Star Wars evreni. Jedi Akademisi

Light Jedi

Aydınlık bir Jedi, Güç’ü diğerlerine yardım etmek için kullanan, temel olarak koruma ve bilgi vermek amaçlı kullanan kişidir. Aydınlık Jedi, Güç’ü hiçbir zaman saldırı ya da kişisel çıkar amaçlı kullanmaz. Ne yazık ki insan doğasında Aydınlık Jedi’ın idealleriyle çelişki gösteren bir problem mevcuttur. İnsan doğası tabii ki bastırılabilir ve birçoğu bunu Aydınlık Jedi olarak yapabilmiştir. Ancak, bu kolay izlenen bir yol değildir.

Gerçek Aydınlık Jedi’lar çok nadir bulunur, bu kişiler küçük dünyamızda birçok insan gibi istek ve arzularına yenik düşmeyen özel karakterlerdir. Eğer Aydınlık bir Jedi tanıyorsanız, size yardım etmek için ellerinden geleni yapacaklarını ve karşılığında hiçbirşey beklemeyeceklerini bilirsiniz. Bir Aydınlık Jedi diğerlerinin ihtiyaçlarını kendisininmiş gibi karşılamaya çalışır ve hatta çok kötü durumda olsa bile yardımcı olur.

Bu sayfayı okuyan birçok insan gerçek bir Aydınlık Jedi kategorisini seçmeyecektir, fakat pekçoğu da bu amaç için savaşabilir. Eğer herkes biraz düşünceli olsaydı, dünyayı anlamak çoğu korku ve pislik içinde yaşayan kişiler için çok iyi olurdu.

Aydınlık Jedi düzeni, bir kodu benimsemiştir. Bu kod, Aydınlık Jedi felsefesi için temel bir rehberdir.

Duygu yoktur – Barış vardır

Cahillik yoktur – Bilgi vardır

Öfke yoktur – Huzur vardır

Ölüm yoktur – Güç vardır

Dark Jedi

Jedi’ların, Sith gücünü karanlık güç olarak tanımlamalarından ötürü, Sith’ler ile Karanlık Jedi’lar çoğu zaman aynı zannedilir. Sith yoluna karşı eğitilmiş, ve öğrenim görmüş Jedi’lar, iki yolu aynı olarak ilişkilendirirler. Aslında, ikisinin daha sonradan birleşip birleşmediği, daha önceden Jedi akademisinde sorulmuş bir sorudur.

Sith’ler, Karanlık Jedi’lar tarafindan yozlaştırılmadan önce yazılmış antik Sith öğretileri, sanılanin aksine, tamamen karanlik bir özelliğe sahip değildir. Ancak daha sonra yazılmış olan öğretiler, tamamen düşmanlık ve nefret duyguları üzerine yazılmıştır. Bu doğal olarak Sith güçlerinin en başta iyi olduğu anlamına gelmez. Tamamen iyi bir ırkın iyiden çok karanlığa dönmesi, tartışılamayacak bir imkansızlıktır (Çok çok uzun zaman önce “Sith” adında bir yaratık ırkı galakside varlığını sürdürüyordu, yaşadıkları gezegenin de aynı ada sahip olduğu sanılmaktadır). O halde Sith’lerin, Karanlik Jedi’lar tarafından yozlaştırıldığının ispatları nelerdir? Yoksa o yazılar Sith ırkının zaman içinde karanlik özelliğine kavuştuğu anlamına mı geliyor? Karanlık taraf ile Sith’lerin amaçları uyuştuğu için mi Sith’ler karanlık tarafa döndü?

Sith İmparatorluğu’nun çöküşünden beri, ya Jedi’larin karanlik öğretileri yok etme çabasından ötürü, ya da karanlık tarafın destekçilerinin gelecek nesillere aktarılacak öğretileri güvenceye almak istemelerinden ötürü, bu sorulara cevap vermek zordur. Bu sorulara bir yanıt bulunabilmesi icin Sith lordu Naga Sadow’dan öncesine bakılması gerekir. O zamanlarda da Sith ırkı vardi, ancak sayıca çok sınırlıydılar. Sith felsefesi o sıralar küçük gruplar üzerinde varlığını sürdürüyordu, ve bir Sith grubu başka bir grupla ilişki kuramazdı. Grubun ”büyücülerinin” yönetimi altında gruplar güçlerini çalışırlardı. Ancak bir grubun ”büyücüsünün” karanlık tarafla uğraştığı sonucuna nasıl varabiliriz? Belki de karanlık tarafla uğraşmıyordu. Belki de ilk başta aydınlık tarafın takipçisi olabilir miydiler? Bu büyük bir olasılık.

