Yeni diziler, kurgular

Dün kendime tatil verip Alphas dizisinin üç bölümünü izledim. Dizi hakikaten Heros, Levarage, touch, Alcatraz, Lie to me dizilerinin harmanlanmışı gibi görünüyor. Henüz yerini tam belirlememiş olabilir, fakat fantastik sınıfında yer alamayacak kadar eril bi yapılanması var bu sebeple Heros’a rakip olamayacak. Hatta daha Bilimkurgu bile değil tam olarak. Bakalım zaman içinde senaristler nasıl bi yön çizecekler. Dizideki psiyatrist daha önce başka bir dizide daha bu rolü oynamıştı, öyle hatırlıyorum galiba bu rol onun üstüne oldukça iyi oturmuş 🙂

*

Dün öğle saatleriydi annem arayıp heyecanla “nhemen Starı aç bizim dizi başladı” dedi. Tamam deyip açtım. Fakat bu BİZİM lafına gülmekten ilk bi kaç dakikaya pek odaklanamadım. Annemle ilk kez bizim dizimiz oldu. Hangi dizi olduğunu bildiniz değil mi, Türkiyede ilk 40 dklık dizi denemesi Çıplak GerçekDizisi.Geçenlerde bu diziyi izleyemeyelim diye pazar gecesi 23 e koyduklarından şikayet etmiştim. Dizi daha emekleme safhasında bi bebecik ama iddiasızlığı ve biraz hızlılığı ile diğer ağlama duvarı üçer saatlik dizilere bi alternatif gibi görünüyor. Eğer bunu desteklersek büyüyüp serpilecektir. Didaktiklikten kaçınmalarını ve izleyicinin acıma hislerine sığınmayı bırakırlarsa neden olmasın. Annem bile bu diziyi bulup çıkarıp bana da haber vermişse demek ki mmevcut sistemden bıkkınlık diz boyu demektir 🙂

*

Büyük bir yunus körfezin içine doğru tek başına yüzdü geçti bi saat kadar önce, onun dönüşünü bekliyorum şimdi, belki yine bize yakın geçer. Deniz çok durgun rüzgar kesildiği için her kıpırdayan şey görülebiliyor gerçi Karabataklar gözü aldatıyor. Böyle büyük ve kıpırtısız görmek denizi her zaman aklıma Solaris geliyor.
Çok başarılı yazarlar arasında gördüğüm Lem,i tanımıyan varsa diye:

1921 yılında Polonya’nın Lwow kentinde doğdu. Tıp öğrenimini İkinci Dünya Savaşı’nda ülkesi Alman işgaline uğrayınca yarıda bıraktı. Savaş yıllarını otomobil tamirciliği ve kaynakçılık yaparak geçirdi. 1946’da Kraków’a yerleşti ve tıp eğitimini tamamlayarak doktor oldu. Aynı yıllarda şiir yazmaya ve bilimsel yöntem üzerine kuramsal araştırmalara başladı. Lem, 1951 yılında, daha sonra kendisini dünya çapında üne kavuşturan bilim-kurgu türünde yazmaya başladı. Yazarın başyapıtı sayılan Solaris, ünlü Rus yönetmen Andrey Tarkovski tarafından sinemaya da aktarıldı.

*

Öneri üzerine Sanctuary dizisinin ilkdört bölümünü izledim, güzel bir konu seçmişler ama henüz ham görünüyor fakat ilerledikçe olgunlaşabileceğini de düşünüyorum.
Sancuary’nin 5.bölümü, Solarisle 10 küçük zenci arasında tay tay duruyor 🙂

*
Lame Deer’in işaretlediğim yerlerini çözümlüyorum, bir yandan da Rüya görme Sanatını yeniden okuyorum, şu aralar elimde çok güzel kitaplar da var ama kitap için alt yapı çalışmalarını da birlikte sürdürmem gerekiyor. Jung’un Red Book’unu bitirmek üzereyim. Tabi yorucuydu biraz bu ama araya Ursula hemşiremizin iki kitabı girdi ve adeta pınar suyuu içmek gibiydi 🙂

Dünya Barış Günü

Günaydın frekanslarr,iyi bi hafta sonu olsun dilerim.
Dün gece cnBcE’de yine Matrix üçlemesinden sonuncusu vardı, hadi bir de sesini kapatıp izleyeyim dedim; çünkü bu üçüncü film çok gürültülü.
Gölgesiyle kapışan Neo’nun savaşını ve onu ölümüne destekleyen (Deli Dumrul’un isimsiz karısı) Trinity’yi, onlara inananları ve inanmayanları, her neyse bol bol kapışma izledik.
Ve her nasılsa savaş kazanıldı, şimdilik barış geldi. (Dünya barış gününe bu filmi denk getirmeleri oldukça uyanıklık bu arada), peki sizce bu savaş nasıl kazanıldı?

*

YENİ’den Doğanlara kitabının kapak tasarımı esnasında editör arka kapak için söyleyecek bişeyiniz var mı diye sordu, ben de hemen onun yanında dikilip dizaynın nasıl olduğuna bakıyordum, düşünmeden şöyle demişim: “Bazılarımız tersinden,bazılarımız yüzünden yürüyor bu yolu. Fark etmez.” Sözüm bittiğinde ekranda yazdığını da gördüm çünkü ben söylerken yazmış arkadaş. İçimden şöyle geçti, biraz düşünüp doğru dürüst bi şey mi söyleseydim acaba diye sonra da boşveeer dedim yine içimden nasılsa her söylediğim saçmalık olacak.
Az önce Ersinin verdiği adreste rastladım, I Ching’in(Değişimin Kitabı)önsözünde şöyle yazıyormuş: ““Bazen gölgeli taraftan, bazen de aydınlık taraftan; işte gerçek yol bu.”
Hayat çok şakacı. Gölgesiyle savaşan Neo, ve ona tapan Trinity.

