Bildiğini aramak Handikabı

“İnsan sadece aradığını görür; sadece bildiğini arar” demiş Goethe, işte bu sebepledir ki Bir Kadını Öldürmek kitabında oyunların başlangıcı ve bitişi kaza/şans faktörü ile izah edilmiştir.
Kaza ise adını bile duymak istemediğimiz bir şeydir doğal olarak 🙂 Bu insanlık handikabını aşmak için olsa gerek, bizleri geçici sürelerle de olsa birinci dikkat alnımızdan uzaklaştıracak yöntemler geliştirilmiştir, meditasyon, hipnoz, uyku, meditatif madde kullanımı vs gibi. Bu yöntemlerden biri de BAK sistemimizdir ki orada karşımıza cevap olarak çıkan şeyler çoğu kez katılımcıları da mederasyonu yapan beni de hayrete düşürmüştür.
*
Geleceği tahmin etmenin en güzel yolu onu yaratmaktır diyor X-files dizisinde, doğrudur ve fakat eksik çünkü geleceği uyanık bilincimiz LONO ile kontrol edemeyiz. Gelecek; ilk kuralımız İKE gereği iç rüyamızın dışa yansıması ile -sonsuz şimdide-oluşur. İç rüyamızı, bir nevi -bilmediğimiz niyetimiz olarak da tanımlayabiliriz çünkü onu ortaya çıkaran milyarlarca kararımızın/yargımızın bilinmedik bir bileşenidir o ve bu haliyle muhteşemdir, insanın hayal edebileceği en mükemmel sistemdir.
*
İyi bir matematikçi olan hastasının migren ataklarını rahatlatmak için ilaçlardan yararlanan Dr. Sacks süreç hakkında şöyle söylüyor: “Bu hastamın migrenini tedavi ettiğimde, aynı zamanda kendisinin matematikçiliğini de tedavi(!) etmiştim”… Patolojiyle birlikte yaratıcılık da ortadan kaybolmuştu.(Kaplanı uyandırmak-Travmayı İyileştirmek kitabından)
Bizler gerçekten gizemli yaratıklarız, bütünlüğümüzün iç rüyasını bilinçli zihnimizle anlayabilmemiz belki de hiç mümkün olmayacak, neden? Bunu ümitsizlikten değil, bilinmeyenin bilme hızımızdan daha yüksek bir hızda büyümesiyle ilgili fark edişimizden dolayı söylüyorum.

Okuduğum Yeni Kitaplardan

Dünyadan dört buçuk ışık yılı uzakta karanlık bir gezegenden gelen yardım sinyalinin kaynağı daha önceki bir görevde kaybolan personel miydi? Evrende bizimki gibi dünyalar var mıydı? Bize ne kadar benzeyebilirlerdi? Paralel evrenler teorisi fizikçilerin fantezisi miydi yoksa donmuş kargaları, kıyıları değişmiş kıtaları, kül tepecikleriyle dolu binaları açıklamanın tek yolu mu? Evrim ilkesinin sınırları jeolojiden kültüre uzanabilir miydi?Trinidad’ın Dönüşü- Selim Erdoğan

S.Lem ve Asimov karışımı gayet yalın ve şık anlatımlı bir kitap. Kitabı hemen kahvaltı sonrasında ve öğlen yemeğine varmadan bir çırpıda okudum. Gayet akıcıydı. Selim Bey sanki benim şu an yayın sırası bekleyen Laniakea_Başlangıç kitabında işaret ettiğim sönmüş gerçekliği ışık hızını geçen bir gemiyle gidip bulmuş gibiydi . Belli ki bilimkurgucular aşağı yukarı benzer sorunsallar üzerine kafa yoruyoruz ve bunu okuyucuya zevkli bir şekilde sunmaya çalışıyoruz.

