Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi Ve Kuantum Mekaniksel Yaratılış

200 yıl kadar önce Laplace, Newton kanunlarının ne kadar başarılı olduklarını dikkate alarak, “evrende mevcut maddelerin konumları, momentumları ve onların etkileyen güçler bilinirse, geçmiş hakkında bilgi sahibi olmak ve geleceği kesinlikle bilmek mümkündür”, demiştir.

Bu sözler açıkca Laplace’in Newton’a duyduğu güvenin sonsuz olduğunu göstermektedir. Son yüzyıl içindeki gelişmeleri duysaydı, mezarında kahrolurdu herhalde Laplace. Aslında Newton’a bu kadar güvenmesi kendi hatası idi. Laplace’in bu sözleri onun kadere olan inancını da dile getiriyordu.

Eğer cisimler değişmeyen bazı yasalara uyarak hareket ediyorlar ve o yasalar her zaman geçerliklerini koruyorlarsa, geleceği tahmin etmek mümkün olduğu gibi, geleceğin değişmeyeceğini de kabul etmek zorunluğu vardır diyordu, Laplace.

Başka bir deyişle Laplace’e göre geleceğin akibeti geçmişte saptanmıştır. Bu durumda diyebiliriz ki Big Bang sırasında geleceğin akibeti, tabiri caiz ise, kaderi, saptanmış olmalıdır.
Devamını oku “Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi Ve Kuantum Mekaniksel Yaratılış” →

Nedensellik Üzerine Bir Tartışma

Nedensellik konusu üzerine düşünülmesi gereken ilginç bir konu. Bugünlerde kafama takılmış durumda.

Şimdi nedensellik dediğimiz şeyi açıklamakla başlayalım. Basitçe neden sonuç ilişkisi olarak tanımlanabiliyor. Ama neden ve sonuç ne demektir? İkisi birbirini gerektiren tanımlar olduğundan birini tanımlamak yeterli olacaktır. Bu konuda tam sonuca varabilmiş değilim.

Örneğin A olayını gözlediğimiz “her seferinde” “bir süre sonra” “mutlaka” B olayı gözleniyorsa A, B’nin nedenidir diye tanımlanabilir. Ama bu tam olarak neden sonuç ilişkisini göstermiyor. A’nın B’yi “ortaya çıkarması” gerekiyor aslında. Bu tanım için de derine inmek işleri zorlaştırıyor. Ama bizi zor korkutamaz .

Bir örnek alalım. Mesela yüksekten bırakılan taşlar aşağı düşerler. Aşağı düşmek bir sonuç olduğuna göre bunun nedenini araştıralım. Yerçekimi! (taşı bırakmamız da bir sebep elbette ama es geçelim şimdilik). Güzel… Şimdi yerçekimi birşeyin “sonucu” olmak durumunda. O halde onun da bir nedeni var. Maddelerin graviton saçmaları(?)… Hmm şimdilik fena gitmiyoruz ama maddeler neden graviton saçarlar? İşler karışmaya başladı. (Hipotetik cevaplar vereyim) Quarklar arası belli bir etkileşim nedeni ile saçıyorlar diyelim. Peki neden quarklar bu şekilde etkileşir? Eee sıktın ama deyip kafaya bir tane geçirmenin sırası sanırım . Benim sorunum da burada başlıyor. Bu neden-sonuç ilişkisini sonsuza kadar götürebilir miyiz? Sonsuza kadar gider mi? Yoksa bir noktada nedensiz bir sonuç mu doğar? Doğanın sonsuzları sevmediğini ve sonsuza pek elverişli olmadığını düşünürsek bir noktada nedensizlik söz konusu olmak durumunda.
Devamını oku “Nedensellik Üzerine Bir Tartışma” →

Rastlantı Nedir?

Rastlantı Nedir?

Rastlantı sözcüğünü değişik anlamlarda kullanıyoruz. Anlamlarını birbirine karıştırarak tartışılmaya çalışıldığında da mantık hataları yapılıyor, tartışma sağırlar diyaloguna dönüşüyor. Ben de bu konudaki görüşlerimi kısaca özetlemek istiyorum.

Rastlantı kavramını iki farklı kategoriye ayırabiliriz: Nedensel Rastlantı ve Ereksel Rastlantı. Bu ikisi birbirinden gece ve gündüz kadar ayrı. Birisi nedensel rastlantıyı kastedip bir şey söylediğinde ikincisi ereksel rastlantı anlayıp yanıt veriyorsa, çok ciddi bir hata yapılıyor demektir.

Nedensel rastlantı

Nedensel rastlantı, ortaya çıkmasında belirli bir neden olmayan ya da bu neden her neyse tespit edilemeyen, bazı durumlarda tespit edilmesine pratik amaçlarla bir gerek görülmeyen olay demek. Bu durumda, nedensel rastlantıdan söz ettiğimizde de iki ayrı şeyden söz ediyoruz: birincisi, epistemik anlamda, yani bizim bilgimizin yetersizliği ya da ilgisizliği anlamıyla rastlantı ve mutlak olarak hiçbir nedeni olmayan bir olayın ortaya çıkması anlamında ontik (varoluşsal) rastlantı.
Devamını oku “Rastlantı Nedir?” →

Sonsuzu Anlamak

sonsuz1

Evrende, sonsuz sayıda odası olan bir oteliniz var. Bir gün sonsuz sayıda müşteriye sahip bir tur otelinize geliyor. Ve müşterilerine yer vermenizi istiyor. İşiniz kolay. Diyorsunuz ki,” 1. müşteri birinci odaya, 2. müşteri ikinci odaya. Bu şekilde sırayla yerleşebilirsiniz.” Müşteriler yerleşmeye başlıyorlar. Buraya kadar herşey normal. Ama o sırada, sonsuz müşteriye sahip bir tur daha geliyor. Bu yeni gelen müşterileri nasıl yerleştirirsiniz. Boş odam yok diyemiyorsunuz, çünkü sonsuz odalı bir oteliniz var. Hadi bu grubu bir şekilde yerleştirdiniz diyelim. Her birinde sonsuz sayıda müşteri olan, sonsuz sayıda tur geliyor. Ve bunlarıda yerleştirmeniz isteniyor.

Bu sorunu çözebiliyorsanız, sonsuzu anlıyorsunuz demektir.