İyi ki varsın. Seni seviyorum.
Laniakea – İlk Yorumlar
İyi ki varsın. Seni seviyorum.
İnsan kendinde olmayan bir şeyi dışarıda göremez malum ve görmeye/kendinde olduğunu hatırlamaya hazır olduğu şeyler çevresini sarar, onu anlayıp sindirene kadar çevreyi terk etmez.
Ho’oponopono yu muntazam olarak ve beklentisizce yapmak süreci zahmetsizce hızlandırmak için yeterlidir.
Beklentisizce ne demek? Yani bunu (ho’oponopono) yaparken kişileri, çevreyi acaba şimdi değişti mi, ne değişti, daha mı iyi oldu gibisinden kolaçan etmeyi bir süre bırakmaktır. şifalanmanın gerçekleşmesi için beklentisizlik ve boşluk enerjisi gerekir.
Baştaki niyet ve sabırla/beklentisizce periyodik yapılan Ho’opono pono, DNA’mızın dokuzuncu şifa katmanının beklediği çok-boyutlu talebi gerçekleştirecektir. Talep bir kere şifa merkezine eriştiğinde, iyileşme; aklımızın ve mantığımızın ötesinde mucizevi şekilde belirir. Aloha
Not: Dün akşam yaptığımız BAK uygulamasında Birleşik Alana hastalıklar ve şifa konusu soruldu. Oyunun genel özeti yapıldığında onu da ilave edeceğim ancak Kendimizi ya da bir başkasını mucizevi şekilde nasıl iyileştireceğimizin çok şaşırtıcı ve çok sade cevabı rollerin dağıtımından önce kafamın içinde 3 kez yankılandı: Işık OL
Bildiğimiz gibi kendi buluşum olarak altı yıldır uyguladığımız BAK-Birleşik Alan kullanımı uygulaması/oyunu Lemuryan bir uygulama olarak Hawaii şifacılığında zaten benzer biçimde yer alıyormuş. Hailona, kehanet için rollerin sanatı anlamına gelen, iç seziye uyumlanmayı ifade eden çok eski bir sözcüktür. Daha fazla bilgi için tıklayınız.
Şamanlar sezgiyi, geçmiş/gelecek ve şimdi hakkında, şifalandırma için bilgi toplama amaçlı kullanırlar. Oysa biz biliyoruz ki Gezgin şamanın yolunda geçmiş ve gelecek yoktur, biz sadece sonsuz bir şimdinin üyeleriyiz. O halde Hailona ile alınan cevapların hepsi -soru nasıl sorulmuş olursa olsun- şimdiye aittir.
Evreniniz daima vardı. O daima var olacaktır, ama boyutsal bir döngü de vardır. Bu döngüde evren kendi içine çökmez. Bu döngüde evren, kuantum enerji kurallarından ötürü bölünmesi gereken bir yere kadar genişler. Bu bölünme vuku bulduğunda boyutlar-arası bir değişim meydana gelir ve bu boyutların çarpışması gibi görünür. Gerçekten de o budur, çünkü boyutsal nitelikleri tanımlayan kuantum kurallar enerjiye sahiptir ve kuantum bir hal bile bir türden diğerine dönüşür. 3B’de, bu bir patlama gibi görünebilir.(Big bang teorisini kast ediyor)
Bu meydana geldiğinde, sizin gördüğünüz şey 3B maddesinin kendisini yeniden şekillendirmesidir. Bildiğiniz şekliyle yaşam sona erer ve madde kendini yeni bir boyutsal hal içinde yavaş yavaş yeniden şekillendirdikten sonra yaşam kendini tekrar yaratır. Bir başka deyişle, bir evren bir diğerini kapsayacak şekilde bölünür, ama bu sadece o evrenin daha yüksek bir formda devam etmesidir. Böylece, bir bakıma, evreninizin bugünkü şeklinin gerçekten bir başlangıcı vardır, ama o sadece, daha önce var olanın bir devamıdır. (Başlangıç ve son takıntısı Lineer algıdan kaynaklanır)
Tüm bunların içinde, sizin “kara delikler” dediğiniz, gerçekte her bir galaksinin boyutsal “ebeveynleri” olan şeylerin etkileri saklanmaktadır. Onlar, tüm galaksinin bir olarak hareket etmesini (dönmesini) sağlayan ve onu, henüz keşfetmediğiniz kuantum niteliklerle bir arada tutan dengeli bir itme- çekme enerjisi sağlar.
Karanlık maddenizin, evrenin enerji oranının ve daima bir genişlemenin sürüp gidiyor görünmesinin sırrı bu “kara delikler”dir. Bu, evrenin hacminin gerçekten genişlemesinden daha çok, kuantum bir enerji genişlemesidir. Kuantum bir enerji genişlemesi, hacim olarak değil, boyutsal olarak artan bir enerji niteliğidir. O bunu yaparken, sizin 3B’de mesafe olarak algıladığınız şeyin yerini alır. Bu algılayış sizin henüz boyutlar-arası süreçleri görmemenizden kaynaklanır.
