Yoklaşmak…

Olsa olsa eşsiz bir ustayım ben,
Bir sanattır her seferinde ölümün varlığınla dans edebilmek!
İnce ince işleyerek örüyorum dantel gibi seriyorum düşünceleri,
Her yere buluyorum, her defa ölmeye adım atıp
Geri dönüyorum…
Yaşamımda derinleşen çatlaklar oluştumu,
Kirli bakımsız insanlar zihnime yapıştımı,
Küsümsenmeyecek bir arzu hissediyorum ölüme…
Bir sakin caddenin sokağında bir kuytu evde
Bir kuytu evin parmaklıksız hapishanesinde,
Ağırlaşan ağdalı gecenin sessizliğinde,
Gidiyorum, gidiyorum, gidiyorum…

delişey,

Kurumsallaşmış dinler

Kadınlar bağlarını kaybetmediler, kadınların tinle hala doğrudan doğruya bağlantıları var. Sadece bunun nasıl kullanılacağını unuttular, ya da daha doğrusu, erkeklerin bu bağlantıya hiç sahip olamama durumunu taklit ettiler. Binlerce yıl erkekler kadınların bu bağlantıyı unutmalarını sağlamak için çabaladılar. Mesela, kutsal enginizasyonu ele alın. Kadınların bu dolaysız bağlantıya sahip oldukları inancını kökünden sökmek için yapılan sistematik bir tasfiye idi bu. Bütün organize dinler, kadınları daha aşağı bir yere koymak için yapılan çok başarılı bir manevradan başka bir şey değildir. Dinler kadınların daha aşağı olduklarını söyleyen tanrısal bir kanunu delil gösterirler.(tıklayınız)

fa: kadınları durdurmanın yolu tek tanrılı dinler mi?daha doğrusu kadınların önüne engel koymak gerekiyordu bunun için tek tanrılı dinler mi devreye girdi?yada bütün dinler mi? İskit kadınları yada islamiyet öncesi Türk toplumlarında kadınların yönetimde eşit haklara sahip olduğunu duymuştum.hatta islamiyet öncesi Türk toplumlarına bir islam elçisi gönderiliyor.bir bakıyorki hakanın yanında karısıda var.durum gari…bine gidiyor.Tabi kadın adamların yanında bacağına açıp kaşımaya başlayaınca elçi artık dayanamayıp tepki gösteriyor.Bunun üzerine hakan elçiye hitaben,mal burda sen çok cesaretliysen yan gözle bakarsın değilse susrasın diye cevap veriyor.acaba çevresel koşullada kadının toplum içindeki yerini edtkiliyor mu.sonuçta bunlar bozkır toplumu.hatta yörüklerde bile kadının yeri hala erkeğe neredeyse eşit durumda..bu konuda sizler ne düşünürsün bilemiyorum tabi.

Artık spiralin bi üst basamağına atlayalım

Türkiye ve ona denk bazı ülkelerin bulunduğu spiralin katı “Mitik Düzen” e denk düşüyor bana göre. Ama bi gayret gösterirsek yüzüncü maymun misali beşi bile pas geçip altıya geçebiliriz. (Memleketimizde de spiralin tüm katları var şüphesiz ama bir de yönetimleri seçen demokratik çoğunluk var 🙂

İşte bizim çoğunluğumuz böyle bişey:

4: Mavi: Mitik Düzen:

Hayatın, çok güçlü bir Başkası ya da Düzen tarafından belirleyen sonuçları ile bir anlamı, yönü ve amacı vardır.Bu adil neden mutlakiyetçi ve değişmeyen doğru/yanlış ilkelerine dayalı bir davranış yasasını dayatır. Yasayı ya da kuralları çiğnemenin geri tepmesi ciddi, belki de süreklidir. Sadık kişiye ise ödül vardır. Antik ulusların temeli. Katı toplumsal hiyerarşiler, sokakların güvenliği, suçluluk duygusunun kontrol ettiği itici güç; herşeyi somut olarak kelimesi kelimesine yerine getirme ve fundamentalist inanç; şiddetli konvansiyonel ve konformist. Çoğunlukla dinsel ve mitik ama laik ya da tanrıtanımaz bir düzen ya da misyon.

Günaydınnn istanbulll

Günaydınnn frekanslarrrr, kimse inanmazz (beni önceden tanıyanlar, ben gibi örneğin!) uyanalı bi saati geçti. İkinci kahvemmi içiyorumm, çevremdeki araba selini seyrediyorum, bu yağmurlu pazartesi sabahında herkes işe yetişmeye çalışıyor. Gerçekten sıkı bi trafiik var, benden söylemesi (malum köprüden önce son çıkışım)… Hayat güzel, ilginç, her an daha ilginçleşiyor. Hepinize en saf ve çocukça sevgilerimi sunuyorum

Okul konuşmaları nasıldı diye soranlara… Süperdi. En azından benim açımdan öyleydi. O meraklı gözlerdeki bakışlara susamışım. Öyle ki ardından hemen yağmaya başladım!

Masallarımdan birini de onlara armağan ettim, görmek isterseniz:

http://www.50yilsuheylaartam.k12.tr/node/177

Bu arada benim gibi bi çılgını (elini kolunu ağzını, özellikle de hislerini) bağlamadan bu çocuklara hem de iki hafta üst üste ikişer saat yaklaştıran bi okul (öğretmen ve yöneticileri,binası, yeri her bişeyi ile) olması bana oldukça dikkat çekici geldi. Özel bişeyler oluyo galiba 🙂

Bulamadığınız tüm Kitaplar

Kitaplarımın ne kitapçılarda ne yayınevinde kalmadığına dair şikayetlerin bana sadece özel mesajlar ve mail yoluyla bildirilmesi, edinme yolu sorulması o kadar çoğaldı ki son zamanlarda, ben de içimden dedim ki yahu bu gizli özel bi şey mi, neden açıkça sorulmuyor neden açıkça fizik ve net alemine beyan edilmiyor? Sonuçta ben kitaplarımdan utanıyor değilim, açık açık yazılmasından ancak memnuniyet duyarım. Velakin onların artık hiç biyerde bulunamaması da hiç derdim değil. Bana ne, ben pehlivanları sahaya davet ettim, “saldım çayıra mevlam kayıra” diye duasını ettim. Artık güneş batana kadar yenişsinler, elimden başka bişey gelmez 🙂

as: Demek ki Türkiye’de internetten elektronik kitap satışında bir açık var 🙂 Peki niye yeniden basım olmuyor? Korsanlar da mı basmıyor? 🙂