Kategori: Blog
Gezegenimiz alarm veriyor
http://www.facebook.com/event.php?eid=188883118354&ref=mf
GEZEGENİMİZ ALARM VERİYOR
PAZARLIĞI BIRAKIN,
KÜRESEL ISINMAYI ŞİMDİ DURDURUN!
12 Aralık Cumartesi
Saat 17.00 Tünel’de buluşuyoruz,
Taksim’e doğru yürüyoruz.
Saat 19.00 Cafe Guitar’a* geçiyoruz.
Grup Marsis, İlkay Akkaya ve Yasemin Göksu’dan şarkılar dinliyoruz.
Kopenhag’daki arkadaşlarımızla canlı bağlantı kuruyoruz.
*İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. 11/1 Beyoğlu
Gezegenimiz ve tüm canlı yaşam büyük bir krizle karşı karşıya. 200 yıldır fosil yakıtlardan (petrol, kömür ve doğalgaz) enerji sağlayan kapitalist sistem hepimizin geleceğini tehdit ediyor. Petrol, kömür, doğalgaz, otomotiv, silah şirketleri ve onların sözcülüğünü yapan hükümetler, liderler tüm uyarıları duymazdan geliyorlar. Bilim insanları uyarıyor, gezegenimiz alarm veriyor; tayfunlar, seller, orman yangınları artıyor, buzullar hızla eriyor, kuraklık, salgın hastalıklar yaygınlaşıyor. Bunların hiçbiri doğal değil.
Bu felaketleri durdurmak için hala vaktimiz var. Ama zamanımız gittikçe azalıyor. Hızla gezegenimizin sıcaklığını arttıran, iklim değişikliğine neden olan gazların salım düzeylerinin düşürülmesi gerekiyor. Binlerce bilim insanı atmosferdeki karbondioksit oranının 350 ppm’e indirilmesi gerektiğini söylüyor. Atmosferdeki karbondioksitin insanlığın ve milyonlarca yıldır var olan birçok canlı türünün hayatta kalmasını sağlayacak güvenli seviyesi budur.
Aralık ayında Kopenhag’da hükümet yetkililerinin katılacağı iklim zirvesi yapılacak. Yani tüm canlı yaşamın ve gezegenimizin geleceği konuşulacak, sonuçta da yeni bir iklim sözleşmesi belirlenecek. Bu sözleşmenin şirketlerin çıkarlarını değil, insanlığın ve gezegenin çıkarlarını savunması gerektiğini söylüyoruz ve Kopenhag’a katılacak tüm liderlere sesleniyoruz, iklim değişikliğini durdurmak için
Kopenhag’da, atmosferdeki karbondioksit oranını 350 ppm’e indirmeyi hedefleyen (kabul eden) uluslararası bir sözleşmeyi imzalayın. Karbon ticaretine izin vermeyin. Küresel ısınmanın durdurulması için teknolojiyi, mali kaynakları ve temiz enerji kaynaklarını pazarlık konusu yapmadan ülkelerarası kullanıma açın.
Gün içinden, gönülden
Marş dinlemeyeli ne çok olmuş. Şaşırdım vallahi 🙂
Meğer karşı taraftaki okulun bandosundan geliyormuş, öyle güzel marşlar ki nerdeyse gözlerim doldu. Türkiye’de hala marş çalınabiliyo mu diye hayret ettim. Günde beş vakit camlarımız zangırdıyor gerçi ama her şeyin yeri ayrı tabi 🙁
Vakur sessizlik
Yaslara akıtıyor körpeliğimizi haberlerden sızan fesat
ötelerde vakitsiz bir dönüş endişesi çoğalıyor evlere
renkleri şaşkın gölgelere düşüyor bıçkın usturanın
cümleler şikayetçidir böylesi yorgun vakitlerde
unutuşun sefil hikâyesinde gözün seğirmesi gibidir
şaşırmak, derinliklerde sönen nehirlerin sessizliğine
karışmıştır toprağa akranı ömür kardeşliklerin vedası
gelecek kaygısı güden hayatlardan sakınarak kimliklerimizi
mahşere bırakmalı yalaka ilişkilerden artırdığımız lisanı
kör ağaçlara uzanan patikalardan yükselen tozlar gibidir
haykırmak, canı kemiren acıların hıncı kavuran sessizliğine
hüsna zamanlar adına çürürken günler tazetende
görmeyen gözlermiş hayat çukurlarını dolduran boşluğu
kangal’a erişmeyen kesik kol gibi uzuyor dışlık’ın köy yolu
ebemin duası asılı durur hâlâ kıraç kepez’in yamaçlarında
su kenarlarında kısmetsiz yeşeren madımaklar gibidir
yakarmak, tenha avlularda kalbi çatlak toprağın sessizliğine
vefakâr dostlukların yine de nazı yadigâr kalır fesleğenlere
göğün yüzünde açılır bir mezar, bulutlar sararıp solar
belki hayat kendine bile baki kalmaz, sadedir edası evrenin
savrulur malı satıcıların, tezgahta gezinir insanın külyüzleri
vakit tamama erdiğinde mührü kırıp helâlle ödeşmek gibidir
ölmek, temize çekilmiş alacaksız ömürlerin vakur sessizliğine
Farkindalik
“Bir gün New-York’ta bir grup is arkadasi, yemek molasinda disariya çikar.
Gruptan biri, Kizilderili’dir.
Yolda yürürken insan kalabaligi, siren sesleri, yoldaki is
makinelerinin çikardigi gürültü ve korna sesleri arasinda ilerlerken,
Kizilderili,kulagina circir böcegi sesinin geldigini söyleyerek circir
aramaya baslar.
Arkadaslari, bu kadar gürültünün arasinda bu sesi duyamayacagini,
kendisinin öyle zannettigini söyleyip yollarina devam eder.
Aralarindan bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder.
Kizilderili, yolun karsi tarafina dogru yürür, arkadasi da onu takip eder.
Binalarin arasindaki bir tutam yesilligin arasinda gerçekten bir circir
böcegi bulurlar.
Arkadasi, Kizilderili’ye: “Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasil
duydun?” diye sorar.
Kizilderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya
gerek olmadigini söyleyerek, arkadasina kendisini takip etmesini söyler.
Kaldirima geçerler ve Kizilderili cebinden çikardigi bozuk parayi
kaldirimda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin
geldigi tarafa bakarak, onun ceplerinden düsüp düsmedigini kontrol eder.
Kizilderili, arkadasina dönerek:
“Önemli olan, nelere deger verdigin ve neleri önemsedigindir. Her seyi ona
göre duyar, görür ve hissedersin.”der.*
(Alinti)