Travma ?

Nedir bu Travma denilen hal, kendi kendime sordum durdum, sordum durdum. sonrasında yazılmış edilmiş şeylere bakayım dedim. Genelde, insanların yazıp çizdiği isim verdiği şeyler saçma ve aptalca gelmiştir.

Sonrasında ön yargısızca bakayım dedim Psikoloji Bilimi bunu nasıl açıklıyor, ne diyor, nasıl bir yol izliyor diye.

Ve akabinde kafam karıştı, aslında her zaman bildiğimi düşündüğüm, fakat nasıl bildiğimi önemsemediğim bir cevap belirdi kendiliğinden. Bağalım neymiş bu Travma… Okuyalım okutalım :P:D:D

Travma Nedir?

Travma, günlük yaşantımızda sık kullanılan kelimeler arasına girmeye başlarken, sadece stres düzeyini arttıran olaylara verdiğimiz ad olabilmekte; buna karşın, günlük rutini bozan, ani ve beklenmedik bir şekilde gelişen, dehşet, kaygı ve panik yaratan, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar, travmatik yaşantılar olarak tanımlanabilmektedir. Yaşanmış bir trafik kazası, bir doğal afet (deprem, sel, vb.), taciz, daha zorlayıcı bir yaşantı, onbeş yıllık evlilikte atılmış ilk tokat travmaya örnek oluşturabilmektedir.

Travma Zeminleri ve Tepkiler

Kişi gerçek bir tehditle karşılaştığını algılamış, fiziksel zarara maruz kalmış veya buna tanık olmuş, bu esnada da aşırı derecede korku, çaresizlik ve dehşet hissetmişse, durum kişi için travmatik bir yaşantı olarak tanımlanabilmektedir.

Diğer bir deyişle bir olayda

Yaşama karşı tehdit algılama
Vücudun bütünlüğüne karşı tehdit algılama
Sevdiklerimize karşı tehdit algılama
İnanç sistemlerimize karşı tehdit algılama söz konusu ise bu olay kişi için travmatik bir yaşantıdır.
Bu tür olaylarda kişilerde genellikle gücü kötüye kullanma, duyulan güvene ihanet etme, tuzağa düşme, çaresizlik, acı, kafa karışıklığı ve/veya kayıp söz konusu olabilmektedir. Bu oldukça geniş tanım, içeriğinde hem tek seferlik olaylar (kazalar, doğal afetler, suçlar, ameliyatlar, ölümler, vb.) hem de tekrarlayan ve süregiden olaylar (çocuk istismarları, çocuk ihmalleri, savaşlar, şiddet içeren ilişkiler, vb.) bulundurmaktadır. Dikkat edilmesi gereken nokta, olayın travmatik olup olmadığı kararının olaya maruz kalanlara ait olmasıdır. Trafik kazası geçirmiş iki kişiden biri, bu yaşantıda fiziksel bütünlüğüne bir tehdit algılamamış ise bu olay onun için travmatik olmakta; aynı kazayı yaşamış ikinci kişi, bu olayı hayatını tehdit eden bir felaket olarak algılamış ise kaza bu kişi için travmatik bir olay niteliği kazanmaktadır. Psikolojik travma, olayı yaşayan kişinin algısı ve değerlendirmesi doğrultusunda tanımlanmıştır.
Travma Zeminlerine Verilen Normal Tepkiler

Analiz ve araştırma sonuçlarına göre, felaketlere verilen tepkileri beş aşamada incelemek mümkündür:

1. İlk etki aşaması : Kaygı ve korkular ön plandadır.

2. Kahramanlık aşaması : Birçok kişi, felaketin korkunç sonuçları ve kayıplarıyla başaçıkmak için fiziksel ve zihinsel olarak kendini tüketircesine çalışır.

3. Balayı aşaması : Hayatta kalındığı, özel ve/veya devlete bağlı kuruluşlardan gelen yardımlar için büyük bir minnettarlık yaşanır.

4. Uyanış aşaması : Kuruluşların ve/veya görevlilerin yapılması gerekenleri zamanında yapmamış olmalarına duyulan engellenmişlik hissi ve öfke ön plandadır.

