2 saat vaktiniz var mı?

Sanmıyorum fakat yine de belki benim gibi boş gezenin boş kalfası(!) biri çıkıp izleyebilir aşağıda linkini vereceğim filmi.

Film; dört ana bölümden oluşmuş: 1) Musevilik ve Hristiyanlığın gerçeğe dayanmadığı, nasıl, nereden ve hangi amaçla yürürlüğe konmuş olduğu. 2) 11 Eylül saldırısının gerçeğe dayanmadığı, nasıl, nereden ve hangi amaçla yürürlüğe konmuş olduğu. 3) Bu büyük planların perde arkasında kimler olduğu ve özellikle Dünya bankacılık sisteminin hangi amaçla kurulup, hangi hedefe koştuğu (birinci, ikinci dünya savaşları, Vietnam, Afganistan ve Irak savaşlarının arka planındaki amaçlar). 4) İyi dilekler!

Seyretmeye vakti olanlardan bazıları, “canım ben de yaparım bi film, koyarım internete, aslı astarı nedir bilinmedikten sonra ne faydası var, uydurma şeyler bunlar, kanmayın” diyerek bizi ikna etmek isteyebilir. Fakat ben bu yorucu ve üzücü seyirden sonra sadece şunu söylüyorum; bunların hepsi aynen benim düşündüğüm ve hissettiğim şeyler.

İşte adres:  http://video.google.com/videosearch?q=zeitgeist+the+movie&emb=0&aq=1&oq=Zeitgeist#emb=0&aq=1&oq=Zeitgeist&q=zeitgeist%20turkce&src=2

Her ne kadar Türkçe seçeneğin adresini verdiysem de, sayfa ilk açıldığında gelen video doğru olmayabilir, sol üstte “Türkçe alt yazılı-1.55.51 zamanlı” olanı seçmelisiniz.

Not: Çok eskiden beri illuminati diye bir oluşumu bilirdik, gerçi filmde bu isim yer almıyor fakat işaret edilen hedef belli.

Erk Hayvanları

Erk hayvanları genellikle rüyalarda, meditasyonda ve vizyonlarda gözükür. Birden fazla Erk hayvanınız olabilir. Belirli bir zamandaki Erk hayvanınız yaşam yolunuzun değişmesi ile değişebilir. Erk hayvanları kişinin duygusal ihtiyaçlarına göre şekillenir. Koruyucu olarak, korkularımızı bastırır ve güç verir.

Erk hayvanı kavramı evrenseldir ve tüm kültürlerde bulunur. İlkel kabilelerde Erk hayvanı bir totem olarak tasvir edilir, kabilenin ve ailenin farklı Erk hayvanları olabilir. ABD ve bazı diğer ülkelerde manası değişmiş olsa bile halen kabilenin bir totemi varlığını korumaktadır.

Klüpler veya dernekler gibi alt kültürlerin dahi halen totemleri vardır Lions Clup bunların en bilinen örneğidir. Hristiyan dininde bile iki totem hayvanı, Balık ve Kuzu, bulunmaktadır. Spor klüplerininin de özel totemleri vardır, ülkemizde de en bilinenleri Aslan (GS) Kanarya (FB) ve Kartal (BJK) dır. (Demokrat Partinin amblemi olan At halkın demokrat kelimesinin anlamını bilmemesinden ve onu demir kır at olarak telafuz ederek bir hayvanla özdeşleştirmesinden kaynaklanmaktadır,)

Bir diğer Erk hayvanı veya totem çeşidi de kişisel olandır. Bunlar günlük yaşamda bzi koruyan ruhlardır. Nerdeyse herkesin böyle bir totemi vardı. Bugün dahi pek çok ebeveyn çocuklarına özellikle geceleri bir hayvan tarafından korundukları söylenir. Tabi ki çocuklara verilen oyuncak ayı’nın bu amaçı olduğunu anlayamazlar. Çoğu zaman bilinçsiz olarak bazı kişilerin bir Erk hayvanı ile etkilendiğine tanık olmaktayız. Burçlar kuşağında da Aslan, Akrep, Yengeç ve Boğa gibi Erk hayvanları olarak vardır.

