Yeni Duyu Organları?

Beş duyu organımız var malum, sizce yeni gelişmeler muhtemel yeni duyu organlarımızın aktif hale gelmesiyle açıklanabilir mi? Aranızda bedeninde yeni duyu organları tespit eden var mı? Nerede?

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yeni gelişmeler?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Burada hepimiz yeni şeyler keşfettiğimizi, hislerimizi söylüyoruz ya. Belki YENİ’den doğduk belki doğmaya çalışıyoruz ya

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü sezgilerim demek istiyorum bu soruya. tabii soruyu okurken bizim gündelik algılarımız yüzünden yanılmamıza neden olan “organ” ve “beş duyu” kavramları var. kendimizde yeni olanı ayırdetmek için başka türlü görmek gerekiyor sanırım.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Şimdi bu sorunuz beni başka bir alana götürdü.Son okuduğum kanal bilgilerinden birinde ki bu kanalların neden hep evropai olduklarını anlayamadığımdan itibar etmem pek ;önümüzdeki günlerde insanların genetik yapılarında değişim olacağını ve yeni bir algılama sistemine geçecekleri yazılıydı..Bu sorunuz konuyla alakalımı?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü nasıl?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ne nasıl?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü

    Yani nasıl başka türlü görmek lazım demiştim önceki yoruma. Size de; belki alakalıdır ama benim çıkış noktam o tür yayınlar değildi. Biliyorum ki bizler algılayıcılarız ve bunun beş duyu ile yapıldığını söylediler bize okullarda. Sonra bi d…Devamını Gör

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bilim öyle bir noktaya geliyor ki algılamak için kör,sağır ve sakat olsanız dahi çalışan bir beyin yetecek…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü çalışan beyin diyorsunuz ama bilim henüz beynin neden tüm kapasiteyle işlevsel olmadığını bulabilmiş değil.yüzde onlara kadar bile çıkaramadığımız bir orandan bahsediyoruz.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Simyayı bilim yeni inceliyor bilidiğim kadarı ile…

    Turan Erdal Duyu organi mi? Bütün deri organim (dokunmak degil) bir duyu organidir. Müzik dinlerken müzigin basini vücudunuzda hisettiginiz mi hic? Veya aniden kollarinizdaki killarin diken gibi olmasini gördünüz mü?

    Sibel Atasoy Doğru… Deriyle ilgili bi şey vardı hani hatırlarsın, ramashandran dı galiba söyleyen. Deri bizi sonsuzluktan ayıran organımızmış, o olmadığında biz ayrı bir ben hissedemiyormuşuz. Büyük oranda deri kaybı yaşayanlarda yapılan incelemeleri anlatmıştı.

    Turan Erdal Deri bizi sonsuzluktan ayiriyor, evet. Derimiz disarisi ile bizim sinirimizi belirliyor. Derimiz bir nevi bizi yok olmaktan da koruyor. BEN dedigimiz zaman cogunlukla derimiz ile sinirlanmis vücudumuzdan bahsederiz. Bu fiziksel sinirimiz. Zihinsel sinirimiz vücut sinirimizi asmak olmalidir.

    Sibel Atasoy enerji bedenimizin de bi yumurtayla sınırlı olduğunu söylüyor CC. Yani her iki bedenimiz de kendimizi ayrı bir ben hissedebilmek için tasarlanmış. Yani ben’den kurtulayım diye çok istekli biri olursa bir deri traşı olayı kökten halleder. Her şey sen olursun 🙂 Örneğin kızılderililerin baş derilerini sıyırdıkları insanlardan hayyatta kalan vardıysa, ne olmuşlardır diyebi araştırma ya da western filmi var mı?

    Turan Erdal Deri siyirmadan da hersey ile birlesme imkani olmali :-))) Aslinda kizilderelilere mal edilen bu tras olayi beyazlar tarafindan yapilmis. Senin söyledigin bir film veya arastirma bilmiyorum…

    Sibel Atasoy Herhalde vardır, bunu özendirmeye çalışmıyoruz burada 🙂 Bu arada ben saç tellerimizin anten olduğundan eminim. Bir de parmak uçlarımızın gördüğünden de eminim, bi yerde söylemiştim hatta. bu durumda agnia yani üçüncü gözü de sayarsak 13 gözümüz var halihazırda.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎(Çocuk 4 yaşında) Anne: Sen nereden biliyorsun bunu? Çocuk: Benim antenlerim var. (defalarca yaşanmıştır)
  • Sibel Atasoy Derideki gözenekler ise bi alem. Onların da içerden dışarıya ileti organları olduğunu sanıyorum hatta biliyorum. Acaip şeyler
  • Denge ile ilgili yani eksikliği durumunda neler olduğunuda yazmışlar

