World Wide Web

Gece boyunca nedense “M” ve “V” harfleri gözümün önünde dansediyorlardı, bana bişey söylemek ister gibiydiler. Ben de onlara fırsat verdim; “M” harfi son zamanlarda sıkça konuşulan Marduk kelimesini, “V” ise V for Vandetta’yı anımsattı bana. Hala bi anlam yok gibiydi yalnızca geziniyorduk üçümüz, derken Sonsuz.us daki  arkadaşımız Lilith’in Terminatör konusuna şöyle bir cevap yazdığını gördüm:

“belki de kirlenme ve temizlenme döngüsünü her seferinde aynı hassasiyetle yapabilmenin kendisidir “saflık” dediğimiz”

Bende bir ampulün yanmasına sebep oldu bu güzel önerme ve dedim ki:
Bir başka deyişle; “Savaşçı gerekeni yapar”, bunun manası;
1. Yapılacak olanı kusursuzlukla bilir!
2. Ve bildiğini yaparken kendini ölümüne (kendine karşı) ortaya koyar.

Eğer bunları yapabiliyorsa, evet söylediğiniz gibi pür Saflıktır. İşin kirlenme ve temizlenme ediminin zerrece önemi yoktur.
Ne kadar basit değil mi?

Ve işte o anda gezinmekte olan M ile V, birden W oldular! Komikti… W ile başlayan ve şu anda dünyada en çok kullanılan kelime nedir diye sordum; www dediler.

Ya işte böyle geldik WWW’ye…

Şimdiye kadar hiç sorgulamamıştım nedir bu kısaltmanın açılımı diye, şöyle kısa bir araştırdık:

World Wide Web olduğunu WEB’in ise Özel bir işletim sistemi anlamına geldiğini öğrendik. Bu durumda WWW’nin açılımı şöyle bişey oldu:

Dünya Çapında özel ağ sistemi…

Burada yolun başındaki konuya yeniden dönebiliriz tabi; yani Terminatör dizisi. İnsanlığın makineler tarafından altedilişinin serüveni. Olaya böyle de bakılabilir ve hatta biraz korkuyla endişeyle bakarsanız durumun Terminatör vaziyetinde gerçekleşmesine sebep de olabilirsiniz.

Oysa bambaşka bi şekilde de bakabilir, insanın ruhsal/bilinç yolculuğunda epeyce uzun bir yol almışlığın, adeta bir ağ örtüsü gibi birleşmenin, bireysel benzersiz oluşumların paylaşımının yarattığı harikulade yeni bir oluşumun, maddi ortamdaki izdüşümü gibi de algılanabilir. Yanılıyor muyum?

Arkadışımız oe şöyle bir açılım getirmiş:

Ben de siz M ve V dediğiniz an, yok bu M ve W olmalı diye düşünmeye başladım (delinin zoru :).

Major arkana’da (tarot) M ve W sıklıkla geçiyor. 2. kartta üstte, 6. kartta kollar örneğin.

M bilinç/erkek (hatta ilginçtir ingilizce karşılığında bile Man), W bilinçaltı/dişi (ve Woman, her ne kadar bu simgeler İngilizceye göre düzenlenmiştir diye düşünmesem de, birşekilde etkileşim olmuş gibi).

Veya M aklın aşağıya boşaltan elleri
W bedenin yukarıya ulaşmaya çalışan elleri.

Mükemmel bir sezgi ve akıl kullanımı, bunlar bi araya gelince gerçekten çok hoş oluyorlar,
İkimizin işaretleri şu anlamda yerine oturuyor galiba;
eğer W kadın/dişi damgası ise, 3 tane W, ağ örtüsü olur işte ,
Eril yönün bireyselleşme, dişi yönün birleşme olduğunu biliyoruz.