Şamanizmde Erk Hayvanları

Bir şamanın ilk öğreneceği şey başka dünyalara seyahat etmek sonra da kendi Erk havyanı / totemini bulmaktır. Bir şaman için bu bilgiler uzun bir eğitime başlamak için zorunludur.

Erk hayvanı genellikle örtülmüş en derinde ki siz’in yansımasıdır ve bu dünyada ihtiyacınız olan nitelikleri bulundurur. İnsanların buldukları kendi Erk hayvanının örneğin bir fare olması, kısaca yırtıcı olmamasında memnun olmazlar. Farenin Erkli olmadığını, halim selim ve korkak olduğu düşünülür. Ancak unutulan, ruhların fiziksel gerçeklikle ve boy’la bir alakası olmadığıdır. Kişisel Erk hayvanınız küçük bir fare olabilir, ancak gerektiği zaman bu fare boyunu değiştirebilir ve o an için koyması gereken tavrı koyar. 150 metre boyundaki bir fare hiç de zayıf sayılmaz. Kişisel Erk havyanınız (ailevi, klan veya kabile Erk hayvanının aksine) kişisel ihtiyaçlarınıza göre yaşam boyunca birkaç kez değişebilir. Keyifsiz olduğunuz, bu hayvanınızın sizden uzak olduğunu, geri getirilmesi veya bir değişiklik yapılması gerektiğini gösterir.

İlk ruhsal araştırma seyahatinizi yaptığınızda, toteminiz veya Erk hayvanınız olduğunu iddia eden ruhlarla karşılaşırsınız. Eğer ruhunuzun farkındaysanız, bu size ek Erkler katacak.

Tüm memeliler ve kuşlar pozitif ruhlardır, herhangi biri sizin Erk hayvanınız olabilir. Efsanevi bir Pegasus veya herhangi bir efsanede dahi bulunmayan bir hayvan sizin Erk hayvanınız olabilir.


Ders 1 – Kişisel Erk Hayvanınızla Karşılaşmak

Herkesin bir Erk hayvanı vardır ve koruyucu olarak bizimledir.

Birçok Erk hayvanı, bizim ruhsal koruyucumuzdur ve baska kademelerde / boyutlarda bulunur.

Bazı hayvanlar geçmiş yaşamımızdan beri bizimle birlikte olup farklı fiziksel forma sahip olabilir. Örneğin : Bir kurt veya başka bir vahşi hayvan koruyucumuz olabilir ancak o şu anki yaşamda bir köpek olarak enkarne olmuş olabilir.

Kişisel Güç Hayvanınızı bulma zamanı geldi.

Sakin bir yerde veya bilgisayarınızın karşısında gevşeyin.

Zihninizi gevşetin …

Bedeninizdeki kasların gevşediğini hissedin … başınız … omuzlarınız … boynunuz … dişleriniz … gövdeniz … kollarınız … gevşedi

Gözlerinizi kapayın …

2 derin, uzun fakat yavaş nefes alın … burnunuzdan nefesi alın … rahatsız olmayacağınız bir süre nefesinizi tutun … ağzınızdan nefesinizi verin…

Düşüncelerinizi durdurun.

Gözkapaklarınızın arkasından ekrana bakın …

Güzel renkler … veya şekiller … görüş alanınıza gelecek …

Zihninizle erk hayvanınıza kendisini ekranda göstermesini isteyin.

Sabırlı olun! Görmeden önce üçüncü gözünüzün açılması gerekir.

Kısa bir sürede bir hayvan belirecek.

Umduğunuz veya ummadığınız bir hayvan olabilir, beklentinizin olmaması gerekir.