    Sibel Atasoy biri iç kulak dengeyi sağlayan, buna duyu organı denir mi bilemiyorum, diğeri neydi
    Murat Çağlıyan Evet 7 duyu organı var .. o bilineneler dışında 2 tane daha var birisi
    Kinestetik/hareket Duyu Organı;
    diğeri ise Vestibuler Duyu Organı ;
  • Murat Çağlıyan Aslında bunlar tüm sinir sistemi ve bedeni duyu organı olarak kabul ediyorlar. Bazı insanlar varmış vücutlarını kaybeden; bu duyuların eksikliğinden oluyormuş.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü patanjali bahsederdi şimdi aklıma gelmedi…5 duyu dışındaki duyu organlarından

    Uzuvlarımızın birbirleriyle uyumunu, Hareketlerimizin hızını ve yönünü, kuvvetimizin dozunu Kinestetik Duyu ile algılarız. Kinestetik Duyu Taktil ve Vastibular duyusuyla beraber gelişir ve vücut şeklimizi yönlendirir. Vücudumuzun yapısını, sınırlarını, konumunu ve Organlarımız arasındaki ilişkileri ve organlarımızın hareketini Kinestetik Duyu ile organize eder.

    Sibel Atasoy Ne diyordu Patanjali?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎5 duyunun dışında sanırım tam hatırlayamadım 5 duyu daha var ..

    Sibel Atasoy benim teklif ettiklerim organlara pek yorum gelmedi 🙂 Daha ileri gitmeyeyim o halde şimdilik :)))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bir arkadaşım anlatmıştı.yıllar önce amerika da bir okulda ilkokul çocuklarıyla bir çalışma yapmışlar. gözlerinizin vucüdünüzun neresinde olmasını isterdiniz diye. ağırlıklı çıkan sonuç şu olmuş: parmak uçlarımda. nedenine gelince, istediğimiz her yer parmaklarımızı sokar görebilirdik demişler. belki de bu çocukların istekleri kritik kütleyi aşıp bugüne gelmiş olabilir sibelciğim:)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Eterik beden üzerinde var; içe; fizik bedene ve dışa; astrala sonsuz ileti yapıyor. Çakralarla bağlantılı ve fizik bedendeki bütün organları duyu ogranı gibi gelişmiş olarak düşleyebilirsiniz; henüz kullanmıyorsanız bile:) Bunu yazan tosun:)

Özel Zamanlarınız?

Kendinizi iyi ,verimli ,mutlu hissettiğiniz gün içierisinde özel bir zaman varmı? Böyle hissetmenize ne neden oluyor?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Çoğu kez sabah uyandığımda, kahvenin kokusu, her şeyin ve kendimin hala hayatta olduğuma dair farkına varmak, önümde bütün bir hayat gibi duran gün ve hele varsa güneşle ilk bakış ve kucaklaşma…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben sadece tatsız olduğum zamanları anlarım…örneğin karnım bazen gaz yapar…bazen birine karşı direnç gösterdiğimi fark ederim…canımı sıkan şeye bakarım o zaman..yani kısaca ben tersten anlıyorum:))) bu gibi haller dışında verimli-mutlu olduğumu gösteriyor bu durum :))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben geceleri severim..Karanlık ve sessizlikte kendi iç seslerimi ve dışarıdaki huzuru daha iyi ayırt edebiliyorum.Gece sanki günün hasılatının toplandığı zaman..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Günün hasılatı… Süper bi çıkarım 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben de sevdim bu günün hasılatını..annem derdi ki ben her gece yattığımda günü düşünür ne yaptım kime nasıl davrandım hepsinin gözden geçiririm..günün hasılatı yani:)))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben de çocukluğumdan beri annenin yaptığını yapardım bilmeden, belki o sebeple “özetlemem” nisbeten kolay geçiyor.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sizin anneniz gerçek bir hediye imiş…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü evet bize de bu alışkanlığı öğretmişti..şimdi bana ne güzel hatırlattınız onun bu güzelliğini…hayat öykümdeki tüm zorluklara rağmen kalbimin kelebek aklımın berrak olmasının gerçek nedeninin kavradım birden teşekkürler..aslında o öğretmiş bana özetlemeyi:))

Sınırlar!

Bu arada Fringe geri döndü. Fakat bi değişiklik sezdim ancak araştırmaya vaktim olmadı. Senaryo gurubunda bir değişiklik mi oldu yoksa bende mi bi değişiklik oldu bilemiyorum. Resmen yazmakta olduğum kitabın içine girmişler! Yapacak bişey yok, birbirimizden kopya çekiyoruz bilmeden sanırım :))) Sınırlar giderek kayboluyor, bi sisin kalkması gibi adeta. Umarım bunu kaldırabilecek gücümüz olur.

