Sıkışıp Kalmak

Şuan, aydınlanma ve yükselme sürecinde, sıkışıp kalmakla ilgili güçlü bir eğilim var. Sizin ya da diğer Şambra’nın sıkışıp kalmasına, ne neden oluyor? Sizin sıkışıp kalmanıza neden olan şeyler nedir? Bu konudan bahsetmek istememin nedeni; bunu yapanın sadece siz olmadığını, bunların sadece büyük bir yanılsama ya da engeller olduğunu ve geçici olduklarını, görmenizi sağlamak. Bunun sonsuza kadar böyle gideceğini düşünmenizi istemiyorum. Ama şuan nerede sıkışmış durumdasınız?

Zihin “Bana kesin bir kanıt ver. Karanlık bir uçuruma atlamak istemiyorum.” diyor. Komik olan şey, gerçek ruh(spirit) ve yaratıcılığın çalışma biçiminde kanıt yoktur. Hadi ona yaratıcılık diyelim. O kanıt istemez. O içine girme deneyimini istiyor. Bu nedenle, bu kocaman çatışma gerçekleşmekte. Kesinlikle. Evet.

Bunu amaca yönelme dediğiniz terimiyle açıklayacağım; ama onu biraz düzelte bilirsem  – hala daha cevaplar için eski sisteme bakma eğilimi var. “Tutku nerde?” Geçmişe gidip oraya bakıyorsunuz. “Cevaplar nerde?” Geçmişe gidip oraya bakıyorsunuz. Oldukça ilginç, garip– benim için komik – zamanlar geçiriyorsunuz. Geri dönemezsiniz. İlerde ne olduğunu da bilmiyorsunuz. Bu nedenle, ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Ve burası tam olarak olmanız gereken yer. Rahatlayın. Sonsuza kadar orada takılı kalmayacaksınız. Benim kristalimde sıkışıp kaldığımdan daha uzun süre, takılı kalmayacaksınız. Ama bu olduğunuz yer ve aslında bu mükemmel bir zaman, çok mükemmel, çünkü geçmişe bakma halinden çıkıyorsunuz. Ve bu da, hepiniz için çok büyük bir şeyi ortaya çıkarıyor.

Cevaplar artık geçmişte değil. Hayır. Çok dünyevi bir düzeyden bir süreliğine, kırmızı ışığın yarın da dün olduğu yerde olacağını söyleyebilirsiniz. Bu tip çok ayrıntılı şeyler için söyleye bilirsiniz. Ama cevaplarınız, rehberliğiniz, yaşamınız – tutku nerede, gerçekten neler oluyor – bu tip cevaplar artık dünden gelmez. O kapı artık kapandı. O yol artık kapalı. Oradan geri dönemezsiniz. Sürekli deniyorsunuz. Bu can sıkıcı. Sonra da sıkışıp kalıyorsunuz. Cevaplar var, ama geçmişte olduğunuz titreşim düzeyde değiller. Bu nedenle ”Ama eskinden şu hisse sahiptim” demeye alışıksınız. Bir hissiniz var ama burada olmak yerine, (Ellerini önünde birleştirir) o şimdi burada (kollarını açar). Ama siz hala buraya bakıyorsunuz (Tekrar kapatır).

Öyleyse ne yapmalı? Derin bir nefes alın. Buradaki boş zamanın keyfini çıkarın, çünkü iyi bir şekilde çok meşgul olacaksınız. Harika bir şekilde.

MICHAEL: Belirsizlikte olmak çok güç…

ADAMUS: Hadi orada duralım. Belirsizlikte olmak neden güç olsun ki? Katolik değilsen.

ADAMUS: Eğlenmek için ne yapmak isterdin? Eğlendiğin için suçlu hissediyor musun? Eğlenirken suçluluk ya da eğlenecek kadar zamanın olmaması? Ah, biraz kapı açar mısınız lütfen? Size başka bir Yükselmiş Üstat sorusu soracağım. Bu kapıdan çıkıp gitseniz, otoparkın sonuna kadar gitseniz, yoldan aşağı, bu ara yola dönseniz, kapıdan gene içeri girseniz ve koltuğunuza otursanız, bir yere gitmiş olur musunuz?

