Bedene iadeyi itibar

Dün gece bir ara uyandım, başımda çatlayacak gibi bir basınç vardı ayrıca içim susuzluktan yanmış gibi yanıyordu. Uykum çok hassas olduğu için kalkmamayı düşündüm uykuya devam için niyetlendim ancak başımdaki patlama hissi beni tekrar uyardı. Ben de uyarıyı ciddiye aldım kalktım ve karanlıkta buzdolabının başına gittim kapısını açtım. İçimden acaba tansiyonum mu yükseldi diye belli belirsiz bir düşünce geçtiyse de aldırmadım. Ve orada gözüme ilişen narı aldım düşünmmeden ve karanlıkta koca bir narın yarısını ayak üstü ve muhtemelen döke saça yedim.(Işık açarsam veya gözlerimi açarsam bir daha uyumam çok zor oluyor) Bunun neresi tuhaf diyecek olursanız, nar yemesi zor olduğu için hemen hiç almadığım bir meyve hele yarı uykuda ve karanlıkta asla girişmeyeceğim bir işlem. Her neyse otomatik pilotta gibi gözlerim kapalı yaptığım bu işlemden sonra yatağa döndüm ve uykuya devam ettim.
Sabah uyandıktan bir süre sonra bu olayı hatırlayınca şaşkınlıkla duraksadım. Bu benim yapmayacağım bir işti dedim kendime,evet bazen bir elma parçası ya da mandalina yarısı yerim gözlerim kapalı ama nar olacak şey değil. Bunu merak ettim ve iste versin Google’a “narın faydaları” diye sordum. Aldığımm cevap beni bütünüyle tatmin  etti. Çünkü en belirgin faydaları arasında tansiyon düşürme ve ferahlık etkisini hemen gördüm 🙂
İşte böyle bedenim gözüm kapalı olsa bile ne yapabileceğini bilirken ona karşı daha saygılı olmaya bir kez daha karar verdim 🙂

Gezegenimiz alarm veriyor

http://www.facebook.com/event.php?eid=188883118354&ref=mf

GEZEGENİMİZ ALARM VERİYOR

PAZARLIĞI BIRAKIN,
KÜRESEL ISINMAYI ŞİMDİ DURDURUN!


12 Aralık Cumartesi

Saat 17.00 Tünel’de buluşuyoruz,
Taksim’e doğru yürüyoruz.

Saat 19.00 Cafe Guitar’a* geçiyoruz.
Grup Marsis, İlkay Akkaya ve Yasemin Göksu’dan şarkılar dinliyoruz.
Kopenhag’daki arkadaşlarımızla canlı bağlantı kuruyoruz.

*İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. 11/1 Beyoğlu


Gezegenimiz ve tüm canlı yaşam büyük bir krizle karşı karşıya. 200 yıldır fosil yakıtlardan (petrol, kömür ve doğalgaz) enerji sağlayan kapitalist sistem hepimizin geleceğini tehdit ediyor. Petrol, kömür, doğalgaz, otomotiv, silah şirketleri ve onların sözcülüğünü yapan hükümetler, liderler tüm uyarıları duymazdan geliyorlar. Bilim insanları uyarıyor, gezegenimiz alarm veriyor; tayfunlar, seller, orman yangınları artıyor, buzullar hızla eriyor, kuraklık, salgın hastalıklar yaygınlaşıyor. Bunların hiçbiri doğal değil.

Bu felaketleri durdurmak için hala vaktimiz var. Ama zamanımız gittikçe azalıyor. Hızla gezegenimizin sıcaklığını arttıran, iklim değişikliğine neden olan gazların salım düzeylerinin düşürülmesi gerekiyor. Binlerce bilim insanı atmosferdeki karbondioksit oranının 350 ppm’e indirilmesi gerektiğini söylüyor. Atmosferdeki karbondioksitin insanlığın ve milyonlarca yıldır var olan birçok canlı türünün hayatta kalmasını sağlayacak güvenli seviyesi budur.

