Değer Katılığı

Değer tuzakları içinde en yaygın ve en belalısı değer katılığıdır. Bu, daha önceki değerlerle ilgili kesin yargılar nedeniyle, kişinin gördüğü şeyi yeniden değerlendirme yeteneğinin olmamasıdır.

Nitelik, değer, dünyanın nesne ve öznelerini yaratır. Olgular, değer onları yaratıncaya dek yokturlar. Eğer değerleriniz katı ve değişmezse yeni olgular öğrenemezsiniz.

Bu durum genellikle olgunlaşmamış tanıda görülür; sorunun nerede olduğuna eminsinizdir ve eğer düşündüğünüz gibi değilse takılır kalırsınız. Bu durumda yeni ipuçları bulmanız gerekir, ama onları bulmadan önce kafanızı eski düşüncelerden arındırmalısınız. Değer katılığı belasından kurtulamamışsanız gerçek yanıt doğrudan yüzünüze bakıyor olsa bile göremezsiniz, çünkü yeni yanıtın önemini anlayamazsınız.

Değer katılığı ile ilgili en güzel örnek Hindistana özgü eski maymun yakalama tekniğidir. Bir yere sabitlenmiş hindistan cevizinin içi boşaltılır ve bir delik açılır. İçine pirinç konur. Delik maymunun elinin girebileceği kadar geniş ama pirinci kavramış olarak çıkaramayacağı kadar dardır. Maymun elini hindistan cevizinin içine sokar ve tuzağa düşer. Yalnızca kendi değer katılığı yüzünden. Avcılar gelir, yaklaşır, yaklaşır. O anda maymunun, pirincin özgürlükten daha üstün gören değer katılığını yenmesi gerekir ama bunu başaramaz. Avucunu açıp özgürlüğü seçmek yerine avucunda prinçle yakalanacaktır.

Ölülerim Var Benim

yitip gitmiş ölülerim var benim
hepsi içimde saklı, uyuyorlar hepsi
kimi hayat bezgini
kimi yol gezgini,
kılı kırk yaran bıçak keskini kimi…
üçü beşi gecelere hükmetti
kolaylıkla çürüdü biri ikisi
bir çoğuna duygularım
yıkmak için,
yakmak için,
kahramanlık sahnesi…
kimi çok sevdi annem miydi?
babaydı biri önemsemedi,
kandan kardeş, karından eş
tutamadı ellerimi…
görmeyen tanrının gözleri
kaç gece kaderimi imtihan etti.
sevileri değiştirdi,
hüzünleri yeniledi
umudumu tüketti…

bir şey yapmalı,
bir şeyleri, bir yerleri tutmalı,
ya da bir şeyler bana dokunmalı,
kaybolmuş ruhların esamesi okunmalı
geceler kısalıp, gündüzler uzamalı…
uyuyan ölülerim, yeniden uyanmalı…

İlişkiler -4

Konunun öncesi için tıklayınız

Henüz yaşayan (yere düşmemiş) kar taneleri neden çığ yapamıyor?

Aydın S: daha çiğ olduklarından olabilir mi?

Sibel A: Çok hoş bi betimleme, şiirsel 🙂

Turan E: Yere düsmemis kar tanelerinin arasinda yapistirici “su” olmadigi icin, diye düsünüyorum. Yere düsün kar taneleri kendi agirliklari nedeni ile sivilasirlar ve bu su tekrar sogudugu zaman kar tanelerini birbirne yapistirirlar. Kar tanelerinden artik bir kütle olusmustur. Bu kütlenin sinirlari da vardir. Cig iki sinirin birbiri arasinda kayma ile olusur.

İlerlemek zorunlu mu?!

Belki inanmayacaksınız ama son yılımın tek çelişkisi bu oldu/oluyor!

Dünya tarihine bakıldığında evrim en bariz realite. Sanki evrilmek mecburi gibi görünüyor.  Üstelik sonsuzca devam edebilirmiş gibi görünüyor (bulunduğum noktadan bakıldığında); çünkü evrim, zamanı hiç takmıyor!

Evrilmekten kaçmak mümkün değil mi?!

Zaten benim “oyun kuramı” da sonuçta evrilmenin bizi bi yere götürmediği olgusu üzerine yapılanıyor.

Kendi kuramımda oyundan kaçmak için yapılacak tek şeyin kendi etrafında dönmeyi bırakmak olduğunu söylemiştim. Bundan da hala hiç kuşkum yok!

O zaman ne demeye evriliyormuşum gibi hissediyorum?

Cevabı açık; demek ki kendi çevremdeki dönüş durmuyor!

Çelişki burada başlıyor; evrilmek için hazırım. Yani Sibel denen makina şu anda buna hazır, biliyorum. Kıpırdamaya çekiniyorum. Ama üzerime sel suyu gibi geleni görmezden gelemiyorum.

İlişkiler -3

Konununöncesi için tıklayınız

“Sevgili arkadaşlar, başkasıyla samimiyeti anlamak için, kendinize samimi olmalısınız. Oradan başlayın. Teşekkür ederim.” Diyor Tobias

Bu samimiyet eşiği, eğer geçerken sağ kalırsanız acaip bi yola sokuyor sizi. Samimiyet, kendine karşı berraklık… Her bir kar tanesinin birbirini iterek tek tek düşmesi! Bunun üzerinde biraz düşünmenizi rica ediyorum.

Eğer bir kişi kendini kabul edip onaylamazsa nasıl kabul ve onay elde edebilir? Diye soruyor Adamus.

Kendimize inancımızın bu derece sarsılmış olması inanılacak gibi değil! Sizler de bu ahmaklığa nasıl, nerede, neden düşmüş olduğumuzu hiç merak ediyor musunuz? Kurtuluş basittir; çünkü herşey elimizdeki “karar” erki ile – ki ben ona ışın kılıcımız diyorum- kes-k-in bir kararla derhal düzeltilebilir.