Şeytan’ın Güncesi

Yine “YeCinni”den alıntıdır…

İblis bir günlük tutmuş olsaydı böyle bir şey mi olurdu acaba? :

1.
Gözümü açtım. Karşımda tuhaf bir tip beni süzüyordu. Meğer beni o yaratmış. Eh, teşekkürler.

2.
Bu gün hayattaki ikinci günüm. Bulunduğum mekan çok rahat. Her taraf rengarenk. Ortam çok sıcak ama, ya da bana öyle geliyor. Yaratıcımın söylediğine göre hammaddem ateşmiş. Sıcaklığım ondan olsa gerek.

3.
Ortama yavaş yavaş alışıyorum. Yaratan benimle epey ilgileniyor. Herşeyi öğretti bana kısa sürede. Bulunduğum mekanın adı “Cennet” miş meğer. Süper güzel bir atmosfer, ortalıkta bir sürü şirin şirin canlı var, rengarenk kuşlar filan. Her yerde dereler akıyor, ben içlerine girince suları kaynıyor. Çok eğlenceli. Derelerden birinin suyunu içince de müthiş kafa yapıyor, adı Kevser. Bu Yaratıcı da ilginç bir eleman. Canı sıkılıyor herhalde, sürekli bi acayiplik icad ediyor, onunla eğleniyor.

dikkat! hırsız var…

carlos castaneda, dünyayı ne şekilde algılayacağımızın bizlere öğretilmiş olduğunu anlatır her fırsatta. dünyayla aramıza giren şey bizim onu yorumlama biçimimizdir. bu yorumlama mekanizmasının durdurulmasına da dünyanın durdurulması adını vermiştir. dışarıda öylesine var gibi görünen şeyin bir serap olmadığını, serap olan şeyin bizim onu yorumlama biçimiz olduğunu belirtir.

peki dünya durdurulunca ne görürüz? castaneda, buna enerjiyi akışı içinde görmek demiştir. Ve iddiası odur ki bizler iki algıyı da aynı anda gerçekleştiririz. yani hem bildik tanıdık dünya algılamamızı sürdürürüz hem de enerjiyi akışı içinde algılarız. belirttiğine göre toplumsal eğitim sonucunda dikkatimiz bu ikili algıdan, yalnızca yorum katılmış algı olan, tanıdık bildik dünya algısına çengellenmiştir. enerjiyi de algıladığımız halde buna dikkatimizi vermek bize öğretilmemiştir hatta bu engellenmiştir.

tam bu noktada çoğu insanın kabul etmekte zorlanacağı bir şeyi daha öne sürer castaneda, bizlerin iki zihne sahip olduğumuzu. biri, bize ait olan ve enerjiyi doğrudan algılayan, dingin, bilge, her şeyin kaynağıyla doğrudan bağlantılı olan zihin, öteki ise bize ait olmayan, sonradan monte edilmiş, marazi, keşfedilme korkusuyla dolu bir zihin. castaneda bu ikinci zihne yabancı donanım demiştir. işlevi ise bizde bazı farkındalık parıldamaları yaratmak ve ortaya çıkan bu farkındalık parıltısını kendi ait olduğu varlık lehine kullanmaktır. evet bu marazi zihin başka bir varlığa aittir. ustaca bir manevrayla bize, kendi zihnini bizim zihnimiz diye yutturmuştur. enerjimizi çalmaktadır. kendi algısal hünerlerimiz için gerekli olan enerji bizden çalınmaktadır. bu hırsızın, bize ait olan zihnin işleri ele almasına kolayca izin vermeyeceğini söyler castaneda. çünkü hırsızı kendimiz sanmaktayızdır ve düşündüğümüz, hissettiğimiz, yaptığımız her şeyin kendi çıkarımıza olduğunu düşünmekteyizdir. yavuz hırsız ev sahibini bastırmıştır.

KADER Mİ? O DA KİM?

KADER Mİ? O DA KİM?

   Kader denen şey?in varlığını kabul etmiyorum. "O"nun bizleri çepeçevre kuşatmış olduğunu ileri sürenlerin iddialarını da ahmakça buluyorum.

   Kaderi kabul etmememin benim kaderim olduğunu da kabul etmiyorum.

Toplum tarafından benimsenen, hoş karşılanan ve hatta içselleştirilmiş olan hiçbir değerin, psikolojik olarak benliğimde, aklımın saflığında bir baskı unsuru oluşturmasına izin vermiyorum.

   Demek ki, insanın doğallığına saldıran, içsel dünyasının taleplerine gem vurmaya çalışan bir çok kabul görmüş ya da kabul ettirilmiş olumlu veya olumsuz değer ile, fikir ile, açıkça söylenmeyen fakat hissedilir derecede belirgin olan boyunduruk altına alma gayretleri ile ve bunların ortaya çıkardığı sıradanlaştırma kültürü ile karşı karşıyayız.

   Oysa bir devletin sınırları içinde yaşayan millet millet değildir, bir şehrin içinde yaşayanlar şehirli değildir, bir köyde yaşayanlar köylü ya da ahali, bir mahallede yaşayanlar oranın mahallelisi değildir, bir apartmanda yaşayanlarda apartmanın sakinleri değildir.

Çift yönlü bir sınır çizme harekatı başarıya ulaşmış. Devletin sınırı milletin, şehrin sınırı şehirlinin, köyün sınırı köylünün, mahallenin sınırı mahallelinin, apartmanın sınırı da sakinlerinin sınırları oluvermiş.