Aralık ayında Kopenhag’da hükümet yetkililerinin katılacağı iklim zirvesi yapılacak. Yani tüm canlı yaşamın ve gezegenimizin geleceği konuşulacak, sonuçta da yeni bir iklim sözleşmesi belirlenecek. Bu sözleşmenin şirketlerin çıkarlarını değil, insanlığın ve gezegenin çıkarlarını savunması gerektiğini söylüyoruz ve Kopenhag’a katılacak tüm liderlere sesleniyoruz, iklim değişikliğini durdurmak için

Kopenhag’da, atmosferdeki karbondioksit oranını 350 ppm’e indirmeyi hedefleyen (kabul eden) uluslararası bir sözleşmeyi imzalayın. Karbon ticaretine izin vermeyin. Küresel ısınmanın durdurulması için teknolojiyi, mali kaynakları ve temiz enerji kaynaklarını pazarlık konusu yapmadan ülkelerarası kullanıma açın.

Gün içinden, gönülden

Marş dinlemeyeli ne çok olmuş. Şaşırdım vallahi 🙂

Meğer karşı taraftaki okulun bandosundan geliyormuş, öyle güzel marşlar ki nerdeyse gözlerim doldu. Türkiye’de hala marş çalınabiliyo mu diye hayret ettim. Günde beş vakit camlarımız zangırdıyor gerçi ama her şeyin yeri ayrı tabi 🙁

Vakur sessizlik

Yaslara akıtıyor körpeliğimizi haberlerden sızan fesat
ötelerde vakitsiz bir dönüş endişesi çoğalıyor evlere
renkleri şaşkın gölgelere düşüyor bıçkın usturanın
cümleler şikayetçidir böylesi yorgun vakitlerde
unutuşun sefil hikâyesinde gözün seğirmesi gibidir
şaşırmak, derinliklerde sönen nehirlerin sessizliğine

varsa faydası yasağıtlarının sızlayan ömre ağlamak lazım
karışmıştır toprağa akranı ömür kardeşliklerin vedası
gelecek kaygısı güden hayatlardan sakınarak kimliklerimizi
mahşere bırakmalı yalaka ilişkilerden artırdığımız lisanı
kör ağaçlara uzanan patikalardan yükselen tozlar gibidir
haykırmak, canı kemiren acıların hıncı kavuran sessizliğine
      
hüsna zamanlar adına çürürken günler tazetende
görmeyen gözlermiş hayat çukurlarını dolduran boşluğu
kangal’a erişmeyen kesik kol gibi uzuyor dışlık’ın köy yolu
ebemin duası asılı durur hâlâ kıraç kepez’in yamaçlarında
su kenarlarında kısmetsiz yeşeren madımaklar gibidir
yakarmak, tenha avlularda kalbi çatlak toprağın sessizliğine
      
vefakâr dostlukların yine de nazı yadigâr kalır fesleğenlere
göğün yüzünde açılır bir mezar, bulutlar sararıp solar
belki hayat kendine bile baki kalmaz, sadedir edası evrenin
savrulur malı satıcıların, tezgahta gezinir insanın külyüzleri
vakit tamama erdiğinde mührü kırıp helâlle ödeşmek gibidir
ölmek, temize çekilmiş alacaksız ömürlerin vakur sessizliğine
Bayram Balcı
Not. Küresel fayda için AĞ konuşmasına bir cevap olarak geldi.

Farkindalik

“Bir gün New-York’ta bir grup is arkadasi, yemek molasinda disariya çikar.

Gruptan biri, Kizilderili’dir.

Yolda yürürken insan kalabaligi, siren sesleri, yoldaki is

makinelerinin çikardigi gürültü ve korna sesleri arasinda ilerlerken,

Kizilderili,kulagina circir böcegi sesinin geldigini söyleyerek circir
aramaya baslar.

Arkadaslari, bu kadar gürültünün arasinda bu sesi duyamayacagini,

kendisinin öyle zannettigini söyleyip yollarina devam eder.

Aralarindan bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder.

Kizilderili, yolun karsi tarafina dogru yürür, arkadasi da onu takip eder.

Binalarin arasindaki bir tutam yesilligin arasinda gerçekten bir circir

böcegi bulurlar.

Arkadasi, Kizilderili’ye: “Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasil

duydun?” diye sorar.

Kizilderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya

gerek olmadigini söyleyerek, arkadasina kendisini takip etmesini söyler.

Kaldirima geçerler ve Kizilderili cebinden çikardigi bozuk parayi

kaldirimda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin

geldigi tarafa bakarak, onun ceplerinden düsüp düsmedigini kontrol eder.

Kizilderili, arkadasina dönerek:

“Önemli olan, nelere deger verdigin ve neleri önemsedigindir. Her seyi ona
göre duyar, görür ve hissedersin.”der.*

(Alinti)