Ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz,

Ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz, ya da ne verirlerse onu

19/11/2009 Yılmaz ÖZDİL
06 Kasım 2009

GDO’lu diyet tarifleri

Haliyle panik halindesiniz… “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.
Şöyle…

*
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya… Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya… İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.

yaşamak

yaşamak

Kör karanlık bir kuyuda, görebilmek için savaşmaktır yaşamak

“Yaşanmaz” dediğin anda dahi, nefesini tüketmektir yaşamak

Her sabah gözlerini açtığında, doğan güneşin ışıklarını görmektir “İşte yeni bir gün daha” diyebilmektir yaşamak

Artık ne olup bittiğini çözemediğin şu dünyada, “karşıma artık çıkmaz” dediğin ama inatla çıkan her zorluğa, yine ve yeniden göğüs germektir yaşamak Ne olursa olsun buna tekrar tekrar dayanmak şaşırtır ya insanı, anlayamazsın bazen nasıl katlandığını Bir mucizedir aslında yaşamak

Ne aşklar tüketirsin,
Ne yaşlar tüketirsin,
Ne insanlar tüketirsin ömründe
Neler gelir geçer şu yaşam denilen ömür törpüsünde

Kimleri feda edersin, kimleri kazanmaya çalışırsın Yıkılırsın Bir daha kalkarsın Ağlarsın Umutların biter ya da öyle zannedersin Sonra birgün bakarsın bütün herşey geride kalmış O gün ağladığın, şimdi unuttuğun olmuş!

Özgüven ve Alçakgönüllülük

Özgüvenle ilgili bir konuşmada, DJ ile CC arasında fikir ayrılığı vardır. DJ sokaktaki adam ve savaşçı arasındaki özgüven farkını şu cümlelerle ifade eder. “Sokaktaki adam seyircinin gözündeki kesinliği arar, buna da özgüven der. Savaşçı ise kendi gözlerinde kusursuzluğu arar, buna alçak gönüllülük der.”
Öğretileri açığa çıkarmasının kimi insanları rahatsız ettiğini söyleyen CC ye şu cevap gelir. “Yaptığımız ve olduğumuz her şey kişisel erkimizde kalır. Eğer yeterince erkimiz varsa, bir cümle bile hayatımızı değiştirmeye yeter. Yeterince kişisel erkimiz yoksa bilgeliğin en önemli parçası bile bi gıdım fark etmez”
Bu kısımda bir örnek verir. “Şu anda etrafının sonsuzlukla kaplı olduğunu ve istersen bunu kullanabileceğini” söyler. Bu bilginin hiçbir işe yaramadığını (zihin ile)bilmesinin bu gücü kullanmasına yetmeyeceğini kibarca anlatmış olur. Devamında şu sözler çıkar DJ dan “Bizler ışıldayan varlıklarız. Işıldayan varlıklar için önemli olan tek şey kişisel erktir. Ama kişisel erkin ne olduğunu sorarsan bunu anlatmam, açıklayamaz sana.”

İmgelerden Simgelere Yazının Başlangıcı

Organizatör: SCALA KİTAP KULÜBÜ
Tür: Eğitim – Atölye
Ağ: Küresel
Tarih: 03 Aralık 2009 Perşembe
Zaman: 19:30 – 21:00
Yer: Scala Kitapçı
Cadde/Sokak: Hangeçidi sok.Hacco Pulo Meydanı Galatasaray
Şehir/Kasaba: Taksim, Turkey

Açıklama
Günümüzden binlerce yıl önce insanların düşüncelerinde oluşan imgelerin simgeleşmesi ile birlikte yazının ilk örnekleri, simgeler halinde, belirmeye başlamıştır. Yazı, insanlık tarihinin en önemli buluşudur. Yazı dediğimiz bu önemli kayıt sisteminin izini sürmek bir polisiye roman okumaya benzer.

*Yazı denen kayıt sisteminin gelişimi hakkında yeteri kadar bilgi sahibi miyiz?

*İlk simgesel yazı örnekleri nerede oluşmuştur?

*Bütünsel anlam içeren simgelerin yansıttığı dünya görüşü nedir?