Ve cevap – benim cevabım – evet gittiğinizi iddia ediyorum. Kalktığınız aynı koltuğa geri dönseniz de, kapıdan dışarı çıkma, gökyüzüne bakma, yoldan geçen arabaları seyretme ve içerde gene ne konuştuklarını merak etme deneyiminize rağmen – senden bahsediyoruz –geri döndüğünüzde ve o koltuğa oturduğunuzda, kalkıp gidenden farklı bir inansınızdır.

LESLIE: Kesinlikle. Çok doğru.

ADAMUS: Öyleyse keyfini çıkar. Yaklaşık altı dakika sonra görüşürüz. (Kahkahalar) Hayır, bu harika! Ceketini giy, hava soğuyor, arkandan kapıyı kapat. Hava burada da soğuyor. Oh, harika bir deneyim olacak! Bu küçük yürüyüş sonunda aydınlanmaya ulaşabilirsin.

*

Dün bu dizinin ilk iki bölümünü izledim; aydınlanma ve spritüellik konularına ve karşılaşılan güçlüklere dikkat çeken oldukça hoş bir başlangıç yaptı. Gelişimi merak ediyorum. Eminim bu konularla ilgilenen hemen herkesin başına bu ve benzeri şeyler geliyordur. Şüpheci yanımız hiç bilmediğimiz derin bilinç altından gelir ve kendini sadece gece rüyasında değil, gündüz yaşamında da kendini fevkalade ifade eder. Bunun kötücül bi yanı yok, yalnızca emin olmamız için yoklamalar ve zorlamalar yapıyor 🙂
http://www.imdb.com/title/tt1509004/

Lost Girl ve Baba Yaga

Lost Girl’de Baba Yaga motifi biraz basite alınmıştı, doğrusu daha iyi bir görsellik beklerdim. Yine de Baba Yaga’nın bizim dünyada yaşamıyor oluşu gayet net vurgulanmıştı, onun dünyasına ancak bir aynadan ya da sudan geçiş yapılabiliyor oluşu ne kadar da Don Juanvari! Ayrıca lanet konusu oldukça iyiişlenmişti, didaktik değildi ve anlaşılabilirdi. Tabi tüm izleyenler kendi açılarından anlayacaklardır. Benim anladığım, bir kişiyi lanetlediğinizde ve bunun sonuçlarını görüp bundan etkilenmediğinizde bir sorun yok eğer sonuçlardan dolayı vicdan azabına düşerseniz vay geldi başınıza işte ozaman Baba Yaga’nın yiyeceği oluyorsunuz. Tabi bana göre en rahatı kimseyi lanetlememektir çünkü en azından bu birinci seçenekten daha kolay ve insani 🙂 Ayrıca dikkat çeken diğer bir husun öteki gerçeklikte buradaki güçlerin/kabiliyetlerin geçersiz hale gelmesiydi.
Yine bir önceki bölümde gece kabuslarını işlemişlerdi ve gerçekten de insanın kendi zayıflığının oluşturduğu bir hayalde nasıl yüzlerce yıl tutsak kalabildiğini, her şeyin nasıl da korkularımız ya da arzularımız doğrultusunda şekil değiştirebildiğin en sade şekilde görebiliyoruz. Bunu izlerken Fringe’deki şekildeğiştirenler geldi aklıma , biliyorsunuz orada da temel konu paralel diğer dünya ile başlamış ve uzunca süre bu minvalde ilerlemişti.

