve fakat onları aktarmak için vaktiniz yok, dalgadan inerseniz çökmüş oluyorsunuz.

O zaman (sesli olarak düşünüyorum), sezgi, benim sürekli yüksek erk taşıyan bi tarafımdan belki de çiftimden, ya da yüksek benliğimden sufle edilen bilgiler olabilir mi?