Ayan beyan apaçık
yine de şeyler dolaşık
bi garip akıntı
bi garip sessz uğultu
sebepsiz ürpertiler
ayarsız heyecanlar
beklemeler
beklerken eklemeler
fena halde bulaşık şeyler
sa
Ayan beyan apaçık
yine de şeyler dolaşık
bi garip akıntı
bi garip sessz uğultu
sebepsiz ürpertiler
ayarsız heyecanlar
beklemeler
beklerken eklemeler
fena halde bulaşık şeyler
sa

Bilim felsefesi, bilim kavramının veya bilim dallarının içeriklerini, temellerini, sonuçlarını, uygulamalarını ve bunlarla ilgili yaklaşımları ve yöntemleri felsefî anlamda irdeleyen felsefe dalına verilen isimdir.
Bilimin Özellikleri
Bu özelliklerin dışında bilimin bir takım inançlara dayandığı ifade edilir:
Üstündeki gök gerçek gibiydi
Ağaçtaki gül gerçek
Kuş gerçek gibiydi yaz boyu
Ama hepsi yalanmış bana
Dünya, sende iyi bir şey var mı
Hayat, aşk veya ölüm veya ne?
Seni seviyorum diye şarkı söyleyen dudaklar
Sevmiyorum dediğinden beri
Sanırım güneşin öpücüğü zorlukla düşecek
Bir çiçeğin altın kasesine
Sanırım kuş benden gelip geçecek
Ve yazdan vazgeçecek
Issızlığın ortasındaki güzel mekan
Vahşi otlar unuttunuz mu
Dudakları nasıl aşkla öperdi beni
Şimdi öpmeyen?
Şöyle hikaye tarzı anlatmaya, açıklamaya çalışayım.
Yaşadığınızı varsaydığınız hayatın içinde, gündelik ve özellikle etkisinde kaldığınız duygusal, fiziksel, saykolojik haller oluyor. Bu durumlar akabinde, hayatınıza kişiler giriyor çıkıyor, sizlerde olumlu olumsuz renkler, kokular bırakıyor. Bu durumlara isimler veriyorsunuz, çözmek değil önemsiz diyerek zorlanma halinden çıkış bulma niyeti ile.
Bu yaşanılan olaylar, durumların içinde kendinizde rahatsız eden bir durum gördüğünüzde bunu değiştirmek için, isterseniz psikolojik, isterseniz eylemsel şeyler almaya, yeni şeyler katmaya başlıyorsunuz bu durum halinede travmatik durum sonrasında yeniden toparlanma veya başka bir kesim ise çözülme olarak nitelendiriyor.
Daha sonra o durumlar o haller üzerinden aylar, yıllar geçiyor hatta anılarınızda olaylar canlanmıyor, temizlenmiş gibi isimler takıyorsunuz. Zorladığınızda anıların çok az kısmının aslında kendi şu an ki bilinçlilik haliniz ile yeniden yorumluyorsunuz, fakat yorumladığınızı farkettiğiniz an aslında akvaryumdaki bir balık gibi aynı cam fanusun içinde dönüp dolaştığınızı ve isimlerin, kişilerin değiştiğine tanık olup, akabinde aslında tekrardan aynı şeyi yaşadığınızı farkediyorsunuz. Bu yazıda anlattığım durum bir insanın yani karşı cinsin yarattığı bir durum değil tabii ki. Mümkün olduğunca kelimelere dökmeye çalışıp düzgün aktarmaya çalışma kaygısı ile yazılmakta…

Doğada insan dahil bir çok canlı mülkiyetçidir. Mülkiyetçilik ise kaçınılmaz bir şekilde kapitalizmi doğurmaktadır. Sorunun temeline inmeyi kimse istemez. Kapitalizmi sorun olarak gören çoğu kişi kendi mülkiyetçiliğini sorun olarak görmez. Sorun olarak görmemesi bir yana, kendini bu konuda haklı bile görür.
Temelinde, doğal olan mülkiyetçilik varken kapitalizmin uzaydan veya dış dünyalardan geldiğini iddia edemeyiz. Doğanın ve insanın içinde olan bir şeye düşman olmak, kendi doğamıza düşman olmak gibidir.
Yapılması gereken; ya düşmanlığımızı bitirmek veya doğamızı köklü bir şekilde değiştirmektedir.