Türkiye yakın bir zamanda Süper güç olacak mı? Lütfen konuyu Mevcut AKP hükümetinden bağımsız olarak düşününüz. Bizim öngörümüze göre AKP gelecek seçimleri kazanamayacaktır.
Hareket Eden Taşlar
ABD’de ‘hareket eden taşlar’, Venezuela’da ‘dinmeyen fırtına’, ‘Yanan gökkuşağı’, Danimarka’da ‘kara güneş’, Hindistan’da ‘kızıl yağmur’. Bu olaylar yıllardır açıklanamıyor.
HAREKET EDEN TAŞLAR: ABD’nin Kaliforniya ile Nevada eyaletlerinin sınırında bulunan Death Valley (Ölüm Vadisi), “hareket eden taşları” ile yıllardan beri bilim adamlarını çekiyor. Günlerce gözlemlenen taşların yer değiştirmesi ise tüm araştırmalara rağmen açıklanamıyor. Bir teze göre, rüzgar, taşların kum üzerinde kaymalarını sağlıyor. Ancak yüzlerce kiloluk taşları hareket ettirecek kadar şiddetli rüzgarlar kaydedilmiyor. Ayrıca aynı noktadan hareket etmeye başlayan taşların nasıl olup da farklı yönlere yöneldiklerini kimse açıklayamıyor. Rüzgar teorisine karşı çıkanlar “Rüzgar, aynı noktadan hareket etmeye başlayan iki taşı aynı yöne kaydırır. Ama burada durum farklı” diyor. Büyük muamma sürüyor. Diğer fenomenler ve fotoğraflar için: http://www.milliyet.com.tr/galeri/yeni/goster.asp?prm=0,9860932&id=1&galeriid=6967#galeriStart
Duanın Gücü?
Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için hergün beddua etmekten öteye geçememiş.
İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş.
Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış.
Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler, bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.
Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:
“Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum,” demiş. “Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var. Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diğeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati!..”
Dünyadan Evrene…
“Dünya’dan Evrene Bakış” sergisi
<
p align=”center”>
Uluslararası Astronomi Birliği’nin sağladığı, Türk Astronomi Derneği’nden temin edilen ve Dünya’nın büyük gözlemevleri ve Hubble, Chandra gibi uydu teleskoplarıyla alınmış muhteşem fotoğraflardan seçilerek oluşturulan “Dünya’dan Evrene Bakış” sergisi 2 Nisan tarihinde açılacak. 2009 yılı süresince devam edecek sergi Rahmi M. Koç Müzesi Lengerhane Binası’nda ziyaretçilerini bekliyor.
AT, AVRAT, REİNA…
AT, AVRAT, REİNA…/ bir ingiliz dergisinden…….
2010 Avrupa kültür başkenti seçilen İstanbul için ‘ne kültür başkenti İstanbul Avrupalı bile değil’ diyen İngiliz GQ dergisinden A.Gill bakınız daha neler demiş;
Şehirde cazdan metale ve alaturkaya kadar her türlü müziğin dinlenebileceğ i barlar var. Kentin en ünlü gece kulübü ise Reina. Yüksek sınıf bir eğlence mekanı olan Reina’ya ulaşmak bir kabus! Türkler inanılmaz bir saldırganlıkla araba kullanıyor ve özellikle bu mekanın bulunduğu hatta trafik insanı çileden çıkarıyor.
Reina’nın kapısında ilginizi ilk çeken şey; çift taraflı park etmiş Mercedesler ve sinirli bodyguardlar oluyor. İçeri girerken üzeriniz aranıyor. Bunun nedeni olası bir El Kaide saldırısından çekinilmesi değil, Türk erkeklerinin silaha olan merakı. Geçmişten gelen ‘at, avrat ve silah’ tutkularından vazgeçemeyen Türk erkeklerinin çoğu silahla dolaşıyor ve
onlara karşı dikkatli olunması gerekiyor.
Müthiş bir manzaraya sahip olan Reina’da her türlü içki bulunuyor. Mekanda eğlenen Türk erkekleri Rus bodyguard’lara benziyor. Kadınlar ise sarışın, mini etekli, etine dolgun ve erkekleri tahrik etmek için mutlaka göğüs dekoltesi veriyor! Kadınlar dansöz gibi kıvırıyor.
Erkeklerse bir metronun içinde tek elleriyle demire tutunmuş bilinçsizce sağa sola sallanan tipler gibi…
İnsanlar gece boyunca eğlenir gibi yapıp, aslında birbirini kesip sevgili arıyor. Reina’daki şişko erkeklerin yanlarındaki kadınlar için fahiş fiyatlara şampanya patlatması tam bir Ortadoğululuk göstergesi. Türk erkeklerinin hepsi birer John Travolta. Sık sık tuvalete gidip saçlarını ıslatıyorlar, gömleklerinin bir düğmesi açık dolaşıyorlar ve etrafa vurucu
bakışlar atıyorlar. Bu halleriyle çok gülünçler.
İstanbul öyle bir kent ki, her yer güvenli ama insanları güvenilir değil! Sokaklarda türbanlı hatta kara çarşaflı kadınlarla transeksüeller birlikte yürüyor. Bazı restoranları New York’unkilerle yarışacak düzeyde ama Ortaçağ’dan kalma karanlık köşeler de var.
Kentte birçok cami var. Bunlar arasında belki de en görkemlisi Sultan Ahmet Camii. Dışarıdan gerçekten harika ama içerisi buram buram ayak kokuyor! Temizlikleriyle övünen Müslümanlar Allah’ın karşısına galiba ayaklarını yıkamadan çıkıyor! Orayı gören her turist böyle düşünüyor.
Gill, yazısında Türkiye’nin bugüne kadar AB’ye girebilmek için boş yere alay konusu olduğunu da belirtmiş: ‘Türkler kendilerine ‘ Midnight Express’ filminin hatırlatılmasından nefret etseler de Türkiye, okumamış gençleri, Kürt terörü ve çingeneleriyle Avrupa’nın içinde bir işçi sınıfı olarak kalmaya mahkum.’