Tarihe uzandığımız zaman, Sith’lerin Jedi yolunun tersinde ilerlediklerini görürüz. Aslında pek kanıtı bulunmayan bu fikir, Naga Sadow’un Sith’lerin karanlık tarafla, gittikçe artan bir karmaşıklıkla uğraştığını fark etmesiyle desteklenebilir. En başta eğer Jedi’lar ile Sith’ler aynı yönde ilerliyorsa, Sith’lerin karanlık tarafa dönmelerinin nedeni ne olabilir ? Bu sorunun cevabı karanlığa düşen Jedi Naga Sadow’un hayatında yatıyor. Kayıtlardan anlaşılan, Naga Sadow’un Sith’leri, karanlık tarafa dönmelerinden sonra tanıdığıdır. Sith’lerin kontrol ettiği güçten etkilenen Sadow, o gücü kendi yararına kullanmaya karar vermiştir. Sadow karanlık tarafla Sith öğretilerinin arasındaki en küçük ilişki ve benzerliği bile öğrenmiştir, ve bu sayede çok güç kazanmıştır. Fakat Sadow, bu gücü Sith’lere karşı kullanmış ve onları kontrol altına alıp, köle yapmıştır. Shadow’un yaptıkları, ve Sith’lerin en başta karanlık tarafla uğraşmaya başlamasından ötürü, Sith’ler karanlık tarafın köleleri haline gelmiştir. Zaman içerisinde, karanlık Jedi ile Sith arasındaki fark o kadar azalmıştır ki, şu anda onların arasında bir fark olmadığı zannedilir. Bu bölümde karanlık tarafın temelleri ile ilgili ilk konferansı bulacaksınız. Terminoloji: Yıllar boyunca yapılan yaşayan şeyler ve onların karanlık tarafa bağlantıları hakkındaki araştırmalardan, eski sözcüklerin anlamı bozulduğunda yenilerinin kullanılmasına karar verildi. “Terminoloji” üretilip kullanılan bütün kelimelerin anlamlarını açıklayacaktır. Göreceli gerçek: Göreceli bir gerçek kişisel bakış açısından doğar mesela Vietnam Savaşı iyi/kötü bir karardır.

Kesin bir gerçek kişisel bakış açısından bağımsızdır mesela yakın mesafeden bir mermi sizi öldürür.

Güç ile iletişim kurma konusunda potansiyeli olan insanlar.

  1. Sith Şövalyesi

  2. Karanlık çıraklık teorisi. Şövalye, zırh, kılıç, kalkan gibi görüntüleri içerir.

Zırh:

Kara şövalye görüntüsü.

Bileşenler: dış maske, dünyevi güç

Kılıç:

Kara şövayle görüntüsü. Force güçlerinin kullanımı.

Maske:

Psikolojik filtre. Kişinin bilincini diğerlerinden korumak için kullanılır.

İç maskesi:

Psikolojik filtre. Kişinin kendisini istenmeyen bilgiden korumak için kullanılır.

Dış maskesi:

Psikolojik filtre. Bilgiyi diğer kişilerden korumak için kullanılır.

İkinci kalp:

Vücutta karın yüksekliğindeki ruhsal nokta. İçgüdünün merkez bölgesi.

Shadow Jedi

Geleneksel olarak Güç iki eşi benzeri olmayan bölüme ayrılmıştır: Dark ve Light. Sorulan soru ise gayet açık: “Gerçekten Güç bu kadar kutuplaştı mı?

Eğer Gücün Dark ve Light Side’ları demir bir paranın iki ayrı yüzü gibiyse, çelişki olmaması lazım. Öyle ki Güç, bir enerji alanıdır, bu şekilde gizlenebilecek birşey değil. Gücün özü ne iyi ne kötüdür, saf enerjidir. İyi ve kötü Güç kullanıcıları tarafından Güce aktarılan konseptlerdir. Öyle ki, Gücü Light ve Dark Side olarak nitelendiremeyiz, Güç böylesine iki zıt kategoriye göre sınıflandırılamaz.

Eğer güç siyah yada beyaz değilse, içindeki fark ne?

Shadow Side; Gücün aydınlık ve karanlık taraflarının eşiğinde olanlar. Bunları ölçülü ve dengeli bir biçimde kullanıp, hiçbir tarafın fanatiği olmayanlar. Bununla birlikte Shadow Side olanlar Gücü, içlerinde bulundukları duruma göre kullanırlar. Bir Shadow kullanıcısı aydınlık tarafı karanlığa karşı kullanmaz. Çoğu Dark Side kullanıcısı kendilerini olduğu gibi karanlığa verirler ve nefret, öfke, korku gibi hareketlerde bulunurlar. Bir Light Side kullanıcısı ise Gücü sadece savunma ve bilgelik için kullanır.