Görüntü bir anda belirir veya üstünüze doğru gelirken gözükür.

Herhangi bir açıdan hayvanı görme ihtimaliniz var.

Sizce gözde olan bir hayvan olmayabilir.

Görüntünün açıkça karşınızda belirmesini izin verin.

Hayvanı gördüğünüzde, dikkatli olarak ne yaptığına bakın.

Bir mesaj alabilmek için düşüncelerinizle hayvanı dinleyin.

Bir hayvandan bir mesaj almak tuhaf olabilir ancak bu olacak.

Sizin için anlamlı olan bir sahnede belirecek.

Mümkün olduğu kadar yoğun olarak odaklanın.

Hayvanın çevresindeki renklere dikkat edin, renkler önemlidir.

Görüntü kaybolduğunda … yavaşça gözlerinizi açın ve gördüğünüzü yazın veya çizin.

Birden fazla hayvan görmüş olabilirsiniz.

Efsanevi veya gerçek hayattan bir hayvan da görmüş olabilirsiniz.

Başka bir gün farklı bir hayvan ve mesajla karşılaşabilirsiniz.

Göz önünde tutmanız gerekenler :

Herhangi bir hayvan cinsini hayal ettiniz mi? Bu hayalinizde neler oldu? Bu hayvana gece rüyanıza gelerek sizinle etkileşime geçmesini isteyin.

Niye böyle bir hayvan sizin karşınıza çıktı.

Belki bu hayvanın anlamını araştırmanız gerekli. (Bununla ilgili yazı da gelecek)


Ders 2 – Kişisel Erk Hayvanınızla çalışmak

İlk derste yaptığınız gibi, kendinizi Erk hayvanınızla karşılaşmaya hazırlayın. Bunu bilgisayar başında iken veya meditasyon yaptığınız yerde yapabilirsiniz. En iyi neticeyi bu çalışmayı doğada yaparak elde edersiniz.

Bedeninizi ve zihninizi gevşetin.

Şimdi, gözlerinizi kapatarak iki uzun nefes alın. Burnunuzdan nefesi alın … rahatsız olmayacağınız bir süre nefesinizi tutun … ağzınızdan nefesinizi verin…

Üçüncü gözünüz açılmaya başlayınca ve görüntüsü belirince Erk hayvanınızla irtibata geçin …

Eğer hayvanı hareket halinde görüyorsanız, onu takip ederek sizi nereye götürdüğünü ve size nasıl bir mesaj vermek istediğini anlamaya çalışın.

Eğer, hayvanı takip etmekte sorun yaşarsanız, ilk önce onu zihninizde canlandırın, sonra zaman ve mekan içinde veya dünya üstünde ilerlediğini hayal edin …

Bu şekilde hayvanla irtibatı sağladığınızda, zihinsel olarak ona, sizi ruhsal bir seyahate çıkarmasını, böylece sizin ruhsal seyahat konusunda yeni şeyler öğreneceğiniz söyleyin.

Sizi bir seyahate çıkaracak.

Döndüğünüzde bu sahayatiniz hakkında notlar alın.


Ders 3 – Kişisel Erk Hayvanınızla meditasyon

Şamanlar, şifa verebilen, enerjilerle çalışabilen ve vizyon görebilen ruhsal varlıklardır.

Bilinçli olarak beden dışı deneyimler yapabilmek şamanların geleneksel kabiliyetidir. Bu ruhsal sayahatler şamanı yeraltı diyarlararına, evrenin üst kademelerine veya dünyadaki herhangi bir yere gitmesine olanak sağlar. Şaman uçuşu, misal olarak, içsel dünyanın bir deneyimi değil, fakat, fiziksel bedenin kısıtlamalarının üstünde bir deneyim olduğu gözlenmiştir.

Bugün bir şaman olmaya başlıyacaksınız. Erk hayvanınızla irtibata geçme hissiyle birkite gezegene şifa verecek ve ışık getireceksiniz.

