Minik bir düşün-parfüm

Manawa ve tabi aslında tüm topluluk, Gezgin’in iç dünyasındaki
savaşı apaçık görüyorlardı. Anlayış ve saygıyla
onun bu süreçten başarıyla çıkmasını beklediler. Zaten bu
koordinatta anda oluşan hiçbir şey diğer bir şeyden daha
önemli ya da öncelikli olmadığından bir konuda acele etmek,
telaştan doğan psikolojik ve kimyasal veri çıkışları, bunlardan
üreyen duygular yok denebilirdi.
Manawa tekrar Gezgin’e doğru hareketlenmeden önce
minik bir düşün-parfüm daha püskürttü. Aslında bunu
yapmayı hiç istemezdi çünkü kişinin bilgisi dışında ona
yapılan her şey, niyet her ne olursa olsun, özgür irade ihlali
sayılacağından, bu işlem tüm halkı adına bilinçsel bir aciz
olarak derinden hissedilmekteydi. Yine de anda yapılması
gerekenlerden kaçınamazlardı böyle bir donanım bu frekansta yer almıyordu. Hem zaten Gezgin bu koordinata
girdiği andan itibaren onun frekansı ortam tarafından mas
edilmekteydi, bu karşılıklı iletişim, evrenin tüm öğelerinin
birbirlerine sonsuzca bağlılığının olağan sonucuydu. Olaylar
ne yönde gelişirse gelişsin hem bu alan hem de ziyaretçi artık
eskisi gibi olamayacaklardı.

Kitaptan alıntı

Fantastik Dönüşüm

Serap acaba Dünya’daki eski yer ve zamanına dönebilecek midir? Bunun için önce çok kritik kararlar almak durumundadır öyle ki bu kendisini adeta ölümlerden ölüm beğendirecek önemde ahlaki-vicdani ve duygusal çıkmaza sokar. Okuyucu Serap’la birlikte, bildiği anlamdan öte ölümler olabileceğini keşfeder.
Zamanda yolculuk, Teleportasyon ve hatta soyut boyutların, altınızda süper gelişmiş bir uzay gemisi olmadan bile nasıl ulaşılabilir olup iç içe sürebildiklerinin şaşırtıcı kurgusudur bu kitap. Şüphesiz bu olayları yaşayan ana karakterimiz Serap Doğan için yaşananlara anlam biçebilmek, algısını yönetebilmeyi başarmak ve bu sayede hayatta kalabilmek hiç de kolay olmadı.  Çeşitli zaman, yer ve konumlardaki kahramanların hepsi hiç tanımadıkları Serap’ın dördüncü boyut lineer algısından çıkıp çok boyutlu alanlara geçmesi için büyük bir çaba gösterdiler.
Borsacı Serap’tan, duvarlardan geçebilen Hawaii’li psikolog Harmonia’ya bağlanan bu fantastik dönüşümün önemli bir diğer unsuru da kahuna Koa’nın tam zamanında devreye girebilmesi ve 2014 yılı dünyasının henüz duymaya hazır olmadığı gelişmeleri ustalıkla tolere edebilmesiydi.

 Bileşik sistemin bütünlükçü bir özelliği olan kuantum dolanıklık kavramının üzerine yapılandırılan roman, paralel dünyaların varlığına dair çok boyutlu bir anlatı çabası olup, yeni Bir Dünyaya geçişin bütünsel şifasını amaçlamaktadır.

Tanıtımdan alıntı

Laniakea Tüm İnternet kitapçılarında

Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı LANİAKEA şu andan itibaren tüm internet kitapçılarında ve D&R’ larda satışı sunuldu.
Okuyucuyla buluşmak için Hıdrellez gününü seçen (Bu konuda hiç bir dahlim olmadı) Laniakea’mızı anneler günü münasebetiyle kendi anneciğime ve tüm annelere armağan ediyorum. Bereketi bol ve açık olsun, keyif ve sevinç versin dilerim. Aloha

Sibel Atasoy

“Şimdi” unuttuğunuz her şeyi yeniden hatırlama zamanı.

Laniakea romanının kahramanları, herkes gibi sıradan bir Dünya gününe uyanmışlardır. Ancak gün öyle sürmez.

