Cadının Rüyası-6

Uzun duasını bitirdikten sonra hemen “neden af diledin?” diye sordum. Ters çevrilmiş ellerini kucağıma koyarak “Avuçlarımdaki çizgilere bak” dedi.

İşaret parmağımla, avuçlarına sanki dağlanmış gibi görünen soldaki belirgin V ve sağdaki M çizgilerin üzerinden geçtim. Sözcükler üzerinde durarak “V çizgisi yaşamı ‘vida’ ve M çizgisi ölümü ‘muerte’ tanımlar. Ben tedavi etme ve zarar verme yetileriyle doğdum” diye açıkladı.

Ellerimi kucağımdan çekerek sözlerini silmek ister gibi havayı fırçaladı. Odaya göz gezdirdi, zayıf etsiz bacaklarını hamaktan yere indirerek ayaklarını önü kesilmiş ve ayak parmaklarının göründüğü terliklere dikkatle geçirdi. Giymiş olduğu siyah bluz ve eteği düzeltirken gözleri eğlenceli bir şekilde pırıldadı. Koluma girerek beni dışarı çıkardı ve çalışma odasına yönelerek “yürüyüşe çıkmadan önce sana bir şey göstereyim” dedi.

Çeşitli Görseller

Bu aralar, forum konularını beynim almadığından olsa gerek, kendimce böyle hoşuma giden ve kullanıcıların hoşuna giden değişik fotoğraf veya görselleri paylaşabilecekleri bir konu açmak istedim.
(Sayın sonsuz, sistemi yoracağını düşündüğünüz vakit, hiç gözümün yaşına bakmadan konuyu siliniz lütfen, zarar vermek yerine yapmayalım daha iyi) 🙂

Paylaşalım, paylaştıralım. Bakıp-unutalım.:)

Öncelik Sırası

Öncelik Sırası… Çocukken fark ettiğim sihirli bir kavram ve eylem.
Bu durum, gardrobunda birçok giyssi varken aynı şeyleri sık sık giydiğin halde bazılarını arada sırada bazılarını hiç giymediğin modelle benzeştirilebilir. Fakat bundan çok daha hassas bir durumdur.
Her kişi kendi öncelik sıralarını bilmeksizin kendi önceliklerini yaşamaktadır ve bu durum o kişinin hayatının nasıl olduğuna dair neredeyse tama yakın bir sebep sunar. Sonra bu kişi başkalarının hayatlarındaki bazı şeylere özenmeye başlar, neden onlardaki şeylere sahip olamamaktadır. Aslında çoğu kez bu özenme dış unsurlar yoluyla dikte edilir kişiye. Örneklemeler yapılır “bak falancaya, nasıl yapıyor şunu. Sen neden yapamıyorsun, demek ki beceriksizsin, tembelsin, vs vs” gibisinden ya da daha gizli olarak yapılır bu kıyaslar ve özendirmeler.
Kişinin öne çıkmış bir özelliği aşağılanır ve yakışıksız olduğu düşüncesiyle onu yok etmesi için çeşitli vasıtalarlaa empozeler yapılır. Sanki o şey yok edilebilecek sanılır. Koca koca öğretiler bile bu sanıya kapılıp takipçilerini mahfetmişlerdir bence (dünyanın nevrozlarla kaynadığını hatırlayın)
Oysa bu sadece ve basitçe;”öncelik sırası” kavramının kişiye gösterilmesi ve isterse bu sıralamayı değiştirebilecek olduğunun kolaylığının anlaşılmasına bakar.
Bizde var olan bir eğilimin yok edilmesi söz konusu değil, ancak öncelik sırasının değiştirilmesi olasıdır. Ve bence gerçek bir usta bunu yapmakla kalmaz, örnek de olur.

Öğretmenin ilk edimi

“Öğretmenin ilk edimi, gördüğümüzü sandığımız dünyanın yalnızca bir görüntü, dünyanın bir betimlemesi olduğu fikrini işlemektir. Öğretmenin her çabası bu fikri çömezine kanıtlamaya yöneliktir. Bunu kabullenmek kişinin üstesinden gelebileceği en zor iştir. Öğretmen bu görüşü değiştirme uğraşına girer ve büyücüler buna içsel söyleşiyi susturma adını verirler. Bunun bir çömezin öğrenebileceği en önemli teknik olduğuna inanırlar. Kişinin, beşikten başlayarak geliştirdiği bu dünya görüşünü durdurmak amacıyla azimle davranması yeterli değildir. Uygulamaya da gereksinimi vardır. Buna doğru yürüme biçimi denir. Zararsız anlamsız bir şey gibi görünür, içsel söyleşini kesmeyi başarana dek de buna değişik bir davranış biçimi olarak baktın. Doğru biçimde yürümek tonalı doldurur, hatta taşırır. Tonalin dikkati, onun yarattığı şeylerin üzerinde olmalıdır. Aslında dünyanın düzenini oluşturan da bu dikkattir. İşte tonal, dünyasını sürdürebilmek için, onun nesneleri üzerinde dikkatini sürdürmelidir ve en önemlisi de, dünya görüşünü içsel söyleşi olarak desteklemelidir.”.