Lütfen buna zaman ayırın ve acele etmeyin …

Şu anda bilgisayar karşısında oturduğunuza göre, Erk hayvanınızı çağırıp onunla irtibata geçmeye başlayın.

Bugün, sizinle birlikte olmasını istediğinizi, böylece pek çok kez deneyimler yaşayabilmeniz için ona çağrıda bulunun.

Eğer doğaya çıkabilir, hatta içerde veya dışarda bir ağaçla temas edebilirseniz bu deneyiminizin çok daha iyi olmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda müzik dinlemek de deneyimizin iyileşmesine sebep olacak.

Bu deneyimde kullanmanız tavsiye edilmese de psikotrop etkileri olan maddeler kullanmak sizin iradenizdedir.

Hazır olduğunuzda, gözlerinizi kapatın.

Şimdi, iki uzun nefes alın. Burnunuzdan nefesi alın … rahatsız olmayacağınız bir süre nefesinizi tutun … ağzınızdan nefesinizi verin…

Tamamen gevşediğinizi hissedin.

Fiziksel çevrenizle bir bağlantınızın kalmasın.

Yavaşça şeklinizin bir büyücü şamana benzeyeçek şekilde değiştiğini görün. Bazı Şamanların şekil değiştirebilme yetenekleri vardır.

Fiziksel bedeninizi hissedin, yaşını, deri rengini, cografi yerinizi, böylece kişisel erkiniz ve yılların verdiği deneyimler geri geldi. Bu deneyim ve varlıkla bir olun.

Yavaşça tekrar şekil değiştirin – bu kerre Erk hayvanınıza dönüşün …

Bedeniznizdeki her hücrenin değişime uğradığını hissedin …

Fiziksel veya telepatik olarak doğaya gidin!

Doğada Erk hayvanınızın dolaştığı gibi gezinin.

Sesleri dinleyin. Yüksek bir seviyeden, doğanın tüm hislerini deneyimleyin.

Hayvanların birbirleri ile olan iletişimi dinleyin.

Başka diyarlara açılan kapıları açın.

Nasıl açılıp kapandığına dikkatlice bakın.

Bir ağaca yanaşın. Fiziksel veya telepatik bir temas sağlayın.

Işığın enerjisini kaynağında içinize çekin.

Işığın akışını, oluşumunuzun toplamı olan, erk hayvanı, şaman ve fiziksel hislerinizde hissedin.

Bugün neyin düzeltilmeye / şifaya ihtiyacı olduğunu görmek için kendinizin bir Şaman / Erk hayvanı olmasına müsaade edin.

Gördüklerinizi Işıkla aydınlatarak şifa dağıtın.

Işıkla şifa dağıtırken gezegene de enerji gönderin.

Dünyadaki Şamanların şifa enerjisine bağlanın.

Diğer şamanların nasıl şifa dağıttığını göstermesine izin verin.

Bu sizin daha üst ruhsal ve şifacı kademelere çıkmanıza sebep olur.

Ellie Crystal’in sayfasından çevrilmiştir.

Ligor Melegupluoğlu

Not: Erk hayvanını bulma ve sonra onunla sizin için en gerekli bilgilenme için birlikte çalışmanız bazı temel bilgilenme düzeylerine ihtiyaç duyar, eğer konuya ilgiliyseniz lütfen Urban Shaman konseptine göz atınız, tıklayınız

aloha-sa

Rüzgarlı bir gün…

Hava rüzgarlıydı, gökyüzü çok da karanlık olmayan bulutlarla kaplanmıştı. Kadın, kafeye geldiğinde denizin kıyısında açıktaki masaların hepsi boştu. İnsanlar az önce serpeleyen yağmurun etkisiyle içerilere kaçışmış olmalıydı. Gürültü ile çınlayan kapalı kısma şöylece bir göz attı. Nedense bugün içeride oturma havasında değildi. Hem rahmetli Duran Bey ona, yıllar önce daha gencecik bir kızken; “kurt dumanlık havadan hoşlanırmış!” Dememiş miydi?! Artık nesini görüp de yapmıştı bu tespiti bilinmez.

