Hugo Ödülleri 2017

Fantastik ve bilimkurgu türündeki sinema filmlerine verilen ödülüyse geçen yılın en çok ses getiren yapımlarından biri olan ve Mesaj’dan (Contact) beri çekilmiş en başarılı “uzaylılarla temas” filmi olarak addedilen Arrival (Geliş) kucakladı.
Oscarlardan eli boş dönmüştük ama HUGO bizi sevindirdi. Arrival göründüğünden kat be kat derinlikli bir film, hele Ted Chiang’dan hikayesini de okuduysanız, Chiang’ın beynine biraz yaklaşabildiyseniz, katmerli bir gülün ihtişamını tattınız demektir.

Diğer belli başlı ödüller de şöyle dağılmış:

En İyi Roman : The Obelisk Gate – N. K. Jemisin

En İyi Kısa Roman : Every Heart a Doorway – Seanan McGuire

En İyi Kurgusal Olmayan Kitap : Words Are My Matter: Writings About Life and Books,  Ursula K. Le Guin

En İyi Dramatik Sunum (Uzun Eserler) : Arrival

En İyi Dramatik Sunum (Kısa Eserler) : The Expanse: “Leviathan Wakes”

Yazının tamamı için tıklayınız

 

Bir Dahi: Ted Chiang -2

Önceki Bölüm için Tıklayınız
Yetmiş iki Harf – Ted Chiang
17700 kelime, ilk yayım Tor 2000
**
Nitem: TDK’nın son yıllarda ortaya çıkardığı İLK AD anlamında kullanılmış, ÖN İSİM gibi. Sıfat yerine de kullanıldığı olur.
Gençlik yıllarımdan beri ilk isim ve kelime kaynağını merak etmiştim, imkanlarım ölçüsünde her yere baktım ve bir yaratım-büyü dili diyebileceğim ilk dillerin kaynağı nedir bulamadım. Bazı bilimsel tahminler olsa da bunlar da Big Bang teorisi misali şeyler. Dinler ise detay vermeden, Adem’e bu isimleri verdiğini söylemiş geçmiş gibi görünüyor. İşte Ted bu mükemmel öyküde konuyu ilginç bir şekilde işliyor, kaynağı dert etmiyor sadece ilk isimlerin nasıl kullanıldığına dair bizi düşünmeye zorluyor.
İnsan Biliminin Evrimi: Metainsan-insan ikiliği üzerinden yürüyor. Metainsan, insanın yarattığı bir üst model. İnsan gibi düşünmüyor, çok daha karmaşık işlemler yapabiliyor ve insanlar onların bilimsel buluşlarını ancak tefsir edebiliyor. Chiang’ın yarattığı bir problem de bu; acaba bazı insanların temel özellikleri farklılaşsa bireysel ve toplumsal yaşam nasıl değişir? (Bodoslamadan kitap -alıntı)
Bu kısa öyküde Metainsanlar deneysel araştırmaların üzerinde hakimiyet kurunca bulgularını sadece DST (dijital sinir transferi) üzerinden erişilebilir kılmışlardır.  İnsanların Metainsan durumuna uyumlanabilmesi için embriyo hücre doğumuna başlamadan önce Sugimoto gen tedavisi yapılması gerekiyor fakat aileler çocuklarına bunu yapmak istemiyor çünkü onunla iletişimi kesilecek, toplumun tamamen dışına çıkacak diye metainsan çocuk sahibi olmak göz korkutucu oluyor! Bu durumda insanların zeki olanları  Metainsanların buluşlarının tercümelerini yapmak ve okumakla yetinsin sonucu çıkıyor ve şimdilik bu durum toplumu mutlu etmeye yetiyor.
Tüm öyküleri gibi bu da elmas gibi parlıyor Ted’in. Galaksiler aşkına
*
Gördüğünüzü Beğenmek
Güzel ve çirkin arasında görsel ayrım yapmayı önleyen Uzman teknolojik bir sistemin sizin yerinize karar vermesine müsaade etmek, yetişkinlik anlamına gelmez. Yetişkinlik; farkları görmek ama önemli olmadıklarını fark etmek demektir. Teknolojik bir kestirme yok!
 
burada yola çıktığı konu teknolojik fakat bunu metafor olarak kullanabiliriz de. Tıpkı ahlaki/moral sistemlerin iyi/kötü, doğru/yanlış tespitlerinin bizi yönetmesi de uçağa binmek (uçamıyorum diye uçağa binmekten vaz geçmiyorum sonuçta) gibi, binebilirim tabi ama farkları kendiliğimden görme ve bunların keyfi farklılıklar olduğunu bilmem yerine geçmez. İlki kabul görme, sevilme, ait olma ihtiyacımı görür fakat ikincisi beni yetişkin/olgun yapar.
Yazar alıntıladığım öyküde çok güzel açıklamış, keşke tüm öykülerini yayınlayabilsem bu dahi adamın  Okumanızı önermekten başka yapacak bir şey yok

Bir Dahi: Ted Chiang -1

“…Pragmatizm, bir kurtarıcıya estetikçilikten çok daha fazla yarar sağlar. Dünyayı kurtardıktan sonra -onun-ne yapmayı düşündüğünü merak ediyorum.
KELİMEYİ ve işleyiş biçimini idrak ediyor, ardından yok oluyorum.”
Komut, zihnime saatli bombalar misali yerleştirdiği bir algı zincirinden oluşuyor, tek başlarına zararsızlar. Onlarla ilgili anılarımın oluşturduğu zihinsel yapılan tam şu anda çözülerek yok oluşumu tanımlayan bir örüntü, bir gestalt oluşturuyor. İşte bu KELİMEYİ içgüdüsel olarak anlayarak kendi kendime oluşturuyorum.
Anlamak- Ted Chiang
*
Sibelin notu: Bu durumda pragmatizm, estetizmi yok ederken, onu-estetikçiyi- zaten hep istediği ve merak ettiği konuma gönderiyor; nihai güzelliğe!

