Frekans Değişti mi?

Önceleri zorunlu olmadan bi AVM’ye ayak basamazdım, gittiysem de yorgunluk basardı aniden. Fakat şimdi hiç bi etkisi olmuyor üzerimde, hatta hoşuma bile gidiyor. Bunu kullandığımız ya da kendi frekansımızın değiştiğine apaçıkk bi kanıt olarak gösterebilirim, eminim. Aranızda böyle bi değişim yaşayan oldu mu?

**

Saatin hala 10.00 olduğuna inanamıyorum, ben nerdeyse bi gün geçirmiş gibiyim halihazırda! Son zamanlarda Elektronik şeyler yavaşladı! Ciddiyim 🙂 net, telefon, digitürk, saatler… Bi şeyler oluyo?

Zümrâl Zamandan özgürleşiyoruz:)

Sibel Atasoy Daha çok mu dalga yönümüzdeyiz acaba? Yoksa sadece erken kalkmanın gizemi mi?

Errealitatea

Eskiden yaşayan insanlar dünyanın aslında var olmadığını, şu an dokunduğu gördüğün her şey Tanrının gördüğü rüyanın bir parçası olduğuna inanırdı.Yani asli olarak Tanrı uyuyor ve düşlüyor. İşte o düşte biziz. Şu anda nasıl evrenin sınırını bilemiyorsak bir başkasının düşü olduğunuzda bulamazsın, ama inanılmaz geliyor sonuçta insanlar bencil ve ben merkezlidir. Güneşin Dünyanın etrafında dönmediğini dünyanın evrenin merkezi olmadığını kabul etmesi bile asırlar sürmüştür. Ama bir düşünün dünya aslında yok sen aslında yoksun ben bile yokum kıyamet de yok her şeyin sonu basitçe Tanrı uyanınca gerçekleşecek deprem yok sel yok meteor yağmuru değil
dağılan bir sis gibi puf….Son inan yada inanma ama her zaman hayal ettiğinden daha fazla gerçeklik vardır…..

Kurguların müziği

Ocak 2006.Günlükten

Film olsun roman olsun, bütün kurguların bi müziği var gibi geldi bana.

Örneğin dün öylesine “kaçak” filmini izlemiştim (briçten gözüm çok yoruldu diye!)

Sonra gece uyumadan önce film bir beste gibi gözümün önüne geldi.

Film önce karanlık güçlerin komplosu ile başlıyor. Sonra sırasıyla; yanlış adalet, tesadüf (kaza), körü körüne inat/mantık (komiser), aldanış (doktor), bi kez daha kaza (ölü polis), masumiyetin gücü (Kimble), aklı selimlik/yanlıştan dönme kabiliyeti (komiser) ve doğrunun galibiyeti.

Bu sıralama gözümün önünden notalar şeklinde geçiyordu.

Duygulara birer nota atamak durumunda kalsak nasıl olurdu acaba?

Kadınlar

Yıllardır erkeğin gösterdiği doğruyu kendine doğru bellemiş insan cinsidir kadınlar. en önemli ve onları yücelten şey doğurmaları ve erkeğe o babalık hissiyatını yaşatmalarıdır. küçük hesaplar peşinde ömür tüketen kadın cinsi, o küçük hesapların peşinde giderken hayata veda eder. Duygularıyla hareket eden kadın cinsi tamamen duyguları nereyi gösterirse oraya doğru tıpkı rüzgarın alıp götürdüğü sandallara benzer. fırtınalı erkekler kendisine duygusal iniş çıkışlar yaşattığından ötürü kadına zevkli gelir ki bu kadının en zayıf noktasıdır. duyguları.. onun duygularıyla iyi veya kötü arada bir oynadığınızda sizi sever. hatta aşık bile olur.
kısaca kadınlar erkeğin ömür törpüsüdür. aynı platformda anlaşmaları iki cinsi yaratan doğa, tanrı tarafından imkansız kılınmıştır. yani genel manada anlamanız, kadın hatlarını belirlemeniz mümkün fakat özel anlamda anlaşmanız ve aynı şeye bakıp gülmeniz gerçekten çok zordur. eğer gülebiliyorsanız da birilerinin sizi kandırdığı konusunda belkide buna kendini de inandırarak ama içinden gelmeden yaptığı konusunda sizi temin ederim.

Yeni Kelimeler Bulmalı mı?

Önceki Bölüm için Tıklayınız
“Eski biçilmiş roller hızla siliniyor, sanki bi merci tarafından yutuluyor veeeee bu boşluğa ne doluyor? Bi fikriniz var mı?
Sanırım artık insanları iki cinse bölmek de zorlaşıyor. Böylece toptan ve en sade şekliyle sadece insan diyebileceğiz herhalde.
“Sadece insan”ların eski tarz ilişkiler kurup sürdürmesi beklenemeyeceğine göre, her bişeyi yeniden inşa etmek gerekecek.”diye başladık konuşmaya ve nerelere geldik. İlginç ve belki tarihi bir an y-aşıyoruz gibi geliyor bana;
Heqi Tong Hayır , fakat daha fazla parçayı daha hızlı bir şekilde özneleştiriyoruz…Tek özneden ibaret olduğunu kavramaya doğru giderek hızlanan bir süreç…An meselesidir bahsettiğiniz gidişatın değişmesi fakat belki insan demeyi de bırakırız bir yerde…ne dersiniz, oraya doğru gidiyor olabilir miyiz?
Sibel Atasoy Sevgili Heqi, ilginç bi noktaya parmak basıyorsunuz, umarım orada bi süre kalabilirsiniz 🙂 İnsan demeyi bırakmak uzunca süredir duyduğum en ilginç öneri oldu. Biraz geliştirebilir misiniz?

Heqi Tong: İnsan da bizim oluşturduğumuz bir isim…Yani bizi, bizim dışımızdaki kalan her şeyden farklı kılan bir özne oluşturduk kendimize…Ve gerçekten özne bizmişiz gibi bir iluzyona kapıldık…Bu iluzyondan sıyrılıp aslında tek başına farklı ama yine de özde aynı olduğumuzu anımsamak gerekecek…Benim yeşil bir elmadan ya da sinekten daha değerli ya da değersiz miyim? İsim vermek bana, insana mahsus bir şey…İnsan demeseydim diğeri elma ve diğeri sinek olmayacaktı…