5. Yeniden yapılanma aşaması : Zihinsel ve duygusal yeniden yapılanma sonucunda, algılamalar daha gerçekçi bir hal alır. Karşılaşılan problemlere kişisel çözümler getirebilmek için sorumluluk üstlenme kabul edilir. Gerekli görüldüğü koşulda bu son aşama psikoterapinin en verimli olması beklenen aşamadır.


Bu yazının akabinde, yahu dedim, o halde tüm insanlar aslında Travmatik bir vaka olarak incelenip tedavi edilmeli dedim. Çünkü şu ana kadar gördüğüm insanlar ve özellikle gördüğüm kendimde yaniden yapılanma aşaması kısmını yaşadıktan sonra gene kırılasım geleyor:D sanırım birçok kişide bu böyledir, şiddetli veya değil. Peki iyide neden böyle bir deneyim yolu seçi vermişiz diği verdim, sonrasında bu Don Juan Matus’ n bir kaç cüleciğine bakı verdim.


“Ölüm sürekli bir yoldaştır bir insana” der. “Solumuzda, bir kol boyu uzaklıktadır bize”.” Sen o ak şahine bakarken sana bakmaktaydı ölüm; kulağına fısıldamıştı, bugun kü gibi titreme geçirmiştin” der Don Juan.
Ve devam eder, “Ölüm bizi bu denli yakından izlerken insan kendini nasıl önemseyebilir?” der.
“Sabırsızlandığın zaman yapılacak şey, soluna dönüp ölümüne danışmaktır” der. Şayet bir im verirse, yoldaşının orda sana baktığını duyumsarsan, bayağılıklarından arınacağını ifade eder.
Castanede artık bu konuda konuşmak istemez, tedirginlik ve korkudan başka bi şey getirmeyeceğini söyler. Don Juan sa “Ölüm bize en bilge danışmanımızdır” der. “Ne zaman sonunun geldiğini düşünsen ona danışmalısın; onun sana dokunuşu dışında hiçbir şeyin önemi olmadığını söyleyecektir” sana der.
“ Burda ikimizden birinin değişmesi gerek” “Burda ikimizden birinin, ölüme danışması ve yaşamlarını ölüm onları hiçbir zaman yakalamayacakmışçasına sürdüren insanların, o acınası kepazeliğini bırakması gerek” der inatla…
Saatlerce çölde yürüler Castaneda, ölümünü tekrar göstermesini ister, hayır cevabını alınca bu sefer de bitkilerle konuşmak ister. Don Juan “Bir aşırılıktan öbürüne geçiveriyorsun. …. Bitkilerle konuşabilmen için, Sarsılmaz istencin olmalı” der. Ölüm için se “Ölümü görmene de yok bir hacet. Varlığını çevrende duyumsa yeter” der.


Peki güzel demiş hatta hoş hissetmiş ve hissettirmiş. Peki ama doğru olan hangisi, ya da ne gibi sorular geliyor ediyorda, doğru kişiye, bireysel kavram olu veriyor. ee öyle ya da böyle o pamuk hık diyip girmeyeceğmi acep ? özgürlük fırtınasında koştururcasına… Peki bu travmatik durum aslında tedavi edilen birşeymi yoksa olması gereken bir durum mu zaten? Bazı söylevler ile bu hal kişinin kendi hayrınamı yoksa sadece öyle işte oluyormu? işi madde ve manevi olarak almaya çalışınca neden ikiside aynı oluyor TEK lik mi esas olan..? Bilemedim. : )

ABD İran’ı Hedef Alıyor

Aşağıdaki iki makale the-spark.net adlı internet sitesinde 23 Ocak 2012’de yayınlanan, “U.S. Targets Iran” ve “U.S.-Iran: A Long, Violent History” adlı makalelerin Türkçe çevirisidir.
(The Spark: ABD’de iki haftada bir yayınlanan Troçkist bir gazete. Link için bkz.: http://the-spark.net/paper.html)