Boğazın hemen kıyısındaki masalardan birine doğru yürüdü. Sandalyeler ıslaktı. Gerideki garsonlardan birine seslenip kendisine bi yer kurulamasını rica etti. Suyun rengi tam Nil yeşili olmuştu, kabarıp kabarıp iniyordu. Arada minik dalgalar sivrilip beyaz köpükten başlarını gösteriyor, sabırsız bir kıpırtıyla çalkalanıyorlardı.

Hava rüzgarlıydı…

Çantayı yan sandalyeye bırakıp, kurulanmış sandalyeye oturdu. Kendisine menü getirmek için atak yapan genç delikanlıya, eliyle kalsın işareti yaparken, “bir filtre kahve lütfen” dedi. Aslında kahve filan içmek istemiyordu, hiç bi şey istemiyordu ama oturduğu sandalyenin kirasını vermeliydi. Üstelik filtre kahvenin fazlası da olmazdı. Yandaki masaya cesur bir genç kız geldi ve sandalyesini kadına ters çevirerek oturdu. Bu belirgin hareketiyle; “seninle dikkatimi dağıtacak kadar boş değilim, önemli bir şeyi düşünmeliyim şu an!” der gibi oldu.

Kadın onun arkasından yana sevencelikle gülümsedi. Herşeyin neden yapıldığını sormayı akıl ederseniz, hiç bişeyi size karşı tavır olarak algılayamıyabilirsiniz.

Determinizm üzerine kendisine onlarca mektup göndermiş olan arkadaşına gülümsedi. Sanki gözlerinin arkasında ikinci bir perde daha vardı ve orada başka ama birinciyle de ilintili başka bir film oynamaktaydı. İşte determinist arkadaşı, o perdede belirdiği için ona bakmış ve gülümsemişti o an.

Hava gerçekten rüzgarlıydı. İhtiyaten aldığı uzun portakal rengi şalı iyice boynuna boğazına sarmaladı. Deniz kokusu geliyordu buram buram, hatta arada rüzgarın sıçrattığı minicik bir damladan tuzunu da yalamak olasıydı. Olağanüstü bir andı. Dört yandan zevklerle sarmalanmıştı yalnız kurt. Aslında kurt büyümüş kadın olmuştu.

…

 Öykünün tamamı için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=122

Kendi yazdığım öyküleri ya da kitapları sonradan okuduğumda ilginç noktalar buluyorum(sanki ben yazmamışım gibi!)  insanın bilinçaltının sürprizlerle dolu oluşuna tekrar tekrar hayran oluyorum. (Belki rüyaların sunduğu sembollere -yorucu olmalarına rağmen, bunu dünyada görmeyen kimse kalmasın istiyorum. Onların sevinçlerine şehadet etmek kadar büyük bir mutluluk yok şu an- aynı sebeple düşkünlük gösteriyorum). Aslında sembolleri okumak diye bir ders olmalıydı eğitim sistemimizde, hem de ilk okuldan başlayıp üniversite sonuna kadar muntazaman yer almalıydı müfredatta; ama bu öyle bi müfredat ki, her sınıfta her ders yeniden düzenlenecek sihirli/teknolojik bir yapıya sahip olmalı. Öğrenirken öğreten, sürekli güncellenen, bir diğer değişle, her an kendini yeniden dölleyen bi şey?