*

Awake Dizisinin 8.bölümü son derece güncel bir karmaşaya parmak basıyor; sevdiğimiz biri öyle istiyor zannıyla sevmediğimiz işlere giriştiğimiz aldatmacası!
Ne zaman gizli arzularımızı başkası üzerinden gerçekleştirmeyi bırakacağız ve kendimize samimi olacağız?

Aşk bi alabalik deresi olabilir mi?

Gittim, oynadım, seyrettim, döndüm. Burası uğultulu tepeler. Yayınımıza kaldığımız yerden devam etmeyi umuyoruz.
Fermiyonlar bozonlar, higs ile gitmiş idim, Murat Uhrayoğlu arkadaşımızın birleşik alan teorileri ile döndüm. 20 sayfaydı tam 2 saatte bitirebildim, harika bir yolculuk oldu, merak eden araştıran ve bunları başkalarıyla paylaşanlara bir kez daha selam olsun. Newton Einstein,Manyetik yükler, microblackhole lar; İnception, zenon ve bi sürü başka şeyi daha aklıma getirdiler. Sanırım şu an bildiğimiz dünyaya biraz sallantılı iniş yapışımın sebebi bunlardır 🙂

**

Ayirmakta olanla birlestirmekte olani; iyi veya kotu olarak degerlendiremeyiz . Yapabilecegimiz sey yalnizca uzmanlik derecelerini olcmektir.

*

The river why… Ask bi alabalik deresi olabilir mi?
Gunun ilk filmi…Seyredilesiiii

Footnote … İbretlik bi baba-ogul filmi! Ve bu adamlar arasindaki kadinlarin (es-ana) pozisyonlarina deli gibi dikkat buyurun ltf. Binbesyuz kitap okusaniz bu farkindaligi yasayamayabilirsiniz

*

Bencillik; hic bi zaman etkili dinleme yapamamaktir, bu zevki henuz kesfetmemisliktir.

Yoklugun mezari basinda sizlanmayi birakin. Varliginizin hazinesine yonelin

Neden yok (pesimist) yerine iyi ki var (optimist) tesekkurler demeyi deneyebilirsin. Daha sen sahip oldugun hazinelerin tadına varmadin ki! Hatta onlari gormedin bile. Daha kendinden gozlerin kamasmadi! Yoksa boyle uzgun kizgin ve kiskanc olamazdin.
*
Amerikan–Sansuru alisilmadik olcude akiskan ve degisken. Bastirma siz farkina varmadan once oluyot; gozlerinizin arkasinda. UGh

Simpsons ve yaz

Günaydın ve iyi haftalar frekanslarrr…
Keşke bütün yazlar böyle olsa değil mi, rüzgar serin, gölgelerde ter yok, güneşe çıkınca yakıyor. Yani ikisi bi arada nestcafe gibi 🙂
Yoğun bir trafik içinde kalmışken bu duruma minnetarım doğrusu. Bir yandan Bir Kadını Öldürmek kitabının yeni basımıyla ilgili kontrol ve hazırlıkları yapıyorum, diğer yandan Rüya kitabını örüyorum (adı henüz konmadı, önerilere açığım). Gerçi Ufuk Çizgisi adlı kitabım hazırdı ama onu bir sonraya erteledik 🙂
Çok yakın bir dostum hep derdi de galiba ben o dediğine yeni yerleştim; biiş yapıyormuş gibi olma Sibel, günlük gezintilerini yap sen derdi. Ne zaman derdi; benim roman karakterleri canlanıp kaderlerine karşı çıktıklarında ve bana daral geldiğinde! :))))

**

Dün seyrettiğim bölüm de her zamanki gibi ironik ve çook komikti. Bi rahip kendine yaşlılardan bi dinleyici topluluğu kurmuş, onlara konuşuyor. İncilden her alıntının içine bi teknolojik terim sokuyor. Yaşlılardan biri “sulandırma doğru anlat” diye itiraz edince, orada yan gelip yatmış bi ergen çocuk resti basıyor: “her cümlenin içinde bi computer terimii geçmezse ben gidiyorum!”
Eh Rahibin işi zor :)))

Bu da hoş bi seyirlik:

http://www.timsah.com/Simpsons-usulu-evrim-teorisi/CTPrQHfyGt_

**

Continiuum

1 ya da 2 bölümünü izledim az önce (kırk parçaya böldükleri için anlaşılmıyordu), ilginç bir başlangıç. Back to future ile Sarah Connor terminatörü karışımı bişey olmuş. Kız iyi bi seçim gibi duruyor.
Fakat unutulan ve beni rahatsız eden bi ayrıntı oldu, aynı lisanı konuşuyorlar! Atmış yılda lisan ciddi biçimde değişir. (Yirmibeş sene önceki ingiliz ingiizcesiyle şu andaki nerdeyse farklı lisan gibi lehçe değiştirdi!)
Benim bytları yitip bitirir bu dizi! :))

Luck Dizisinden de bahsetmeden geçemeyeceğim.  Büyük oyuncular Dustin Hoffman, Nick Nolte ve diğer oyuncular da fevkalade. Konu usanmadığımız yeni ve duygusal bağlantılarla örülmüş. O şahane atları uzun uzadıya seyredebilmek güzel. Her kare büyük bir özenle çekiliyor o sebeple diziden çok film tadında. Hele jenerik görüntüleri ve müzik tekrar tekrar izleme isteği uyandırıyor. Umarım yeni sezonda da çekimi devam eder.