…

ABD İran’ı Hedef Alıyor

Yeni ticari ve mali yaptırımlar ile ekonomisini boğma tehdidiyle ABD şimdi de İran’a karşı güç gösterisinde bulunuyor. Obama yönetimi, İran hükümetinin nükleer silah üretimini durdurmaya çalıştığını söylüyor. Zamanında ABD yetkililerinin Irak için kullandıkları kitle imha silahları yalanına benzer bir argüman bu.
İran ise ABD’nin bu konudaki iddialarını kabul etmiyor; elektrik üretimi için nükleer teknolojide çalışmalar yaptığını iddia ediyor. İran bununla enerji ihtiyacında bütünüyle petrole bağımlı hâle gelmekten kurtulmayı hedefliyor. Aslına bakılırsa İran bu programa, ABD’nin yardımıyla, 1970’li yıllarda başlamıştı! Farz edelim ki İran gizlice nükleer silah üretimi yapıyor, bu durumda onu kim suçlayabilir ki? İran’ı nükleer silah üretimi faaliyetlerinden dolayı kınayan başta ABD olmak üzere büyük güçlerin neredeyse tamamının kendi nükleer silah üretim tesisleri var. Üstelik ABD, geçmişte halklara karşı nükleer silah kullandığı gibi bugün de dünyayı defalarca kez yerle bir edecek güçte silahlara da sahip. Dahası aralarında İsrail, Pakistan ve Hindistan’ın da yer aldığı İran’ın etrafında yer alan kimi ülkeler de –ABD sağ olsun- nükleer silahlara sahipler!
Evet, İran baskıcı bir diktatörlük rejimi ve köktendinci bir devlet yapısına sahip; ama bu ABD için sorun teşkil etmiyor. ABD’nin Basra Körfezi’ndeki –Suudi Arabistan gibi- yakın müttefik devletleri de en az İran kadar kötüler. ABD için asıl sorun, İran’ın, ABD’nin bölgedeki müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan gibi devletlerin rakibi olmasıdır. Bölgedeki petrol üzerindeki denetimini güçlendirmek ve bunu sürekli kılmak için ABD İran’ı hedef alıyor.
ABD, İran’dan elini çek!

ABD – İran İlişkileri: Uzun ve Kanlı Bir Tarih

ABD’nin İran’a olan saldırılarının uzun bir geçmişi var. 1953 yılında ABD, CIA tezgâhı bir darbe ile İran’da seçimle başa gelmiş bir hükümeti devirdi. Çünkü uluslararası büyük petrol şirketleri, bu hükümetin, ülkenin geniş petrol kaynakları üzerindeki kontrollerini azalttığına hükmetmişti. Ardından ABD hükümeti Şah diktatörlüğünü başa getirdi. 26 yıl süren baskıcı bir dönemden sonra 1979’da İran halkı Şah rejimini devirdi. ABD bu olayda doğrudan bir saldırıda bulunmadı; ama onun yerine İran’a karşı savaş açması konusunda Irak’ın diktatörü Saddam Hüseyin’i yüreklendirdi. Sekiz yıl süren İran-Irak savaşı milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlandı. Savaşın sonuna doğru Saddam Hüseyin, ABD’nin mali yardımı ve askerî istihbarat servislerinin de desteğiyle, İran askerlerine ve İran’ın Kürt bölgesinde yaşayan halka karşı kimyasal silah kullandı. 21 Mart 1986’da ABD Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Irak’ın İran’a karşı kimyasal silah kullanmasına engel olmuştu hâlbuki.
O zamandan bu güne ABD sadece ekonomik yaptırımlarla değil ama ülke içinde her türlü terörist saldırılar ile de İran’a saldırmayı sürdürdü. Bu saldırılardan en sonuncusu 12 Ocak’ta Tahran’da güpegündüz meydana geldi. 32 yaşında bir bilim insanı ve profesör olan Mustafa Ahmedi Ruşen, motosikletli iki saldırganın arabasının altına bomba yerleştirmesi sonucu meydana gelen bombalı saldırıda hayatını kaybetti. Ruşen, İran’da geçtiğimiz iki yıl içinde –ABD ya da İsrail gizli servislerince- suikasta kurban giden beşinci bilim insanıydı.
ABD’nin şu an devam eden bu savaşı daha fazla ölüm ve yıkıma sebebiyet vermekle kalmıyor, bütün bir bölgeyi de daha istikrarsız hâle getirip daha yıkıcı savaş olasılıklarını gündemde tutuyor. Tüm bunlar da daha fazla petrol için yapılıyor.

