Rüya Kampı

Merhaba sevgili dostlar,

Bu yıl rüya çalışmasını yalnızca kişisel terapiler düzeyinde yapmıştık; ancak rüya görüşmeciliği sistemi de sıkça sorulur hale geldiği ve İstanbul dışından da katılım sağlayabilmek için bu kez farklı bir uygulama yapmaya karar verdim.

Rüya kampı, sadece üç kişilik mini bir guruba, iki tam gün boyunca rüya analizi uygulandığı ve ilerde Rüya Görüşmecisi olmak isteyenlerin seçimi için bir basamak teşkil edecek atölye çalışmamıza verdiğimiz isim.

Katılımcılar bu eğitim süresince bir yandan rüyalarının çözülmesi yoluyla aydınlanacak diğer yandan soru sorma yöntemini öğrenerek, kendilerine ve çevrelerine yararlı olabilecek büyük bir yetenek kazanacaklar.

Toplam 13 saatlik yoğun bir çalışma ve yanı sıra keyifli bir ortamda hafta sonu geçirmek için rüya konusuna özel ilgisi olan arkadaşlarımıza dikkat çekici bir fırsat sunduğumuzu düşünüyoruz. Özellikle sağlık ve farkındalık konusunda eğitmenlik yapan kişiler, psikologlar için danışanlarına büyük yardımı olabilecek bir sistem olduğunu da belirtelim. Daha önce bu eğitimi alan arkadaşlarımız, çalışmalarında kullandıklarını ve çok iyi sonuçlar aldıklarını belirtiyorlar.

Gizemli Dünyaların Kapılarını Aralayın!

YENİ’den DOĞANLARA

PUZZLE’IN PARÇALARINI ÇÖZMEYE HAZIR MISINIZ?

Gizemli Dünyaların Kapılarını Aralayın!

Sibel Atasoy  yeni kitabı ‘Yeni’den Doğanlara’ ile ‘bilinmeyenin kodlarını okuyucuları için tekrar kelimelere döküyor. ‘Kadınsı Şüpheler’, ‘İyi Enerjiler Dükkanı’, ‘Düğümlerle Bağlıyız’, ‘Gömüt’ gibi 12 öyküden oluşan kitap, sade anlatımıyla yaz aylarında keyifle okuyacağınız bir kitap niteliğini taşıyor.

Yazar, Rüya Görüşmecisi, Birleşik Alan Kullanımı Uygulamacısı Atasoy, bu kitapla yaşamımızdaki sıradan olayların içerisinde görünmeyeni keşfetmemiz için, kimi zaman fantastik kimi zaman heyecanlı bir polisiye kurgu tadında bir yolculuğa çıkarıyor.

Doğrudan iletişim

“Jung rüyayı, Freud gibi sadece bir nevroz belirtisi olarak algılamamıştı.
Ikisinin çalışmaları arasındaki temel farklılık Freud’un rüyanın ne saklayacağına, Jung’un ise ne açıklayacağına bakmasıdır.
”

Bu cümlelerden sanki onlar tamı tamına zıtmışlar gibi de görünebiliyor, tamamen aynı şeyi söyledikleri de görülebiliyor.
Lisan ve algı noktaları çatışma varmış zannı uyandırıyor.
Doğrudan iletişim; yazısız,sözsüz,telsiz siz siz siz…mecburi hale geldi. Eskiden bunun için cesur olmak gerektiğini sanırdımm. Sonra iletişimin zaten böyle yapıldığını ama görmezden gelindiğini fark ettiğimde bomba düşmüş gibi oldu! Şimdi kabul sunma aşamasındayız 🙂

Yeni Bir Meslek, Din Psikoloğu !

Her gün yeni güne uyanırken AKP’nin yeni projeleri ne olacak diye merakla bekler olduk. Çağdaş toplum yapısına uygun en medeni projeler AKP’nin işi. Yeni projesi : din psikologları 🙂 ve sıkı durun bu psikologlar bildiğimiz imam hatiplilerden oluşacak. Tabi sürekli imam hatip lisesi açmaktan oluşan imam birikimini eritmek için mezun olan imamları hayatın her alanında yaymak zorunda kalıyor. Ayrıca bir taşla üç beş kuş vurma talim tarbiyesi alan bu sistem, bir yandan imamlara istihdam sağlarken diğer taraftan da insanları dine iyice bulayıp sarıp sarmalama düşüncesini hayat geçiriyor.
Psikologların yıllarca aldıkları eğitimi bir çırpıda yok sayan bu yönetime ne desek bilmem! İmam her derde deva demekki:) Kesin tıp bilimi ile bir problemi var başkabanın zira önce jinekologlar, şimdi psikologlar… Sırada kim var acaba???

Zodyak içimizde mi?

Astrolog Öner Döşer, Zodyak içimizdedir diyor sayfasının başında. Buna katılan var mı aranızda?

Açıkçası ben kendi bedenim ve hayatımda birçok kez bu paralelliği görüp şaşırdım. Zaten küçükken de damarlarımda dolaşan kan ve içindeki alyuvarlar akyuvarlar bana nedense kozmozu anımsatırdı. Küçük bi çocukken bu bana çok normal geliyordu.
Bir çok insan -özellikle bu konuda fikir beyan eden erkekler- gökcisimlerinin kendilerini gerek kişisel özelliklerini gerekse zamanla gösterdikleri eğilimleri etkilediğini düşünmekten hoşlanmıyor, hatta yüzlerinde bi küçümseme ve tiksinti rüzgarı bile gördüğüm oluyor. Sizce bunun sebebi ne ola?
Eğer Zodyak içimizdeyse -ki buna katılıyorum- insanların büyük bölümü kendi içlerinden tiksiniyor olabilir mi?
Bu tılsımlı, mucizevi varoluşumuzda yalnız ve yalnızca iyiye odaklandırılmış insanların nevroz vakası olmalarında şaşılacak bi şey var mı?
Eğilimlerimizi keşfetmek için hangi aracı kullandığımız fark eder mi?