*

Graham Hancock dünya çapında, milyonlarca insanın ilgisini çeken eseri Tanrıların Parmak İzleri’nde haritası olmayan bölgeleri keşfediyor, önyargıları sorguluyor, geçmişin karanlık ve gizemli dönemlerine ışık tutuyor. Tanrıların Parmak İzleri, kimi tarihçilerin acımasız saldırılarına ve eleştirilerine maruz kalıp şiddetli tartışmalara neden olurken kimi kalıplaşmış düşüncelerin ve tarihsel önyargıların sorgulanmasını sağlamış; araştırmacıların ve gezginlerin dünyanın en gizemli antik yerleşim yerlerine olan merakını uyandırmıştır. Tanrıların Parmak İzleri-Graham Hancock

Kitap 95 yılında yayınlandığı için içeriğindeki bilgilerin büyük bölümü günümüzün iletişim hızında zaten bilinir hale gelmiş durumda ancak bu konulara ilgisi olanlar için hala derli toplu bir başvuru aracı olmaya devam ediyor olabilir. Ben Bazı yerleri atlayarak okudum. Daha önce de yazarın Ayahuska ile ilgili yayın yasağı gelen TED konuşmasını ele almışım, ilginizi çekerse tıklayınız

**

İndigo Çocuklar, dünyaya -dünyayı değiştirmek üzere-yeni bir bilinç ve enerjiyle gelen bilge varlıklardır. Onlar şu sırada çocuk ya da genç yaşta bulunmaktadırlar. Bu çocuklar çevreleri tarafından anlaşılmamakta, onlara çoğunlukla Uyumsuzluk, Dikkat eksikliği ya da Hiperaktiflik tanıları konulmakta ve bu üstün zekalı ve yetenekli çocuklar sonuçta ilaçlarla uyuşturulup harcanmaktadırlar. Oysa onların dengeli, uyumlu ve mutlu bireyler olarak yetişip tüm insanlık için son derece önemli olan misyonlarını gerçekleştirebilmeleri için ana-babaları, öğretmenleri, doktorları ve tüm çevreleri tarafından anlaşılıp desteklenmeleri gerekmektedir. Bizler bu çocukları ve onların olağanüstü özelliklerini tanımalı, onlara sevgi ve saygıyla rehberlik yapmalıyız.

Biz kendimiz dengesiz, stres ya da umutsuzluk dolu veya kronik ters kutuplaşmadan mustarip iken, sağlıklı, mutlu ve dengeli çocuklara sahip olamayız. Birçok İndigo Çocuğun ana babası, çocuklarına yardım ederken kendilerini de iyileştirmekteler.

İndigo Çocuklar / Yeni Çocuklar Geldiler! – Lee Carroll , Jan Tober

Bir insanla bir saat oyun oynayarak, onun hakkında, onunla bir yıl konuşarak keşfedebileceğinizden daha çok şey keşfedebilirsiniz. Platon

Para nereden gelirse gelsin düşüncesi=savaş

Politikacılara konuşayım. Diğer ülkelerden olan ve müttefik olanların karşısında masada düzenli olarak oturuyorsunuz. Onlar karanlık tarafı finanse ederken size gülümsüyorlar. Neticede, savaş ile kazanılacak para var! Yıllarca bunun yolu bu oldu. Ama bu uzun sürmeyecek. Politikacı, bunu bildiğin ortaya çıktığı zaman, sorumlu tutulacak olan sensin. Bununla ilgili hiç bir şey yapmadın.

Zor kazanılan vergi fonlarınızın çoğu karanlık orduya gidiyor! Ve hükümetinizde bunu bilenler var. Sadece bir kaç sözcükle bununla ilgili ne yapılacağının yanıtını size vereceğim: Uluslararası şeffaf adli muhasebe. Uluslararası şeffaf adli muhasebe! Karanlığın finanse edilmesini temizleme ve savaş çıkarma yeteneklerini yok etme zamanıdır.
Paranın nereden geldiğini bilen ve bununla ilgili hiç bir şey yapmayan lider durumda olanlar için bir uyarım var. Liderliğinizin günleri sayılı. Işık bunu ortaya çıkaracak ve kaybedeceksiniz. Kryon
Ülke yönetimleri için böyleyse kişisel olarak da bundan farklı değil çünkü evvelden beri her bir insanın bir ülke ve onun uyanık bilincinin de kral/kraliçe olduğunu söylerim. O halde kendi iç ülkemize bakıp savaşı finanse eden öğeleri görebilir bunları işlevsiz bırakabiliriz. Tüm sistemler, kurallar ve kanunlar keyfidir, ayrılığa hizmet eder ve ayrılık da bir amaç için organize edilmiştir; göremediğimiz iç rüyamızın dışta belirginleşmesi, bilincin gelişmesi için gerekli bulunmuştur. Bütün bunlar özgür irade prensibinin deneyleridir desem pek de yanılmış olmam. Şu anda önümüzdeki sınav; hem özgür iradeye hem de barışa sahip olup olunamayacağıdır belki.
Günaydın sevgili frekanslar
Aklıma gelmişken;
Sigaranın alkolün yasak olduğu hatta yetişkin olmayanlara satılmadığı, dolaplara saklanıldığı bir dünyada; savaş oyuncaklarının, video oyunlarının, filmlerinin ve kitaplarının alenen çocuklara pazarlanmasını komik buluyorum. Çılgınca egzoz salan arabaların, fabrikaların nöbet derecesinde reklam edilmesini tuhaf buluyorum.
Sonra düşününce bu mantıksızlığın gerekçesini buluyorum; en azından genç yaşlarında sağlıklı ve savaşa arzulu savaş erlerini çoğaltmak! Silah sanayini, ilaç sanayini, inşaat sektörünü ilelebet yaşatmak. Biz bunu gerçekten istiyor muyuz ya?
Çocuklarınızı bu savaş çığırtkanı oyunlardan nasıl koruyabiliyorsunuz? Çok zor işiniz vallahi.

