Sadece girişim desenleri olmak kişisel önemliliğimizi biraz gıdıklıyor olabilir ama ayni oranda heyecana sürprizlere ve görmeye açık oluyoruz. Cür’et edersem bunu kabule, getirisi muazzam. sa
**
“Eğer bir bireyi anlamak istiyorsam, ortalama insan hakkındaki tüm bilimsel bilgileri bir yana atıp, tüm teorileri gözardı ederek tümüyle yeni ve önyargısız bir tavır benimsemek zorundayım.” G.Jung
**
Evrenin kendi farkına varması için araçlarız biz. cc
**
İnsanın en mahir olduğu konu, burnunun dibindekini görememesi, ağzından çıkanı duyamaması, kendi kokusunu alamaması! Demek ki insanın mumla bir benzerliği var.sa
Kendini unutmadan da “salınmak” mümkünmüş! Ben eskiden bunların ya biri ya da diğeri olabilir diye düşünürdüm (atom altı varlıklarından esinlenerek); fakat şimdi burada fark ediyorum ki, kendini kaybetmeden salınabiliyormuşsun. Daha önceki hatam şuymuş: dışardan bakıyormuşum! :))) İçeride durum daha değişik oluyormuş. Şimdi bu sayfaya dışardan bakanlar için sadece sallanıyoruz.
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Deniz gibi sallanmak. Atom altı varlıklarının “dalga hareketi”. İlişki, BİZ bilinci.
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hem ben hem biz olma durumunu aynı anda yaşamak.biz olma durumu için içerden diğeri için dışardan bakmak gerekiyor diyebilir miyiz?
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bunun bilime yansımasını şu an hayal dahi edemiyorum. Belki de başlamalıyım 🙂
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yani gel de şimdi bu olayları gözümüzün önüne nü resmi gibi seriveren facebook’a teşekkür etme! Tüm emeği geçenlere ve kendime teşekkür ediyoruuummmm
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
…“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
“Hiçlik makamında!”
Sibel Atasoy bunun bi iş adamıyla kayıkçı versiyonunu okumuştum çok önceleri 🙂
Başla sonla yoktur işimiiiizzzz
Gelişimmm dalgalarıyız biiiiizzzz
Sonla başla yoktur işimiiizzzz
Girişimmm dalgalarıyız biiiiizzzz
**
“Göz göze geldiklerinde, ağacın dallarında bir kuş ötmeye başladı. o anda Ged, kuşun şarkısını, çeşmeden havuza dökülen suyun dilini, bulutların biçimlerini, yaprakların arasında dolanan rüzgarın başını ve sonunu anladı: Kendisinin de güneş tarafından söylenmiş bir söz olduğunu hissetti..” Ursula
Sibel Atasoy Eh işte bunu dert etmeyen biri var karşınızda 🙂
Halim Ve de Selim Başkalarının derdiyle de dertlenmeyen birisi mi var karşımızda:)) Eeeee!! Sonuç ne??:)
Hanife :yok ben sonucu sormadım, giriş-gelişme-sonuç tan çıkma şeyini sordum:) lineer olaylar döngüsünden çıkmak buna tabi olmamak gibi bişey mi?
Sibel Atasoy İnsanın işlevleri değişmez bildiği kadarıyla ama en azından öncelik sıralarında değişim olabilir. Demem o ki Baş-gelişme-son, kompozisyonuna düşkünlüğümün öncelik sıralamasında bi değişiklik hissediyorum
Halim Ve de Selim ya da 3lü sıralama dışı bir başka sıralama sistemi mi icat edildi? mevzubahis olan sibel hanımsa; sıralamayı değiştirmektense yeni sistem icat etmiş olması bana daha olasılığı yüksek geldi nedense:))
Sibel Atasoy heyyyy yanıldın işte, böyle şaşırtırımm :))))
Halim Ve de Selim hayır; yine ilk önermenin dışında “baş orta son” bir önerme önerdiğinize göre yeni bir icattır bu da:)
Hanife: varit olma durumlarını sıralamasız seyre dalma hali:)
Sibel Atasoy bi sıcaklık bastı bana! menepoz belirtileri mi desem, tepe basıncının artması mı desem hahahahaha yaw acaip bi durumdayım
Sibel Atasoy hem de sıralamasız?! Oh oh ohhh, çıtayı yükselttikçe yükseltiyo arkadaş
Sibel Atasoy desteğine, soruna sağlık 🙂 Soruyu kim akıl ederse öğretmen odur malum. Bize bu imkanları sağlayan internete face’e tüm emeği geçenlere ve kendime gönülden teşekkür ediyorum.
Şimdi aşağıda sunacağım kısa alıntıya bir göz atmanızı rica ediyorum. Bu metnin içine sığmış insanlık olgusunu -eğer ilginizi çekerse- konuşmak istiyorum. Neler oluyor?
* ADAMUS: … Beni yaşamlar arasında takip ediyorlar, evet ve o sendin, geçmişte Gizem Okullarında, bana Kont derdin: Kont St Germain.
Yüzüme öyle derdin ama diğerleriyle arkamdan konuşurken şöyle derdin “Evet, ona Kont diyorum çünkü gideceği bir gezi ya da seyahate çıkacağı günleri sayıyorum”.
(Ç.N: İngilizce Kont ve saymak fiili aynı (count) kelimedir.)
KERRI: Beni tamamen yanlış anlıyorsun. (kahkahalar)
ADAMUS: Oh hayır, tatlım. Ohhhh hayır! Hayıırrr! Ama harika zaman geçiriyoruz. Ve kısmen… Dürüst olabilir miyim?
