Güleriz hallerimize…

Geçen hafta seyahatlerin birinde, otobüs bir dinlenme tesisinde durdu, ben de çıkıp biraz gezindim sonra yerime oturdum. Bikaç dakika sonra otobüs yavaşça hareket etti, yönünü yoldan yana düzeltti, hızlanmaya hazırlandı.

Ve içimden (belki de sesli bile olabilir), şu soru geldi: “ben otobüse bindim mi?”

Sorunun arkasındaki murat şıydu; hani binmediysem muavini uyarayım da beklesin! Neyse, yokladım binmiştim. Ancak bundan sonra sorunun abzürdlüğü kulağıma çarptı, şaşırdım ve gülmeye başladım. Ön koltuklardan bikaç kişi dönüp baktı. Zaten bi savaşçı olarak elimizdeki yegane enstrüman da bu; gülmek…

Oyunun mükemmel maddesi…

Oyunun mükemmel maddesi ve manası, insanın bilerek ya da bilmeyerek  ilgisiyle şekil alır ve sonsuzca sürebilir.

Şimdi hemen bunu unutalım.

Çünkü Yeryüzü yani dişi cinsi, deşifre edilmekten nefret eder.

Ve onun gazabına uğramak istemeyiz.

Bilecek ancak bilmediğinize kendinizi ikna edeceksiniz.

Görecek, görmemiş gibi yapacaksınız.

İsterken istemiyor gibi olacaksınız.

Kendin olmadan kendin olmayı başarmalısınız.

Yani İKİ arada BİR derede kalınız.

(BKÖ’den alıntı)

Yollarda

Bu haftayı genelde yollara geçirdim. Doğayla uyumlu kollektif yaşam kurgularının nasıl geliştiğini görmek hoşuma gidiyor. Bunları senelerdir hayal ediyordum ve sanırım benim gibi hayal eden pek çok kişi varmış ki, gerek Türkiye’de gerekse dünyada hızla boy göstermeye başladılar.

Denemek her şeydir. Karşılaşılan güçlüklükler, niyetle bağlantımızı test ediyor ve bizleri sarsılmaz niyete doğru olgunlaştırıyor.

Uzun zamandır ilgilendiğim İmeceevi organizasyonu şimdi ikiye bölündü, belki bundan üzüntü duyanlar olmuştur fakat bu bana normal görünüyor. Deneye yanıla buluşacağız.

Geçen hafta Kocaeli’deki Yurt Köyü oluşumunu birinci elden, kurucusu Sevgi Hanımdan dinlemeye gittik. Hem kendisini hem de yöreyi sevdik.  Üstelik hayalden gerçeğe dönüş için gereken heyecanı da gördük. Tam biz orada iken Yurt Köy projesi Farsak projesine dahil oldu. Bizim için programını değiştirip Kocaeli’ye gelen Tuncer Gültang ile uzun uzun sohbet ettik. Heyecanı dinledik, hissettik, bu harikaydı. Genelde hep dinliyorum şu aralar (ve rüyalar görüyorum). Küçük bir saptamam oldu, belki duyuldu belki duyulmadı, dedim ki “Bir kişiye ulaşmak Dünyaya ulaşmaktır. Kaç kişi olduğunuzu dert etmeyin hatta saymayın bile.”

Yakın zamanda Küçük Kuyu’ya gidip neler olduğunu görmek istiyorum. Ve sonra sırada Adana Feke’deki Farsak Projesi var. Ve daha sonra Dutlar ekoköy projesi. Plan yapmıyorum, sadece niyetindeyim. İnsanın hayallerinin gerçeğe dönüşmesi ve bunları izlemek büyük mutluluk.

Yeni dünya geliyorum der! 🙂

Enerji geliyorum demez!

Hepiniz bu reklamı biliyorsunuzdur tabi.

Enerji geliyorum demez!

Ayarsız Enerji!

Bu öyle bir güç ki duvar yıkıyor.

Ve Metro… Metro nedir? Yer altı ulaşımı.

O zaman biz bu reklam haberini şöyle okuyabiliriz belki:

Yer altından, ayarsız bir enerji geliyor, üstelik beklenmedik bir anda!
Açığa çıkacak bu enerji, bunun farkında bile olmayan çelimsiz kadınların sol elinden görünür hale gelecek.

Hayrolsun.

Not: Reklamdan al haberi kategorisinde, uyduruyoruz sadece. (hatırlatayım dedim)

Öyle ya da böyle……… Matrixin kahini