Seni seviyorum Dünya.

Evet herkesi ama illa da maviş dünyamız, sevgilimiz. Seni seviyorum Dünya.

Bu yıl sevgilime ağaç hediye edeceğim(onun hediyeleri yanında hiç kalır ama, çam sakızı çoban armağanı)

TEMA Vakfı ağaç başına 5 TL, Ege Orman Vakfı 4 TL almakta. En azından bir ağaç da olsa gönlünüzden kopsun. Bir sinema bileti yerine 3 ağaç, bir hamburger menüsü yerine 2 ağaç dikebiliriz.
“Biz dünyayı atalarımızdan miras değil, torunlarımızdan ödünç aldık.”

Ben Ege ormanı tercih ettim. 2011 tane değilse de 11 tane güzelcik çam daha dikilsin istedim 🙂
http://www.egeorman.org.tr/orman.aspx

Başka ağaç dikim bağış mercileri varsa lütfen sizler de bu yazıya yorumla haberdar edin.

Auroville

Auroville Hindistanın Güneyinde kocaman bir topluluk! EKOLOJİK KASABA!!!  Vizyonları Şehir olmak.

Auroville 28 Şubat 2011 tarihinde  63 yaşını kutlayacak.

Auroville ilgili internette tarama yaptığınızda pek çok yazı ve fotoğrafla karşılaşabilirsiniz. Eğer burayı ziyaret etmeyi düşünüyorsanız bu araştırmayı mutlaka yapın. Ve sizin için hazırlanmış internet sitesini didik didik edin; www.auroville.org

Sitelerinde şu an hayal dahi edemeyeceğiniz ayrıntıda bilgiler var. En iyisi sitemap in üzerinden tek tek ilerlemek.

Auroville 60 yılda çok zorluklar çekmiş.Ki hala çekiyor. Yereldeki insanlarla sorunlar yaşamış. Devletle  ve Hindistan alternatif hareketiyle de işler kolay ilerlememiş. Bugün bile “yeni sömürgecilik” yaptıkları için suçlanıyorlar. Pek çok noktada “güvenlik” görevlileri var.

İlk dikkati çeken izleyenlerin hatırlayacağı “kumsal” filmi fanusu.

“Anne”  (babası türkiyeden-edirneli ::-) fransadan gelip proje vs derken mekanı kuruyor. Spritüel odaklı olması pek çok adımı kolaylaştırıyor. Manevi bütünlüğe inanmayanlara,partizanlara kapıyı açmıyor.

68 hareketinin sonlarına doğru hippilerden oldukça destek buluyor. Ki şu an tüm sosyal alanlarda hippileri ve uygulamalarını görebilirsiniz.

Gökkuşağı ailesi burada kalıcı bir kasaba kurmuş diyebiliriz. Tabii rastalar genellikle ziyaretçi. Yeni kuşak dünyanın her yanından gelen insanlardan oluşuyor. Vizyona inanmış ve yakılan ateşe odun taşıyorlar.

Hijyen kurallarının henüz uygulanmadığı hindistanda,kalabalıkların ve gürültü kirliliğinin arasında Auroville pek çok insan için bir “vaha”. Eski bir arkadaşım “buradan dışarıya çıkmaya korkuyoruz” demişti. Evet “vaha” arayanlar için burası gerçekten oldukça izole,sakin,dingin bir alan! Ancak bu vahanın dışı ise bence çok daha büyük bir cennet. Sanırım bu algı farklılıkları hep olacak. Bence sakıncası yok.

Topluluğun 3000 yaşayan üyesi var.bunun 2000 i “42 millet”ten,1000 i Hintli. Bunlara Aurovilyan deniyor. Tüm kararları bu topluluk uzlaşmayla alıyor. Ayrıca bir yıllık giriş bölümünde olanlar var. Her hafta yayınlanan bültenleri news&notes da (sitede yayınlanıyor) girişi kabul edilip süreci başalayanları,milletleri ve hangi alanda faaliyet gösterecekeleri aurovilyanlara ve tüm ilgilenenlere duyuruluyor. News&notes a bakın zaten burada bir haftada neler oluyor anlarsınız. Odasını paylaşacaklar, havalanına gidecek aracı paylaşmak isteyenler, filmler,gösteriler,konferanslar, workshoplar,toplantılar,vs…

İlanlarını  bültene koyacak zaman bulamayanlarda tüm sosyal alanlardaki duyuru panolarını kullanıyorlar.