Şimdi Bilenler

“Benim bu gezegende gördüğüm en meydan okuyan şey beynin olmakta olanı – teknolojiyi veya felsefeyi veya meydan okuyan şeyleri – öngörememesi. Zihin bunlarla başa çıkmaya muktedir olamayacak. Bunu makineler ile, bilgisayarlar ile yapmaya çalışanlar var. Ama siz ve ben bilgisayarın basitçe zihnin bir uzantısı olduğunu biliyoruz. Onlar sonra yapay zekalı bilgisayarlar yapmaya çalışıyorlar ve bu da işe yaramaz. Ama bu gezegende Düşünenler olmanın ötesine geçen çok küçük ama hayranlık uyandıran bir grup var. Onlar şimdi Bilenler.” diyor Adamus bu ayın konuşmasında.
Uzay-zamanın kendi içinde olduğunu bilmeye başlayanlardır işte bahsettiği Şimdi Bilenler. Lineer bakmaya çalışırsam korkunç bir şey, devasa bir değişim, olmayacak şey! Ama oluyor şimdi, şimdi ve burada. Kitabı yazdığım süreçte soyut alandan somuta dönüştüğünü gördüm. İki alanın nasıl inanılmaz bir değiş-tokuş içinde olduğunu seyrettim Bu belki hep oluyordu, hatta belki kelimesi gereksiz, hep oluyordu fakat bunu fark edecek durumda değildik-m. Bunu uzun zaman aralıklarına baktığımda görebiliyordum, binli yılları seyrettiğimde görüyordum bu yüzden emindim fakat şimdi bu süreler inanılmaz kısaldı. He insanın gündelik yaşamında görülebilir hale geldi. “Şimdi bilenler”, ışıktan hızlı bir bilince izin vermiş olabilirler.:) Bunları otuz yıl önce sayıklayarak yazdığım günleri hatırlıyorum ve gülüyorum, insanın kendini kendi sözleriyle nasıl örgütlediğinin kanıtı bu işte.
“Biz şimdi Bilenleri doğuruyoruz. Bu güzel bir bilim kurgu filmi olurdu “Bilenler, Düşünenlere karşı. Biz Bilenleri dünyaya getiriyoruz ve işin eğlenceli kısmı onların anda yaşıyor olmaları. Onlar kendilerine akan her şeye izin veriyorlar. Onların bunu düşünmesi gerekmiyor. Bu daha kolay bir yaşam çünkü o sadece burada mevcut halde. Onların onun üzerinde düşünmesi dahi gerekmiyor.
Sen yaratıcılığa çok, çok az katkıda bulunarak düşünmeye alıştın ama sen sadece mantığın yolunu çok fazla izliyorsun. O neden ile bir Bilen olmak sana çok tuhaf geliyor. İnsanlar, “Nereden biliyorsun?” diyecektir. “Çünkü ben bir Bilenim.”
Hani çocukken “çünkü de ondan”diye bir savunmamız vardı ya işte ondan :)))
Dört yaşındaki indigo çocuğu Zachary için öğretmeni çok başarılı, korkusuz biri olarak tanımlama getiriyormuş.  Annesi bir gün çocuğa sormuş:
“Zachary, korkusuz olmak ne anlama geliyor, biliyor musun?”
“Evet biliyorum” demiş çocuk “
“Peki ne anlama geliyor?”
“Ben kendime inanıyorum”

