Bir Dahi: Ted Chiang -1

“…Pragmatizm, bir kurtarıcıya estetikçilikten çok daha fazla yarar sağlar. Dünyayı kurtardıktan sonra -onun-ne yapmayı düşündüğünü merak ediyorum.
KELİMEYİ ve işleyiş biçimini idrak ediyor, ardından yok oluyorum.”
Komut, zihnime saatli bombalar misali yerleştirdiği bir algı zincirinden oluşuyor, tek başlarına zararsızlar. Onlarla ilgili anılarımın oluşturduğu zihinsel yapılan tam şu anda çözülerek yok oluşumu tanımlayan bir örüntü, bir gestalt oluşturuyor. İşte bu KELİMEYİ içgüdüsel olarak anlayarak kendi kendime oluşturuyorum.
Anlamak- Ted Chiang
*
Sibelin notu: Bu durumda pragmatizm, estetizmi yok ederken, onu-estetikçiyi- zaten hep istediği ve merak ettiği konuma gönderiyor; nihai güzelliğe!

Özyineleme (Recursion): Bir fonksiyonun kendisini çağırarak çözüme gitmesine özyineleme (recursion),
böyle çalışan fonksiyonlara da özyinelemeli (recursive) fonksiyonlar denilir.

*

Babil Kulesi:

*Anladığım kadarıyla Babil Kulesi çökmemiş, insanlığın lineer algısı çökmüş. İşte Ted Chiang’ın bu muhteşem kurgusu bana bunu düşündürdü. Lineer algı çöktüğü gün çok boyutluluğun temelleri atılmaya başlamış.

Dünya fantastik bir biçimde, cennet ile yeryüzünün birbirine temas edebileceği bir rulo şeklindeydi. Bu yapı hem O’nun eserine işaret ediyor hem de onu gizliyordu. Ted Chiang-Babil Kulesi
O zamanlar Yahve olarak bilinen Tanrı’nın inceden mesajı: Beni uzaklarda aramayın.

Hiçbir zaman öğrenmedikleri halde mors mesajları alan denizciler gibiyiz.

“Her tarafınızda gözleriniz varken, her yön İLERİSİ olabilirdi”

Ligatür: İki ya da daha fazla harfin birbirine bağlanarak tek bir harf olarak kullanılması.

Heptapotlar için bütün diller edimseldi. Bir dili bilgilendirmek için değil, gerçekleştirmek için kullanıyorlardı. Evet, her sohbette söylenecekleri önceden biliyorlardı, fakat bildiklerinin gerçek olması için o sohbetin yapılması gerekiyordu.

*Sibelin notu: Tıpkı bir zamanlar kendime sorduğum gibi, geleceği önceden mi biliyorum (kahin) yoksa ben söylediğim için mi olmak zorunda kalıyor (büyücü)? Sonunda ne fark eder deyip bu konuyu kapatmıştım 🙂

Bence heptapot dili (hem A hem de B) kadınların anlama ve anlatma diline benziyor. Onu  lineer olarak anlayamazsınız ancak tıpkı heptapot diline benzer bir şeyi bilinçsizce naturel olarak yapıyorlar.

Hayatının Hikayesi (arrival filminin öyküsü); 17600 kelime, ilk kez Starlight 2’de 1998 yılında yayımlanmıştır.

“Sabırlı olun. Geleceğiniz size ulaşacak ve kim olduğunuza bakmaksızın sizi seven ve tanıyan bir köpek gibi ayaklarınızın dibine uzanacak.” Ted Chiang
*
“Geleceğiniz köpeğinizdir, o derece size sadık!” asa

…Devam edecek…

GELİŞ- Ted Chiang Kitap- Monokl Yayınları

Keşke bilseydim, daha önce okusaydım diyebileceğiniz her biri bir film, bir olay bu kurgunun!

YalAN İnsAN

” Yalan olduğunu bilsen dahi inanacaksın insan oğluna, yani dinleyeceksin onu, niçin yalan söylediğini anlamaya çalışacaksın. Bazen yalan, insanın özünü gerçeklerden daha çok açığa vurur!…” Maksim Gorki

  • Elvan E Kişiliği kuvvetli anne babaların evlâtlarında gözlemeye başladım yalan söyleme halini.. belki de çocuk yetiştirirken en önemli şey onların kişiliğine basmamak,özgün olabilmeleri için onlara oksijen sağlamak…belki o zaman yalanların arkasına bakmaya dahi gerek olmaz..