Anne ölmüş. Ancak fikirleri,hayali kurduğu düzen yaşıyor.

Kasabayı 50.000 kişilik bir şehre dönüştürecek gibi bir imar planı yapmışlar. Tasarımda “dönüşüm” sembolünü kullanmışlar. Çokta verimli olmuş. Google mapte görünmüyor ancak sitelerinde size fikir verecek çizimler,görseller var.

Kasaba 4 tane büyük yerel köyün ortasında oluşuyor. Köyler Aurovillin içinde düşünülmüş. Hele bir tanesi (Kuilapalayam) sosyal merkez olmuş. Gerçi Okyanus sahiline giden yol üzerinde olmasıda bir etken olmuştur. Sağlık merkezi,misafir evleri ve market buraya kurulmuş. Bu durumda köylüde hemen yol üstüne dükkanlar açmış. Bol bol giysi,yemek,bakkal dükkanları kurulmuş.

Auroville İmar Planının merkezi aynı zamanda topluluğunda kalbi ; Matrimandir. Sipritüel mekan. Sessizlik buluşmalarının, meditasyonların yapıldığı alan. Kocaman çok bakımlı bir bahçe. Dev bir Açıkhava tiyatro alanı. Tam merkezde ise kocaman altın kaplamalı bir küre! İçerisine girilip meditasyon yapılıyor.

Hergün özellikle hafta sonları akın akın ziyaretçi geliyor. Ülkenin ve dünyanın her yerinden. Bölgedeki okullar…Yetişkinler,aileler… Çok sayıda insandan bahsediyorum.

Bir ziyaretçi merkezi kurmuşlar. Oturulup dinlenilen,yenip içilebilen,alışveriş yapılan,konaklama başvurularının yapıldığı, kasabanın hikayesinin anlatıldığı, videolarında gösterildiği bir alan inşa etmişler.

Burası çok özenli yapılmış ve bakımıda çok özenli yapılıyor. Eee kolay değil hergün 5-10 bin ziyaretçiyi ağırlamak.

Aurovillde yaşayan bizler dahil en sosyal alan “Solar Kitchen” .

Her öğle yemeği 1500-2000 kişiyi doyuruyor.Bu hafta yemeğe zam geldi 100 rupi oldu. (3TL) Akşam yemeğine gelende az, çeşidi de az ;70 rupi.

Üst katta Teras kafe var. Burada ise karavana dışında şeyler yenebiliyor. Dondurması,kekide olan bir kafe gibi. Kablosuz internet olduğu için burası öğle yemekten sonra buluşma,gevşeme,dünya ile bağlantı kurma yeri.

Tüm enerjisini güneşten elde ediyor.Tümünü!!! ocaklar, aydınlatma,makinalar vs..

Su ters ozmosla filtre ediyorlar. Çişi, organik atıkları değerlendiriyorlar.

İmar Planında ve krokilerde göreceksiniz mekan çok büyük,kasaba boyutunda olduğu için sosyal merkezleri yaymışlar. Uluslar arası bir şehre uygun uluslararsı bir kültür,kültürler atası dengeyi koruyacak etkinlikler,alanlar oluşturuyorlar. Ortalıkta kendi kıyafetleri ve renkleri ile dolaşan insanlar olmazsa pratikte,genel tasarımda “modern” dünyayı görüyorsunuz

İnşaatlarda genellikle çimento kullanılıyor.Bildiğiniz beton evler yapıyorlar. Kurumsal yapıların çok azında kendi ürettikleri ve güneşte kurutulan tuğla kullanılıyor. Oldukça ilginç kalıp ve tasarımları var. İlgilenirseniz Aurovil Enstütünün sitesinde ayrıntılar var.

Yerel,doğal  malzeme olan yağrak,dal ve toprak ise sadece çiftliklerde ve çoğunlukla gönüllülerin kalacağı yerlerde kullanılmış. Çevredeki köylerin gençleri artık bu evleri tercih etmiyor.Aurovilde ve Televizyonlarda gördüğü modern evleri tercih ediyorlar. Mevcut doğal evlerini yavaş yavaş onarmayıp ahıra,depoya çevirmeye başlamışlar.

Kasaba önceden çorak,bakımsız,taşlık,kumluk bir alanmış. Şimdi ise tam bir cangıl!!! Her yer yemyeşil ve olabildiğince çok çeşitle karışık ekim yaparak nefis bir yeşil alan yaratmışlar. Yollar çoğunlukla toprak. Ziyaret Merkezi ile Güneş Mutfağı arası en yoğun kullanılan yol olduğu için beton taş döşemişler.

