Sesten yapılmışız

Mayalılar öteki dünyanın bize şarkı söylediğini söyler. Bizler onun şarkısıyız. Sesten yapılmışız ve ses bu dünyayla öteki dünya arasındaki süzgeçten geçerken kuş, çimen, masa şeklini alır – bunların hepsi sesten yapılmıştır. İnsanlar, kendi sesiyle öteki dünyayı besleyebilir, oradakilerin büyümesini ve şarkı söylemeye devam etmelerini sağlayabilir.

Jensen: “Onlar “ kim?

Prechtel: Bize şarkı söyleyenler. Onlara tanrılar ya da ruhlar da diyebilirsiniz. Mayalılar onlara kısaca “onlar” adını vermişti.

Jensen: Eski bir Aztek deyişi var, seneler önce okumuştum: “Bu dünyaya yaşamak için geldiğimiz doğru değil. Biz buraya uyumaya ve düş görmeye geliyoruz.” Bunu anlamama yardımcı olabilir misiniz? Merak ediyorum.

Neden? Nasıl? Dedektiflik oyunu

Kim? başlığına benzer bir oyun.

Bir olay var, genelde kurgu. Olaya ilişkin birkaç cümle aktarılıyor en başta. Siz evet/hayır soruları sorarak olayı çözmeye çalışıyorsunuz.

Eskiden epey eğlendiğimi hatırlıyorum bu oyunla. Benim hatırladığım birkaç güzel kurgu var. Birini başlatayım. Kurguyu hatırlayanlar da sorulara cevap verebilirler.

Tanrı Hakkında Sorular….

Tanrım, alınganlık gibi insani zaafların yoksa bize olan öfkelerin ve cezaların neden?

Tanrım, yarattığın insanlar psikiyatri bilimini geliştirdi, artık amacına ulaştın, tedavi olabilirsin!

Tanrım, bana ne zaman öfkelensen, kendine beni senin yarattığını hatırlat olur mu?

Her şeye gücü yeten bir Tanrı olarak bence mevcut dünyamızdan çok daha iyisini yapabilirdin, ya kötüsün ya beceriksiz. Yoksa utandığın için mi kendini gizliyorsun?

Kullarına kızıp bağışlayabiliyorsun, duygusalsın falan ama bir şey merak ediyorum: Espiri duyunca gülüyor musun?
Peki tehdit edebildiğin kadar iyi espiri yapabiliyor musun?

Tanrım, yarattığın insanların çiftleri var ve yaşamlarını paylaşıyor, bunu öğrendikçe olgunlaşıyorlar, sevgi alıp veriyorlar. Sen daha ne kadar zaman ‘tek tabanca’ takılacaksın?

Trans Bireyler ve ”İşbirlikçi Psikiyatri”

Hürriyet’ten Ayşe Arman, cinsiyet değiştirerek erkek olup Rüzgar adını alan Nil Erkoçlar ile röportaj yapmış. Erkoçlar, ünlü bir isim olduğu için bu cinsiyet değiştirme operasyonu basının ilgisini çekmiş haliyle. Röportajda dikkatimi çeken ise şu oldu: Ayşe Arman, Erkoçlar’a, ”Cinsiyet değiştirmeye karar verdiğinde bunu hemen uygulayabildin mi?” mealinde soruyor. Erkoçlar ise iki sene Çapa’da psikiyatriste gitmek durumunda bırakıldığını, doktorun ”cinsiyet değişimine hazırdır” diye onay vermesiyle ameliyat olabildiğini belirtiyor.

Burada dikkati çeken nokta şu: İktidar, cinsiyet rollerini yeniden üretebileceğini, örneğin biyolojik olarak erkek cinsine (sexuality) geçecek olan kişinin toplumsal cinsiyet kalıbı olarak da (gender) erkekliği benimsediğini garantiye almadan ameliyata izin vermiyor! Erkek egemen cinsiyet kalıpları devreye giriyor ve iktidar psikiyatri ”bilimi” aracılığıyla kişiyi tahakküme alıp şekillendiriyor. Verili cinsiyet rollerine uygun olana dek kişinin bedenini tahakküme alıp ameliyata izin vermiyor.

Yazarlar ve Kahramanları

Kitabın kahramanı Will Farnaby gazetecilik yapan aynı zamanda işi dolaysıyla dolaştığı yerlerde patronunun işlerini de takip eden birisidir. Patronu petrolden bankacılığa gazete patronluğuna kadar uzanan geniş bir şirketler topluluğu yönetmektedir.

Will Farnaby karısıyla birkaç yıllık evlidir ve evliliklerinin ilk aylarından beri karısını aldatmaktadır. Mutlu olmadığını anlar ve karısını terk etmeye karar verir. Bu durumu karısı öğrenince arabasına atlar ve evi terk eder. Dikkati dağılan ve aşırı sürat yapan kadın kaza yapar ölür. Bu durumda karısının araba kullanmasına izin verdiği için suçluluk hisseder.

Will Farnaby geçirdiği deniz kazası sonucu kendini bitkin bir halde Pala adında bir adanın kıyılarında bulur. Küçük bir kız tarafından kurtarılır, ilk meditasyonla bu kız sayesinde tanışır, bu ada özgün bir yönetime, özgün geleneklere sahip, Zen Budizmine inanılan, teklenojinin henüz istila etmediği, ordusu olmayan, barış içerisinde yaşayan, tropikal bir adadır.”