Rüyada uyanmak, yani lücid rüya görmek herkesin yapmak istediği birşey. Hani bazı şeyler açıktan bazı şeyler gizliden karalanır ya toplumda, lücidin üzerinde böyle bi gölge yok, uyan uyanabildiğin kadar!
Benim merak ettiğim bu hayattan ne farkı kalıyor o rüyanın?
-
YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yıllardır rüyalarında uyanabilen biriyim. uyanmakla kalmayıp, rüyanın içindeki kişilere, benim rüyamda olduklarını söylerim ve rüya mekanının dışında gezinebileceğim, yapabileceğim şeyleri araştırırım. bikaç gün önce birdenbire, uyanık rüyaya dair oluveren şeylere dünya gerçekliğimizle kıyaslamayı düşündüm:) şu yukarda yazdığım cümlelerde bile, rüya kelimesinin yerine dünya yada yaşamım kelimelerini koyduğunuzda ortaya çok çarpıcı bir durum çıkıyor. dünyanın olağan gerçekliğinde, yani dünya uykusunda uyanabiliriz, dünyada olduğumuzun farkına varabiliriz, çevremizdeki insanlara ben dünya rüyasındayım, sen de benin dünya rüyamın içindesin diyebiliriz, dünya rüyasının sahnelerini değiştirebilir, mevcut durumlarımızın arkasındaki şeyleri görebiliriz..çok heyecan verici öyle dimi?:)
Bir Varmış, Bir yokmuş:)
Geçmişe bakıldığında üstteki başlığın doğruluk derecesini daha iyi anlayabiliriz. Türban vardı konuşulan, konuşuldu, ortalık karıştırıldı, tabiri caizse “dost- düşman” belli oldu, karşı çıkanlar – destekleyenler. Bir yokmuş oldu… Artık başörtüsü zulmünden bahsedilmiyor…
İmam hatipliler üniversiteye girecekler mi –giremeyecekler mi? Bu konuda da ayrı bir mağduriyet senaryosu işlendi. Filmi çekildi, seyircisi bol, katılımı geniş propagandalar yapıldı. Sahnede yeniden din üzerinden “dost-düşman” ayrımcılığı… Ayırım yapıldı, gerekli düzenlemeler ışık hızıyla gündeme dahil oldu eğitim sistemi “iyileştirildi” filan falan… Karışıklık çözüldü, konu kapandı. Bir yokmuş oldu.
Ama başkabanın canı halen sıkkın, e tabi bir de gündemi değiştirmenin zarureti gelip kapıya dayanınca!!! Toplumu ayrıştırmanın başka bir boyutu olan “yaşam biçimlerine saldırı” şu sıra gündemde. Kendi kontrolü dışında, izni dışında oluşan ilişki biçimlerine acayip sinirleniyor. Hele kadının her anlamda özgürleşmesi ödünü patlatıyor olmalı ki!!! Konu geldi oturdu kadının göbek kısmı ve bacak arasına…
Zar Adamın Peşinde
“Amacımız daha iyi insan ve daha iyitoplum yaratmak değildir; en azından geleneksel anlamda. Bizim değerlerimiz sadece üç tanedir: Oyunbazlık, esneklik ve çok benlilik. Oyunbazı ciddi olana, çokluğu tekliğe, esnek olanı kalıplaşmışa yeğ tutarız. Bunların hepsi sadece özgürlüğe değer verdiğimiz anlamına gelir.
Zar ve şans sadece çeşitli evetler ve çeşitli hayırlar yaratmanın bir yoludur; katılığın norm olduğu yerde esnekliği yaratmak, ciddiyetin norm olduğu yerde oyunu yaratmak için.”
Doğa neden insan yaradılışına ciddiyet denilen bu yıkıcı, neşe düşmanı günah unsurun yerleştirmiştir ki? O olmadan insanlar kelebek gibi süzülüp, arı gibi sokabilirlerdi. Ciddiyetle filler gibi süzülüp, pireler gibi sokuyoruz.
Büyü ve Büyücüler 1
İYİ NİYETLERLE YAPTIRILAN BÜYÜLER VE MUSKALAR TEHLİKELİ OLABİLİRLER Mİ?
Bazı kişilerin enerjileri, bir takım enerjetik çalışmalar yapan insanlara çok çekici gelir. Bulduklarında, bu enerjilere bir şekilde kanca atarlar ve kişilerin enerjilerini kullanırlar.
Toplumumuzda, cinlerle-büyülerle uğraşan ve muskalar yazan bazı hocalara (hepsinin bu şekilde olduğunu söylemiyorum) koruyucu muska yaptırmak veya evliliğini kurtarmak, evlenebilmek ya da işlerini açtırmak gibi nedenlerle giden insanların ne kadar tehlikeli bir duruma düştüklerini sunumlarda birçok defa gördük. Bu kişilerin (özellikle de enerjileri güçlü olanların) yaşam enerjilerini, hocaların ele geçirdiklerini ve kişilerin enerjilerini kendilerini güçlendirmek, istedikleri alana girmek, kısaca kendi çıkarlarına kullanmak için yönlendirdiklerini Kökcanlandırmak sunumlarında defalarca deneyimledim.
Bu tarz hocalara özel bir isimle sesleniyorum, ama burada bu ismi yazamayacağım… Sizin hayal gücünüze bırakıyorum.serbest tırmanma
Alex Honnold’u Nationel Geographic Adventure’da izlemiştim.
Hiçbir ekipman, malzeme, güvenlik halatı ve benzeri teçhizatı kullanmadan tırmanıyor..
Kendisiyle ilgili belgeseli seyrederken bazen ekrana bakmakta zorlandığımı hatırlıyorum.
Tanrılar bu hususta ne der acaba..
Bilmem.
Bendeki ama, hayranlıkla karışık bir muamma.