Her yerde bisiklet,yürüyüş yolları var. Her yere girip çıkabilirsiniz. Bazen yollar sizi özel,kişisel evlere çıkarabiliyor. Çoğunlukla duvarları,çitleri var ancak bazılarında yok.

Neredeyse bir aydır buradayım ve sanırım henüz onda birini dolaşabildim…beklide yirmide biridir.

Dolayısı ile bu yazıya bakıp sakın yargıda bulunmayın.Çünkü bana göre şu an doğru olan kısa bir süre sonra yanlış olabiliyor.Yada nötr olunmasını gerektiğini öğreniyorum diyelim

Her gün pek çok yerde,farklı topluluk mekanlarında etkinlikler var. Çocuklar,gençler,bireyler,aileler için… Müzik,Dans,Film,Tiyatro,Resim,Yontma, Yoga,Meditasyon, Masaj ve bir sürü adını buraya yanlış yazmaktan çekindiğim uzak doğu etkinlikleri. Bunların çoğu ücretsiz. Süreli ve yemekli olanlar ücretli.

Köylerdeki okullar dahil ilk ve lise düzeyinde 7 okul ve 2000 civarında öğrenci var. Buraya yerleşenlerin günlük 5 saatlik çalışma zorunluluğu genellikle ya okullarda yada çiftliklerde gerçekleşiyor. Fakat buna ilk seneler uyulduğunu sonra zaman geçtikçe yapılmadığı yaşayanlarca söyleniyor.

Dev bir ekonomiler var. Topluluğun tüm gelir ve giderleri her ay başında “news&notes” da yayınlanıyor. Dünaynın her yerinden projelere para yağıyor. 70 tane ticaret noktaları var ve bunlar hergün topluluğa ciddi gelir getiriyorlar. Birde Servis noktaları var. Aklınıza gelebilecek hemen her hizmet üretiliyor. Ve bunların çoğunda para yerine kendi oluşturdukları bir kredi kartı kullanılıyor. Bizede gelir gelmez bunları veridler. Town Hall ekonomik ve idari merkezleri. Oraya gidip kayıt yapıp hesap açıyoruz.Kalacağımız süreye yetecek kadar para yatırıyoruz. Sonra konaklama,beslenme, alışveriş gibi hemen her şeyde bu kartı kullanıyorsunuz. Buraların çoğunda para kullanamıyorsunuz. Bu parasız yaşama geçmek için iyi,sürdürülebilir bir çözüm.  Peki fiyatlar nasıl denirse…hindistana göre pahalı,modern dünyaya göre çok ucuz. Modern dünyadan gelenlerin nerdeyse tamamının kişisel ekonomileri,gelirleri var.

Auroville için bir Kadın şehri diyebiliriz. Sayısal çoğunlukları hemen fark ediliyor. Kamusal alanlardaki görevlerin çoğuda kadınlarda.Çocuklu yalnız genç anneninde çokluğu yapının güvenirliği ile ilgili ilk elden bilgi veriyor. 60 yaş üzeri pek çok insan var ancak pek ortalıkta yoklar. Daha içlerde,sakin yaşam alanları yaratmışlar.

Tabii bu bölüm tam zamanlı yaşayanalr içindi. Ziyaretçilerin çeşitliliği ve rengi ana yapıyı neredeyse hiç bozmuyor. 4-5.000 çalışanın çoğu Tamilli.Civar köylerden.

Rakamları hesap edebildinizmi?

4-5000 çalışan,3000 yaşayan,2000 e yakın konaklayan benim gibi ziyaretçi-gönüllü ve birde günlük ziyaretlere gelenler!!  Ortalıkta 15-20 bin insan hareketi oluyor ve ziyaret merkezi Matrimandir arası dışında hiç yoğunluk görmüyorsunuz.

Neredeyse her gün bir etkinliğe katılsamda,pek çok yeni insan ve yeni topluluklar tanısamda henüz Aurovillin sosyal yapısını,.çeşitliliğini anladığımı,kavradığımı söyleyemem.

Dolayısı ile bu yazının yazılması için daha fazla anlamayı beklersek daha çok bekleriz diye düşünüp şimdilik bu kadarla tanıklığımızı not etmiş ve sizlerle paylaşmış olalım.

