Önemli bir gün

Yirmi gündür bir paylaşım yapmamışım. Sanırım sosyal ağlarda çok vakit geçirdim. Bugün Sevgili astrolog arkadaşım Şule’nin kısa bir paylaşımını görmüştüm ve ardından yine çok yakın bir arkadaşım bugünün hayli önemli olduğundan bahisle şu anın ruhuna bakabilir misin diye rica etti. Ben de meraklandım ve Human Design detaylarını inceledim.

Daha önceleri de paylaştığım gibi Human Design – Yaşam Tasarımı sistemini yedi yıl önce tanıştığımdan beri çok seviyorum ve üzerinde çalışıp yazılımlar hazırladım. O zamandan beri de Human Design Analisti olarak dörtyüzü aşkın dosya düzenledim. Ve halen talepleri değerlendiriyorum.

Peki nedir Human Design Kısaca..

Yaşam Tasarımı, dört eski bilgelik geleneğini alır ve aslında işlevsel olarak nasıl bir tasarımla bu dünyaya gelmiş olduğunuzu gayet sade bir dille ortaya koyar. Doğuma ait astrolojik hesaplama yapıldıktan sonra çıkan veriler geliştirilir ve üç eski bilgelikle birleştirilir: Çakra sistemi, I Ching ve Kabala. Böylece tüm bu bilgiler ışığında kişinin Yaşam Tablosu’nu elde ederiz.

Evet gelelim bugün’ün ruhuna…

Devamını oku “Önemli bir gün” →

12 saniyelik ŞİMDİ

Üç boyutlu gerçekliğimiz, bize fiziksel olarak 12 saniyelik bir ŞİMDİ imkanı veriyor.

Her şey, tüm zamanlar ve sonsuzlukla ilgili tüm bilgi ve anlayışlar, her hangi bir 12 saniye içinde mevcut!

Anlaşılmasının kolay olmadığını biliyorum. Belki de Huna felsefesi-Urban shaman konseptine aşina olanların anlayabileceği (örneğin kendim) bir terminoloji ile açıklamaya çalışacağım.

Öncelikli oniki saniyelik şimdi nedir, bundan ne anlamamız gerekiyor? sorusuna odaklanalım. Evet 12  saniyemizi bu soruda kullanalım; Bu gerçeklik illüzyonunda bize her biri on iki saniye süreli bilgilendirici videolar sunulduğunu ve bunların herbirinin tüm yaradılışın sırrını eksiksiz olarak sunan paketçikler olduğunu anlayalım. Yani hayatınızın toplam süresini 12 saniyeye bölerek, hep aynı mesajı kaç defa aldığınızı bulabilirsiniz! Usandırıcı bir tekrar değil mi? Ve biz hala yaratımın gizi hakkında hiç bir şey bilmiyoruz! Geldik gidiyoruz ve bu sırra vakıf olabilenlerin bikaç elin parmakları ile sınırlı olduğunu duymakla yetinmek zorunda kalıyoruz.

Detaya girmeden önce konuyu Aristo mantığı gibi iki seçenekli düşünmemek için kendinizi salın, rüyada  gibi rahat olun, hatta isteyerek teta frekansına girebilmeyi başarabiliyorsanız önce bunu yapın. Olmuyorsa, yazıyı okumayı burada kesin ve hemen en görünür yere bu yazıya geri dönmeniz gerektiğini (kendinize) 12 saniyeler arası mesaj bırakın, sonra hiç bir şey düşünmediğiniz bir yürüyüşe çıkın. konuyu da tüm sorunlarınızı da unutun, kuş seslerine odaklanın.

Şimdi(yepyeni bir 12 saniye, değişik kelimeler fakat aynı sonsuz içeriğe sahip videomuz) açıklamaya geri dönüyoruz. Teşekkürler.

