Kendiniz/Başkaları ve Sırat köprüsü

Ya da…

eviniz ve dışarısı

Huyunuz ve başkalarının huyları

Yaşamınız ve başkalarının yaşamları…

Tüm iyi şeyleri edinmeye çalışırsanız, gözlerinizin gördüğü dünyaya tüm kötü dedikleriniz kalır. Bırakınız biraz iyi de başkalarına kalsın!
**
Yukarda ne varsa aşağıda, içerde ne varsa dışardadır. Gerçeklikler, fizikti ahiretti, metafizikti vs diye kesin sınırlarla ayrılamaz.

Mevcut kurallar yok sayılarak yeni bişey yapılamaz; burada sihirli sözcük: kapsama‘dır. Öncekilieri kapsayan yepyeni!

**
Diğer ayağını yok sayan yürüyemez, diğer kanadını kötüleyen uçamaz.
**
Mevcut yasalar, “al ben yiyemedim sen ye diye” teslim mi olacaklar ölmeye?
**

Bilimin haşarı prensi Feynman şöyle der: Niçin fizikçiler yasaları sürekli değiştiriyorlar. Yanıt öncelikle şudur ki, yasalar gözlemler değildir, îkincisi, deneyler her zaman doğru değildir. Yasalar tahmin edilmişlerdir, ekstrapole edilmişlerdir. Onlar sadece şimdiye kadar süzgeçten geçmiş olan iyi tahminlerdir. Ancak şimdiki süzgeçlerin delikleri, daha önce kullanılan süzgeçlerin deliklerinden daha küçüktür. Bu nedenle yasa şimdi süzgeçte kalarak yakalanabilir. Yasalar tahminlerdir ve bilinmeyene ekstrapole edilmişlerdir. Ne olacağını bilmiyorsanız, bir tahminde bulunursunuz.

**

Yaşayabilmek ve bilmemek, birbiriyle uyumludur.Ben daima bilmeksizin yaşıyorum. Bu kolay bir Şeydir. ve BAK böyle doğdu 🙂

**

Meseleleri önce kurgucular çözer; bilimkurgu ve fantastikçiler. Bilimciler onları taklit edebilirlerse başarıya ulaşırlar.
Önce örülür sonra G-örülür. Böyledir alemin yazgısı!
**
Tekamül isteğe bağlı değil, çatlasak da patlasak da evriliyoruz.
**
Evrilmeyenler devrilir! velakin illa yine döndürülür de evrilir.
**
E öyleyse bildiniz mi gayrı Sırat Köprüsü neden kıldan ince, kılıçtan keskindir?
**


Yıldızlar, toz, kum ve raks

Hangi yıldızın hangisi olduğunu hiç ezberleyemesem de onları titiz bir göz hapsine almışımdır, nedense?! Yerli yerinde dursunlar da gecenin göğünde, bu bana güven veriyor.

**

Annem de “toz”ları ve ayrık otlarını sıkı bir gözleme almıştır, nerde ve ne zaman görülürlerse hemen haklarından gelinir. Onu anlayabiliyorum, o bir düzen aşığı! Bu kaotik malzemeler bi anlığına ortadan yok olduğunda annemin duyduğu o saf-pür sevinci ben de hissederim bazen. O hep hissediyor çünkü aşık.

**
Ama babamı da anlıyabiliyordum; çünkü o der ki her an toz yağıyor o halde temizlemeye ne gerek var! O bir anlık temizlikle tatmin olmayanlardan, sonsuz ca süremeyecek bişey onu kederlere ve şüphelere gark ediyor.

**

Ya siz sevinçten mi kederden mi yanasınız?

**

Yıldız ve toz, YILDIZ TOZUnda mükemmelen birleşir. Bunu Neil Gaiman yaptı! A tabi bir de Philip Pullman var, bir diğer hayranı olduğum ingiliz yazar; o da Karanlık madde üçlemesinde TOZları inceledi.