**

Bu yıl başladığından beri bazı günler durup dururken içimde “perfect timing” sözü dönüp durmaya başlıyor, gün boyunca sürüyor hatta sesli olarak da söylemek zorunda kalıyorum. İşin ilginci böyle günlerdeki tüm kavuşumlar gerçekten mükemmel zamanlama oluyor, saniyesi saniyesine.

**

Dıştan bakıp incelemekle o şeyin bizatihi kendi olmayı deneyimleme farkını çok iyi biliyorum çünkü farkındalıklı olarak deneyimledim. Bunlar çok kısa süreli ziyaretler gibi. O şeyden kendini geri alamama ya da almak istemeyiş riski de var tabi. Endişeyle girişilecek işler değil belki de. Kendini fazla tasa etmediğin bi hisle girişiliyor sanki.

Her zaman dediğim gibi kendimden çok şey öğreniyorum :))) Bazen epey uzun sürdüğü de oluyor, tali yollarda dönüp dolaştığım da oluyor fakat her zaman evvelce saçtığım pirinçlerden birini bulup uyanıyorum! Hahahahaha insan olmak çok heyecan verici

Kendin Nedir?

Kendine ait olanla, kendine ait olmayan nasıl ayırt edilir?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü kendine ait olan derken neyi kastediyoruz ki?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ne anlıyorsanız:)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beni ben yapan herşey bana ait olandır.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü valla ben de tam tersini düşünmüştüm:)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü nasıl?

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ben” dediğim de kişiliğimden bahsediyorsam eğer, bu kişilik neredeyse benden bağımsız ve belki de bana rağmen oluştu diyorum.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü olur mu canım? yıllarca sayısız deneyim yaşayıp bunların sonuçlarını analiz edip kendimi bu hale ben getirdim. herkesin farklı farklı kişilikleri var zaten.bu da benim söylediğimi doğruluyor

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Demek ki her ikisi birden 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Benliklerimizin çokluğundan ve birinin patron olduğundan bahsetmiştik.Bunların ağası egodur.Kendilik duygusunu veren de odur.Mülke ait cismani herşeyin heveslisi odur.Ama duyguya sevgiye ve cömertliğe ait ne varsa o da ruhundur.Ruhta da tikellik olmaz.Kendilik yoktur.Biz vardır..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bunu gelece değil geçmişe bakarak söyleyebilirim ancak.bişey bende neredeyse hiç değişmeden kaldıysa o bana ait olan diyebilirim.kişiliklerimizde zaman içinde değişip duruyor unutmayalım bunu.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü gene dualite yarattınız ama arkadaşım:) madde kötü, ruh iyi mi anlayacağım bundan şimdi ben. bir de benliklerin ağasına ego demişsin.bence benliklerin bi ağası olsa süper olurdu ama sorun onların ağa paşa takmamasında yatıyo

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Her ego ağasının etiğine tabiidir 🙂 Dualite yaratmışsınız diyorsunuz da İyi kötü demedim.Kendilik imajı egonundur dedim..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü mülke ait şeyleri egoya, sevgi cömertlik ve duyguyu ruha bağlamışsınız ya, ondan dedim.bide şu ruh mevzu ne ilginç bişi.ne zaman burada bi konu açılsa ruh kavramı işe dahil oluyor.ama birimiz de çıkıp tam olarak bu ruh ne menem bişi anlatamadık:)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben onu anladım sanırım; rabıta imiş. En azından biraz aydınlandım

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü “Bir ışık çıktığı mecrada hükmedilemez” ‘den hareketle Bir’den çıkan ışığın sirayet ettiği yere ruh diyebiliriz..Bize ait olmadığı için ve varlığını icraasıyla keşfedebildiğimiz için tarifi zor biraz..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ooo bence bu gayet anlaşılabilir olmuş, dilinize sağlık, allah razı olsun.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Varlığın icrasıyla keşfedilen… Mükemmel. O halde varlık (yani tarif edilenler) olmadan ruh keşfedilemez, bu durumda biz varlıkların bulunduğu yerden, biz istersek, keşfetme çabası duyarsak, onu bilirsek ortaya çıkan soyut bi şey ruh. Soyut diyerek küçümsediğimi sanmayın, somut olanların soyuta taşınması yolculuğundayız zaten. yani şimdilik öyle sanıyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü İnkişaf ettiren sorular ne güzel 🙂
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ruh bu durumda “bilinmeyen” mi oluyor? CC nin kitaplarında bahsettiği bilinen-bilinmeyen-bilinemeyen çerçevesinde soruyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü
    O halde “sevgi cömertlik” gibi dilimize hoş yerleşmiş kelimeleri ruha atfederek varlığımızı incitebiliriz. Kendini eksik gören varlığımız bu noksanlığı nasıl alteder? Yoksa adamus bahsinde ki Kerri durumlarına bu sebeple düşüyor olabilir miyiz? Bilinmeyeni tarif etme çabamız mecburiyetten oluyor belki, çünkü yaradılışımızda merak ve keşif var. Bu güzel ama keşfettiğimiz şeyler tanımlıdır ve varlığa aittir, öyle değil mi?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ruhun varlığı beden ülkesindeki fiil ve hareketleriyle bilindiğini söyleyebiliriz.Buda her cesette farklı şekilde tezahür edeceği için bir bilinmeyen -bileneni izah edilemeyen ama deneyimlenebilen diyebiliriz sanırım…

