DÜNYADA KAÇ KİŞİYE YER VAR ?

Dünyada sorumsuzca çoğalma devam ediyor insanlık olarak.

 1 .  Çevremizde  gidebileceğimiz  yaşanası   bir  gezegen varmı?
  2.  Temiz   su  kaynakları  kaç milyar insana ve diğer canlılara yetebilir?
  3. Küresel  ısınma  doğrumu.  kaç milyar insan  olunca  tehdit  oluşturacaktır ?
  4.  Bu gün  sorumsuzca yaşarken  çok ileriki  yüzyılda yaşıyacak 
         insanların  hayatlarına  ipotek koyuyor  olabilirmiyiz?
  5.  Dünya  nüfus planlaması diye bir  şey varmı  yada kurulabilirmi?
  6. Nüfus  planlaması sadece tek  çocuk yapın derse   insanlık  buna uyacakmı?
   7.  Olası bir kıtlıkta  3 dünya  savaşı  çıkarmı ?
    8. Dünyanın  barındırabileceği  insan sayısı tahminen  kaçtır ?
    9.  Bu  konuda ne yapmalı,  dünyada akılcı  çözümler ya da düşünceler varmı ?
     10. Bir devlet başkanının çıkıp  3  çocuk yapın  demesi ne kadar doğru ?

         Akıl ve mantık çerçevesinde yapılabilecekleri  düşünen iletmek  isteyen  gerçekten  sorumlu  insanların  yorumlarını   bekliyorum. saygılar.

*Kendi Devletimizi Yaratıyoruz…

Şimdiye kadar devlet hakkında bir çok tanımlamaya gidilmiştir. Bazı yazar/düşünür/siyaset bilimci farklı yönetim şekilleriyle bir devlet yapısı oluşturmaya çalışmış.Örneğin Marx‘a göre devlet, toplumu engelleyen ve yavaşça yok edilmesi gereken bir yapılanma iken; Hegel‘e göre devlet, Tanrı’nın yeryüzündeki yansımasıdır…

Peki ya size göre devlet nedir? Nasıl olmalıdır?

Herkesin katılabileceği bir oyunla kendi devletimizi yaratalım.
En büyük siyasi kurumlardan birisi olan devletin şeklini ve yönetimini belirleyip kurumlarını oluşturacağız. İsteyen istediği kurumu seçip kendine göre o kurumu şekillendirebilir.

Mesela, eğitim kurumunu alan kişi “Bu devlette eğitim ………… sebeplerden ötürü şarttır ve eğitim kurumu …………….. gibi oluşmalıdır” diyerek devletimizin bir kurumunu yaratabilir….

Kurumlardan bazıları;

*-yönetim (yönetim şekli ve yönetimdeki kişiler)

*-eğitim(eğitimin yapısı ve şekillenmesi)

*-sanat(sanatsal faaliyetler ve halk-sanat ilişkisi)

*-ekonomi(piyasa ve para döngüsü)

*-hukuk(yaşama ve adalet işleyişi)

Aklınıza başka bir kurum geldiğinde ekleyebilir ve o kurumun nasıl yürümesi gerektiğini açıklayabilirsiniz…

Bir Matematik Problemi

Siz bir yarışmadasınız ve karşınızda 3 tane kapı var.. Bu kapıların birinin ardında ‘araba’, diğer ikisinin ardında ise iki ‘keçi’ var.

Yarışmanın sunucusu hangi kapıda araba olduğunu biliyor.

Siz 1. , 2. ve 3. kapılarından birini seçiyorsunuz. (Varsayın 1.yi seçtiniz)

Sunucu hangi kapıda araba olduğunu bildiği için, diğer iki kapıdan birini açıp, size açtığı kapıda ‘keçi’ olduğunu gösteriyor (varsayın 3.yü açtı) (Resimdeki gibi)

Ve sunucu size ‘bir şans daha tanıdığını’ söylüyor.. Kapınızı değiştirme hakkınız olduğunu, istersen 2. kapıyı seçebileceğinizi söylüyor.. İlk seçtiğiniz kapıyı değiştirir miydiniz?.. Seçtiğiniz kapıyı değiştirmek sizin yararınıza mıdır?

Not; Sunucunun sizi kandırmak, aklınızı çelmek, üç kağıt yapmak gibi insani fonksiyonları yok.. Siz kapılardan birini seçtikten sonra, kalan 2 kapıdan birini açıp, kapının arında ‘keçi’ olduğunu göstermesinin o sunucu için bir zorunluluk olduğunu düşünün.

Bir Savaşçı Olmalısınız

İnsanlar geleneksel düşüncelerin ya da alışkanlıkların dışına çıkmaya zorlanır. Dünyadaki bir çok buluş ilk tanıtıldığında, tepkilerle karşılanır.Sizde yeni bir fikir bulduğunuzda, herkesin sizin gibi düşünmesini ya da sizi alkışlamasını beklemeyin.Bir savaşçı olmanız ve karşınıza çıkan engelleri aşmanız gerekecek.Bütün enerjinizi odaklayın ve düşüncenizi hayata geçirinceye kadar da durmayın. Her bulduğunuz fikir ise yaramayacak ya da hayata geçirmeye çalıştığınızda engellerle ve insanların önyargılarıyla karşılaşacaksınız.Yapamayacağınız söyleyenler olacak.Bunların karşısında durabilmek için güçlü olmalısınız.