Lost Girl gerçekten ilginç bir fikir, muhtemelen Castaneda, psikoloji, ve mistisizmi iyi çözüp yeni yere bağlayan yazarlarla karşı karşıyayız. İkinci sezon 3. bölümde artık durumlar öyle hal aldı ki, insanların başına gelen her hoş ve nahoş şeyden bir çeşit fae sorumlu! Animistik döneme modern dönüş derim ben buna. Aslında tam olarak bi ismi var, Entegral düşünce… Acaba Ken Wilber bu diziyi izliyor mudur?

Yine dizinin ikinci sezon7.ci bölümünde Kurtlarla Koşan Kadınlar Kitabından Fok Derisi -Ruh Derisi masalı ele alınmıştı.  İsterseniz kontrol edin –tıklayınız

Homeland ilk 12

Plan, önce İsa öldürülerek başladı. Uyurgezer görünen uyanık bir kız (carry-taşıyan) tarafından uygulama dışı bırakıldı.

Sistem içinde her daim casus olduğu için önce sistemin başına zamanı geldiğinde kızı sistemin dışında bırakacak bir budala getirildi. Kız sistem dışında kaldığından gerekli atağı yaptı ve planı sabote etti. Bedeli kıza delilik olarak patladı. Elektro şok yapıldı, olanlar unutturuldu.
Fakat Soul (ruh) hala sistemin içinde. Ve o, kızı seviyor, çünkü onun öğrencisi. Kendini öğrencisinde görebildiği için onu seviyor.
Bir fikri öldürmek için neden bir insan öldürmek gereksin diye soruldu. Planın bir bacağı (walker) oyun dışı kaldı.

The Xfiles’dan bugüne

Batılı bakış, Xfiles’dan sanctuary/Torcwood/heroes gibi yerlere geldi. Nedir peki bu fark, gözlemlemiş olan var mı?

  • Tuğrul Erdem Doğru evren-insan, insan-evren. Gittikçe merak edilecek şeyler azalıyor.

    ya da merak edilmeyi hakeden konuları yeni kavrıyoruz. Bu yüzden şimdi bu dizilerde temeli insan doğasıyla evreni açıklama telaşesi

  • Sibel Atasoy The X-Files, 93 yılında başlıyor ve sloganı: I Want To Believe 🙂 Santctuary’ninise sloganı bence:”İnandım ve her birinizi ayrı ayrı korumak istiyorum” ve Torchwood ise “inandım ama onlardan sizi korumak istiyorum” :))) 20 yılda süreç yine iki karşıt yolda ilerlemiş.
    Tuğrul Erdem Doğru soruyu anlamadım öyleyse diyeyim o zaman. Yine kademeli geçiş söz konusu.
  • Sibel Atasoy sizin söylediğiniz de doğruydu zaten
    Tuğrul Erdem Doğru ama karşıt bir yolda ilerleme diyemeyiz.
    Gülen Dizdar Doğulu bakış nerelere varmış acaba, bu kadar zaman içinde ? Doğu zaten bunları biliyordu.Çok derin ve kadim bilgiler güneşin doğduğu yerden yayıldı.Batı zaman içinde bireyselleşti, bunları kavramaya başladı.Doğu ise güruhlaştı , bilgiden uzaklaştı .Batının bilinçli din istismarı ve bu güruhlaşma doğuyu bilgiden uzaklaştırdı.Şu anda doğu ve batı iki karşıt yolda ierlemekte, batı insan evrendir görüşünü yeni yeni anlarken , doğu bildiğini de unutmuş durumda …Yazık….