Kryon
*
Yaratıcı çekirdeğinizle (aumakua/kane) ilişkiye geçmek son derece kişiseldir. Yaratıcı kaynağın bir uzantısı olarak giderek daha uyanık olursunuz ve diğer potansiyellerin ve kişisel Tanrınızın inanılmaz sevgisinin farkına varırsınız. Her şeyin bir parçası olduğunuza ayarsınız. Kryon
Hayır, Hiçbir şeyden Üzgün Değilim
Hayır, kesinlikle hiçbir şeyden
Hayır, hiçbir şeyden üzgün değilim
Ne bana yapılan iyilikten
Ne de kötülükten; hepsi aynı şey !
Hayır, kesinlikle hiçbir şeyden
Hayır, hiçbir şeyden üzgün değilim
Ödendi, süpürüldü, unutuldu
Geçmiş umrumda değil !
Hatıralarımla
Ateşi yaktım
Gamlarım, keyiflerim
Artık onlara ihtiyacım yok !
Aşklarımı süpürdüm
Ve onların getirdiği dertleri
Sonsuza dek süpürülmüş
Sil baştan başlayacağım
Hayır, kesinlikle hiçbir şeyden
Hayır, hiçbir şeyden üzgün değilim
Ne bana yapılan iyilikten
Ne de kötülükten; hepsi aynı şey !
Hayır, kesinlikle hiçbir şeyden
Hayır, hiçbir şeyden üzgün değilim
Çünkü hayatım, çünkü sevinçlerim
Bugün, senle başlıyor
Eski bir Papirüs şöyle der: “Körlük içindeki insana yolunu göstermek için Tanrı rüyayı yarattı.” Rüyayı biliyoruz, üzerinde çalıştık, zekasını ve inceliğini gördük, hatta yeni evrelerine geçtik. Peki ama körlük nedir? Bir çok yoldan tarif edilebilecek zengin metaforik bir kelimedir körlük. Ben şu an onu insanın GÖZlemci yanının kapalılığı olarak betimlemek istiyorum. Gözlemci, içimizdeki büyük BEN, ona BEN’im diyebilir ya da yüksek benliğimiz de diyebiliriz. Hepimizde olan ve çağrılmayı, aktif olmayı bekleyen BEN. İçimizde, hakikati çıplak olarak görmeyi sağlayan tanrısal yanımız. Onu hiç bir dünyevi duygu ya da çıkarım etkilemez, hiç uyumaz, yorulmaz ve şüpheye düşmez. O değişmeyen ruhun içimizdeki en yakın adresidir. O değişmiyorsa nedir bu dünya hayatının çilesi denebilir rahatça. Ben demiştim. Cevabı içindeydi her zamanki gibi, değişen insandır. Yani küçük benimiz ve onun oluşturduğu bilinç ile gelişen gezegenimiz ve galaksimiz. İşte bu sebeple “Bir insan” deyip geçemeyiz, tüm yatırım onun tekil kanalı ile bütüne ve birliğe yapılıyor. GÖZlemci, adeta yavrusunu büyüten bir ana/baba gibidir insanın içinde. Asla korkutmaz, ısrar etmez, yargılamaz, tüm seçimlerimize saygı gösterir. Neden? Çünkü hakikatin tüm bağlantılarını en ince detayına kadar görebilmektedir, yanlış yoktur, sadece seçime duyulan muazzam sevgi vardır. Eski enerji, hayatta kalma içgüdüsü her insana doğduğu andan başlayarak ve yaşadığı sürece şu mesajı verir: “Ben zayıfım. Sürüden ayrılırsam kurda kuşa yem olurum. Önce GÜÇ kazanmalıyım. Bu dünyada bir yerim olması için başkalarıyla rekabet etmeliyim. Bu sebeple çevremdeki kişileri geçmeliyim, gerekiyorsa onları yere devirmeliyim. Her şey için, sevgi, arkadaşlık, saygı, makam için yarışmalıyım, Hayat acımasız, varlığımı sürdürmem buna bağlı.” Ne kadar tanıdık değil mi? Bu korku kültürüdür ve dünyada yaşamış ve hala yaşayan bilgeler bunu aşmadıkça yeni yolun önümüzde belirmeyeceğini açıkça ifade etmişler. Yeni Enerji korkuyu desteklemiyor bunu açıkça hissediyoruz. Saygıyı, sevinci, şefkati, yaratıcılığı ve hafifliği temsil ediyor ve biz insanları bu doğrultuda destekliyor. En eski kavimlerdeki “gezegenle bir olmak” ruhu şimdi bilinçlenmiş olarak geri dönüyor. Spiral bir kez daha döndü ve aynı noktadan fakat aynı olmayan biçimde yeniden geçiyor. Bu geçişe şahit olmak ve geçit törenine katılmak için burada oluşumuzu minnetle kucaklıyorum. Siz de Yeni Dünyayı oluşturmakta bilinçli katkıda bulunmak ister misiniz? lütfen tıklayıp inceleyin. Aloha.
Evin içinde yaşayan varsa (ruh) çatıdaki kar kolay erir. sa