Matematik Üzerine Sokratik Bir Diyalog

Aşağıdaki yazı Alfred Renyi nin “Matematik Üzerine Diyaloglar” kitabından alınmıştır. Socrates ve Hipokrat arasında geçen güzel bir diyalog bence. Bir kısmını aktarıyorum.

MATEMATİĞİN NESNESİ NEDİR?

SOKRAT(S): Pekala, o halde bana matematiğin ne olduğunu bilip bilmediğini söyler misin? Sanırım üzerinde çalışmak istediğine göre matematiği tanımlayabilirsin de.
HİPOKRAT(H): Bunu çocuklar bile yapabilir. Matematik bir bilimdir ve elbette bilimlerin en güzellerinden biridir.
S: Senden istediğim matematiği övmen değil, onun doğasını tanımlamandı. Örneğin eğer sorum Tıp hakkında olsaydı, bu sanatın hastalık ve sağlıkla uğraştığını ve amacının hastalıkları iyileştirmek ve sağlığı korumak olduğu cevabını verecektin. Haklı değil miyim?
H: Kesinlikle.
S: O halde şu soruyu cevapla; Doktorluk sanatı var olanla mı yoksa var olmayan şeylerle mi ilgilidir? Doktorlar olmasa da hastalık var mıdır?
H: Kesinlikle, hatta şu an olandan daha da fazla olacaktır.
S: Şimdi de başka bir sanata geçelim, mesela Astronomi olsun. Astronomların yıldızların hareketi üzerinde çalıştıkları konusunda bana katılıyor musun?
H: Şüphesiz.
S: Astronomlar var olan bir şeyle mi uğraşıyorlar diye sorsam cevabın ne olur?
H: Evet olacaktır tabii ki.
Devamını oku “Matematik Üzerine Sokratik Bir Diyalog” →

Kuyular, Teknokratlar ve ben

Şu anda, henüz hakkını kazanmamış olan dünya nedeniyle, eğer ayrı tutulmasaydı ve lineerleştirilmeseydi çok daha fazla anlaşılacak olan, ayrı tutulan ve lineerleştirilen çok şey var. Bundan daha önce söz ettik – gezegendeki en yüksek eğitimi veren üniversiteler ve kolejler tüm araştırmaları kategorilere ayırmaya karar verdiler. Bu uzmanlaşma ve verimlilik için yapıldı, ama bir bedeli var.
Fizik, kimya, biyoloji ve tıbbın hepsine sanki bunlar bağımsız bilimlermiş gibi yaklaşılıyor. Elbette, bunlar birbirleri ile ilişkili, ama eğitim kampüslerinde bunların hepsini bir araya koymak için bir “bütünleştirme binası”nın olduğu yer yok.
Bir şey başka bir şeye yol açar ve keşifler yapılır. Ama bilimin tek bir alanının izole edilmiş özelliklerini araştırdığınız için, çoğu zaman keşifler yalnızca tek bir bilimi zenginleştiriyor. Kimya daha fazla kimyaya götürüyor, vs ve sadece kimyacılar dahiller. Yalnızca diğerlerine bütünleştirilerek çözülebilen bağımsız araştırmaların her birinde asıl bulmacalar var. Ama çoğunlukla bunlar bulmaca olarak kalıyor, çünkü hiç kimse araştırmanın diğer alanlarına, “etrafına bakmıyor”.
Bir dili öğrenmeye çalışsaydınız ve fiil binasına, sonra sıfat departmanına ve en son isim pavyonuna rapor vermek zorunda kalsaydınız, iletişimlerin nasıl olacağını hayal edebiliyor musunuz? Hiç kimse dili konuşamazdı, sadece “bulmaca parçalarının” neyi içerdiği tartışılırdı. Kryon
 
Eskiden beri verdiğim bir örneği -yakınımdakiler hatırlar mutlaka- açıklamış Kryon, derdim ki teknokratlar her biri kendi kuyusunda derinleştikçe derinleşiyor, harika şeyler yapıyorlar velakin artık ne yüzeyle ne de diğer kuyularla hiç ilişkileri kalmıyor kazdıkları deliğin dibinde!
Ve ben kendimi hep şöyle hissetmişimdir (maalesef teknokrat doğmamışım) her kuyunun başına giderim ve orada dibi görünmeyen deliğe bağırırım “heeeyyy orada kimse var mııııı?” şüphesiz ki var, her zaman o deliği kazan harika kişi beni duyar ve başlarız muhabbete. Zaten uzun zamandır kimseyle karşılaşmamış olan teknokratın dili şişmiştir, e ben de iyi dinleyiciyimdir 🙂 ikimiz de yorulana kadar devam ederiz, sonra heyecanımız azalır ve o kazı işine geri döner ben de bir başka kuyunun başına varıp deliğe seslenirimmm “heeeyyy orada kimse var mııııı?” :))))
Hayatım böyle geçti. Tabi kuyulardaki faaliyetlerden anladıklarımı birbiriyle bütünleştirebildiklerimi -kendim anlamak için sözcüklere- dökerim ve gözlerim görsün, kulaklarım duysun diye paylaşırım.