Zihin günah keçisi değil

“Zihin asla Tanrı’yı kavrayamaz. Böylece zihnin yaptığı şudur; onu anlayabilmek için Tanrı’yı kendi dışına yerleştirir. Onu cennete ya da başka bir yere yerleştirir. Onu dışarda bir yere yerleştirir ki analiz edebilsin ve parçalara ayırabilsin ve anlamaya çalışabilsin” Adamus
Bu gayet normaldir çünkü ilk prensip İKE bize iç rüyanın dışa yansıdığını ve algımızın derinliği oranında bize görünür olduğunu söyler.
Birden ikiye (içten dışa) geçmek Tanrının kendisini bilmesi için gereklidir.
Normal olmayan ise, bizim bu durumu unutmuş olmamızdır!
Unuttuk mu? Unutturulduk mu? Kötü niyetliler, şeytan vesaire tartışmaları insanlığın büyük trajedisidir çünkü sorumluluğu %100 almayı göz ardı ederek, unutuşu perçinler.
Lütfen bunu gözden geçirin sevgili pireshamanlar, zihni günah keçisi yapmakla bi yere varılmaz 🙂

Her şeyin içinde ortak bir bilincin varlığı hem kendi deneyim ve gözlemlerim hem de pek çeşitli sistem ve ustaların çıkarımlarından aşikar oluyor diyebilirim. İfade etmesi biraz zor oluyor çünkü etkileşimlerin yönünü tartışmakla kafamızı karıştırıyoruz biraz. 
Evrenin, insanı doğurmak için bir çabası var mı sorusu da bu yorumun bir bölümünü oluşturuyor, Bu soru, Einstein’ı da karışıklığa iten temel bir sorunun başka bir versiyonu; yani Tanrı zar atıyor mu? Einstein zar atmadığını düşünüyordu, şimdi bazılarımız da zar atıyor diyor! Bence ikisi de doğru. Benim şu andaki düşüncem bu iki karşıt görünen aksiyonun birbirini tamamlar biçimde birarada iş görüyor olduğu şekilde. Burada insan hedefinden ziyade bilincin genişlemesine dair bir rasgelelik sistemi var, çeşitliliği ve tesadüfiliğin oluşturacağı maksimum bilinç artışını öngören bir azmettiricilik 🙂

 Turan arkadaşımız şöyle izah ediyor: Sibel, cok dogru söylüyorsun. Rastgele aslinda tam rastgele degil ki. Nedeni cok basit. Bu deterministik kaosa benziyor. Ne kadar her sicramanin yönü bilinmese bile doga kanunlari geregi yapilabilecek hareket sinirsiz degil. Yer cekimi, manyetik alan,elektiriksel akim kisitlayan unsurlardandir. Bu nedenle her atom, her atom ile reaksiyonda bulunmuyor. Zannedildigi gibi hersey sinirsiz kaos degil, ayni zamanda sinirsiz dizayn edilms de degil. Bir birlesim bir sonraki birlesimin nasil olabilecegini sinirliyor. Yani doga bir yaptigi seyi unutmuyor, sürekli üstüne ekliyor. Bu nedenle sinapslar her yasayan cali var. Bir defa “iyi” gelmis seyler sürekli kullaniliyor. Yoksa her defasinda yeni bulus olmasi gerekiyordu. 
Evet “iyi” gelmis seyler sürekli kullaniliyor, çünkü bunlar düzen oluşturuyorlar ancak sistem bunların da yıkılmasını aynı tesadüfilik ya da kaos içinde yıkılmalarını ve yeni bir şeye dönüşmelerini garanti ediyor! Maddenin hallerinin (ki şu anki bilimimizle henüz tespit edemediğimiz halleri olabileceğini de varsayıyorum) birbiriyle etkileşim ve dönüşümleri sonsuz bir olasılık içinde yüzüyor. Bütün bunları anlamaya çalışırken şu anki kelime dağarcığımızla bir değer atfettiğimiz SOYUT kelimesinin içeriği ve işlemlerinin yabana atılması bilimimizi yüzeysel kalmaya iter. Bu konuda dikkatinizi çekmek isterim.