Sembol deyince, az önce bir film izledim; stardust yani Yıldız Tozu…

                             

Film başladığında çok önceleri kitabını okumuş olduğumu derhal hatırladım tabi; fakat o zamanki bakışımla beğenişim ile şu andaki hayranlığım arasında uçurumlar var dostlar. Film baştan aşağı sembollerle inşa edilmiş, görkemli bir yapı, hayır hayır, çok çelimsiz kalıyor bu kelime; adeta insanlığın gözünden varoluşa sunulan benzersiz bir sunak. Mükemmelsiniz siz: yazar Neil Gaiman, yönetmen Matthew Vaughn, yapımcılar, muhteşem oyuncular ve tüm emeği geçenler, teşekkürler, çok teşekkürler.

Kuantumun da babası

…

Derken tam o yıl “olağanüstü” bir şey oldu!

Kara nesne radyasyonu ile uğraşmakta olan Max Planck, yeni radyasyon yasasının temelini anlamaya çalışırken “sırf  bir umutsuzluk yasası” diye nitelendirdiği kuantumun ilk temelini buldu: Enerji değişimi sürekli değil, kesintiliydi.

Bu önerme öylesine duyulmamış bir şeydi ki, tam anlamıyla bir bomba etkisi yarattı. Çünkü o sırada fizikçilerin çoğu, doğanın klasik dünyasını bir süreklilik olarak kavrıyorlardı. Onlar maddenin biçimlerinin birbirlerine düzgün, devamlı olarak karıştığını düşünüyorlardı. Enerji, momentum ve açısal moment gibi çeşitli fiziksel nicelikler sürekliydi ve her değeri alabilirdi.

Oysa Planck’ın kuantum önermesinin ana fikri, dünyanın bu sürekli görüşünün kesintili görüş ile değişmesi gerektiğiydi.

Örneğin bir tahıl yığınına uzaktan baktığımızda onu düzgün bir tepe gibi görürüz, oysa yaklaştıkça yanıldığımızı anlar ve gerçekte ince tanelerden yapılmış olduğunu görürüz. Kesintili tanecikler tahıl yığınının birimleridir.

Planck kesintililik miktarını bir h sayısı ile belirledi. 25 Ekim 1900 yılında Berlin Deneycileri, Prusya akademisine verdikleri raporda “Bay Planc’ın verdiği formül, hata sınırları içinde deneylerimizi yeniden üretmektedir” dediler. ve böylece halen geçerli olan Planck sabiti hayatımıza girdi. O günlerde Einstein 21 yaşındaydı.

Einstein doktorasını yaptığı yıllarda bir patent firmasında çalışmaya başlamıştı bu sebeple kuramlar üzerinde çalışırken kendini daha serbest hissediyordu. O dönemde bir çok heyecan verici deney yapıldı fakat fizikçilerin çoğu bunları açıklamak için Newton yasalarından vazgeçmek istemediler.

1905 yılında Zürih’te doktorasını aldığında Einstein, Annalen Der Physik cilt 17 de yayımladığı üç yazıyla bilimsel tarihin gidişini değiştirdi ve yalnızca 27 yaşındaydı. Bu üç yazı da bilimsel başyapıtlardır ve Einstein’in başlıca ilgilerini de yansıtmaktadır: İstatiksel mekanik, kuantum teorisi ve görecelik.

Çalışmamın bütünü için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=209

Özgün olun-Gerçek olun

İki Önemli Anahtar

–Özgün Olun

Özgün olmak demek, özgün olmaktır. Geçmişte yaptıklarınıza ya da başka insanların sizin yaşamınızın kalıbını yaratmak için yaptıklarına dayanmaktan ya da güvenmekten vazgeçin. Özgün, yeni anlamına, daha önce hiç yapılmamış anlamına gelir. Özgün demek, içinizin derinliklerinden – yaratıcılığınızdan, benzersizliğinizden, Benliğinizle olan birliğinizden geliyor demektir.