(Dürüst olabilir miyim diye üç kez sorar ve evet cevabı aldıktan sonra durumu söyler)
ADAMUS: Güzel. İnanılmaz bir gücün, inanılmaz bir ışığın var ama hepsi karışmış ve bulanmış, durumda. Hepsi… Mofo bunun için iyi bir kelime mi? Hepsi karmakarışık durumda .
*
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beni yönet-bana ne yapacağımı söyle sendromu—sonra da şikayet ediyim….izdeşçilik-takipçilik kolay gelir ..dışarıda güç-otorite arama-
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü gölgeme bakmaya -ona hayran olmaya ya da nefret etmeye devam ediyim..yeter ki sorumluluk alınmasın..
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ölçme-kıyas yapabilmek için dışarıda tutma..- imajını kapsayamama ve dışlama -yansıtma-
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü aklıma şu geldi acaba dışarıda birine kendimizi ciddiye almak mı neden oluyor?? boşluk korkusu gibi??
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bir yandan yüzüne kont dermiş yani onu böylesi bi isimle onurlandırırmış ama bir an önce gitmesi için de gün sayarmış fakat bunu ancak onun arkasından söyleyebilirmiş! Burada olan bence kendine güvensizliğin yarattığı bariz kıskançlık 🙂 öte yandan kıskançlık duygusunu ise kont ve count benzerliği ardına gizleyen zekaya sahip olduğunu kendisine ispat etmek istiyor böylece kendine güvensizliği mizah ardına saklayarak kendini değerli bulabiliyor. Çok ince bir ayar çekilmiş galiba… Onu böylesi müşgül duruma düşürenler utansın hahahahaha
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Elbette bütün korkular kendisine doğrulttuğu yaydan çıkmış oklar gibi gibi… mükemmeliyetçilik de dahi korkudan, boşlukta kalma korkusundan kaynaklanabilir.. yargısız dürüstlük de herkese lütuf değil tabii; gücün ve ışığın içindeki kaosu görebilmek.
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yargısız dürüstlük sahteliği bırakmakla mümkün bu da pek kolay bir şey dğil tabii…herkese de lütüf değil doğru.sahteliği de işaret ediliyor..
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bu işleri yaşamlar boyu kotaran Kerri, ne yaptığını biliyorsa sorun değil. Bilmiyorsa ölümü dost alsa iyi olur
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yok mu? Ne bileyim, tüm başlıklardaki yorumlarımızı okumaya çalışıyorum Bildiğimizden emin olduğumuz şeylerin çokluğuna, hemen savunmaya çekilme refleksimize şaşırıyorum, bunlar bizi bulanık kılmıyor mu
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Algılamadaki bir bulanıklık savunma varmış gibi algılattırıyor olmasın? Bildiğinizden emin olduğunuz şeyler o kadar çok mu gerçekten sizin?
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Zaten kendimi bulanıklığın dışında tutmadım ki 🙂 Tabi ki algım bana böyle gösteriyor.
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Jung amcamızın bahsettiği psişeini içeri-dışarı hareketleiyrle bütünleşmeyi söylemime baz alarak anladığımı ifade etmeye çalışayım.Son kertede dişil-eril ve özle bütünleşmeye gelindiğinde içeri çekilp bütünleşiyorsun..Ama bu yeni bütün halinle deneyime çıktığında-dünyaya geri döndüğünde hodri meydanla karşılaşan insan o bütünlüğüne karşı olan bir sürü şeye maruz kalıyor…ve yeniden korkup-sahteleşme- durumuna düşüp-bütünleştiğini unutup- ışığını bulanıklaştırıyor.bu zamanda geri yürüme-yükselişin keyfini çıkaramama- ya da geçmişine korkuyla bakıp kül edememe ile eş anlamlı olarak ışığın bulanıklaşması ve yapabileceklerini yapmama halinde oluyor ki..adamus bu durumu fark ettirmeye çalışıp tahrik ediyor.
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü korku tekrar devreye girip tam olmadığın ısöyleyerek çağlar boyu yaptığı işlevini bu aşama da yerine bir başka bir biiçimde yerine getiriyor.eksiksin diyen bir başka kılıkta …..o nedenle KENDİNE GÜVEN-KENDİNİ SEV üzerinde duruluyor.
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü psişenin ilerleyen sarmalını her aşama bütünleşmesi yeni bir ego benlik oluşturarak ölmek istemiyor-sanal ölüm korkusu-her bütünleşmeden sonra oluşan sanal benliğe ait..
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü psişe her bütünleşmede bir sistemle yapılanıp bu defakinde sistemsiz bütünlşemeyi deneyimlerken bilinmeyen korkusuyla karşı karşıya kalıyor.
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü haytta kalma-survival- tohum korkunun aşılması -bilinmeyenden korkmamak için kendine -yaşama güven ve nefes almak gerek benim anladığım bu
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bu aşamada dşarıda guru-melek – vs arayarak bu korkudan kaçmak sözkonusu olabiliyor ya da meczup olarak tasavvufta sözü edilen sahte peygamberlikler …
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü biraz ileri gitmiş olabilirm ama sıçramamız için lütfen cüretkar olalım hep beraber diye….kimseye şahsi değil söylediklerim ..sonsuz saygıyla..
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ne demişler; küllü men aleyha fân; âleminde ne sen varsın ne ben, isimler kesret âleminin isimleridir. Vahdet âleminde isim, sadece Âdem’dir. Nice hakiki sohbetlere.