Anlatıcı, 2014 yılının ilkbaharında başlayan olayı giriş bölümünde bize şu sözcüklerle sunar:

“Genç bir çift bir motosikletle dağda kamp yapmaya giderler. Yol tahmin ettiklerinden uzun sürmüştür ve dağın kamp yapmaya elverişli bölgesine ulaşmaları alacakaranlığı bulur. Karanlık tam olarak çökmeden çadırlarını kurmak için aceleyle davranırlar fakat işte tam o anda ne olduysa kadın ortadan kaybolur, erkekse ertesi gün bir çoban tarafından hayatını yitirmiş biçimde (işin bu kısmı bambaşka yönlere götürecektir bizi) bulunur. Allahtan kimliklerini belirlemeye imkan verecek bazı materyaller kaybolmamıştır da kişilerin ailelerine bilgi verilir ve soruşturma için hızlı bir başlangıç imkanı bulunur. Aslında elde yalnızca tuhaf konumda bir ceset vardır, kadına dair sadece bir iki çamaşır dışında fazla belirti olmadığından o gerçekten var mıydı sorusu bile belirsiz kalmıştır! İşte benim devreye girişim bu soruya (karanlığa) biraz aydınlık katmayı mümkün kılar. Tabi bazıları için böyle olur çünkü bilmediğimiz şeyleri duymaya görmeye muktedir değilizdir çoğu kez.”

Meydana gelen olay öylesine sıra dışı ve mantığa aykırıdır ki, yetkililerce derhal yüksek seviyeli ulusal güvenlik kapsamına alınır ve istihbarat elemanlarınca bir dizi soruşturma başlatılır. Hikâyenin gelişim evrelerinde, okuyucu kendini birçok farklı zaman ve boyutta gezinirken bulur.

Zamanda yolculuk, Teleportasyon ve hatta soyut boyutların, altınızda süper gelişmiş bir uzay gemisi olmadan bile nasıl ulaşılabilir olup iç içe sürebildiklerinin şaşırtıcı kurgusudur bu roman.

Son yıllarda adından sıkça söz edilen “kuantum dolanıklık” kavramının, gündelik, sıradan hayatımız içinde biz insanoğlu ve insankızının her zaman çok da farkında ya da umurunda olmadan nasıl işlediğine dikkat çeken yazar, paralel dünyaların varlığına dair çok boyutlu bir anlatım sunuyor okuyucuya. Ve yeni Bir Dünya’ya geçişin bütünsel şifasını amaçlamadığını da ekliyor.

Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı olan Laniakea romanı, gelişmiş fiziğin, spritüal ve felsefi çıkarımların birbirlerinden hiç de uzak olmadıklarını fantastik-bilimkurgu tarzı ile ortaya koyan bir roman.

Boşluğun Şifası: BAK

Alan Watts’ın şu kısa videosunu seyrettiğimde aklıma gelenler: Tıklayınız

İşte biz Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında “bilmiyorum” ile bu boşluk alanı basitçe yakalayabiliyoruz. Hem de çabalamadan, neden? Çünkü KU’muz gerçekten bilmediğine ikna oluyor! İşte şifalanma da bu noktada başlıyor. Reiki aktarımında da yaptığımız basitçe budur “bilmiyorum”, “Ben şu an sadece ara kabloyum” ve sonra o mucizevi şeyler oluyor. Beklentisiz kalabilmek boşluk oluşturuyor, galiba işin sırrı budur. Ne dersiniz BAK Oyuncuları? Sizin oyun deneyimlerinizle örtüşüyor mu bu çıkarımlar?

Henüz bir BAK uygulamasına katılmadıysanız, işte oyunumuzun en yakını, tıklayınız

Ayrıca 13 Cuma günü BAK oyunumuzda bir de sürprizimiz olacak kısmetse 🙂

29 Nisan BAK Oyunu

Selamlar ve Sevgiler Dostlar,
29 Nisan Akşamı oynadığımız BAK ile alakalı çıkarımlarımı sizlerle paylaşmak isterim.. Sorumuz şuydu;
“Bir şeyleri biliyoruz bilgi var v.s. farkındayız v.s. ama neden uygulama sıkıntımız var? Özgür irade var mı? Dış uyaranlar var mı?”
Benim rolüm bu “Gerçeklik, Mutabakat Rüyası”ydı.. Hatırladığım oyundaki rollerde şunlardı;
-Niyet
-Keskin Karar
-İç Rüya
-Yaratıcı Enerji
-Şimdiki An
-Farkındalığın Karanlık Tarafı
-Sevilmeme Korkusu
-Değersizlik Duygusu
-Ceza Korkusu
-Anne
-İnançlar
-Sevgi,Barış
-Çeşitlilik
-Bilinç
-Yargılama
-Masal, Oyun Örgüsü
-Bilgi

