Yapma ve Yap-mama devam

Öncesi için tıklayınız

“Yaptığımız her şey bi çeşit YAPMAdır. Bir Bilgi insanı kendini herkesin yapmasına çengelleyip acaip şeyler yaratabilir. Her birimiz doğarken yanımızda az bi parça erk halkası getiririz bu dünyaya ve doğar doğmaz onu kullanmaya başlarız. Demek ki her birimiz daha doğuştan çengellenmişizdir de, erk halkamız bütün başka insanlarınkiyle birleşmiştir. Yani erk halkalarımız, DÜNYANIN KURULMASI AMACIYLA dünyanın YAPMAsına çengellenmiştir.

Örneğin senin ve benim erk halkalarımız, şu anda bu odanın YAPMASINA çengellenmiştir. Yani biz bu odayı kurmaktayız. İkimizin erk halkası hemen şu anda öre öre bu odayı var kılmaktadır.Hepimiz durmadan aynı işlemleri yaparız. Öte yandan bi bilgi insanı, başka bir erk halkası daha geliştirir. Ben buna yap-mama halkası adını taktım, zira yap-mamaya çengellenmiştir bu halka. (Kara madde gibi!) Bu halkayla, başka bir dünya örebilir kendine bilgi insanı.

Hepimize YAPMA üzerinde fikir birliği içinde olmamız (annelerimiz tarafından) öretilmiştir. O fikir birliğinin yol açtığı kuvvetin ne denli muazzam olduğunu tahhminedemezsin. Lakin şükür ki, yap-mama da ona eş kuvvettedir, ona eş ihtişamdadır.” DJ

Midemde kontrol edemediğim bi dalgalanma hissettim. Benim algılayışımla onun açıklaması arasında dağlar kadar fark vardı. CC

Sevgili ağaçlar ve Sosyal Medya Olgusu

Basit yaşa ki başkaları da varolabilsin.
Gandi
Evimin önündeki selvilerin ne kadar saf sevgi olduklarını, ne kadar sade varolduklarını, o mükemmel esnekliklerini, o mütevazi estetiklerini anlatmaya yetemiyorum. Hayranlığımdan gözyaşlarım pıtır pıtır dökülüyor. Sudaki aksi sedamız kadar berrak bunlar. Dün siz nesiniz böyle diye sordum, yankı dedi.
Bugün uzun uzun sessiz hasbihal ettik, içime; onların bizim dünyaya paralel bi gerçeklikte bizim yankımız olarak bambaşka akıl hayal edilmez bi hayat sürdükleri doğdu. Bilmem gerçek midir ama ne fark eder.

*

Sosyal medyada pek çok provakatif- doğru olmayan bilgi de paylaşılıyormuş diyor komşular, amcalar teyzeler. Bunları söyleyenler doğal olarak tek yönlü kalıp medya kullananlar ve bu edindikleri bilgiyi de oradan alıyorlar. Bu arada tek yönlü çıkmaz sokak medyasında yayınlanan her kelimeyi de doğru zannediyorlar.
Sosyal medya denilen paylaşım, karşılıklı ve yaşayan bir etkileşim içinde her şeyin olması gayet normaldir çünkü bu platformlar yaşamın sudaki aksi gibi. Eğer yaşamda her şeyin var olduğunu hele bir de tam yerli yerinde olduğunu düşünüyorsanız zaten “doğru olmayan bilgiler varmış!” size hiç de tuhaf gelmez
Aslında mesele yine ve hep aynı: “biz muhakememizi sezgilerimizi işletip yorulmayalım evladım, bizim yerimize birileri bu işleri yapsın, koysun sofraya, rahat rahat zevkle seyredelim, yiyelim,içelim, şüphesiz güvenceyle teslim olalım bu sisteme, bu kişiye”
Açıkça söylenmese de isteğin bu olduğu öyle açık ki! Kulluk mantığı mı denir ya da daha güzel ve süslü psikolojik bi karşılığı var mıdır? Vardır tabi

Buna “cemaatçilik denebilir mi? Olabilir ama bunun din terimi olan cemaat ile ilişkisi yok. Örneğin benim annem bilim dinine inanan emekli bi öğretmendir ve aynen yukarıda yazdığım teyzeler amcalar içinde olan biri. Üstelik bitmek tükenmek bilmez-maşallah-bi enerjisi de vardı, rkatiyen tembel değildir. Sanırım devletçilik denen bi kavramın yeniden ele alınması lazım nedir ne değildir diyerek

Bu davranış biçimi hem genetik hem de ulusal kültür bazında zerrelerimiz içinde yer alıyor. Eminim haklı sebeplere de dayanıyor. Hayatta kalmanın kesinkes gurupla olabilmek anlamına geldiği çağlardan geliyor ki şu anda hoşumuza giden bu protesto -gezi parkı dayanışması- bile bi gurup hareketi olabildiği için hayatta kalabiliyor! Mesele galiba hem gurup olabilme hem de kendini yok etmeme kavşağında gizli

