Ülkemizde Devrimci Hareket Neden Sönük? Ve Çaresi Nedir?

Politik hareketler her zaman popüler ve etkili kalacaklar diye birşey yok elbet. Her siyasi akım belli dönemlerde yükseliş ve düşüşler yaşayabilir. Sosyalist hareket de 1960’larda yakaladığı yükselişi 1970’lerin ikinci yarısında oldukça tırmandırmış ve etkili bir güce dönüşmüştü. Fakat darbe sonrası bu hareket fazlasıyla cılız bir hale geldi. 12 Eylül faşist darbesi esas muhatabı olan sosyalist hareketi kısa sürede ezdi. Bu denli büyük ve organize darbeler dünyanın her yanında düşmanlarını kısa sürede ezerler. Bunda bir sorun yok. Sorun, darbenin üzerinden on yıllar geçmiş olmasına karşın sosyalist solun hala darbenin ilk yaşandığı dönemdeki kadar cılız ve etkisiz olmasında. Sorun, devrimci hareketin kendini toparlayamamasında.

Bu başlıkta önce bu durumun sebeplerini tartışmak, sonra da düzeltmek için neler yapılabileceğini konuşmak istiyorum. Önce sosyalist hareketin neden kendini toparlayamadığına yönelik kendi fikirlerimi maddeler halinde paylaşmak istiyorum.

Pow-Wow Nedir?

Pow-wow yerlilerin biraraya gelip tanıştıkları, dostluklarını yeniledikleri şarkıların söylendiği, dansların edildiği bir törendir. Pow Wow adıyla bilinen bu tören Kızılderili dinsel inançlarının en önemli törenlerinden biridir. Ruhların tören alanına indiğine ve dansçılarla birlikte dans ettiğine inanılır. Ama ruhları herkes göremez, yalnızca bazı insanlar görür. Görenler bu bilginin onlara kartalın nefesiyle ulaştığını söylerler. Bir grup davulun ritmik sesiyle birlikte şarkıcılar şarkılar söylerler ve ruhları çağırırlar.
Pow-Wow kızılderili kabilelerini birleştiren bir işlev taşıdığı için beyazlar tarafından en çok engellenmek istenen törenlerden olmuştur.
http://yerliruh.blogspot.com/2010/06/pow-wow.html

Kriptoloji

Kriptoloji bildiğiniz gibi şifre bilimidir. Çeşitli iletilerin, yazıların belli bir sisteme göre şifrelenmesi, bu mesajların güvenlikli bir ortamda alıcıya iletilmesi ve iletilmiş mesajın deşifresiyle uğraşır.

En bilinenlerinden ve kolaylarından biri Sezar Şifrelemedir.

Her harfi belirli bir sayıda kaydırarak olur. Hazırlanması ve kırılması oldukça kolaydır.

Bu başlığın oyunlar bölümünde olmasının sebebi ise isteyenin belirli bir şifreleme metodu kullanarak en az 100 kelimelik bir metin hazırlaması ve diğer üyelerimizin de bu şifreyi çözmeye çalışması yüzündendir.

Hazırlayan ve çözenlere şimdiden kolay gelsin.

Persona

Jung’un ortaya attığı bu kavramla ilgili bilinç ve bilinçdışı arasında aslında kesin bir ayrım yok ve bu ikisi sürekli olarak yer değiştiriyor. Jung karakter bölünmesinin her kişilikte olduğunu ve bunun toplumsallaşmayla alakalı olduğunu iddia etmektedir. İlk bakışta gözümüze çok ılımlı ve sıcak kanlı gelen bir insanın başka bir ortamda bundan tamamen farklı bir kişilik özelliği sergilemesi buna örnek olabilir. Ve biz bunu farketsek dahi hangisinin persona olduğunu anlamayabiliriz.bireyin çocukluktan başlayarak topluma kendini kabullendirişinde çevrenin istekleriyle uyum sağlayışı yani rol yapmaya başlayışı dikkat çekiyor bu kavram ele alınırken.

Bazen insanlar personasına o kadar çok yapışırki gerçek kişiliğinden tamamen uzaklaşır ve zaman içinde kendisini de tıpkı diğer insanlar gibi kandırmaya başlar ve iş artık bunun bir rol olduğunu dahi unutmaya kadar varabilir. Kişilerin dış dünyaya çıkmadan önce oluşturup takındıkları tavırlar zinciri, kelime anlamı olarakta birebir maskedir persona.ve elbetteki bu durumda çoklu kişilikler ortaya çıkmaktadır. Aynı insan hem bencil hem de çok anlayışlı olabilmektedir bu durumda. Belki farketmişsinizdir çevrenizde bazı insanlar “ben tanıdığımda hiç böyle değildi.” ya da “sonradan çok değişti” dedirtir size. Bazen de kişilere karşı belli tavırları sergilerken çok yorulduğunuzu hissedersiniz.

İşte bu gibi durumlarda aslında persona devrede olabilir. Topluma karşı sergilemek istediğimiz,olması gereken olarak sıfatlandırdığımız maskelerin tamamıdır bunlar. Kendi içimizde tutarsız görünmek istemeyeceğimizden birçoğu bize yapışmakta ve ömür boyu sürebilecek içsel bir huzursuzluğa neden olabilmektedir belkide. Jung yapmacıklık ile bilinçdışı yapmacıklığıda birbirinden ayırmaktadır bu kavramla ilgili olarak.yani kişiler bilinçli olarak yapmıyor olabilir aslında bunu. Belkide bir nevi giyinip dışarı çıkmakla özdeştir. Görünen o ki herkesin oyuncu olduğu kimilerinin kendini rolüne fazlaca kaptırdığı bir yerdeyiz ve oldukça da yetenekliyiz aslında. Daha başka ayrıntılar aklıma geldikçe ve bu konuyla ilgili yeni şeyler öğrendikçe,farkettikçe tekrar yazarım. Bu konunun önemli olduğunu düşünüyorum.ek olarak, çoğu zaman ne kadar çabalasakta kimseyi gerçekten tanıyamayacağımızı hissedebiliriz.bu durumda belkide bilinçli olmasa bile farkındayız maskelerin. Bu konuyla ilgili birçok bakış açımız olmalı.