Teorinin hipotez, olgu ve yasa ile ilişkisi

Bilimsel teori kavramı açıklanırken sıklıkla hipotez kavramı ile karşılaştırılır. Hipotez, bilimin ilgi alanındaki bir konunun anlaşılması için -başlangıç olarak- sınırlı sayıdaki kanıta, geçmiş bilgilere veya gözlemlere dayanarak ileri sürülen, test edilebilir bir tahmin veya açıklamadır. Bir hipotez deneyler veya daha fazla gözlem yaparak desteklenebilir veya çürütülebilir.

Teori doğal Dünya ile ilgili belirli bir alanda sağlam temellere oturtulmuş prensipler ve açıklamalar bütünüdür. Teori bünyesinde farklı konularda defalarca ‘test edilmiş’, desteklenmiş ve ‘geniş şekilde kabul görmüş’ hipotezleri barındırır. Bunun dışında olguları ve bilimsel yasaları barındırır.

Teori açıklanırken olgu ve yasa kavramlarına da değinilmelidir. Bilimde olgu; gözlem, hesaplama ve(ya) deneylerle defalarca doğrulanmış ve bilinen tüm pratik amaçlar için doğruluğu kabul edilmiş bir bilgidir.

Bilimsel yasalar ise doğal Dünya’daki herhangi bir durumun belirli şartlar altında nasıl gerçekleşeceğini açıklarlar.

Bilimsel bir teori; hipotezlerin, olguların ve yasaların anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde birleştirilmesinden meydana gelir.

Bilimsel kanun konsepti, bilimsel teori konseptiyle yakından ilişkilidir. Tipik olarak, kanunlar teorilere nazaran dünya hakkında daha kısıtlı öngörülerde bulunurlar.

Genel kanının aksine, kanıtlanan teori (kuram) kanun olmaz. Kanunla teori arasında doğrudan, tamamlayıcı bir ilişki yoktur.

Kriptoloji

Kriptoloji bildiğiniz gibi şifre bilimidir. Çeşitli iletilerin, yazıların belli bir sisteme göre şifrelenmesi, bu mesajların güvenlikli bir ortamda alıcıya iletilmesi ve iletilmiş mesajın deşifresiyle uğraşır.

En bilinenlerinden ve kolaylarından biri Sezar Şifrelemedir.

Her harfi belirli bir sayıda kaydırarak olur. Hazırlanması ve kırılması oldukça kolaydır.

Bu başlığın oyunlar bölümünde olmasının sebebi ise isteyenin belirli bir şifreleme metodu kullanarak en az 100 kelimelik bir metin hazırlaması ve bunu yorum olarak göndermesi yüzündendir.

Hazırlayan ve çözenlere şimdiden kolay gelsin.

Dahilerin Sorunu

Birinci Dünya Savaşının ertesinde Stanford Üniversitesinde Psikoloji Profesörü Lewis Terman, tarihteki en ünlü psikolojik araştırmalardan birini başlattı.

Terman’ın uzmanlık alanı zeka testleriydi. Sonraki 50 yıl boyunca dünya çapında milyonlarca kişinin gireceği Stamford Binet IQ testi onun eseriydi. Terman üst üste IQ testlerine tabi tuttuğu 250.000 ilk öğretim ve lise öğrencileri arasından, IQ’ su 140-250 arası olan 1457 çocuğu seçti ve kalan hayatında bu dahileri anaç bir tavuk gibi kolladı, gözetti, testlere tabi tuttu ve iş, aile, sağlık, her yönden izledi. Tüm bulgularını ‘Dehanın genetik araştırması’ adını verdiği kalın kırmızı ciltlere kaydetti. Ahlak hariç, ‘Birey için hiçbir şey IQ’su kadar önemli değildir.’ diyordu Terman. Seçtiği kişilerin olağanüstü başarılı olacağına, Amerika’nın gelecekteki kaymak tabakasını oluşturacağına inanıyordu.

Bugün bile Terman’ın fikirleri başarı anlayışımızın merkezini teşkil eder. Okullar yetenekli çocuklar için ayrı programlar uygular. Üniversitelerin çoğu zeka testine göre öğrenci kabul eder. Google, Microsoft gibi şirketler adayların kişisel yeteneklerini ölçer. Hepimiz dahilere hayranızdır. Bir dahinin geride kalmasının imkansız olduğunu düşünürüz.

Fakat bu doğru mu?
Devamını oku “Dahilerin Sorunu” →