Bu arada unutmadan şu an bu yazıları okuyupta bir topluluk oluşturmayı düşleyenler,bunun için adım atmış olanlara mutlaka ama mutlaka bir ekoköyü ziyaret etmelerini tavsiye ederim. Bildikleriniz muhtemel sizin en çok engellyen yada çatışmalara neden olacak bilgiler. Bunarlı değişmesini kolaylaştırmak için Hindistandaki ekoköyer ziyaret için çokta ekonomik.

Auroville Çiftlikleri

Ocak-Şubat 2011

Özgür,huzurlu,sağlıklı,neşeli bir yaşam bir arada ve yeterince üretim yapmaktan geçiyor. Özgürlüğü ve bağımsızlığı ve sağlığı ve neşeyi korumak için kendine,topluluğa yetecek kadar çeşitlilikte üretim yapmak demek olduğunu vizyonuna koyan Auroville her geçen süre içerisinde pek çok arazi almış. Alımları dışarıdan gelen yardımlarla ve yaşama katılanları n   katkıları ile gerçekleştirmişler. Oldukça kumlu,taşlı,killi olan toprağı güçlendirip çiftlikler kurmaya başlamışlar. Bu konuda en deneyimliler sorumlulukları üstlenmişler.Onlarda çıraklar yetiştirmiş. Yorulanı dinlendirip yada başka göreve geçmesini sağlayıp çiftliğin işleyişini başka bir deneyimli yaşayana devretmişler. Oda kendi ekibini kurup çiftliği bugüne getirmiş. Mülkiyeti Aurovile ait olmayan kişisel  çiftliklerde kurulmuş.Onlarda sahiplerince işletiliyor. Sahiplenmenin getirdiği avantajlar var elbette. Ancak burada bu yönden ziyade okuyucuya rehber olacak pratik işleyişi paylaşmaya çalışacağım.

Auroville’de her şey bütün ve ayrı ayrı koordinasyon halinde. Dolayısı ilede Çiftlikelrinde bir koodinasyonu var. Siz isterseniz bu koordinasyona veya çiftliğin kendi internet sitesi varsa direk kendilerine bilgi veya ziyaret için başvurabilirsiniz.

www.auroville.org ana sitede çiftliklerin özellikleri,ziyaret koşulları deytaylıca yazılmış. Tamamı Türkiyenin kış mevsiminde dolu.önceden başvurmak lazım. Tamamı gönüllü  ziyaretçiden yarım gün çalışacakta olsa masrafını karşılamasını istiyor. Bizimde üyesi oldupumuz (GEN) Uluslar arası Ekoköyler Ağına (bizim sitede bağlantısı var) üye tüm toplulukların benzer uygulamada olduğunu görebilirsiniz. Dünya genelinde bu 5 ile 10$ arasında genellikle. Burada da 150-200 rupi. Kimisi sadece kahvaltı veriyor,kimisi tüm yemekleri. İncelemeniz Lazım. Örtünüzü yanınıda götürmelisiniz. Bizim kışımız onların yazı oldupu için ve ortalıkta bir sürü gölet olunca sivrisineklere önlem olarak cibinlikte almalısınız. Tabii her taraf gündüz gibi ışıklandırılamadığı için birde kafa feneriniz olsa iyi olur. Birde burada su arıtıldığı için ambalajlı su almanıza gerek yok.Ki zaten Aurovil içinde su satan yerde yok ::-) Bunun yerine krom bir su kabı yani termos en pratik ve sürdürülür çözüm olacaktır.

Çiftlikerlin hemen hepi oldukça sosyal yapılar. Pek çok kültürden insan sizin gibi gelmiş bir süreliğine orada yaşamayı seçiyor. Ortak beklentiler; yeni şeyler öğrenmek,farklı kültürlerle temas kurmak ve sürüdürlür ilişkiler kurmak.

Çiftliklerde herhangi bir sosyal kolaylaştırıcı yok. Neye ihtiyaç duyuyorsanız ve buna diğe katılımcılarda ihtiyaç duyuyor diye düşünüyorsanız iş sizin. Kimseyi rahatsız etmeyecekse gönüllü halkla ilişkilerci, atölye organizatörü olabilir, darcığınızdakini paylaşabilirsiniz.

Çiftlikerin tamamında sondaj suyu kullanılıyor. Çoğunun toprağı kumlu. Tamamında malçlama yapılıyor. Fukuoka-Doğal Tarım henüz yeni yeni tanınıp iki çiftlikte denemeler yapılıyor.Permakültürde aynı durumda. Tamamen uygulayan yok. Her çiftlik bol bol Çapa  kulanıyor. Kimisi bizim eskiden yaptığımız gibi traktör yerine öküzle sürüyor. Ama sürüyor.