Bu gerçeklik oyuna girdiğinde direk kendini keskin kararın yanında buldu.. O ne yaptıysa onu yaptı.. Niyetle de ilişkideydi.. Ardından keskin kararla beraber yerde yatıp daire oluşturduk.. İnançlar ve yaratıcı enerji bizi döndürdü.. Sonra da ayağa kalkıp herkesi dairemizin içine almaya çalıştık.. Burdan çıkarımım, bu gerçeklik keskin karar ve niyet sonucu yaratıcı enerji ve inançlarla beraber yaratıldı.. Ayrıca bu gerçeklik iç rüyayla paralel bi şekilde çalışmaktaydı.. İç rüya ayaklar aracılığıyla insanlarla oyun oynarken bende yani bu gerçeklik kişilerin özellikle iç rüyanın ayaklarına basarak sabitlemeye çalışıyordum.. İç rüya sanki bi kaostu, karmaşaydı.. Bu gerçeklik iç rüyadan seçtikleriyle oluşuyodu.. İç rüya bana biraz bilinçaltı gibi de geldi..

Ardından oyuna masal ve yargılama girdi.. İkisini, bu gerçeklik alıp herkese götürdü ve herkesi yargılamaya tanımlattı.. Yani bu gerçeklik aynı zamanda tanımlarla ve masalla oluşuyor! O zamana kadar bu gerçeklik keskin kararla oluşurken ardından masal ve tanımlamalarla daha rahat oluşmaya başlıyor..
Bi ara bu gerçeklik, karanlığın bilinmeyen yanına da gitti, onunla ilişkiye girmeye çalıştı ama giremedi.. Sadece onu kendi kavramlarıyla tanımlamaya çalıştı..

Ta ki oyuna sevgi, barış ve çeşitlilik girene kadar bu gerçeklik herşeyi saçma, karmaşık buldu.. Ki aslında herşey bi nevi kendi yaratımıydı. Sevgi, barış ve çeşitlilikten sonra bu gerçekliğe göre herşey anlam kazandı.. Ardından eğlence, neşe, sevinç vardı

Oyunun ilk başında keskin kararla, niyetle ve iç rüyayla bu gerçeklik yaratıldığında, farkındalık yoktu.. Bu gerçekliğimize yargılama, masal ve bilgi girdikten sonra farkındalığımız da oluşmaya başladı.. Ardından sevgiyle, barışla, çeşitlilikle de farkındalığımız anlam kazandı. Ve o noktada sevgiyi, barışı ve çeşitlilği seçtik.. Seçim şansımız olduğunun da bilincine vardık.. Oyunun sonunda keskin kararda sanırım yumuşamıştı.. Yine seçimlerimiz de tabiki kararlarımızı kullanıyorduk..

Bir de şunu çıkardım kendime göre oyundan;
Eğer karar verip bişey seçmezsek değersizlikle, sevilmeme korkusuyla, acımayla uğraşmak zorunda kalıyoruz.. Bazen müthiş oluyoruz.. Yani kurban ve galip arasında gidip geliyoruz.. Farkındalığımız olmuyo.. İşin kötü yanı farkındalık olmadığı için kurab ve galip arasına hapsolduğumuzu da anlamıyoruz.. Oyunun başında böyleydi, bu gerçeklik..

Oyundaki diğerleri;
Haydi buyrun sizde yazın deneyimlerinizi grin ifade simgesi

Senay Michel

*

Hatırladığım kadarıyla BAK’ta neler yaptığımı, hissettiğimi yazdım.
Ben NİYET rolündeymişim.

İlk başlarda etrafa bakındım, içim gülmek istiyordu. Etraf o kadar kalabalık ama gayet sıkıcıydı, anlamsız şeyler yapıyorlardı. İÇ RÜYA herkesin ayaklarını elliyordu, benimkilere de baktı, sol ayak dolu dedi.

Birkaç zoraki gülüş gördüm hoşlanmadım. Hep birileri bişeyler yapsa da gülsem diye düşündüm. Sanki eğlence yerine gelmişim de hayal kırıklığı yaşıyormuşum gibiydi. Birkaç kez içten kahkaha attığım oldu ama hepsi o.

