Venüs Bağlantisina teşekkür

Yaşayan karakterlerle bir solukta bir kitap mı okudum,bir tiyatro mu izledim bilemedim…..Bir bulmacanın labirentlerinde gezerken onların gözbebeklerindeki ışığı gördüm,parfümün kokusunu duydum,dokundum tenlerine,yaralandıklarında canım acıdı…Duyguları bire bir hissettim.Merakları,açmazları,acıları,keyifleri,telaşları,aşka dokunuşları,yaşama tutunuşları….Venüs Bağlantısı….Öyle bir bağlantıydı ki,birbirlerini hiç tanımayan insanların,dokumadaki atkılar ve çözgüler gibi birbirleriyle doğrudan ilgili olduklarını gördüm….ve dokudukları hayattı…ve hayat güzeldi,sanal olsa bile:)))Sanırım bir rüya gördüm,bir rüyalar ustasının kurguladığı,çünkü ancak bir rüyadaki kadar gerçekti her şey…Teşekkürler Sibel Atasoy

Zeynep Şizen Ersoy

 

 

Heyacanımı şimdi anlıyorum

Merhaba Sibel Hanım

Sırıtkan Kırmızı Ay benim için o kadar özel bir kitap oldu ki … Biraz önce de kitapçıda acaba sizin başka bir kitabınız varmı diye bakınırken Bir kadın öldürmek’i gördüm ve aldım.. başlamak için çıldırıyorum ve Venüs Bağlantısı ve Sır Mısır’ bulacağım ..Okuyabilme zamanım gelmiş sanırım ..

Benim bazı kitapları bitirmem hiç kolay olmadı mesela j. redfield ın kehanetler serisi.. her bir bölümün sonunda okuduğum hemen herşeyin deneyimini yaşamımda idrak ederek okutuldum okudum yaklasık 3 ay sürdü her biri, bir kadın öldürmekte anladığım kadarıyla bu kadar önemli benim için kitabı gördüğümde ki heyecanıma okumaya başlayınca anlam verdim.. sevdiğim yazarın kitabını bulmaktan çok fazlasıymış .. şimdilik 8. bölüme takılmış haldeyim durup durup ağlama safhasındayım henüz Kitabı okumaya başladığımdan beri hem eski beni görüyorum hem eski hayatımdaki erkekleri hem annemle babamı en çokta içimdeki erille dişilin güç savaşını.. Sibel hanım …… İyiki varmışsınız….

Nil Han

BKÖ-2.basım

Bir Kadını Öldürmek- Kol Boyu Mesafesi

Slm,
Hiç bitmesini istemediğim ‘ Bir Kadını Öldürmek’ adlı romanınızı dün akşam bitirdim.Diğer kitaplarınızda olduğu gibi son derece açık, net, kısa ama etkili kelime seçimlerinizi beğeniyorum.Okurken yormuyor insanı ve çok akıcı…Bir kadın olarak romanı bir erkeğin ağzından yazmanızda çok ilginç ve de başarılı….Sınır bilmez hayalgücünüzü konuşturmuşsunuz gerçekten..
Detaycı yaklaşım bir romaniçin gerekli elbette hayat detaylarda gizlidir bencede. Fakat, özellikle ‘Go oyunu’ hakkındaki detay bana biraz, harika bir film izlerken araya girmiş çoook uzun bir reklam gibi geldi.Bir ara konuyu unutur gibi oldum sanki.’Her eleştiri bir armağandır’ mantığı ile şunuda söylemek istiyorum.’Oyun Kuramı’ konusu da çok güzel ve derin bir konu aslında ve belki de ayrı bir kitap konusu olmayı hakediyor bence…

Fakat romanın sonunu nasıl güzel bağlamışsınız bayıldım…Bir de ‘ kol boyu mesafesi’ konusu beni etkiledi doğrusu…
En kısa zamanda yeniden bastırmanızı diliyorum ki, arkadaşlarımda bu güzel eserden benim kadar zevk alabilsinler…Sevgilerimle…:))
Firdevs Tokalak

Favori İstasyonunuz?