Solar Kitchen’e ve markete ürün yetiştirenler daha fazla arazi kullanıp organik sertifikalı çalışıyorlar. Geleneksel ve endüstriyel ekolojik çözümleri kullanıyorlar. Oranik böcek,mantar ilaçları, hibrit organik tohum gibi…

Tohuma odaklanmış, Huzura odaklanmış pazara üretim yapmayan,ekonomisi dışarıdan desteklenen çiftlikler oldukça naif. Ufuk açıcı.

Çoğu işe çevresinde bir orman oluşturmak için işe koyulmuş. Sonra kendisi ve ihtiyaçları için sebze meyve üretmeye başlamış. Sonra kimisinin topluluu genişledikçe ihtiyaçlar doğrultusunda  üretimde artmış.

Bugün geldikleri aşamada hepsi birlikte bir cennet yaratmışlar. Çiftlikler gıdayı üretmiş. Masa başındakilerde gelen gidenle ilgilenip yazışmalar,para işlerini gerçekleştirmişler., Eğitim,Kültür,Sağlık servislerini kurmuşlar.

Sevgili arkadaşlar bilinki bu yazı çok eksik.Çok daha fazla zaman ayırıp daha fazla detayı aktarmak lazım.Birde ne yaparsak yapalım burada gerçekleşen hayatı yansıtırken gene eksik ve “taraflı” aktarmış olacağız.

Ve son not; Aurovilli Hindistandan çok farklı bir yerleşim. Burayı düşünürken Hindistandan tamamen bağımsız düşünmelisiniz

Sağlıklı,Neşeli,Oyun dolu bir hayat dilerim.

İsmail yenigün

14 Şubat 2011. Auroville

www.auroville.org

www.imeceevi.org

AN’da Yaşamak

An’da yaşamayı her yerde okuyordum (onbeş yıl kadar önce), uygulamasının nasıl birşey olacağını merak ediyordum. O zamanlar buna carpe diem deniyordu ve bazı çevrelerde oldukça tartışılıyordu çünkü hemen aktan karaya (iki seçenekli Aristo mantığı!) geçilmiş, bunun sorumlulukları boşverme anlamına geldiği, tembellik ve deformasyona sebep olacağı kanıtlanmaya çalışılıyordu.

Oysa ben o zamanlar Fuzzy logic-Bulanık mantıktan haberliydim ve hayatımı peyderpey Aristo’dan alıp fuzzy’ye aktarmaktaydım. Bu sebeple “deformasyon” çığlıklarının Aristo’dan geldiğini biliyordum, onu duymazdan gelmeye çalıştım. (Oysa şimdi başka şeyleri de biliyorum, örneğin Aristo’nun bulanık mantıkla ortak çalıştığı gibi! Bulanık mantığın sağlamlaşması için Aristonun çok tepinmesi çok engel çıkarması gerektiği gibi. Zaten bunlar benim içimde oluyordu. O itirazlar, benim içimdeki itirazların dışa vurumuydu)

Sezgilerim bana “işte bu!”dediği için hayatımın odak noktasına almıştım. Dikkat kesilmiştim.

Derken… 

Hayatıma birisi geldi. Tamamiyle anda yaşıyordu. Öylesine tuhaftı ki, insan olduğundan şüpheye düşerdiniz. Ben çoğu kez onun bir robot olabileceğini ciddi ciddi düşündüm. Geldiğinde bütünüyle geliyordu, gittiğinde de bütününü götürüyordu. “Düşünme” sanki onda hiç oluşmamıştı! Sahiplik yok, şikayet yok, kelimelerden medet umma hiç yok. Sessizlik… İnanılmayacak kadar uzun sessizlikler yaşamayı deneyimledim. Mekanizmayı çözmek için insan üstü gayret sarfediyordum. O da beni süzüyordu bazen kendimi bir bilimadamının tezgahındaki böcek gibi hissediyordum.

Ayrı cinsler olduğumuz kesindi. O insansa ben değildim, ya da tersi!
Çok verimli beş yıl geçirdim. Oyun kuramını, öyküler, makaleler ve en önemli 2 kitabı o dönemde yazdım.
Peki AN’da yaşayan biri mi oldum? Onun gibi değil hayır ama büyük bir dönüşüm de geçirdim. Şüphesiz her birimiz biricik varlığımızla ayrı bir işlev gerçekleştirmekteyiz, ben nasibime düşeni yaşamaya devam ediyorum.

sa

Dünyanın ruhu kararımızı bekliyor.

