Seviyorum, Susuyorum, Gidiyorum…

Bir hayaldi kurduğum..
Sadece sana kurulu bir hayat, bir zaman dilimi…
Ol(a)madı!

Düşünmeyi unutmak istiyorum şimdilerde…
Her harf ‘sen’ olmak adına beynime yerleşiyor…
Bense istemiyorum..
Hiçbir kelime, hiçbir cümle…
Olmuyor !

Alıyorum kalemi elime, beynimi işgal eden tüm harfleri bırakıyorum satırlara…
Önce, sallanıyorlar kalemimin ucunda…
Sonra, düşüyorlar gelişi güzel satırlarıma..
Tek hamle, bin kelime gözlerimde…
Her biri çok ağır, taşınmıyor anlamaya çalışmadan !
Dört yanım çığlık…

Harfleri unutmak,
Kelimeleri birer birer aklımdan, bilinmezliğe sürüklemek..
Boşlukta dolaşmak istiyorum !
Olamıyor !

Niyetli durumlar…

Bir inanca veya isteğe sahip olmam için, diğer inançların ve isteklerin tüm bir Ağ Bağlantısına sahip olmam gerekir. Dahası Ağ Bağlantısının tümünün bir Arkaplana ihtiyacı vardır.

  1. Niyetli bir durum oluştuğunda, bu emir (bi çeşit emir gibidir), önce sizdeki tüm istek ve niyetlerin AĞ Bağlantısına gider, orada bu emre karşı olabilecek bir başka istek bulursa, kendini geri çeker ve beklemeye alır.

  2. Eğer emir AĞ Bağlantısında karşı bir duruma rastlamaz ise, bu durumda bir alt kademede bulunan “Arka plan Yetileri” ne başvurur. Bu niyeti gerçekleştirecek yeti bulunmazsa, bu kez geri çekilmekle kalmaz gözden kaybolur.

  3. Eğer uygun YETİyi bulursa, yetinin izin verdiği en son hadde kadar kullanarak niyetin gereğini yapar.

Arka Plan Yetileri, gen zinciri yoluyla, tüm yaşanmışlıklar sonucu elde edilmiş gerçek bilgiden oluşurlar.

kelimekelimkelkeküye

Bana bu konuda ricada bulunan arkadaşları daha fızla kıramayacağım. Bu nedenle, yani biraz da bu genel istek üzerine forumu açıyor ve hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Katılım göstermek isteyeceklerden istenen şey, herhangi bir sonsuz us üyesi için onlara bu üyeyi çağrıştıran kelime veya kelimeleri yazmalarıdır.

Oynaması zorunlu değildir, gel gel yapmıyoruz, pot açık, bol şanslar.

Anlamak ve Anlamlandırmak

İnsan zihni çok tuhaftır. Her şeyi anlayabileceğini sanır. Mesela hepimiz vücudumuzun bir takım yerlerinden memnun değilken ve bunu değiştirmek isterken, hatta bir başkasının bedenini alabileceğimizi bile düşünürken, hepimiz zihnimizden memnunuzdur. Ve onu hiç bir zihinle değişmek istemeyiz. Bunun sebebi basit aslında, kendimizi zihin zannediyor oluşumuz. Aslında bu bir sanı değildir. “Benlik” zihinseldir.

Gelelim konumuza, anlamak ve anlamlandırmak. Zihnimizin birde herşeyi anlayabileceğini sanısı vardır. Bir konu üstünde yeterince çalışırsa veya anlamaya uğraşırsa mutlaka anlayacaktır. Anlayamadığı konuları ya ilgilenmediği ya da sevmediği için uğraşmak istemediğinden anlamıyordur. Yoksa istese, onları da anlayacağını düşünür.

Bu kısımda en azından anlamadığının kabulündedir. Ama bundan daha endişe verici olan kısım anlamlandırmaktır. Yani zihin, anlamadığı bir şeyi, önceki verilerine dayanarak anlamlandırma yapar. Üstelik hiç bir zamanda anlamadığının farkında değildir. Anlamlandırmak, temelinde inançlar, şartlanmışlıklar hatta yanlış öncüller olan bir durumdur. Tıpkı sorunlu bir zihnin kendinin sorunlu olduğunu kabul etmemesi gibi, anlamlandırma yapan kişi de anladığını düşünür fakat yaptığı sadece anlamlandırmaktır.

Her uyanıştan sonra, yeni kararlarla eski hayatına kaldığın yerden devam etmeye çalışmak..

Söylerken kulağa zor bir şey gibi gelmesede, içine girince kendine, eskiye, tıpkı bir girdap gibi nasıl çektiğini hissetmek… Bu da hayatın gereksiz engel zincirlerine her gün bir yenisini eklemek olsa gerek.

Üzerimde bir sürü sallanan cansız adam bekliyor. Onlar da bir umutla, sanki bana; ” Haydi devam et, biz inanıyoruz sana. Bu sefer bir evvelkinden çok daha başarılı olacaksın” dercesine.

” Ve sadece gerçekten istemelisin! İşte o zaman istediğin gibi olacak” diyip bekliyorlar…

Onların yanına gideceğim gün, kutlama yapacağımız günün hayali içinde sessizce uzaktan birbirimize bakıyoruz.

Ve tekrar yeniden baştan başlamaya uyanıyorum..