Şimdi, bu, yaşamınızda herşey özgün olmak zorunda, demek değildir, ama yaşantınıza özgünlük katmaya başlayın, lütfen. Sizden ve yalnızca sizden gelen bir şey. Diyorsunuz ki, “Peki ama nasıl bileceğim?” Çünkü sizin gibi, kendiniz gibi hissedilecektir. Özgün hissedilecektir. Size heyecan verecektir. Kopyalamak, o belli etkinliğin ya da yaratının heyecanını ve coşkusunu azaltır. Bu, büyük laf etmek oluyor ama, şu anlama geliyor, kopyaladığınız zaman, o akan, genişleyen yaşam enerjisi nasıl olabilir? Sadece kopyalıyorsunuzdur. Güvenceye oynuyorsunuzdur.

Size meydan okuyacağım – iyi yaşamları olan sizler, sıkıcı yaşamları olan sizler – ben, özgün olmanız konusunda size meydan okuyorum. Özgün bir şey yapın. Bu, garip ya da tuhaf anlamına mı geliyor? Belki, ama öyle olması gerekmiyor. Sizden, kendinizden geliyor olması anlamını taşıyor. Bu sizin tanrısallığınızın sesi ve enerjisi ve bilincidir, ve o oynamak istiyor – oyun değil – ama yaşamın içinde sizinle oynamak istiyor. Özgün olmakla, bu zarif, basit enerjiyi yaşamınıza sokarsınız.

–Gerçek/Otantik Olun

Gerçek olun. Gerçek olun. Dünya üzerindeki örtücü-katmanlar şu anda öyle bir halde ki, gerçeğin, otantikliğin ne olduğunu hatırlamak bile zor. Bu, kendinize karşı gerçek/içten olmak, hislerinize karşı gerçek/içten olmak anlamına gelir. İnsanların birçok hissi örtbas ediliyor ya da gömülüyor. Size, kimse alınmasın ya da kızmasın diye sulandırılmış şeylerin nasıl söyleneceği öğretildi. Güvenli oynuyorsunuz. Ama bu, gerçek değildir.

Biliyor musunuz, birinden hoşlanmadığınızda bunu ona söyleyebilirsiniz. Gerçekten söyleyebilirsiniz. Yorgunsanız ve gitmek istiyorsanız, bunu söyleyebilirsiniz.

Şimdi, bazılarınıza bu dayanılmaz derecede zor gelecektir, çünkü çoğu insan aslında insanları memnun etmeye (programlanmıştır). Kendileri hakkında böyle öğreniyorlar – “Eğer başka insanlar beni severse, ben de kendimi sevebilirim.” Böylesine otantik ya da gerçek olmaya başlarsanız… bu, acımasız olmak anlamına gelmiyor. Bakın, zihin hemen bu tür şeylere kayıyor ve diyor ki, “İyi de, eğer ben gerçek olursam, insanları çok kızdıracağım açık.” Aslında değil. Onlar sizin gerçek ya da içten olmanıza saygı duyacaklar. Artık örtücü-katmanlarla, meli-malılarla, uygun biçimde bir şeyler söyleme kaygısıyla, filtrelerden geçmeyen sese saygı duyacaklar. Onlar gerçek sizden gelen rezonansı hissedecekler.

Gerçek olmak, şeffaf, açık olmaktır. İnsan biçimindeyken şeffaf olmak zordur. Aslında şu anda Dünya’daki eğitimler ve örtücü-katmanlar, şeffaf ya da açık olmamak üzerinedir. Kanunlardan tutun da eğlenceye ve iletişime kadar, dinlerden tutun da hemen herşeye bir göz atacak olursanız, amacın şeffaf olmamak olduğunu fark edeceksiniz – hiç şeffaflık, açıklık yok. İşte bu, insanları o uyuşuk halde, o ipnotik örtücü-katman halinde bırakıyor. Bir kez gerçek olmaya başladığınızda, insanlar bunu hissedecektir. Ve hemen de bundan hoşlanmayabilirler, ama önemli değil. Siz, eskiden yapmaya alışık olduğunuz gibi, başkaları sizden hoşlansın diye burada değilsiniz.

Tobias