Çeviri: Gencer Çakır

Sevecenlik

Yeni nesil pek bilmez, bir zamanlar İlhan İrem vardı. Ve İlhan İrem’in hayranları arasında bir sevecenlik tanımı. Bu da diğer her tanım gibi yozlaşmaya açık ve keyfi değerlendirmelerin esiri olmuş sevecenlik. Tıpkı birilerinin “gerçek Müslüman”, “gerçek ulusalcı”, “gerçek devrimci” veya “gerçek solcu” gibi tanımları kendileri veya kendi beğenilerine göre birilerine vermeleri gibi.

Sevecenlik de böyle bir hale gelmişti. Herkese göre farklı anlamı olan keyfiyete göre birilerini sevecen ilan edip birilerini de sevecen olmamakla itham etmeye başlamışlardı yok olmaya başlamadan önce.

Bütün tanımlar gibi o da yozlaşmıştı. Keşke sevecen kalabilseydik.

TEN FALI TARİHÇESİ

Fal dünyasında çeşitli psişik güçlerin etken olduğu bilinmektedir. Ten falı M.Ö. 80 yılında Ahur Mud Ensari tarafından ortaya çıkarılmıştır. M.S. 200 yılına kadar oldukça yaygın olan ten falı insan vücudundaki sinerji ve kiyo enerjinin okunmasıyla yaşanmışlık ve yaşanılacak arasında bilgi verir. Günümüzde Çin’de yaşayan Hamun dinine mensup insanların hala yaşatmakta olduğu bu fal bakma şekli günümüzde pek bilinmemektedir. Ten falıyla alakalı çok geniş bir bilgi ağı oluşmadığından tarihçiler ten falının dönemin imparatorları tarafından yasaklandığını düşünmektedir.

Psişik, paranormal yeteneklerinizi test edin

İnternette denk geldiğim, amacı öylesine keyif almak olan bir test. Her soruda birden fazla şık çıkabiliyor, not edip okuyun işte:D

Ayrıca mor Sağ ol.

Aşağıdaki soruları yanıtlayın ve cevaplarınızı not edin. Daha sonra aşağıda testin sonucunu okuyabilirsiniz.

1- Yeni tanıdığınız bir insanda ilk olarak

A: ) O insanın nasıl göründüğünü fark edersiniz. (Giyimi,dış görünüşü)
B: ) Sesinin tonunu fark edersiniz.
C : ) Kendinizi o kişinin yanında nasıl hissettiğinize dikkat edersiniz.
D : ) O kişinin size öğretecek ilginç bir bilgiye sahip olup olmadığına dikkat edersiniz.

2 – Size gerçekten etkileyen en son fimde

A : ) Çekici oyuncular vardı
B : ) Harika bir müzik vardı
C : ) Sizi duygusal olarak etkileyen bir öykü vardı
D : ) Size yeni bir şey öğreten bir bilgi vardı

3- Şu sözlerden hangisi size daha uygun

A : ) Önümü görmeliyim.
B : ) Konuşulanları duymalıyım
C : ) Hissettiklerimi bilmeliyim
D : ) Düşünmeliyim

4- Bir sorunu çözerken nasıl davranırsınız ?

A: ) Farklı çözümleri gözünüzde canlandırırsınız.
B : ) Kendi kendinizle içsel yada dışsal konuşursunuz.
C : ) Huzura kavuşana kadar durum üzerinde düşünürsünüz.
D : ) Zihninizde bir yanıtın belirmesini beklersiniz.

5- İdeal mesleğiniz şunları içerir

A : ) Ressamlık, mimarlık, film yönetmenliği, çizim gibi sanatsal faaliyetler
B : ) Müzisyenlik, bestecilik, seminerler vermek
C: ) Danışmanlık, şifacılık, şiir yazmak
D : ) Bilim,araştırma,doktorluk,makale yazmak

6- Doğada en sevdiğiniz şey nedir ?