**

Felsefi ve spiritüel kaynaklar da ikide birde tozlardan bahseder! Sonunda toz olacağımızdan! Ve belki zaten toz olduğumuzdan 🙂

T-OZ,  Oz büyücelerini de anımsatmıyor değil hani ve tabi tüm zamanları altın tozu hikayelerini

**

Batı’da toz pek bulamazsın, Güneyde ise onlar daha ilkseldir yani KUMdurlar henüz. Kum inceldikçe toz olur. Hatta öylesine incelir ki, belki ışık olur!

**

Tozlar, güneş ışığı vurduğunda nasıl da parlar ve neşeyle raks ederler havada 🙂

Exupery ile birleşik şeyler

“Hayatın anlamını öğrenmeye çalışan herkes kendine güvenmelidir. Bu keşfedilecek bir şey değil: Şekillendirilecek bir şeydir.”

**

Picture “Hoşça kal, dedi tilki. Ve şimdi de sıra sırrımda, çok basit bir sır. İnsan ancak kalbiyle doğruyu görebilir. Esasın ne olduğu gözlerden gizlenmiştir.”

**

“İnsanlar bir olayın içine girdiklerinde artık korkmazlar. İnsanları yalnızca bilinmezlik korkutur.”

**

“Savaş bir macera değildir. Bir hastalıktır. Tifüs gibi.”

**

“Tüm yetişkinler bir zamanlar çocuktu… Ne yazık ki pek azı bunu hatırlar.”

**

“İnsanların artık hiçbir şeyi anlamaya vakitleri yok. Dükkânlardan hazır şeyler satın alıyorlar. Ancak içinde arkadaş satılan dükkânlar olmadığından, artık insanların arkadaşı yok.”

**

“Yalnızca, hareket halinde kuvvetller vardır; bunları yaratmak gerektir. Çözüm yolları sonra kendiliğiinden gelir.” Gece Uçuşu

**

“Bizim istediğimiz, ölüsüz olmak değil. Fakat hareketlerin, nesnelerin birdenbire anlamlarını yitirdiğini görmemek. İşte bizi çevreleyen boşluk, o zaman kendini belli eder…” Gece Uçuşu

**

Amaç belki de hiçbir şeyi doğrulamaz, ama onun uğrundaki çalışma insanı ölümden kurtarır. Gece Uçuşu

**

“Zafermiş…Bozgunmuş… Anlamı yok bu sözlerin. Hayat bu sembollerin altındadır ve daha şimdiden yeni semboller hazırlamaktadır.Bir zafer, bir halkı zayıflatır. Bir bozgun, başka bir halkı uyandırır.Önemli olan, yalnız hareket halindeki olaylardır.” Gece Uçuşu


Ve Bir de Ekşi Sözlükten onun Hakkında:

tanrı’nın ruhuna üflediği o büyük dehayı kusursuzca akıttığı “kale/citadelle” kitabı ile efsaneleşen çağımızın en büyük yazarlarından (-lar eki de gereksizdir kanımca). 1900-1944 yılları arasında yaşamış, popüler çocuk kitabı “küçük prens” ve en büyük eseri “citadelle” dışında “güney postası”, “gece uçusu”, “insanların dünyası”, “savaş pilotu” gibi eserler de vermiştir.
saint exupery’nin o yükseltici tanrısal ışığının aydınlattığı yolu kavrayabilme uğraşısının ilk şartı onun dünyayı algıladığı o eşsiz bakışın gezindiği dağı görmekten geçer. ruhtan, tanrıdan, yoldan, geometriden, bahçıvandan, dağ keçisinden, alçakgönüllülükten, uzaktaki bir evin bahşettiği varsıllıktan. “çünkü, söylüyorum sana” der, “insan kendi yoğunluğunu arar, mutluluğunu değil“…
(kahlo, 02.12.2002 10:29)

Bu da benden olsun:

Küçük Prensi bu sayfalarda uzun uzun ele aldım; çünkü insanların algı düzeylerine daha yakın, tıpkı Bach’ın Martı’sı ya da Coelho’nun Simyacı’sı  gibi. Ancak derinlere dalmaktan zevk alanlar için Gece Uçuşunu tavsiye ederim. Orada aşağı yukarı bi kaç sayfada bir hayalinizden Ayn Rand’ın (*)yüzü geçer gibi olur. Ama sadece geçer, durup kalmaz; çünkü Exupery ondan biraz daha derine şöyle Toltec bilgeliğine yakın bi yerlere kadar dalar.

(*) Ayn Rand incelememiz için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=3357

Sirius ve benden ortaya karışık holografik esintiler

Tüm içsel zekanızla, detayları atlayıp sonuca varmak için yakıcı arzunuz sizin doğanızdır. Ancak bildiğiniz gibi, güzellik detaylarda saklıdır.

*
Yollar bi yere varmak için yapılmadı. Ağ bağlantılarıdır onlar, yürürken çevrenize bakın, zevk alın, birlikte yaratın diye.

*

O yollar ki sayılmayacak kadar çoktur, o halde toptan Ağ Bağlantısı diyelim, siz üzerinde gösterinizi güven içinde yapasınız diye altınıza serildi.

*

Yorgun kanatlarınızı kaldırın ve uçun.
An’ı tanıyın ve onun mükemmelliğine şahit olun.

*

Bilinçteki en büyük hamlelerin, mantıklı beynin analitik süreçleriyle değil, sezgisel zihinle sağladığını gördük.

*

Deneyiminizin asla sona ermeyeceği, ulaşacağınız bir zirve olmadığı anlayışına erişeceksiniz. Bu kuramlaştırılmış başarı ve varış ölçüleri aldatıcıdır. Mevcut rezonansınızın yansımalarıdır.

*

Deneyimlerinizin zenginliğini belirleyen sizsiniz. Nelerden yoksun olup, neleri beklediğinize mi odaklanacaksınız yoksa her AN’ı, o çok heves ettiğiniz büyük adımlar kadar, küçük ve önemsiz gibi görünen adımları da kutlayacak mısınız?

*

Zamanla-belirlenmiş her sonuca dair beklentileriniz, zamanı etkiler, onu eğip büker.

*

Yeterince’ye bağlamak

Toprak, senin benim gibi canlıdır. Likenlerden beri tüm atalarımın bileşimidir toprak. Dikkatli atasın adımını onun üstüne.

**

“Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olduğunu zannettren şey, ona ayırdığın vakittir”.
Çünkü vakit sensin, kendinden ne kadarını ayırıyorsan bi şeye onu önemli sayarsın, yoksa KENDİN bu işe üzülür!

**

Orta nokta, nötr olduğundan insanları çekmiyor fakat tanrılar için mükemmel bir dokunulmazlık alanı sunuyor. Her türlü anlaşma, değiş tokuş işlemini o noktada barış içinde yapabiliyor tanrılar. Özetle diyebiliriz ki savaşmak için gereken güç yok orada 🙂

**

“Yeterince” kelimesi üzerine kavramsal olarak biraz düşünün, ara ara aklınıza geldikçe düşünün. Asansörde, merdivende, köprülerde düşünün lütfen. Aynı anda aklınıza “sarkaç” da gelsin, onu da hissedin, kişisel tarihinizle birlikte hissedin sarkacı. Sonra yeterince’ye bağlanacak mı bir bakın.

**

B-ağlamazsan, ağlarsın!

**

Olsun, ağlamak da gülmek de aladır, dışarı saldığın sen pekaladır. 🙂

**

Taraf olmadan hiç bişey hakkında kelam edilemiyor. Yapacağın en iyi şey, iyi bi iç çekiş, bazen de sunturlu bi kahkaha. Öyle işte…