Hayatımızla ilgili yapabileceklerimiz, yaşayabilecekleriniz sizi heyacanladırıyor.Neden kendimizi belli kalıplar içerisinde sınırlıyalım ? Dünya da yedi milyar insanın aslında temel olarak birbirinden pek de farklı olmadığını görebilirsiniz. Farklı olan ya da farklı düşünebilen insanlar, sadece özgür bir zihinle kendilerini yaratılıcık konusunda serbest bırakabilenlerdir.

Neden herkesin düşündüğü ya da davrandığı gibi davranasın ? Sen kendini ait , kendine has bir varlıksın ve dünyada senin esin benzerin yok. Şimdiye kadar düşüncelerine vurduğun zincirleri kaldırıp at. Her şeyi yapmanın bir yolu değil,bir çok yolu var.Gel bunları keşfedelim, heyacan veren yolculuğu yapalım. İçindeki çocuk tekrar kıpır kıpır olsun.Sor ona, neler yapmak istiyor, nasıl yapmak istiyor?Geçmişte oluşturduğun ve seni sınırlayan düşüncelerine hemen dönme.Her şeyi yeniden ele al.Hayalini düşünmek seni heyacanlandırıyor.Peki neden yeni bir sayfa açıp onu elde etmek için neler yapabileceğini düşünüyorsun ?

Her şeyi yapmaya, bütün dünyayı karşına almaya hazırsın.Ama ne? Ne yapacaksın? Nasıl o layık olduğun hayatı yapacaksın? İçindeki alev ve biraz da canını yakan arzuyla,sürekli nasıl diye sorarsan cevapı sana gelecektir.Nasıl yapabileceğini bulduktan sonra,sahip olduğun enerji ve o içindeki fırtınalar koparan hayallerin seni oraya götürecektir. Yapman gerekenleri sana yaptıracak o itici güce sahip olacaksın.Kimliğinin içinde yanan ateşle birleşerek seni oraya son sürat giden bir tren gibi önüne çıkan engelleri parçayalarak ulaştıracaktır.

22 ARALIK 2009 ALMANYA

Yok Oldular Bittiler…

Aşk, eskiden bir ihtimaldi ve sihirli bir değnekti peri masallarından kalan… Kulak memesi kadar yumuşak ve avuç içi kadar sıcak gerçeğinde kaybolup gitti… Her güne umutla uyanan insanları tanıdım ben. Her sabah aynı heyecanla yatağından kalkıp güne başlayan, uzun yollarda şarkı söyleyen ve yürüyen kara kuru adamlar, vişne reçeli seven tıknaz kadınlar, birbiri ardına şiirler yazan nasırlaşmış parmaklar hatırlıyorum…

Her şeyin bir sonu mu var? Olmalı mı veyahut? Hepsi yok oldular…

Şarkılar söyleyen adamın dili fazlaca şiveliydi. Sanırım benim kolayca anlayabileceğim ve bıkmadan dinleyebileceğim o şarkısında hep aynı nakaratı söylerdi tıknaz kadına:

“Biz parayı istifleyip kullanamayız!! Şarap ve sigara ha bir de güzel çekici kadın, başka ne işe yarar ki para? Köpeğe versen yemez, insan evladı onun uğruna can bile alır.. Sen çok başkasın, zevkleri dürtüp gidiyorsun, hem arkana bile bakmadan. Para seni sarhoş etmiyor şarap kadar…”

Tıknaz kadın tam bir kaçıktı. Abuk sabuk dertleri vardı. Yüzü hiç gülmezdi. Hiç gülmedi… Vişne reçeli severdi kızarmış ekmekle yerdi. O bir adaydı dört yanı arzularla çevrili. Akşam beden kıvrımlarında dolaşan şehveti sabah unutup geçer giderdi. Çoğu kez sevişmenin akıttığı ter damlacıklarının ıslattığı yatağından utangaç bir soğuklukta uyanırdı. Hiç tanımadığı duygularda az sonra boynunu kesecek sevgi yanılgısını arar, çocuk kalmış yüreğinde bakir tarafını hep beklediği aşk için saklar dururdu. Hep yarım kalırdı, hep aç kalkardı yataktan, hiç dokunamadı özgürce hayata ve hiç doymadı ömrünce…

Hayatlarını baştan aşağı yıkayacak yağmurlarda dolaştılar yine de temizlenmedi üzerlerine sinmiş ağır koku ve ziftleşmiş kir tabakası. Milyon tane çift gözün bakışları altında ezilip durdu hayalleri. Dirileştiremedi aksine öldürdü onları aşkın ihtimalleri. Oysa doğarken o sabah ve her sabah heyecanla umutları, onlar buğday kadar bereketli idiler… Yok oldular bittiler…

Ayşe Özen (delişey),