Çıkarları için iş yapsalar da
Bilgisizler bırakın iş yapsınlar
Bilge onları uyarıp şaşırtmaz
Yapılan işleri gereksiz bulmaz.
Bhagavad Gita

Anlatmakla olmadığını, olsaydı… Kendi yolculuğum esnasında her 12 saniyenin bana verdiği mesajları çocukluğumdan bu yana yazdığımı, yayınladığımı, paylaştığımı ve bunların büyük kısmına internetin keşfiyle birlikte herkesin her an ulaşabilir hale geldiğini ve bunları birbirine bağlayacak sözcükleri zaten bu yazının başında söylediğimi fark ettim. Demek ki yapabileceğim yeni bir şey yok. Gülümsüyorum ve rahatım, huzurluyum. Bilge değilim, yine de bazen onları kısmen anlayabiliyorum. Teşekkür ederim.

Son olarak (sadece bu yazının sonu olarak, hahahahahaha), kendilerime şu hatırlatmaları yapmak istiyorum :

Urban shaman birinci seviye, ana prensipler ve 4 farkındalık düzeyini her 12 saniye içinde görebilir olana kadar kararlı ve sabırlı ol.
Unutmadan, şu kelimeleri bu sitede (ve alternatif başka kaynaklardan test ederek) ara, oku ve yeni katmanların sana gelmesine izin ver: Yorumlama sistemi-dekoder, görücülük, hipnoz, ayrılık, lisan, deri ve isim,frekans,bİRLEŞİK ALAN KULLANIMI-bak, bağlantı,dolanıklık…

Ve bir uyanma büyüsü/hatırlatıcı:

Her biip sesi duyduğunuzda (korna ya da alarm vs. ne olursa) şunlar aklınıza gelsin:

** Nefes al.

Hayati!!!
Nefes almak, enerjiyi hareket ettirir.

 ** Kolaylık. Eğer yaşamınızda fazlasıyla çaba olduğunu görüyorsanız, her şeyin zor ve meydan okuyucu olduğunu görüyorsanız, onu yanlış yapıyorsunuzdur. Eğer kolaylıkla olmuyorsa, durun, derin bir nefes alın, bir süre eğlenceli başka bir şey yapın ve sonra ona tümüyle farklı bir biçimde yaklaşın. Olan, kolaylıkla olmalı.

** Farkındalık. çağlar boyunca muazzam miktarlarda hipnotize edici örtücü-katmanları olan  toplumlarda yaşadık. Ve bunların hepsi şimdilerde birbirine karıştı. Bu sanki insanlığın bilincindeki bir yara izi gibi. Farkında olmak (dekoderinizi iş başında yakalamak), bilinçli olarak soluduğunuz havayı, dışardaki ağaçları, gökyüzünü, kuşları, doğadaki her şeyin farkında olmak demektir. Seslerin farkında olun. Gördüğünüz ve kokladığınız şeylerin farkında olun. Koku – bu sezgiyi kutsal bir düzeyde uyandırmanın en güzel yollarından biridir. Insanların koku alma duyusunun yüzlerce, belki binlerce yıldan bu yana en düşük noktaya geldiğini fark ediyor musunuz? Bu, çevrelerindeki şeyleri duyumsamadıkları gerçeğine işaret ediyor. Böylece sinüsler, geniz, koklama duyusu kapanıyor. Onlar küçük bir hipnoz içindeler. hepimiz değişik düzeylerde hipnoz altındayız. O ağaca bir bakın. Yanına gidip onu hissedin. Bir ırmağın ya da derenin ya da gölün akan suyuna elinizi daldırın, ve sadece hissedin. Ona herhangi bir şey yapmaya kalkmayın.

**Var Olma Noktası. Şimdi anı…  Şu anda neredesiniz? Varlığınız nerede? O parlak ışık parıltısı nerede? Yarında mı? Dünde mi? Eh, insan bilincinin büyük bir bölümü aslında öyle. O, dışarıya bir yerlere çıkıp gitti, yıllardır orada. Bir de aşık olana gözü kör dersiniz.
Bu Var Olma Noktasında her şey size gelir. Şimdi güç anıdır.  Dışarılarda olduğunuz zaman, gelmez.

