-alıntı-
Bir dostumun
dikkatimi cekmesi sayesinde, “yasam, dna, genetik” ile baglantili,
belki de hak ettikleri onemi vererek ele almadigimiz bir “kategori”nin
mensuplariyla daha yakindan ilgilenmeye basladim: Virusler.
Yalnizca kisa bir girizgah yapmakla yetinecegim simdi ve buna virusun
tanimi uzerinden giderek baslamanin aciklayici ya da “kivilcimlar
caktirici” olabilecegini dusunuyorum.
Virus (bakteri ve benzeri mikroskobik yaratiklarin aksine) kendi
basina “canli”, yani “yasayan” bir organizma degil. Ancak, bir canli
hucrenin icine nufuz edebildigi anda harekete gecebilen, bir tur
“hucresel bilgi unitesi”.
Bir genetikcinin ifadesiyle: “A virus is not strictly alive.. nor is
it strictly dead… A virus has some fundamental information (genes
made of DNA or RNA) which allows it to make copies of itself. However,
the virus must be inside a living cell of some kind before the
information can be used. In fact, the information won’t be made
available unless the virus enters a living cell.”
(“Virus kesin olarak ne canlidir ne de olu. Virus, kendi kopyalarini
olusturmaya olanak veren (DNA ve RNA’dan olusmus genler) temel bilgiye
sahiptir. Bununla birlikte, soz konusu bilginin kullanilir hale
gelmesi icin virusun yasayan bir hucrenin icinde olmasi gereklidir.
Virus yasayan bir hucrenin icine girmedikce bu bilgi onun icin
erisilir degildir.”)
Yapisi ve calisma yontemleri, son derece “merak kiskirtici”. Disi,
proteinlerden olusan bir kabukla cevrili. Bu kabugun icinde, genetik
bilgiyi (yani RNA ve DNA ile ilgili “kod bilgisi”ni) saklayan bir
cekirdek var. Canli hucrelerden uzak bir ortamda birakirsaniz, hicbir
yasam ve hareket belirtisi gostermiyor; sonsuza dek oyle “atil”
bicimde bekleyebilir. Ama bir canli hucreyle karsilastigi anda, sanki
bir bilgisayar programi, belli “sensor”lar tarafindan tetiklenmis
gibi, bir aktivite basliyor. Ilkin o hucrenin “koruma duvarlarini”
asip iceriye giriyor ve ardindan (virusun “turune” gore degisen) bir
“kod uygulama harekati” devreye giriyor. Cogunlukla bu, kendi
kopyalarini olusturma ve cogaltmaya yonelik, duzenli bir aktivite.
Yine virusun turune gore, canli hucrenin koruma sistemini asip iceri
sizma yontemleri de farklilik gosteriyor. Sozgelimi HIV virusu, hedef
aldigi hucreyi “kandiriyor” ve kendini “glikoz” olarak gosteriyor.
Suna benzer bir diyalog dusunun, virus kapiyi caldiginda:
“Tak tak…”
“Kimdir o?”
“Yabanci degil, ben glikoz.”
“Buyur iceri o zaman.”
Ve hucre bu “yemi” yuttuktan sonra, icerideki “casus faaliyeti” de
basliyor.
Icinde RNA, DNA, yasamin “kodlari” ile ilgili bilgiler tasiyan ve
bunlari ancak bir canli hucreyle bulustugu anda kullanabilen; ayrica
kendi basina “canli” olmayan; cok zor ve agir kosullar altinda bile
oylece sessiz bekleyip varligini “uykuda” gecirebilen bir yaratik
dusunun. Kulaga tuyler urpertici geliyor.
Bilinen virus turlerinin tamamina yakini “zararli” olarak niteleniyor,
cunku hucre kontrolunu eline alip, kendi kopyalarini belli bir duzende
cogaltiyor ve saglikli hucrelerin yok olmasina, bagisiklik sisteminin
cokmesine vb neden oluyorlar. Ancak cok az sayida bilinen bazi
istisnalar da var: Sozgelimi, zararli bakterileri enfekte edip onlari
yok eden “bakteri virusleri”.
Bu arada, canli hucreler de viruslere karsi butunuyle korunmasiz
degil. Onlarin “yontem ve taktiklerini” ogrenmis hucreler, bagisiklik
sistemi araciligiyla viruslerle mucadele ediyor. Bunu yaparken, iceri
sizmayi henuz basaramamis virusleri yok etmekle kalmiyor, enfekte
olmus hucreleri de (yani kendi hucrelerini!) olduruyor. Boylece,
virus, icine sizdigi canli hucre olmadan bir sey yapamayacagi icin,
etkisiz kaliyor ve yok ediliyor. Eger direncimiz yeterli degilse,
hastaliga yakalaniyoruz. Bagisikligi olan hucreler bu savasi
kazanirsa, hastaliktan kurtuluyor ve “beni oldurmeyen, guclendirir”
deyisinde oldugu gibi, hanemize bir “arti” yaziyoruz. (HIV gibi
dogrudan bagisiklik sistemini cokerten, fazlasiyla “hilekar” virusler,
bunun bir istisnasi.)
Simdilik fazla uzatmadan, sunu soyleyerek noktalayayim: Yasamin temel
yapitasi, karmasik ve ayrintili bir “kod bilgisi” iceriyor, bildigimiz
uzere. Viruslerse, degisik bicim ve derinliklerde, bu kodla ilgili
kimi ayrintilara sahip, kendi basina hicbir sey yapamayan ama canli
hucreyle karsilastigi anda “siseden cikan cin gibi” saldiriya gecen,
garip ve gizemli varliklar. Canli degil; ama o da “mutasyona” ugrayip
kendi icinden degisik turler gelistirebiliyor. Virusler yalnizca
dunyada mi var? Bunu bilmiyoruz.
(Konu basligini “Evrim, tekamul, mutasyon” olarak degistirdim, bunun
daha anlamli oldugunu dusunuyorum.)
Sevgiler,
Burak Eldem