Turan Erdal Ezbere ögretilen seyler malesef “beyin filitresini” olumsuz etkiliyor, hem de önümüze önyaargi olarak cikiyor. Bilginin karsilikli iletisim ile sekil aldigi cogu kisiler tarafindan bilinmiyor. Bilgiler senin de dedigin gibi bir tepside sunuluyor zannediliyor ve insanlar önlerine ne gelirse tüketiyorlar.
Sibel Atasoy Kendinizi alışkanlığa bırakmamak dolayısı ile bi anlamda “rahatın bozulması” durumu var. Neredeyse tüm tekamülke yönelik bilgi yöntemleri ve kuantum fiziği, psikoloji gibi bilim dalları, allışkanlığın bizatihi YAŞAMIN önündeki engel olduğunu söylemekle kalmıyor, ispat ediyor.
  • E. Emekli Teyzelerle amcaların hayattan beklentileri ile gençlerinki birbirinden farklıdır.Onlar huzur isterler kendilerini ispat etme gibi bir dertleri yoktur.Gençlerin durumu farklı o yüzden bütünün hayrı için kendi huzurlarını tehdit edecek sınırlara gelinmediği sürece tepkisizliklerinin sürmesi son derece normal..

     

    Sibel Atasoy Ben de o teyzelerin amcaların jenerasyonundayım aslında, benim de kendimi ispat etme derdim yok. Bence bunlara ila
  • ilaveten bişeyler daha var, o da şu olabilir sanki:” otoriter ebeveynlik”in, çekirdek aileden devlet yönetimine kadar her yerden temizlenmesi gereken eskiye dair ve işlevi yitmiş bir müessese olduğunu görmek uygulamak

Dinlemeyen nasıl hizmet eder

Fizik ve meta fizik

Otuz dakikada evren gezisi 🙂 Alt yazı yokancak tane tane konuşuyor. Özellikle fraktaller (dokuzuncu dakikadaki o görüntüler bende bulantı yarattı çünkü kendimi öyle buldum), vibrasyon, dalgalar, akaşa, sen ve başkaları, her şey birbiriyle ilintili. Her şey sensin Tek bilinç, sinetix, frekans, tekrarlanabilir patternler, ses frekansları, suyun iletkenlii, cern, fizik araştırmaları, Alpha kamaska (bu her neyse 24. dk.da görülen insan bedenini bu gece rüyamda görmüştüm ve şaşırdım, bu bir kadındı son görevini yapmıştı ve böylesi bi bedene büründü, hiç bi şey anlamamıştım tüm gün bunu düşündüm ve bu videoyu seyrettim şimdi!) Şiva, şakti, dans eden ve dansı,kuantum alan

*

Bazen soruluyor, peki insan GÖLGEsiyle hiç buluşamayacak mı? diye.
Halk deyişiyle için dışın BİR olması… Bu nasıl mümkün olur diye soruluyor değil mi?
Bugün yürüyüş yaparken bunun tek yolu olduğunu fısıldadı rüzgar, değişken kişilikler!
Oyyyy bunun kimsenin hoşuna gideceğini sanmam ben. Bize en revançta kişilik tutarlı, asla değişmeyen olarak belletildi. E o zaman kaya gibi katısın be kardeşim, dışarda güneş oldukça senin gölgen de olacak.

Bu arada GÖLGEn olması sakıncalı değil, bunu bilmiyor oluşun ve gölgenle savaşıyor oluşun yorucu, evet özellikle izleyenler için bezdirici, sıkıcı… fakat yapacak bi şey yok tabi. Che sera sera

Kısa kısa…

yık hayır köprüsünü şer üstünden geçmesin.
Halk sözü

*

Yerel güzide TV kanallarımızı izlemeyi 94 yılında bıraktım ve bi daha geri dönmedim. Güncel sosyal olayları ilişlkileri kaçırdım, zaman zaman oldukça cahil hissettim kendimi ama yine de avantajım sanki daha çok oldu, ya da ben hala o kısmı tercih etmekteyim.

*

“Anlamaya çalışarak kendini helak etme” dedi Don Juan “Bu dünya bir muammadır. Bakmakta olduğun her şey, göründüğünden başka birşeydir de. Dünya düşündüğümüzden çok fazlasını içerir, öyle fazlasını ki, sonsuz diyebiliriz. Böyle olunca, onu anlamaya çalışmak demek, aslında onu bildiimiz bi şeye benzetmek demek olur. Sen de ben de, burada, senin gerçek dediğin dünyanın içindeyiz; zira ikimiz  de onu biliyoruz. Ama sen erk dünyasını bilmiyorsun, o yüzden onu bildiğin bi sahneye benzetmektesin.”

“Bak evlat, savaşçının sanatlarından birisi belli bir amaçla dünyayı çökertmek sonra da yaşamını sürdürmek amacıyla onu yeniden biçimlendirmektir.”

*

Şiddet ve Şiddetsizlik

İçinizdeki öfke, şiddet için değil dönüşüm için kullanılabilir. bu ve benzeri kitaplar çocukları hayata hazırlayan, ağaçlara sarılan çeşitliliği hazmeden nesiller için. Hadi bi kaç tane alın yeğenlerinize komşu çocuklarına hediye edin.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=633421

Adil olana kim karar veriyor?

Ağaçları seviyorsanız çocukları da seversiniz, onları eğip bükmeye kıyamazsınız. Değil mi? Kendi öfkenizi, nefretinizi, yaşanmamışlıklarınızı ve özlemlerinizi onların içine tepiştirmekten kaçınırsınız, değil mi?