Kendimize bi kendimiz inşa etmek

18/9/2008 ·

Kendimize bi kendimiz inşa etmek için ne kadar uğraşmış/uğraşıyor olduğumuzu hayretle farkediyorum. Kaybolmamak adına ne kadar çok şeye halat ve kement atmışız/atıyoruz. İster olumlayarak isterse olumsuzlayarak kendimize nirengi noktası belirlemiş oluyoruz. Ve sonra ne yapıyoruz?
Yan gelip yatıyoruz artık tabi, nasıl olsa teknemizi her yönden bi şeylere bağlamış durumdayız, sabitlendik, sürüklenme tehlikemiz yok! Oh ne rahat hayat…
Ta ki bir doğal felaket olup bütün halatlarımızı koparıp, teknemizi ters yüz edene kadar, güvenlik(!) içinde, aynı noktada duruyoruz. (Bu aslında ölümü beklemek değil midir)

Bir tekne olduğumuz kabulünden yola çıkılınca yaptığımız da mantıklı(!) geliyor aslında.
Dinlerin yapmaya çalıştığı şey, sıkı sıkı sabitlenmiş teknelere biraz olsun yüzmek, şöyle rüzgarla seyretmek için güvenli bir alan tahsis etmek gibi görünüyor bana. Karaya bağlı durup kalmaktansa güvenli geniş bir körfezde seyir edebilmek. Böylece gemiler “hareket nedir” öğrenecekti!
Ve bunu öğrenen teknelerden bir kaçı, körfez dışında neler olduğunu merak edecekti?! Ki ettiler… Kuantum fiziğine böyle ulaştık. Bize enginlik gibi gelen kuant dünyası da belki yalnızca bir iç deniz?! Kim bilebilir ki!
Korkumuz ve onu yenme içgüdümüz (bunlar ikiz kardeştirler)bize daha bir çok oyun evrenleri kurduracak. Bizden yukarıları, bizi kapsayanı görmek mümkün olmuyor ama insan pekala aşağıları seyretme lüksüne sahip.

Terminatör ve turk

CnbCe’nin bu sezon başlayan Terminatör dizisini seyreden var mı bilmiyorum, bana ilginç geliyor (Heroes’un yanına yaklaşamaz tabi). Zaman aforizmaları var; gelecekten geçmişe gelenler, gelişmiş robotlar filan. Ana konu şu; Gelecekte dünyayı yine insanların başlatmış olduğu robotlar teslim almışlar ve insanlar köle durumuna düşmüş (Burada Matrix ile paralellik kurulmuş bir anlamda).

Skynet adı verilen canavara dönüşmüş bu makinanın ilk başlangıcı ise masum bir satranç programıymış ve adı neymiş dersiniz? Turk!!! Başka isim mi kalmamıştı bilemiyorum, kelimeler konusunda hiç bir tesadüfe inanmadığımdan bu diziyi yapanlar hakkında düşünmeye başladım!

Dizide konu şu minval üzere ilerliyor şimdilik; gelecekte dünyayı kurtarmak için savaşacak olan kişiyi geçmişte yok etmek üzere gönderilen robotların icraatları ve şimdilik lise öğrencisi olan bu gencin annesi ile birlikte bu döngüden çıkmak için verdikleri mücadele söz konusu. Tabi bizimkiler de turk programının peşindeler onlar da eğer onu şimdiden bulup yok ederlerse gelecekte zaten bir skynet olmayacak!

Zamanında Atlantisi patlatıp batıranlar, daha sonra en son sodom Gommorayı ve dolayısıyla Sümer bölgesini yok edenler şimdi son devirlerde yoğun olarak Amerika’da enkarne olmaktalarmış diye duyuyoruz! (kaynağımız saklı! – yok canım şaka tabi) Her türlü teknolojik bilgi adamlara yağdırılıyor gibi bir izlenim de var.

Teknolojik bilgiye kimler sahip? Yine duyduğumuz kadarı ile sürüngen sınıfı! İnsandan çok önce yaratılmışlar, çok bilmeleri normaldir. Tamam işte hikayeler bu minval üzere ama benim takıldığım yer niye yokedecekleri bilgisayarın ismi turk? Acaba ingilizce de bir özel karşılığı var mı diye baktım, bildiğimiz Türk’ten başka bi anlam bulamadım.