Özyineleme (Recursion): Bir fonksiyonun kendisini çağırarak çözüme gitmesine özyineleme (recursion),
böyle çalışan fonksiyonlara da özyinelemeli (recursive) fonksiyonlar denilir.

*

Babil Kulesi:

*Anladığım kadarıyla Babil Kulesi çökmemiş, insanlığın lineer algısı çökmüş. İşte Ted Chiang’ın bu muhteşem kurgusu bana bunu düşündürdü. Lineer algı çöktüğü gün çok boyutluluğun temelleri atılmaya başlamış.

Dünya fantastik bir biçimde, cennet ile yeryüzünün birbirine temas edebileceği bir rulo şeklindeydi. Bu yapı hem O’nun eserine işaret ediyor hem de onu gizliyordu. Ted Chiang-Babil Kulesi
O zamanlar Yahve olarak bilinen Tanrı’nın inceden mesajı: Beni uzaklarda aramayın.

Hiçbir zaman öğrenmedikleri halde mors mesajları alan denizciler gibiyiz.

“Her tarafınızda gözleriniz varken, her yön İLERİSİ olabilirdi”

Ligatür: İki ya da daha fazla harfin birbirine bağlanarak tek bir harf olarak kullanılması.

Heptapotlar için bütün diller edimseldi. Bir dili bilgilendirmek için değil, gerçekleştirmek için kullanıyorlardı. Evet, her sohbette söylenecekleri önceden biliyorlardı, fakat bildiklerinin gerçek olması için o sohbetin yapılması gerekiyordu.

*Sibelin notu: Tıpkı bir zamanlar kendime sorduğum gibi, geleceği önceden mi biliyorum (kahin) yoksa ben söylediğim için mi olmak zorunda kalıyor (büyücü)? Sonunda ne fark eder deyip bu konuyu kapatmıştım 🙂

Bence heptapot dili (hem A hem de B) kadınların anlama ve anlatma diline benziyor. Onu  lineer olarak anlayamazsınız ancak tıpkı heptapot diline benzer bir şeyi bilinçsizce naturel olarak yapıyorlar.

Hayatının Hikayesi (arrival filminin öyküsü); 17600 kelime, ilk kez Starlight 2’de 1998 yılında yayımlanmıştır.

“Sabırlı olun. Geleceğiniz size ulaşacak ve kim olduğunuza bakmaksızın sizi seven ve tanıyan bir köpek gibi ayaklarınızın dibine uzanacak.” Ted Chiang
*
“Geleceğiniz köpeğinizdir, o derece size sadık!” asa

…Devam edecek…

GELİŞ- Ted Chiang Kitap- Monokl Yayınları

Keşke bilseydim, daha önce okusaydım diyebileceğiniz her biri bir film, bir olay bu kurgunun!

Yeni Ahit ve Arrival

Bu haftanın ilki Le Tout Nouveau Testament filmi Yeni Ahit olarak çevrilmiş.

Eğlenceli, modern bir gerçeklik tanımı. Zevkle izledim
Sen de insanların müziğini duyabiliyor musun? Onların her birinin titreştirdikleri melodiyi tanıyabiliyor musun?

*

Apple Tree Yard Season  Dizisinin iki bölümünü dün akşam izledim. Duygusal gerilim türü diyebileceğimiz kaliteli bir iş olmuş. Kadın duyguları, cinsiyet ayrımcılığını konu alıyor, gerçekten izlenesi bir kurgu. Oyuncular ve çekim çok iyi. dizinin devamını seyredebilecek miyim bilmiyorum çünkü gerilimin hiç bir türü üzerimde iyi etki bırakmıyor fakat merak da var! Bilirsiniz işte 🙂

*

Oscar adaylarından şimdilik üçüncüyü izledim ve Arrival benim nezdimde de gerçekten oscar adayı. İki saatlik seyir süresince aklıma hep Contact filmi geldi, tabi onun daha gelişmiş bir modeli olması kaçınılmaz.. Ama bu işleri hep mavi gözlüler mi yapacak???
Hiç kıskanmıyorum iyi ki yapıyorlar tabi. Ne demek istediğimi biliyoruz 🙂
Kısaca Uzaylılarla teması bu kez sapir-whorf hipotezi, çok boyutluluk ve dolanıklık prensipleri çerçevesinde anlatmış yönetmen. Çok naturel, abartısız, savaşsız, korku yüklemeden güzelce tane tane anlatmış. Ayrıca filmin Ted Chiang’ın stories of your life and others kitabından uyarlandığını bilmiyordum. Neyse ki yakınlarda Türkçesi yayınlanmış az önce siparişini verdim. Filmi kitabı okuduktan sonra daha iyi yorumlamayı umuyorum. Şimdiden oscar yolunda şansı bol, bol olsun zaten.

küçük bir not: Uzaylının verdiği hediyeyi yazdığı/ibraz ettiği garip duman-hologram tarzı görseli geçen perşembe gecesi uyanık rüyada görmüş, izah etmenin yolunu bulamamıştım!

Devamını oku “Yeni Ahit ve Arrival” →