    Sibel Atasoy Çocukken yalanlar çoğu kez gerçekliğin onlarda oturmaması (henüz mutabakat rüyasına sıkıca bağlanmamış olma) sebebiyle olabilir ancak büyüdükçe bu halin devamını evdeki şartlarda aramak lazım. Benim gözlemlerim bu yönde

    Elvan E Ne güzel söylediniz, henüz mutabakat rüyasına bağlanmamış olma hali… çocukların en güzel ,saf halleri :))

    Sibel Atasoy Yalana bakışımda üç tür gözlemlemişimdir; birincisi (çok az olan), oyun olsun diye, eğlenmek için yalan söyleyenler. İkincisi (en çoğu), yalanı, yalan olduğunu bilerek söyleyenler (Kişilerin kendilerini de çok bunlatır bu iş-onları yalan söylemeye iten sebepler üzerinde durmalı), üçüncüsü söylediklerinin gerçek olduğuna kendini inandırmışların yalanı, ki bu oldukça ilginç bir gurup.
  • Elvan E Anneleri onlara hiç Pinokyo masalını anlatmamış :)) Yoksa biz mi çok saf idik masallardan feyz aldık bilmem..

    Sibel Atasoy o hem masalı sunma şekline hem de sunulana göre değişir sanırım.

E’BU dur :)

EBU’lardan çok güzel sonuçlar almaya başladık. Sanırsam zaman bizim yardımcımız oluyor. Senelerdir parça parça yaptığım uygulamalar, kişisel terapiler EBU’da öylesine hesapsızça bütünleniverdi ki, ben bile bu işe şaşmaktayım. Entegral seviye için, yani ikinci düşünce katına adım atabilecek insan sayısının artacağına dair yeniden ümitlendim. Gerçi sonuçta varoluşumuz için her şey mükemmeldir, olabilecek kadarı oluyor. İşaretleri algılayabilmek sadece kolaylaştırıcılar 🙂 (EBU için tıklayınız)

**

Yapılmaması gerekenleri yaparak öğreniyoruz ve tersi de tabi. Zaten gerekler ve doğrular insan uydurması! Esas o-ğ-lan bilincin, biz insanlar vasıtasıyla an be an gelişmesi 🙂

Bi şeyin insana basit ya da kolay gelmesi için, o şeyi “hatırlıyor” olması gerektiğinden emin oldum artık; çünkü anlamak zihinle yapılıyor ve hızı da kapsamı da düşük, oysa hücresel bi ayma işlemi müthiş hızlı ve kolay, o da önceden deneyip bilmişlik gerektiriyor (Rüyaların aydırılmasını da yabana atmayalım).

**

http://www.youtube.com/watch?v=ILSyt_Hhbjg&feature=share

Galiba işte bu sebeple hepinizi frekanslar diye selamlıyorum her gün 🙂

Biricikliğimizin şerefine…

**

Bu Yaşayan bebiş kendine (Y) diye bi imza edinmiş. Bu benim aklıma “Yan oda” kampanyasını anımsattı. Çok güldüm. Vay yan oda vayyy!!! Yerim seni… Yok yani yemiceem sadece bi sevme terimi bu, yanlış filan anlamasın bebiş.

Gold lion’s gonna tell me where the light is,
Gold lion’s gonna tell me where the light is,
Take our hands out of control,
Take our hands …out of control

Now, tell me what you saw,
Tell me what you saw,
There was a crowd of seeds,
Inside, outside,
I must have done a dozen each

**

Ooov… Bugünkü Big Bang Theory hiper süperdi. Yani 40.bölüm. Keşke bi yerlerde olsa da sizinle paylaşabilseydim. Epey zamandır bu kadar dipten ve şiddetli ve uzun gülmemiştim. İyi ki varlar, emeği geçen herkese (türkçe bilmedikleri için görmeyecek ya da duymayacak sanıyosanız, bazingaaaa!) teşekkür ediyorum.