Yani bu dünyayı bilmeden robotlara teslim edecek olanlar!

Robot nedir öyleyse diye soruyorum kendime şimdi;

eeeee… Robot… (beşyaşında birinin anlayacağı şekilde olsun lütfen dedim kendime)… Hımmm bu durumda robot… Duyguları olmayan bilinçli yapılar diyebiliriz, üstelik duyguları olmadığı halde kendilerini evrimleştirme becerisine sahiptirler.

Bu tarif ister istemez insanın aklına negatif yüksek boyutları getiriyor! İyi ama bu konuda Türklerin bilmeden safiyane olarak yaptığı şey nedir? Çünkü senaryo da turk programı masum bir satranç programıdır.

Satranç nedir peki diye soruyorum: zihinsel bir mücadele oyunudur, galip ve mağlup vardır. Kurallara sıkı sıkıya bağlı kalındığı için bilgisayara programlanabilmektedir. Örneğin Deep Blue programı Kasparov’u yenebilmişti. Aslında şimdi bu başka bi çağrışım yaptı bende; hani geçenlerde söz etmiştim; Aslında Türkçenin bilgisayar dili olmaya en yatkın lisan olduğu ile ilgili önermeler var, hem de yabancılar tarafından yapılmış.

Neyse kafam karıştı şimdi, soruyu sorduk cevabını da hatırlarız muhtemelen. 🙂

Şaşkınım…

Aslında ruh durumumda da var biraz şaşkınlık ama baskın olan bu değil, bir barajın nihayet aşılması gibi, ya da henüz doğum yapmış bir kadının sevinçli rehaveti gibi bir duygu içindeyim.

Şaşkınlık ise bunu ifade edip etmeyeceğimle ilgili, sabahtan beri bunu düşünmekteyim ve şu an yazdığıma göre kararımı yine paylaşmaktan yana kullanıyorum demektir.

Mesele aslında artık tüm dünya için olağan hale gelmiş olan UFO konusu ile ilgili. Dün gece şüpheye mahal bırakmayacak denli açık bir ekilde ilk kez UFO gördüm, gördük. Bir arkadaşımla birlikteyken oldu ve saatlerce sürdü.

Bende bıraktığı his sadece şuydu: NİHAYET… Çünkü bundan hiç bi zaman şüphe duymamıştım bana çok normal gelirdi. Yine de bu zevki, içinde şüphe olmaksızın bizzat yaşamak istedim, itiraf ediyorum ki istedim. Daha önce de bi kaç deneyim yaşamıştım, on sene kadar önceydi fakat yalnızdım ve sorgulayıcı tarafımı kullanarak başıma gelenin zevkini çıkarmaktan kendimi men etmiştim.

Bu deneyimi yaşamanın tesadüfi olmadığını, kendi içimde açılan bazı baraj kapakları olduğunu ve bunun devamının da geleceğini biliyorum. Allah yolumuzu açık etsin, bütünün hayrına olacak şekilde kullanmak nasip etsin.

Uzun zamandır bekliyorduk

CNN muhabiri ışınlandı


 

 

Seçim gecesi ABD’nin ilk siyahi başkanını seçmesinin yanında teknolojik bir ilke de imza atıldı. CNN canlı yayında hologramla insan ışınladı!

Bu teknolojik yenilik CNN’den geldi. CNN bir ilki gerçekleştirerek, dünyada ilk kez canlı yayında, binlerce kilometre uzakta, Chicago’da bulunan habercisi Jessica Yellin’i New York stüdyosundaymış gibi canlı yayına hologram teknolojisiyle “ışınladı”.

CNN muhabirinin verdiği bilgilere göre bunu yapmak için 35 adet ‘high definition’ kamera kullanılmış. Tüm kameralar farklı açıdan muhabirin görüntüsünü elde ederek tüm boyutları yakalayabilmiş.

**
Mistik literatürde aynı anda bikaç yerde olabilmek ve yine Castaneda öğretisinde “çift” kavramı önce galiba böyle teknolojik anlamda gerçekleşmiş oldu 🙂