Teşekkür ederim, ALOHA

 

 

İkinci düşünce katı- Her Şeyin Teorisi 2

Önceki bölüm için tıklayınız

Yeşil mimin tamamlanmasıyla insan bilinci, ikinci düşünce katı’na bir kuantum sıçraması yapar. Clare Graves buna, inanılmaz derinlikte bir anlam kanyonunun aşıldığı önemli bir sıçrama diye göndermede bulunur. Özünde ikinci bilinç katıyla kişi hem hiyerarşileri hem de heterarşileri kullanarak (hem sınıflandırarark hem de bağlantı kurarak) hem dikey hem de yatay düşünebilir. Bu durumda kişi, içsel gelişimin bütün tayfını berrak biçimde kavrar ve böylece her düzeyin, her mimin, her dalganın Spiral’in baştan sona sağlığı için çok önemli olduğunu görür.

Her dalga aşar ve içerir. (benim Oyun Kuramında bu kavram bariz biçimde tarif edilmekte ve “kapsama” sözcüğü ile yer almaktadır.) Böyle olduğu için, varoluşun her dalgası, art arda gelen bütün dalgaların temel bir bileşenidir, böylece her birini bağrına basar, kucaklar. Dahası her dalga yaşam koşulları izin verdiğince harekete geçirilebilir ya da yeniden harekete geçirilebilir.

Birinci kat mimlerinin hiçbirinin kendi başlarına yapmadığı, diğer mimlerin varlığını bütünüyle değerlendirmektir. Onların her biri kendi dünya görüşünün doğru ya da en iyi perspektif olduğunu düşünür. Zorda bırakılırsa olumsuz tepki gösterir; ne zaman tehdit edilse kendi aletlerini kullanarak çıkışlar yapar.

Mavi düzen hem kırmızının itici gücünden hem de turuncunun bireyselcilliğinden çok rahatsız olur.

Turuncunun bireyselcilliği, mavi düzenin enayiler için olduğunu ve yeşilin eşitlikçiliğinin güçsüz olduğunu düşünür.

Yeşilin eşitlikçiliği mükemmelliğe ve değerlerin sınıflandırılmasına, büyük resimlere ya da otoriter görünen hiçbir şeye kolayca dayanamaz, bu nedenle yeşil maviye, turuncuya ve yeşil sonrası her şeye şiddetli tepki gösterir!

Bütün bunlar ikinci düşünce katıyla değişmeye başlar; çünkü bu evre gelişimin iç evrelerinin bütünüyle farkındadır. Bir adım geriye gider, büyük resmi kavrar ve bu durumda ikinci düşünce katı çeşitli mimlerin tümünün oynadığı gerekli rolü değerlendirir. İkinci Bilinç Katı herhangi bir düzeye dayanarak değil, bütün varoluş spiraline dayanarak düşünür.

Yeşil mimin, farklı kültürlerde var olan çeşitli farklı sistemleri ve çoğulcu bağlamları kavramaya başladığı yerde, ikinci düşünme katı bir adım ileriye gider (aslında buna adım değil sıçrama demek daha iyi olur; çünkü öyledir); bu çoğulcu sistemlerle bağlantı kuracak ve onlara katılacak zengin bağlamlar arar ve böylece bu ayrı sistemleri alır, onları holistik spirallerin ve entegral ağların içine katmaya, dahil etmeye ve birleştirmeye başlar. Başka bir deyişle ikinci düşünce katının görelilikten holizme ya da çoğulculuktan entegralizme gitmeye yararı olur.

Graves, Beck ve Cowan’ın kapsamlı araştırmaları, bu ikinci entegral bilinç katında belli başlı en az iki dalganın bulunduğuna işaret eder:

7- Sarı: Entegratif:

Hayat, doğal hiyerarşilerin, sistemlerin ve formların bir kaleidoskopudur. Esnekliğin, kendiliğindenliğin ve işlevselliğin çok büyük önceliği vardır. Farklılıklar ve çokluklar bağımsız, doğal akışlarla birleştirilebilir. Eşitlikçilik sınıflandırmanın doğal dereceleriyle ve mükemmellikle tamamlanabilir. Bilgi ve uzmanlık gücün, statünün ya da gurup duyarlılığının üstünde olmalıdır. Yürürlükte olan dünya düzeni realitenin (mimlerin) farklı düzeylerinin ve dinamik spiralde yukarı aşağı hareketin kaçınılmaz düzeneklerinin var olmasının sonucudur. İyi yönetim, giderek artan karmaşıklık düzeylerinde niteliklerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır (yuvalanmış hiyerarşi). Nüfusun %1’i, gücün %5’i.

