AŞK’a BAKtık

BEN AŞK’IM… Uyanık… Farkında… İyi hisseden… Hafif ve ucucuyum… Sonra, herkesi gören ve görülen… Bir göz’üm… Herkesin farkında ve herkesin farkında olduğu, Farkında olduklarının farkında olmasalar da bildiği… Herkesi seven ve olduğu gibi kabul eden… Şefkatli, Sevgide ve uyumda… Kendine döndüren ve oradan da tüm Evren’e; Böylece değiştiren ve değişen, Aşk’ım ben… İyi hisseden, Çabuk da yorulan… Ama sonsuza kavuşturan, Aşk’ım ben…

başka hiç bi şekilde ve hiç bi zamanda bu kadar kesin biçimde tarif edilememişti aşk. Ancak o olunca anlaşılıyor AŞK! ve unuttuğun bi şey de var sanırım, yeni duyu organlarımızın açılmasına sebep oluyorsun. Bu ise bizleri dönüştüren yeni bilince uyumlayan hayati bi işlev. Ben izleyendim ve sen herkesin farkındaydın ama kimse senin farkında değildi, kimse senin yanına gelmedi, kimse seni yakalamak istemedi.

Sekse dair -4

Konu başı için tıklayınız

sa: 1000 tane arkadaşım var burada(facebook) ve gördüğünüz gibi üç gündür davet üstüne davet yaptığım bu konuyu sadece dört kişi konuşabiliyoruz. Diğerleri aşk, mevlana,melekler, kelekler,sevgi-özellikle sevgi, cennetler ve her tarafında seks kokan şarkı videolarıyla devam ediyolar 🙂 Olsun ne yapalım gerçeğimiz budur ve ben tüm bu durumları anlayışla sevgiyle karşılamaya devam ediyorum. Velakin artık içinde yer almayacağım. LÖK diye söyleyeceğim her yayınladıkları şeyin içindeki kokuyu. Bu sebeple bundan çekinenler bir an önce beni arkadaşlıktan çıkarsınlar böylece ne yayınladıklarını görememiş ve söyleyememiş olurum.

Dörtmüş pardon. Eğer kişi sayısı gece onikiye kadar ona tamamlanırsa ültümatomumu(!)geri çekeceğim :)))

Özgürleşmek nedir

Özgürlük demek, herşeyi gitmesine bırakmak, koyvermek, talep etmemek demektir. İnsanlar her şeyi elden bırakmaya pek razı değildir. Bilmezler ki sonlu olan sonsuz olanın bedelidir. Fakat gerçek vazgeçiş, terk edilecek bişeyin bulunmadığını; çünkü size ait hiçbir şeyin zaten bulunmadığını idrak ediştedir. Bu derin uyku gibidir; uykuya daldığınız zaman yatağınızdan vazgeçmezsiniz- sadece onu unutursunuz. (Maharaj)

FA: söz güzel.ama buradan yola çıkarak tartışmayı biraz daha açalım istermisiniz.birde özgürlük konusunda bir düşünce daha var.etik kurallarından tamamen kurtulursanız özgürleşirsiniz diyorlar.insanın özgürleşmesinin önünde etik kuralları birincil dereceden etkili midir?

sa: Etik kurallar da evrimleşen yaşayan bi varlıktır, diğer canlılar, dünya ve yıldızlar gibi.Güncellenmiş etik kuralların  çoğu güncellenmiş insana normal gelirler bence, bunları kural olduğu  için değil öyle hissettiğii için yaparlar çoğu kez (tabi istisnalar mevcuttur).  Fakat sizin söylediğiniz anlamda “ben etik bütün kurallları reddediyorum”la başlayan bişey, “hepsine uymak zorundayım”ın bütünleyicisi (yani aynısı ) olduğundan asla bi özgürleşme getirmeyecektir:)

Sekse dair -3

Konu başı için tıklayınız

sa: Kimileri iki dakikada üç kap yemeği yer bitirir, kimi bi saatte bitiremez. Kimisi yemeğin ortasında doydum der, tabaklarda bi sürü yemek artar! Kimi son lokmayı bi türlü alamaz, doydum da doydum diye tutturur. Kimi önceden iki bardak su, bi bardak kola devirdiği için yemeğe yer kalmaz. Onlar tuvaletle yakın arkadaş olurlar. Kimi sofrayı toparlamaz, tüm bulaşıklığı ve üstüne üşüşen sinekleriyle o sofra saatlerce ortada kalır. Kimi daha çatalınızı kenara bırakamadan önünüzden tüm yemek kanıtlarını toplar. Kimi de durun yahu aceleniz ne bi keyif sigarası içelim der. Bütün bunlar seks için de geçerlidir.

Kimileri yaw elde ne var bi bakalım diye dolapları açar malzemelere bakar,ne istediğine dair bedenini yoklar ve mevcut malzemeden en sevdiği lezzette yemeği pişirmeyi becerir. Kimileri öyle olmaz abi der, yemek programlarının müdavimi olur, falanca şefin, filanca ustanın programlarını seyreder de seyreder (oturduğu yerde zevk almaya uğraşır<) bi türlü mutfağa giremez. Kimileri bu işler bildiğiniz gibi değil tantirirk tantirik takılın der, kimileri de bununla ilgili ekstra uzuvlar satmaya çalışır,insan yerine robotler koyacak kadar ileri gider, hattabu malzemelerin en tutucu olduğu sanılan ülkelerde en iyi ciroyu yaptığına dair söylentiler dolaşmaktadır.

Bana Dokunmayan Yılan

Bilirsiniz, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye bir atasözü vardır. Bu atasözünün iki yönü vardır. Olumlu anlamda kullanıldığı gibi olumsuz anlamda da kullanılabilir. Aslında işin gerçeği artık olumludan çok olumsuzu kullanılır olmuştur. Ve bu sözü söylediğiniz kişiye sitem, şikayet, aşağılama gibi bir anlam yüklemiş olursunuz.

Fakat atalarımızın aynı fikirde olduğunu sanmıyorum. Onlar bu sözü çıkarırken gerçekten olduğu anlamda çıkarmış olabilirler. Örneğin Arizona’da, kimyasal ilaçların geliştiği bir dönem bir bölgedeki bütün yılanları zehirlemişler. O yılın yazına doğru her yer milyonlarca fare ile dolmuş ve bütün ekine zarar vermişler. Fareler adeta bir nehir gibi akıyormuş.