Kategori: Esinti
Deneyimler soru-n-larımızın üstesinden gelebilmek için
5 gezegenin aynı anda gerilemeye girişi, eskiden çözemeyip rafa kaldırdığımız sorunları yeniden önümüze getirdi. Fakat güzel haber şu ki bizler eski biz değiliz, her gün yeniden doğduk, hayatı algılayışımızı revize ettik, bol bol özetleme yaptık, fiziksel bedenimizi uygun diyetler ve yepyeni beslenme tarzları ile temizledik, hayatımızı sadeleştirdik, duygusal blokajlarımızı, özetlemeler ve rüya analizleri ile hafiflettik. Yani biz eski biz değiliz, kim korkar hain kurttan! şaka tabi o hain filan değil, O, retronun ısıtıp önümüze koyduğu eski halledilmemiş bitmemiş konuların şu an üstesinden gelebilecek kadar güçlendik. Hadi hayırlı olsun kurtuluşumuz demek geliyor içimden.
Bugün anneler günü ve bir arkadaşım sabahın erken saatinde şöyle kutlama yazmış bana:
Ne mutlu sana 🙂
Yönetim şeklinde yıllar önce devrim oldu
İlk gençlik yıllarımızda, resmi -gayrı resmi iş yerlerinde çeşitli kademelerdeki yöneticilerin çoğu, kendileri olmadığında bütün yapının işlemez olacağını büyük aksaklıklar çıkacağını söylerdi, bu doğruydu da kısmen çünkü yapılanmaları bu niyetle kuruyorlardı; insan yetiştirmiyor, bilgilerinin büyük kısmını paylaşmaktan sakınıyolardı. Ben o günlerde bunu onlar adına anlayışla karşılıyordum çünkü korku vardı içlerinde, başkasının kendi yerini alabileceğine dair korku. Bunun sebebini de daha 6 ay çalışmayla fark ettim (bu arada bir yandan da okuyordum) çünkü değişim ve genişleme, boşalarak yeni şeylere yer açma gibi tamamen fizik yasalarından bi haberdiler. Okumuyor, araştırmıyor, daha da beteri aynı seviyede yada diğer seviye çalışanlarla gerçek iletişim kurmuyorlardı. (onlara gençler kasıntı ve bencil gözüyle bakarlardı), böyle görmüşlerdi eskilerden ve böyle devam etmesi gerektiğini sanıyorlardı! Ama olmadı! Çünkü iletişim çağı tusanami gibi üzerimize geliyordu, “ilişki ve paylaşım” tüm işyerleri için başarıda vazgeçilmez statüye yükseliyor,bilgiye erişim sudan ucuz oluyordu, el üstünde tutulan davranış ve söylem artık şu oluyordu: “ben olmadığımda da he şey tıkır tıkır yürür” ve bunun gerisinde bi gülümsemeyle ekleniyordu “çünkü sistemimi öyle kurdum!” .. İnsanlar bununla gururlanmaya başladığında (ki ben de böyle bir yönetici oldum, çok hızlı yükselttiler beni) iş yerleri profesyonelleşmeye başladı, paylaşılan ve geliştirilen deneyim onların iskeletlerini güçlendirdi ve en azından bazı alanlarda gelişmiş ülkelerle ilişki başladı.
Mantık zaten bunu gerektiriyor; sınırsız bilgi ve deneyim varken, bende olduğunu varsaydıklarımı kıskanmak ve saklamak için hiç bir sebep yok. Onu verdiğinde yer boşalır ve oraya hayal bile edemeyeceğin(?) şeyler dolar. Bilincimizin üç yönüyle ilişkili olmak budur.
(?) Önceden hayal bile edemeyeceğin şeyler, bilincinin 3 bölümünde uyanık zihnin LONO’dan bağımsız olarak işlenmektedir, dünyanın her yerinde tüm insanların bilinciyle ortak bir devinim içinde, her an alışveriş halindedir. O halde mevcudu saklamak diye bir şey zaten yanılgıdır. Kimse kimseden bir şey saklayamaz 🙂
Kuyular, Teknokratlar ve ben
Fikirler tartışılmadiğında barbarlaşır.
Fikirler tartışılmadiğında barbarlaşır. Hawaii atasözü
İster kişisel isterse toplumsal ölçekte olsun terör, negatif ustaların pek mahir ellerinde işte bu sebeple yeşeriyor ve her şey gibi evrilmemize korku ve dehşet yoluyla hizmet ediyor. Açıkçası ben tartışabilmeyi, uzlaşmayı, gerekirse ödün vermeyi (evet ulusça nefret edilen bi sözcük olsa da), yeni nesiller için daha yumuşak yöntemlerin geçerli olmasını diliyorum.
Evrim mekanizması çok vahşi,onu insan olma pozisyonundan değerlendirmek mümkün değil sanki.