KESKİN KARAR birilerini merkezde toplamaya çalışıyordu, beni de aldı, olur diyerek tıpış tıpış merkeze girdim ama çok kalmadım, çünkü niye orada durduğumuz belli değildi, sıkılmıştım.

YARATICI ENERJİYE derdimi anlattım, bişeyler anlat, belki bi fıkra olabilir , beni güldür dedim. Bişey anlattı , anlattığı hiç komik değildi, anlamsızdı ama gayretine gülümsedim.

Yerde MUTABAKAT RÜYASI GERÇEKLİK ile KESKİN KARAR dönmek istiyordu. YARATICI ENERJİ onları döndürmek istedi, gücü yetmedi benden yardım istedi. El verdim ama kısa sürede sonra koptuk.

İNANÇLAR ağlıyordu ve yanında STANDART ANNE vardı. O üzgün enerjiye girmeyi kesinlikle istemedim, gülmeye eğlenmeye geldim diyerek hemen oradan uzaklaştım.

ŞİMDİ bi kenarda oturuyordu. Oturmaya gelmedik, haydi kalk dedim, kaldırdım.
Sonra o da hareketlendi.

KESKİN KARAR ortada kollarını açmış dönüyordu, dönerken de ufak dokunuşlar yapıyordu çevresindekilere.

YARATICI ENERJİ ile birlikte TEKİLLİĞİN yanına gittik, konuştuk ancak kesilikle aramıza katılmadığı gibi bi de nemrut davrandı, biz de onun yanından ayrıldık.

Hiç kimse ve hiç bir şey amacıma hizmet etmiyordu. Ben de kendimi kendim eğlendiririm dedim ve şarkı söylemeye başladım. Yanımda ŞİMDİ ve DEĞERSİZLİK DUYGUSU Vardı, çaldık söyledik. İlk söylediğim şarkı Dünya dönüyor sen ne dersen de, yıllar geçiyor fark etmesen de… idi. Sonra karışık bir sürü şarkı söyledik, ben şarkıcıydım, diğer ikisi vurmalı çalgıları çalıyordu. Bir ara yanımıza biri YARGILAMAYI getirdi. YARGILAMA gülerek her şeyin çok saçma olduğunu söyledi sonra da söylememiz için şarkı (türkü) isteğinde bulundu. Bu türkü ile annesi çocukken onu uyuturmuş. (türkünün ismini unuttum, kayıtlarda vardır). İsteğimize yönelik bir talep olduğu için hemen söyledik.

İÇ RÜYA, YARATICI ENERJİ VE CEZA KORKUSU çocukça bizi korkutmaya çalıştılar, onlarla dalga geçtik 😊

Herkes farklı bişeyler yapıyordu ve biz kesintisiz şarkı söylüyorduk hatta fazla gürültülü oldu ancak kendimizi pek durduramadık.

O kadar tantana arasında uzakta duran BİLGİ bizi gördü, dinledi ve bir ara alkış tuttu.

Biz dahil herşey çok hareketli ve çok sesliydi. En sonunda mikrofonu bıraktım, merkeze geldim, insanlarla çember olduk, herkesi dans etmeye teşvik ettim, çember dönerek halay olduk.Diğer akadaşlar CEZA KORKUSUNU da halaya almaya çalıştılar ama o kesinlikle gelmedi.

Oyunun bitiş aşamasında ben, ŞİMDİ ve DEĞERSİZLİK DUYGUSU bir araya geldik. Son aşamada ŞİMDİ bizi tekrar halayın olduğu yere çekti ve orada hareketli olarak oyunu bitirdik. Merkezde KESKİN KARAR vardı.

Bu BAK’da diğerleri ile fazla ilişkide değildim, o nedenle ne olup bittiğini çok farkında değildim. Çünkü çok net olarak bir amacım vardı,gülmek ve eğlenmek istiyordum, o amacı o kadar kalabalık insandan hiçbiri gerçekleştiremedi. En nihayetinde bunu dışarıda değil içeride aradım ve buldum, amacımı kendimin gerçekleştireceğini anladım ve şarkı söylemeye başladım. O andan itibaren herşey benim için iyiydi. Bir yandan dışarıda olan biteni seyrederken bir yandan şarkı söylemeye gülmeye eğlenmeye devam ediyordum.

Ebru Dündar

https://www.facebook.com/BAK-Birle%C5%9Fik-Alan-Kullan%C4%B1m%C4%B1-167561823381620/?fref=nf