Külkedisi

Benden bu balkabağına binmemi isteyip sizin de eskiden bir fare olduğunuzu söylemeyeceksiniz sanırım…? Söylemeyeceksiniz değil mi?…?…durun tahmin edeyim…bir de ayakkabımı kaybedeceğim değil mi??? Of ya of.. peki. Ama şunu bilmelisiniz söylediğiniz bu saçmalıkları çocuklar uyusun diye kabul ediyorum. Ve gece 24’ten sonra massive attack dinler paşa paşa iki sokak ötedeki taxi durağına giderim ve siz de gerçekten ortadan kaybolursunuz. Tamam?

-24’ten sonra diye bir şey yok küçük hanım..bu kapalı bir zaman eğrisi. Yani masallar…24’e kadar diyorsa 24’e kadardır.Yani öyle yazılmıştır. Siz hiç “.. ve kül kedisi sabahın 03’ünde taxi durağına ilerler…diyen bir masal duydunuz mu…çok saçma !

—sanırım anlatamadım. Bakın bi kez daha deneyeceğim. Birincisi burada ne işim olduğuna dair hakikaten bir fikrim yok. ikincisi masalınızla ilgilenmiyorum ve hakikaten gitmem gereken başka bir yer var ama yine de başta da dediğim gibi sizinle alakası yok ama çocuklar uyusun diye yani uyuyuncaya kadar..bakın bunu anlıyorsunuz değil mi? ÇO-CUK-LAR U-YU-YUN-CA-YA KA-DAR…!!! Sonra adios, Buenos noches…

Pulsar

Beni bekliyorsunuz ama çıkamıyorum burdan,
batık bir denizaltı gibi boylu boyunca yatıyorum
yatağımda
Azınlık raporları yolluyorum
bezginim, baygınım, sıkkınım
Beni bekliyorsunuz ama yeterince güçlü değil
niyetiniz
kovalar dolusu pulsar dökülsün ki
ciddiyim
Bir nötron kadar yansızım
nötrino kadar yalnız!
Kulağıma kadar ulaşıyor kalbinizin atışları
zorlamak istemem, duymaksızın yakarışları
Bir ok atımı uzaktasın sadece biliyorum,
dur söyleme zahmet etme
varlığımın cidarları sızlıyor
sen hala bekliyorsun,
toz olmadan önce, rüzgardan önce gel
sahte haberlere kanmıyoruz artık
herşey dile geldi baksana
gel, gerçekten toz olmadan gel.

S.A

19.11.2009 – Beylerbeyi

Herkese nasip olmaz!

Habib Baba, 4. Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah
dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir. Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda Erzurum’dan İstanbul’a gelmiştir.
Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider…
Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak… Bedenini de ruhuna denk kılmaktır. Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez.

‘Bugün’ der, ‘Sultan Murad’ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.’

Habib baba üzülür… Rica, minnet eder, yalvarır…

‘Ne olursun’ der, ‘kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım. Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum.Binbir dil döker.Hamamcı ehl-i insaftır… Dayanamaz… Kabul eder… Hamamın en sonundaki odayı göstererek ..

Bugüne kadar forumlar bize ne verdi?

Çok sade ve net bir soru soruyorum işte..

BUGÜNE KADAR KATILDIĞINIZ, AÇTIĞINIZ, VEYA TAKIP ETTİĞİNİZ FORUMLAR SİZE NELER VERDİ?

Mesela herhangi bir yorum veya katılımcı, o ana kadar inandıklarınız/düşündükleriniz üzerinde anlamlı bir farklılık yaratmayı becerebildi mi?Hadi bu çok iddealı olur, en azından usunuza bir kıymık kaçırabildi mi?

Ya da daha önce farkında olmadığınız bir gerçekliği farketmenize vesile olabildi mi?

Veya herhangi bir tutum ya da yargınızı en azından tekrar gözden geçirmeniz anlamında etki sağlayabildi mı?

Size hiç “yanılmışım” dedirtebildi mi? Yoksa ne bileyim, tartıştıkça ve yazıştıkça ne kadar haklı olduğumu yeniden ve yeniden görme fırsatı buldum gibi bir duygulanım mı eklendi hayatımıza?

Benzer sorular uzatılabilir, yenileri eklenebilir..