Bizden Sonra Doğanlara \ Bertolt Brecht

I

Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!
Ahmaktır hilesiz söz. Düz bir alın
Vurdumduymazlığa işaret. Gülen
Kötü haberi almamış henüz.

Nasıl bir çağdır bu,
Ağaçlardan bahsetmenin neredeyse suç sayıldığı
Birçok alçaklığa suskun kalışı içerdiğinden.
Yolu kaygısızca karşı karşıya geçen
Ulaşılmazdır artık herhalde
Zorda kalan arkadaşları için.

Doğrudur: geçimimi sağlamaktayım hâlâ
Fakat inanın: bu sadece bir tesadüftür.
Yaptıklarım
Arasında hiçbir şey hak vermiyor karnımı doyurmaya.
Tesadüfen ayaktayım. ( Şansım ters giderse mahvoldum.)

Diyorlar ki: ye ve iç sen! Sevin, neyin varsa!
Fakat nasıl yiyip içeyim ki, yediğim
Bir açın ellerinden kaptığım lokmaysa, bir
Susuzun sorduğu bardak suysa içtiğim?
Ve yine de yiyip içiyorum ben!

imlası bozuk yazılar

aristokrasinin 85.yılında çocuk olmak……

cumhuriyein 85.yılı anlı şanlı törenlerle kutlandı.aristokrasi yine en fiyakalı giysileriyle tören yerindeydi.tanklar,tüfekler inadına inadına askerler uygun adımda yürüdü yine ilkokul ve lise öğrencileri.sıkıldıkları yüzlerinden belliydi bu teraneden?ki hepimiz geçtik bu militarist adapteden?bir öğrenciye sordum yarın gidiyormusunuz stada diye gelmeyeni tc vatandaşı saymıyormuş okul müdürleri.doğru ya tc vatandaşı olmazsa kimliksiz olursa ne yapacaktı çocuk…?içim acıyarak baktım çocuğun yüzüne.aynı gün aristokrasi meydanlarda yerini aldığında…o günün gazete mansetleri(radikal)şöyleydi Güneydoğu’da ‘iyi’ çocuklar ve ‘kötü’ çocuklar…iyilik ve kötülük kavramlarımızda yıllar geçtikce anlamını yitirip farklılaştı…ve herkesin işine geldiği gibi şekillendi.öyleki tehtitkar ve pisikolojik bir baskıyla stada gelirseniz iyi ama ezilmiş ve unutulmuş ve umudu çalınmış bir çocuk olarak elinize bir taş alıp fırlatırsanız kötüsünüz!topraklarımızda ki bu oyun ne zaman bitecek ne zaman bunları yazıp üzerinde tartışacağız?bu topraklardaki çocukların çocuk olduklarını ne zaman anlayacağız?başkalarının canının yanması bizim canımızı neden yakmıyor ne zaman unuttuk insanlığımızı.ne zamandan beridir panzerleri çocukların üzerine sürmek onlara gaz bombası atmak meşru oldu.hangi insanlık bu?hangi türklük , hangi cumhuryet ve hangi demokrasi?inanıyorum ki bunları yazabildiğimizde ve üzerine konuşabildiğimizde gerçekten birşeyler değişecek uslar sonsuz olacak…ve insan olduğumuzu tekrar hatırlayacağız…ne mutlu insanım diyene…

Barometre ile yükseklik ölçümü

Bu soru Kopenhagen’daki bir üniversitenin fizik sınavından alınmıştır:

“Bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl bulursunuz, anlatınız.”

Öğrencilerden birinin cevabı:

“Barometrenin ucuna bir ip baglarsınız.Sonra gökdelenin tepesinden asıp sallarsınız. Barometre yere değdiğinde ipin boyuyla barometrenin boyunun toplamı gökdelenin yüksekliğini verecektir.”

Bu oldukça orijinal cevap hocayı çileden çıkartmaya yetti ve öğrenci dersten kaldı.
Öğrenci cevabının doğruluğu konusunda itirazda bulundu ve üniversite durumu çözmek için başka bir hoca gönderdi. Bu noktada öğrenci hakkında ne düşünürdünüz? Sizin kararınız ne olurdu ? Çocuk kalmalı mı geçmeli mi ?

Yeni hoca, cevabın aslında doğru olduğuna fakat kayda değer bir fizik bilgisinin varlığinı göstermediğine karar verdi. Sorunu çözmek üzere öğrencinin en azından asgari bir temel fizik bilgisi olup olmadığını anlamak için ona altı dakika vererek sorunun sözlü cevabını vermesi kararını aldı.

BABAYDI ADIN… BİR ÇOCUĞUN KALBİNDE…..

zamanın oyunlarından birinin içindeydim bugün geldim we gittimm!
neden geldiğimi bilmesemde neden gittiğimi we kimden gittiğimi biliyorum!.
‘baba’
inandığım güwendiğim zaman giden anlamının ne olduğunu hala kestiremediğim kelime!
benim meraklarım kadar merak etmişmiydiniz beni,
benim geceler boyu zırwalayarak ağladığım kadr gözyazşı,
yada weli toplantılarımın ismi başrol kahramanı ama benim hiç tanışamadığım
sonralarda tanıştığım
tamam ne rengi sewdiğimi bildiği dediğim neden hoşlandığımı bildiği dediğim baba kelimesini
sölediğim dier kahraman sende gittin ‘baba’demek gitmek demekmiydi!
yada gelipte kalmamak mı?
benim size dair merak ettiklerim bu kadar yokken sizin düşünceleriniz bizlerden yana hiç uğramaz mı..
2 erkek kadreşim war onlarda baba olucak büyüdükleri zaman onlarda mı gidicekler
her babamın yaptığı gibi sabah 7 ye kurulu iş saatleriniz neden yoktu sizlerin?
yada akşam yemeğine erken gel ile başlayan cümleleriniz
biriniz birimizin yürüdüğünü görmedi bile bu kadar mı habersizdik dünyaya gelirken birbirimizden yada
digeri yürüdüğüne şahit olduda ne degiştide o da gitmedimi?
‘baba’ demek kalamamak mıydı?
yoksa biz hala çocuksu hayallerimzle olmayışlarınıza inanmakmı istemiyoruz!
sizler warsınız ama biz görmüyoruz!.
ben büyüdümm desemde inanmayacak bi adam hala çocuğuz demek ne kadar cazip !
ne kadar yabancılaştık biz birbirimizle yada hep yabancıydık!
‘baba’demek gitmek demek miydi gerçekten ?
yada siz hiç kalmaya gelmediniz mi?