Anima mundi! Dünyanın ruhu. Birbuçuk saate yakın bir film ve bence mükemmelen özetlenmiş, özellikle filmin yarısından sonraki bölümleri içinizdeki -zaten bildiğiniz ama yüzleşmek için çekimser kaldığınız- bilinci uyandırabilir. Filmin sonunda söylendiği gibi, evrim için seçim yapmalıyız. Evrilecek miyiz yoksa ölecek miyiz?

http://www.sinemaa.com/online%20filmizle/kymatica

Dünyanın ruhu kararımızı bekliyor.

Öyle ya da böyle -1

Öğretme arzusu, paylaşma zevkini tadmak içinse ve aslında içeriği pek ciddiye alınmıyorsa hoş görülebilir bir sapınçtır. sa

**

Öykücünün olayın etrafında dört dönüşü amaçlıdır (kendi bilmese de içindeki bilgelik ya da Tin ona bunu yaptırır), çünkü o söylemek istediğini dinleyenlerin zihnine değil yüreğine gönderme çabasındadır. Bu sebeple atmosferi dinleyenin içine yerleştirmekle başlar önce, onu iyice sersemletir, hatta uyuklatabilir bile, sonra aniden keskin vuruşunu yapar. sa

**

Tek Tanrılı dinler ve uzun bir süre boyunca bilim, birey bilincinin (eril ilkenin) kendi ayakları üzerinde durabilmesi için planlanmış bir manevraydı (çünkü deli Dumrul henüz hamdı). Kuantum fiziği ile eril ilkenin dayanıklılığı test aşamasına geçti. sa

**

“Haklı çıkma” gayretini,  ”kendine önem verme” olgusuyla eşleştirmek çok kolay ve fakat fazla kestirmeden gidiş gibi geliyor bana; çünkü zaten insanın yaptığı hemen her edim “kendine önem verme” sebebiyledir ve bu da “birey olma” çabasının yan etkisidir doğal olarak. Basit bir örnek vermek gerekirse, elinizde kendi gücünün farkında olmadığı için başka güçlerin hegomonyasına girmiş bir “hasta” var ve siz doktorsunuz, ona hemen bir reçete yazıyorsunuz: BO (Birey Ol) 3×1 … Güzel ve fakat her ilaç gibi bunun da sayısız yan etkisi var! sa

**

Tıpkı kilim dokuma mekiği gibi bir geriye bir ileriye fırlatarak kendimizi dokuyor ve aslında olmayan bir kişisel tarih oluşturuyoruz, yoklukta hayali bir ada gibi beliriyoruz. Okyanusta baş vermiş minik bir ada ! Hatta ada bile değil, yalnızca bir dalga, kabarıp baş vermiş su! sa

**

Bilim yönteminin “genelleştirme” kıstasını yoğunluklu olarak kullanışının da bir sonucu olarak ortalamanın dışına atılan, görmezden gelinen bazen de hatalı üretim gibi görünen bölük pörçük unsurlar, dünyada bir yandan gelişmekte olan “kendini özgürce ifade etme” rüzgârından (yeşilci ve hümanist akımlar) yararlanarak kazan kaldırmaya başladı. Dikkate alınmayan bu olasılıklar, gerek dıştan (terör, aykırıcılık, anarşi, fantastik, bağnazlık vs) gerekse içten (toplu olarak nevroz diye nitelendirilebilecek) insanlığın toplu rüyasını ve ASILlarını tehdit eder oldular. sa

**

Korkunç bir bilgi bombardımanı altındayız, bilgi işlemeye vakti yok büyük çoğunluğun, hatta bırakın işlemeyi hatırlamak bile imkansız çoğu kez. Oysa bu bilgilerden herhangi biri bile (örneğin plasebo) bir insanın tüm hayat kalitesini değiştirebilir. sa

**

Öğrendiklerinizi yaşamınızın tümünde ve güncel ilişkilerinizde bulun! Bulmacanın çözülmesi bu eyleme bağlı! Sol ve sağ beyinleriniz arasında düzenli bir ağ ilişkisi geliştirmelisiniz. sa

**

Mutlak bilme hali öğrenme gerektirmez eğer bu haldeki kişi ne bildiğini biliyorsa. Bilmeden biliyorsa durumu dişil bilinç halidir ve bu durumda ne bildiğini öğrenmesi gerekebilir. Ki bu işlem kendisindeki eril bilinci aktive eder. sa

**