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”izah edilemeyen ama deneyimlenebilen”… Bu bana ilham verici oldu. teşekkürler frekans. Bu durumda DJ’nin bi isim vermek zorunda kaldıkları için kartal, nagual deyip bunları asla tarif etmeye çalışmamalarını, hatta bunu men etmelerini anlaşılabilir kıldı.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bu keşifler nereye kadar sürecek çok merak ediyorum.çünkü bilinenlerin kaynağı bilinmeyenler.bilinmeyenin kaynağı bilinemeyen mi demek lazım.ama o zaman bilinemeyenin nihai yeri bilinen olur ki bu da doğru değil.bilinmeyen ne kadar acaba? (sorum saçma gibi farkındayım ama kuyruklara bakınız lütfen:))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bilinenin kaynağı bilinemeyen diyen arkadaşım.Bunu bakmak ve görmek arasındaki fark gibi düşünebilirsiniz.Algı varsa referans vardır noktasından hareket ettiğimiz için bu bilinenin kaynağı bilemeyen döngüsüne yanlıştır diyemeyiz.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bu oyunlar nereye kadar? diye ben de sormuştum ama cevabımı aldım 🙂
  • Turan Erdal Cok basit, bicak gibi bir ortadan kesin. Cok basit algilandiginda aslinda sinir cekmekle olur ama insan kendinde olmayani görebilir mi? Eger kendinde olanlari görüyorsa hic yeni birsey göremiyecek mi? Görmek bilinc ile ilgilimidir? Kafamizdaki “sablanlar” olmayinca görebilirmiyiz?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Görmek sadece göz ile alakalı bir durum değil.Ama gördüğümüzü yorumlamak için akla düşmesi ; içinde olanlarla benzerlik ve ayrılığının kıyasının yapılması ve idrak oluşturması için kafamız dediğiniz gibi bize lazım :))

Not: Burada 35 kişi aynı isim altında YEN’den DOĞAnlar kimliği altında cevaplar aramaktadır.

Değiş-Tokuş

Eski yıllarda şimdi ne olduğunu bile hatırlayamadığım bi şeyin olmasını istiyordum (genelde böyle bi durumla sık karşılaşmam, yani isteklerim daha bilincime pek çıkmadan karşıma gelir, öylesine hazır bulurum); fakat bu isteğimin bendeki tamlık durumuna karşın bana ulaşmasının fiziki olarak bazı şartlara tabi olduğunu da biliyordum her nasılsa.
Demiştim ki; sibel kızım istediğin bu şeyi nasıl satın almayı düşünüyorsun? Karşılığında ne vereceksin? Bu soruyla karşılaşınca hemen olası mevcutlarım bir bir aklıma geldi. Bi muhasebecinin bilanço aktifindeki assetleri gibi! 🙂 Şimdi tek tek ele alıyorum, bakıyorum bunu versem mi diye, içim elvermiyor. Bi diğerini alıyorum ele; yok yok arkadaş hiç birini veresim gelmedi. E şimdi bilançonun aktif/pasif dengesini bozamazsanız yeni bi şey de alamazsınız. Normal halimde bu iş bilinçsiz olarak yapılmaktaymış meğer bende, o yüzden böylesi bi debelenme olmuyormuş. Neyse işte geçmiş gün, galiba o isteğim için gereken denge yitimini sağlayamayacağımı anladım ve onu derhal unuttum!
Baksanıza hala hatırlayamıyorum neydi :))))
Çok zevkli… diye bitirecektim anıyı ama nedense aklıma zevzek kelimesi geldi. ikisi de Z ile başlıyo,bi alakası var mı diye sorgulamadan öylesine bırakacağım bunu… hahahahahaha
Gününüz zevkli geçsin frekanslaaarrrr

**

Öyle durduk yerde yaptığım beyanlar, kendim ve Sibel içindir. Bi soru yöneltildiğinde yaptığım beyan ise kendim ve soran içindir. Tabi hangisini seviyosun, tercih ediyorsun derseniz, tercih yapamıyorum ikisi de kendiliğinden, zaptedilemez bir akış.:)