A : ) Güzel çiçekler, manzaralar
B : ) Kuşların,rüzgarın,dalgaların sesi
C: ) Güzel kokular
D : ) Doğaya pek çıkmazsınız

7- Kendinizle ilgili değiştirmek/geliştirmek istediğiniz şey nedir?

A : ) Dış görünüşünüz
B : ) Sesiniz
C : ) Duygularınız
D : ) Bilgileriniz

8- Elinize biraz para geçince ilk yapacağınız şey nedir?

A : ) Yaşamınızı güzelleştirecek bir şey satın almak
B : ) İyi bir konsere gitme
C : ) Bir tatile çıkıp yenilenmek
D : ) Bilgisayar sisteminizin kalitesini yükseltmek

9- Yaşayan yada ölü ünlü biriyle tanışma şansınız olsaydı seçiminiz

A : ) En sevdiğiniz film yıldızı
B : ) En sevdiğiniz müzisyen
C : ) En sevdiğiniz yazar
D: ) Ünlü bir mucit

10- Lokantalarda sizi en çok sinirlendiren şey

A : ) Çok loş olmaları
B : ) Çok gürültülü olmaları
C : ) Çok kalabalık olmaları
D : ) Çok pahalı olmaları

11- Nasıl gevşemeyi seversiniz?

A : ) Film,televizyon izleyerek
B : ) Müzik dinleyerek
C: ) Sıcak duş alarak
D: ) İyi bir kitap okuyarak

12- Tatilde en çok neye zaman harcarsınız ?

A: ) Fotoğraf-video çekmeye
B : ) Bölge sakinleriyle konuşmaya
C : ) Yerel mutfağın tadına bakmaya
D : ) Bölgenin tarihini öğrenmeye

13- İş yerinizin sahip olması gereken en önemli şey ?

A: ) Yeterli ışıklandırma
B: ) Sessiz olması
C : ) Rahat olması
D : ) Teknik ekipmanın kaliteli olması

14- Tropikal bir ada ile ilgili bir film sahnesinde aklınızda kalanlar

A : )Parlak giysiler giymiş insanlar
B : ) Müziğin sesi
C : ) Cennet vari atmosfer
D : ) Adada yaşayanların ırkı

15 – Yeni biriyle tanıştığınızda onunla ilgili kanılarınızı nasıl oluşturursunuz?

A : ) Algılarıma dikkat ederim ve onu incelerim
B : ) Konuşmalarına dikkat ederim ve bunlara anlama vermeye çalışırım
C : ) Kendimi onun yanında nasıl hissettiğime dikkat ederim
D : ) Sadece onun nasıl biri olduğunu anlaşılmaz şekilde bilirim.

16- Sizi etkileyen rüyalarda daha çok;

A: ) Görsel vizyonları hatırlasınız. (görüntüler, şekiller)
B : ) Konuşmaları yada size söylenenleri hatırlarsınız
C : ) Rüya sırasındaki hislerinizi hatırlarsınız
D : ) Rüyalarınızı hatırlamazsınız

17- Okuldayken hangi derste daha başarılıydınız ?

A: ) Resim
B: ) Müzik
C: ) Türkçe
D: ) Matematik- Fen

18- Hangi sayıyı tercih edersiniz ?

A: ) 6
B: ) 3
C: ) 7
D: ) 9

19- Bir ortamdan hoşlanmadığınızda kesin o ortamda

A : ) Çok koyu renkler, iç sıkıcı görüntüler vardır
B: ) Çok fazla ses ve uğultu vardır.
C: ) Kötü kokular vardır.
D: ) İlginizi çekecek bir şey yoktur.