Günaydın frekanslarrr, kitabımızı okuyanlar, bu yolculukta hangi istasyonu kendilerine yakın buldular, en çok hangisinde duygulandılar diye bi anket yapalım diyorum.
Siz favorinizi yazdıkça ben de onları bi yarıştırayım 🙂

İlk seçimler şöyle oldu:

Hanife Altuntas Kontrat bitti, Uykucu ve Gömüt..Ama bunları yazarken bile mesela “robot konuşuyor” bana göz kırpıyor, “iyi enerjiler dükkanı” ve “kadınsı şüpheler” el sallıyor.. her biri başka bir noktada titreşiyor ve tartımları da bu yüzden farklı ve eşsiz..yeniden sonsuz teşekkürler sana, bize yenidünyadan böylesine gizemli güzel kapılar araladığın için:)

İbrahim Durmaz Kontrat istasyonuna çok takıldım bir kaç defa tekrar okudum.

Serap Kaya Dugumlerle bagliyiz ve gomut benim istasyonlarim…

Sürpriz Yumurta: Venüs Bağlantısı

Venüs Bağlantısı isimli kitabınızı bir kaç saat içinde okudum. Çok iyi bir polisiye romandan fazlasını bulduğumu belirtmek isterim. Bu tarz kurgularda -her nedense- bin yıldır durmadan kullanılan klişelerden uzak duruyor roman. Zekice yazılmış olmasının yanı sıra, bence en önemlisi her anlamda dozun yerli yerinde hesaplanması olmuş.

Yer yer Akdeniz ağzına ait ögelerin kullanılmasından mıdır, yoksa ana karakterin kişilik özelliklerinden midir bilinmez, romana sinen samimi bir sıcaklık okuru sarıveriyor. Her şey bir yana, satırlara sinen zekâ pırıltıları usulünce yapılmış bir gece makyajı kadar yerli yerinde.
Tek küçük eleştirim birkaç yerde kullanılan (teknik olmayan, yerine Türkçesi kullanılsa daha şık durabilecek) yabancı sözcüklerle, bir iki sayfayı geçmeyen kimi teknik bilgilerin okuru akıştan bir parça koparma riski olabilir. Yer yer anlatıcının el değiştirmesi anlık bir zemin kayması yaşatıyorsa da fazla göze batmıyor.

Yıldız ve gezegen bağlantıları kimi okura “olmasa da olur” tadında gelebilir. Fakat bana kalırsa yazarın şimdilik sadece örtüsünün ucunu hafifçe kaldırdığı asıl çeyiz sandığı o detayların altında yatıyor. Anıştırıyor, zemin hazırlıyor, işaret ediyor. Hazırlıksız yakalanan okur için de yeni ufuklar açıyor.

Finaldeki sürpriz yumurta, bulmaca sevmeyenler için sahiden sürpriz. Bulmaca severler içinse romanın orta yerinde atılan bir oltayla zaten avladıkları bir balık ya da bir anlamda grand şilem.
Sonuç olarak bir solukta okuduğum bu roman (neden bilmem) sizinle gurur duymamı sağladı. “Kadın zekâsına bir güzelleme” okudum. Damağımda bıraktığı tad da cabası.

Kaleminize sağlık Sibel Hanım. En kısa zamanda diğer kitaplarınızı da okumaktan büyük keyif alacağım.

En geniş zamanlı sevgi ve saygılarımla
Betül AKDAĞ

*

Bu özenli yorum için Betül hanıma teşekkür ediyorum. VB 10 yıl önce yazılmıştı ve hakikaten de aynen Sırıtkan Kırmızı Ay gibi, gizem örtüsünü (nasıl karşılanacağı bilinmediği için) biraz tedirginlikle usul usul kaldırıyordu. Ama her zamanının kendi yolcusu oluyor ve sonsuzca da olacak, o sebeple Bir Kadını Öldürmek kitabında, yazdıklarımın her okuyanla birlikte yeniden yazılmakta olduğunu ve yeni olduğunu ilan etmiştim. Belki biraz küstahlık gibiydi ancak yıllar içindeki deneyimler öngörüyü aynen destekler yönde oldu. Zaten olmaması mümkün mü :)))