Çıkar çatışması

Bir sokak dolusu yere düşmüş sarı yaprağın önünde durmuş ümitsizlikle bakınan temizlik görevlisini görünce, sonbaharın onların korkulu rüyası olduğunu anladım 🙂 Oysa toprak ne büyük hevesle bekliyor o yarı ölü yaprakları; çünkü onlardan beslenecek, ilkbaharda yeni doğacaklar için mama hazırlayacak. Gerçekten de çağdaş insanın dünyası, doğanın yapısını pek desteklemiyor.

**

Önceden “ne yaparım, bunu nasıl karşılarım” şeklinde hazırlık yapılması neredeyse her zaman felaketle sonuçlanır. O halde insan her şeye karşı hazırlıksız mı olmalıdır?Tabi ki böyle kuru bir mantık ardına sığınamayız, hazırlık; kendiliğinden olur. Nasıl peki? Şu an en zevk aldığınız, en hoşunuza giden şeyleri öğrenerek ve uygulayarak Çünkü sırf oyun olsun, zevk alayım diye (kendinizi doğrudan içine kattığınız) o şeyler size olgunluk kazandırmaktadır ve yeri geldiğinde o pek meraklı olduğumuz “hazırlık” kısmını bize sunarlar.

Mem&Memetik Nedir?

Mem (İngilizce: meme), bir kültür içerisinde kişiden kişiye aktarılarak geçen fikir, davranış veya bilgi parçalarına denir. Mem kavramı, genlerle özdeşleştirilir ve genlerin biyolojik olarak aktarılması gibi, memlerin de kişiden kişiye ancak genetik olmayan yollarla aktarıldığı düşünülür.
Memler üzerinde de, tıpkı genler ve bireylerin üzerinde olduğu gibi “seçilim baskıları” olduğu düşünülmektedir. Çünkü bir mem (düşünce, davranış, fikir parçası) eğer ki yeterince güçlü, işe yarar ve/veya inandırıcı değilse, aktarılmasına son verilir ve yok olur. Bu olay, canlıların Doğal Seçilim etkisi altında elenmesine benzetilir. Benzer şekilde, bu seçilim etkisi altında memlerin gelişip evrimleşebileceği düşünülmektedir. Bu; bilgi, fikir veya davranışların dallanıp budaklanması ve gelişmesi olarak karşımıza çıkmaktadır.http://www.evrimagaci.org/yazilar/mem-ve-memetik-nedir Kısacası, bu bilim dalının hala alması gereken belli bir yol vardır. Ancak bazı kavramları oldukça iyi açıklaması sebebiyle, gitgide güçlendiği de bir gerçektir. Ne var ki bilim, karşılıklı fikirlerin sürekli çatıştığı ve hep daha iyi fikirlerin bu sayede geliştiği (diyalektik) bir bilgi türü olduğundan, memlerin hayatımızda yer bulup bulmayacağı, gelecekte daha net bir şekilde ortaya, yine bilim insanları ve onların özverili çabaları sayesinde konulacaktır.

ALAK SURESİ

ALAK SURESİ
Sure Hakkında Bilgi
Sure adını, ikinci ayette geçen ve “asılıp tutunan” anlamına gelen “alak” kelimesinden almıştır.
Sure, “oku” anlamına gelen ilk kelimesinden dolayı “İkra”‘ adıyla da anılmaktadır.
19 ayetten oluşan Alak suresi, Mekke’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada 96., nüzul sırasına göre ise 1. suredir.
Baştan beş ayeti Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olduğundan ilk inen sure kabul edilir.
Geri kalan 14 ayetinin ise sonraları Ebû Cehil hakkında indiği rivayet edilmiştir. Bazı müfessirler ise ilk inen surenin Müddesir, bazıları da Fatiha olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Buhârî ve Müslim’de Hz. Âişe’ye isnat edilen rivayete göre Hz. Peygamber, inzivaya çekilmeyi âdet edindiği Hira mağarasında iken Ramazan ayının 27. gecesi (Pazar-Pazartesi) tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce ufukta nurdan bir şekil görmüş; o zamana kadar hiç karşılaşmadığı bu nuranî varlığın (Cebrail) kendisine seslendiğini duymuştur.

Niyetli durumlar

Sizin arka planınızda hangi yetiler var?
Bunu denemeden bilmenizin bi yolu var mı?

Burada işin püf noktası, “bilgi” ya da “yeti”nin kendiliğinden bi işe yaramadığını, bi hareket ve değişime sebep olmadığını, adeta uyur vaziyette beklediğini anlamaktır sanırım. Örneğinbi uçak yapmanın bilgisi elimizde var. Koca bi kitap haline de getirilmiş. Peki bu kendi başına ne işe yarar?

Böyle binlerce kitap, trilyonlarca bilgi olsa? Cevabı biliyorum 🙂 Bi işe yaramaz! O halde işe yarayan şey nedir?

Altın kural: kuram-deney/kuram-deney/kuram-deney… Tabi bu kural mevcut (3B diye bilinen) gerçekliğimizde böyle çalışıyordu, ancak yeni enerjide bundan farklı bi durumla mı karşı karşıyayız acaba diye meraktayım.

TE: bilginin birine yarayip yaramadigi pek önemli degildir.

Hiç… 1. Bölüm.

Sana derler ki, seni aramıza alacağız. Nasıl bir araya alındığını görmelisin. Sabahlar uzayacak mı, yatakta daha fazla mı keyif yapacak ve uyanacaksın güne. Sofranda kırmızı etler, masada kahkahalar, viskin, puron ve sen ve parfüm kokularının karıştığı haz gecelerinin tekrarı için ertesi günün kazık atma planları, zihninde tarifi imkansız kurguları açacak. Sözcüklerin köşelerini kırpmaya başlayacaksın çünkü ne kadar hafifmeşrep olursan o kadar nezaketli olduğunu yönünde vitrin yapıp puanları toplayacaksın parfüm kokulu su yataklarında. Spor salonlarında terleyen sıkı kalçalara kilitlenen ”akıl” ile sen sosyalliğin tanımını taçlandıracaksın belkide. Sahip olduğun cillop gibi bir kadın, cillop gibi bir aracın dizginlenemez sarhoşluğuyla ayanadaki yüze yeniden hayran olacaksın. Herhangi bir şeyin pürüzsüz hali seni baştan çıkarmak konusunda en büyük değer olacak. Teker teker satışa çıkaracaksın insan olmaya ve kalmaya dair ilkelerini. Gittikçe alışacaksın, gittikçe, alışıtırmak konusunda da epey puştluk öğreneceksin.