20- Fırtınalı ve gökgürültülü havalarda

A: ) Görsel olarak havayı incelemek hoşunuza gider / yada gitmez
B: ) Seslerden hoşlanırsınız / hoşlanmazsınız
C: ) Kendinizi iyi hissedersiniz / kötü hissedersiniz
D : ) Sizi böyle havalar etkilemez

Değerlendirme;

Eğer A şıkkı çoğunlukta ise siz bir duru görürsünüz. Yani sezgilerinizi görsel olarak alıyorsunuz. Bilgiler size vizyonlar şeklinde geliyor. Rüyalarınızda gelecekle ilgili şeyler görebilirsiniz. Gece uyumadan önce çeşitli vizyonlar gözünüzün önüne gelebilir ya da gün içinde içinizde ya da dışınızda çeşitli imgeler görebilirsiniz. Sezgileriniz görsel olarak size gelecektir ve imgeleme yeteneğiniz gelişmiştir. Üçüncü göz çalışmalarında ve medyumistik konularda başarılı olabilirsiniz.

Eğer bu şık yüksek çıkmışsa Usui Reiki 1.aşama ve 2.aşama eğitiminden sonra Üçüncü Göz Aktivasyonu çalışmasına katılmanız veya Golden Triangle eğitimi almanız önerilir. Bu şekilde yeteneklerinizi daha da geliştirebilirsiniz.

Eğer B şıkkı çoğunlukta ise siz bir duru işitirsiniz. Sezgileriniz daha çok işitsel olarak ortaya çıkacaktır. İçsel bir ses duyabilirsiniz ya da dışsal olarak size bir bilgi verilebilir. Duru işitirler içimden bir ses dedi ki ya da sanki bir ses duydum ve bana bunu dedi şeklinde ifadelere şıkça başvururlar. Telepati konusunda yetenekli olabileceğinizi söyleyebilirim.

Eğer bu şık yüksek çıkmışsa Usui Reiki 1.aşama ve 2.aşama eğitiminden sonra Ama Deus Sahamanic Healing eğitimi almanız önerilir. Bu şekilde yetenekleriniz daha da gelişir.

Eğer C şıkkı çoğunlukta ise siz bir duru sezersiniz. Duru sezerler sezgileri daha çok kinetik etkilerle alırlar. Örneğin midemde kelebekler uçuyor heyecanlı bir şeyler olacak ya da sırtım da bir ağırlık var kötü bir şey olacak gibi ifadelerde sıkça bulunurlar. Genelde güzel ya da kötü kokular alarak ortamla ilgili bilgiler alırlar. Başka insanların duygularını hissetmekte hatta empati kurarak deneyimlemekte yeteneklidirler. Şifacılık ile ilgili konularda çok başarılı olabilirler.

Eğer bu şık yüksek çıkmışsa Usui Reiki 1.aşama ve 2.aşama eğitiminden sonra Violet Flame Reiki veya Karuna Ki eğitimi almanız önerilir. Bu şekilde hem yetenekleriniz daha da gelişir, hem de bir duru sezer olarak çevrenizdeki insanların negatiflerinden korunmayı öğrenirsiniz.

Eğer D şıkkı çoğunlukta ise siz bir duru bilirsiniz. Duru bilirler sezgilerinin nereden ve nasıl geldiğini bilmezler,sadece biliyorum işte gibi bir ifade ile anlatmaya çalışırlar. Bir konuda hiç bilgileri olmasa da çok tutarlı tahminler yada da yorumlar yapabilir ve bu bilgileri nereden bildiklerini bilmezler. Bilgiler bir anda şimşek gibi gelir ama bilgilerin kaynağı ile ilgili fikirleri olmaz. Duru bilirler en çok trans çalışmaları, astral seyahat ve lucit rüya konusunda başarılı olabilirler.

Eğer bu şık yüksek çıkmışsa Usui Reiki 1.aşama ve 2.aşama eğitiminden sonra Kundalini Reiki eğitimi almanız önerilir. Bu şekilde size gelen mesajları anlamayı,ciddiye almayı ve günlük yaşamınızda kullanmayı öğrenmek için toprak enerjisinden faydalanırsınız.

Not: Eğer iki şık aynı çıkarsa 2 konuda eşit yeteneğiniz var demektir. Yine en fazla çıkan şık en baskın yeteneğinizi 2.fazla olan şık ise ikinci olarak güçlü yeteneğinizi gösterir.