    Tuğrul Erdem Doğru ben bu üç dizinin sloganını kıyasladığımda iki karşıt yol.görüş yerine A noktasından b noktasına yürüyerek bisikletle arabayla ve uçakla
    Sibel Atasoy Xfiles, insan dışı zeki varlıkları doğaüstü şeyleri bilime karşı savunuyordu, savunmaktaki amacı kendisi buna inanmak ve biliimin onayını da almak istiyordu. Aradan geçen 20 yılda bilim bu duruma onay verdi. Bu kez de insanlar yine iki taraflı görüşlerini sürdürdüler; Sancuary, insan dışı zeki varlıkları arayıp bulalım ve onları korumaya alalım derken Torcwood, onları bulalım ve insanları korumak için onları yok edelim, düzeni koruyalım diyor. Fringe ise onları bulalım sonra ne yapacağımıza durumun gerektirdiği şekilde bakarız diyor. Çeşitli teklifler var yani önümüzde 🙂
  • İlkay Yılmaz Bu noktaya ben damıtma işlemi dedim.Genlerden sadece insana ait olanı çıkaralım.Dünya varolalı beri,olmuş olan varlıklar ve kurdukları medeniyet izlerini yok edelim,o varlıklara ait özellikleri silelim genlerinden saf ırk yaratalım.Oysa saf ırk yok ki!!!Onlar olmasaydı insan olmazdı.Ben bahsettiğiniz dizilerde bunları gördüm.Zamanda ileri/geri hareket edenler genlerimize oya gibi kimlikleriniişlemişler.Çok uçuk gelebilir ama bence böyle.Torchwood’un ilerleyen bölümlerinde de göreceksiniz,onlarda da ‘merhamet’ kavramı gelişiyor.Ayrıca,Torchwood da Jack, Sanctuary de dr. Helen gibi ölümsüz!!! Dönüp kendilerine yardım mı ediyorlar ? Dünya da devasa bir laburatuar gibi:))) (yardımdan kastım: ilerde ters giden şeyler için bu zamana dönüp değiştirmek)
  • Murat Babacan x-files zamanından kalan “onlarla yaşamayı öğrenelim” mesajı veren bir iki dizi var: star trek tng ve babylon 5.. 2si de insanlığın galakside ilk adımlarını, ittifaklar kurmasını, koonize olmasını anlatıyor.. babylon 5 daha kayda değer, sloganı ‘galaktik insan’la aynı: “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”.. tabi bu diziler sanki global bütünü galaksiye yansıtmış gibiler bir yandan.. “yukarıdaki aşağıdaki gibidir” diyor da olabilirler ayrıca.. ana fikir şu olabilir bu durumda: global durumla yüzleşirsek ve bir arada yaşamayı öğrenirsek galaktik medeniyetlerle de geçinebiliriz..
    Sibel Atasoy Dikkate değer bir çıkarım, teşekkür ederim.

Gölgenizle karşılaştınız mı?

Gölgenizle karşılaşmak hoş bir durum değildir ama elzemdir

Rüya çözümlemeleri, sizi gölgenizle en tehlikesiz ve kolay biçimde karşılaştırır. Senelerdir bunun örnekleriyle iç içeyim. Tabi gölgesiyle karşılaşanların bir çoğu süratle yanımdan ve gölgesinden uzaklaşmayı tercih etti. Sorun değil nasılsa zaman yok!  Fakat bu bir kere karşılaştığınızda sonsuza kadar gömebileceğiniz bi şey değil, eninde sonunda bir vesileyle yeniden karşınıza çıkar. İlaçla tedavisi mümkün olmayan bir konu.
Eğer “nereye kadar?” diye sorup ölüme karşı bir karar vermezseniz, tüm soyunuz boyunca sürüklenir durur.

**

Geçen gün Jeff Bridges ve daha bi çok ünlünün oynadığı “kayboluş” isimli filmi seyrettim ikinci kez; çünkü eski film -ünlülerin gençliklerini görmek için iyi fırsat- Beni tekrar insanların özellikle de erkeklerin kendi sınırlarını bulmak için icad edebilecekleri garipliklikleri hatta vahşiliği görerek yeniden irkildim. Kendi boyunun ölçüsünü zaten karşılaştığın her olayda alırsın, henüz başına gelmemişleri zorla denemek, tabi bunu yaparken oluşturduğun girdaplara düşen insanları yalnızca kobay olarak görmek! Sonuç olarak iyi bi analizi hak ediyordu film ama işim başımdan aşkın 🙂