8- Firuze: Holistik:

Devamını oku “İkinci düşünce katı- Her Şeyin Teorisi 2” →

RÜYA GÖRÜŞMECİLİĞİ ATÖLYESİ

Rüyalar bir köprü vazifesi görür…

Rüyalar tıpkı ruhumuzdan gelen bir mektup gibidir; güç bilgi yaratıcılık ve sağlık kaynağıdır. Eğer rüyalarımızı göz ardı edersek kendimizi Paul Solomon’un kaynağının “herkes için erişilir olan ama çoğu insanın farkında olamadığını” söyledigi zekadan yoksun bırakmış oluruz.

Bu zeka ile ilişkiye geçmek için psişik kahin ya da telepatik olmamız gerekmez. Gereken tek şey sezilerimize hayalimize ve özellikle rüyalarımıza kulak vermektir. Rüyalar tanrıların dilidir ve bu anlam ve mecaz açısından zengin dil bizi uykudan yaşama uyandırmaya yöneliktir.

Psikolog Erich Fromm rüyaları unutulmus bir dil olarak görür ve geçmisin insanlar için rüya ve hayallerin zihnin en önemli ifadeleri arasında olduğunu söyler. Ona göre rüya sembolleri evrensel geleneksel ya da rastlantısaldır. Rastlantısal semboller kişiseldir ve bireysel çağrışıma ilişkindirler. Geleneksel semboller ise tek anlamlıdır. Evrensel sembollerin -örneğin günes- sıcak ve ışık gibi evrensel anlamları vardır. Fromm rüyaların anlamsız veya ilgiye değmez olarak göz ardı edilmelerinin sebebinin onların bizi rahatsız etmesi olduğunu söylemistir; rüyada gördüğümüz kişi bizim gündüz vakti oldugumuza inandığımız kişiyle uyumlu değildir. Fromm şöyle diyor : “Çelişkili gerçek şudur ki, rüyalarımızda daha az mantıklı ve daha az terbiyeli olmamıza rağmen daha akıllı ve daha mantıklıyız.”

Soru sorma sanatını kullanarak Rüya görüşmecisi olmayı öğrenmek ister misiniz?

 

Rüyalarla Problem çözme

RÜYA GÖRÜŞMECİLİĞİ ATÖLYESİ

Yer :Beylikdüzü

Rüyalar konusunda detaylı bilgi için tıklayınız

Bilgi ve kayıt için: [email protected] adresine yazabilirsiniz.

Sınırlı kapasite nedeniyle başvuru sırası dikkate alınacaktır.

Yüz Yaşındayız

Böyle güzel bir günde doğmaktan hep gurur ve sevinç duydum.
Atatürk’ü anma Gençlik ve spor bayramı kutlu olsun, daha nice yüz yıllar kutlansın. Emeği geçen, yürek koyan, inançla var eden tüm bilinen ve isimsiz kahramanlara minnetarız.

19 Mayıs kutlamaları ilk olarak 24 Mayıs 1935 tarihinde Atatürk Günü olarak kutlandı. İlk 19 Mayıs, Beşiktaş Spor Kulübü’nün girişimleri sayesinde Fenerbahçe Stadı’nda kutlandı ve Galatasaraylı ve Fenerbahçeli çok sayıda sporcu bu günü beraber kutladı. Beşiktaş’ın kurucu üyelerinden Ahmet Fetgeri Aşeni, Atatürk Günü’nün gençliğe adanması için 19 Mayıs’ın Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmasını önerdi. Spor Kongresi’nde dile getirilen bu öneri kabul edildi ve Atatürk’ün onayıyla yasa haline getirildi.

20 Mayıs 1938 tarihli kanunla beraber 19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. 12 Eylül Darbesi’nin ardından bayramın adı Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak değiştirildi.