Superman ve Clark Kent

Superman ve Clark Kent i karşılaştıracağım. Siz de kendi karşılaştırmalarınızı eklerseniz sevinirim.

1- Superman, bireysel kahramanlıklar peşinde koşarken, Clark Kent sosyal dönüşüm uğruna kahramanlık yapmaktadır.
2- Superman gizemlidir oysa Clark gayet açık ve dobradır.
3- Superman dar kostümü ve kırmızı çizmeleri ile sirkten çıkmış gibidir, oysa Clark tam bir beyfendi gibi giyiniyordur.
4- Superman janjanlı ve abartılı hareketlerle kendinden bahsettirirken, Clark Kent mütevaziliği ile tanınıyordur.
5- Superman zenginin malını korur, Clark Kent halkı korur.
6- Superman bilgi saklar, oysa Clark Kent bilgi yayılsın diye uğraşır.
7- Superman sosyal olaylara ilgisizdir, varsa yoksa bireysel olaylar peşinde koşar. Clark Kent sosyal sorunlara değinir.
8- Superman kaba kuvvet kullanır, Clark Kent olayları zekası ve yazıları ile çözer.
9- Superman ultraviyole ışınlarla kadınların içine bakarken, Clark Kent o gözlerle çok kitap okuduğundan gözlük takıyordur.
10- Superman rengarenklikle zenginliği temsil eder, Clark Kent fakir ama gururludur.
11- Superman hırsızları yakalar, Clark Kent hırsızlığa sebep olan toplumu sorgular.
12- Superman araştırmaz, sorgulamaz, hep kendini haklı sanır. Clark Kent araştırmacı gazetecidir, sorgular ve haklıyı arar.
13- Superman savaşlara hiç müdahale etmez, oysa Clark Kent savaşların sonlanması için makaleler yazar.
14- Superman siyasi yolsuzluklar ve hırsızlıklarla ilgilenmez, ama Clark Kent yolsuzlukların peşini bırakmaz.

Anlam(landırm)aya Çabalamak…

Ah be güzelim, aklımdakileri gerçelleyebilsem…
Seni mutlu etsem…!
İmkansızı başarabilir miyim ?
Kendimden korkuyorum ilk defa…
İlk defa güvenemiyorum -içimdeki bana-…
Aynanın arkasındaki kukla ben miyim ?

Yanlış zamanda tanıdım seni… ihtimal bile vermeden düşürdüm gönlümü…
Bu yankılı duvarlardan seken, senin sesin mi…?
Senin de hayatın, aynı çizgiye mi bağlı…!!
Doğru gitmeyen her şey, yanlış mıdır peki…?
Soru sormaktan bıktım, cevaplarını arayamadığım…!!
Cevapsız kalmasını istediğim sorularım oldu…
Anlamı olmayan sözlerim belki de…
Gereksiz bir hayatım vardı ellerimde…

Bunu anlamlandırmaya çabalaman ne güzel…
Güzel anların dibini tutturabilmen için, ateşte bekletmen ne güzel…
Uzatmak için her şeyi yapardın biliyorum… farkındayım…!!
Ayrılık olmasa sonunda bildiğimiz…!
Belki farklı olurduk ikimiz…!!!

Uyanamıyorum…

gökteki yayılan mavilikle
denizdeki sallanan mavi karışıyor bazen…
ufuk denen sonsuzluğun somutu
bir anda uyanıyorum rüyalardan…
sanki tekrar tekrar uyanıyormuşum gibi
soyut bir dünyada havada kalmalıyım
iki mavilik arasında yok olmadan…
güneşin sarısı üşütüyor içimi
mineral kaybediyorum her öksürdüğümde
ve her çığlığımda benliğimden bir hatıra daha eksiltiyorum…
bir gün ter içinde uyanıyorum
bitiriyorum diye seviniyorum rüyaları…
aynı akşam yorgunluğun haklı zaferi;
uyku, tıpkı anne kucağında huzurlu gibi…
aynı, sevgili koynunda yatar gibi…

ve geriye ne kalıyor
hiçbir canlı, isteyerek ölemediğinden
beklemek ve yine, uyanma rüyaları…
ve acıların içersinden sıyrılmalar
tıpkı hergün gömülürmüş (ölürmüş ) gibi

yabancı kültürler

Aramızda yabancı kültürlerle tanışıklığı olan bir hayli insan var.

Kategorik olarak çok anlamlı bir yaklaşım olur mu bilemiyorum ama ben yine de sormak istedim; İşi ya da hayatının bir gereği olarak farklı ülkelerde ve farklı kültürlerle birarada yaşayan/yaşamış olan arkadaşlarımızın dikkat çekici bulduğu ve – sosyal, ekonomik ya da siyasi olmaktan ziyade daha özelinde ve insana dair olarak- paylaşmak istediği hususlar var mıdır?