Shadow Side sağlıklı bir denge mi?

Bu Güç kullanıcısının kendisinin vermesi gereken bir karar. Ustanın yapabileceği tek şey yönlendirme ve bilgi vermedir.

Ulusalcılık Nedir?

Ulus veya ulusalcılık doğru kişilerce ve doğru bir şekilde uygulandığında güzel bir şey. Fakat bu öyle suistimal edilmeye müsait bir kavramki, etnik veya inançsal bir baskı yöntemine her an dönüşebilecek bir potansiyele sahip.

Mesela bir ulusta olması gereken; azınlıkları, çeşidi, renkleri korumak olmalıyken çoğu zaman ayrımcılığa, tek tipçiliğe, aynı olmaya zorlanır.

Yurtdışı ulusal devletleri de konuşuruz elbette onları da örneklendiririz fakat gelelim Türkiye’ye. Bir sürü azınlık ve farklı inançlardaki insanlar ulusalcılık adı altında tektipleştirmeye, kültürleri, inançları yadsınmaya, yok edilmeye, baskı uygulanmaya maruz kalmıyor mu?

Bu tip davranışlar “gerçek ulusalcılık” anlayışına zarar vermiyor mu sizce? Zenginlikleri korumak yerine ötekileştirip sonra da kendileştirmek iyi bir şey mi kötü bir şey mi?

ÜÇ BÜYÜK KENT KIYASLAMASI

ANKARA
En iyi kalpli Üvey ana,
Bu şehri bu kadar yalın anlatan başka bir şey olamaz sanırım.
Sorumluluklarını bilen, asla kötü davranmayan ama sonuçta bir üvey ana
olan Ankara.

Bu şehirde insanlar bekler. Emekliliği, askerin bitmesini,
rüşvetin gelmesini, gönderdiğiniz evrakın cevaplanmasını , suskun devletin
konuşmasını beklerler.
Taşı çatlatacak bir sabırla bir şeyleri beklerler, kim bilir
bekledikleri hayattır. Belki denizi görselerdi beklemezlerdi.
Denizi su sanırlar.
Suyu görmek için göllerin kıyısına gidersiniz ama su ufka uzanmaz.
Bir suyu deniz yapan ufuk yoktur Ankara’nın göllerinde.
Oysa ne önemlidir suyun hiç bitmemesi ve uysal bir sevgili gibi
gökyüzüyle birleşmesi.
O vaatker ufuk çizgisi, o nasıl güzeldir.
Her zaman ötelerde bir şey olduğunu fısıldayan o şehvetli çizgi.
İnsanlar Ankara’da beklerler, kim bilir bekledikleri hayattır.

İSTANBUL’da
ise durum daha vahimdir.
Hayat sanki bir adım ötede duruyor gibidir.
Doğruya doğru, dünyanın en güzel şehridir İstanbul, ama hayat
eli çabuk davranır.
Daha siz elinizi uzatmadan işveli bir kadın gibi kaçar gider.
Bu yüzden hırsla kovalarlar hayatı İstanbullular.
Beklediği şeyin belki de hiç gelmeyeceğini söyleyen şeytani fısıltıya
rağmen,
Ankaralının dingin tevekküllü bekleyişinde bir huzur vardır.
Ama,
İstanbullunun hırslı kovalamacasında ne huzur vardır ne de tatmin.
Dünyanın en güzel şehri hemen kol mesafesindeyken kendilerini yiyip
yutan bir kovalamacanın içinde kaybolur giderler.
Hayat kaçar, onlar kovalar.

Ama İZMİR…
İzmir’de hayat beklenmez, kovalanmazda.
O zaten sizinle beraberdir.
Ufkun ötesini muştulayan bir deniz vardır.
Mutlulukla dolu,sakin bir sevişmenin tadındadır körfez.
Körfez vapurlarının sakin gidişinde hırslarınız yok olur,
Kovalamayı bırakırsınız, hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle
dolarsınız.
Ne varsa bu şehirde, bayatlamış vapur çayı bile nektar olur.
Hafta sonları denize doğru bir göç başlar.
“Ey hayat, biz Çeşme’ye gidiyoruz sen de arkadan gel” der
İzmirliler muzipçe.
Ve ne gariptir ki hayat, uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.

Ne garip, uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan IZM
harflerine sevgiyle bakıyorum.
Sabırsızım, sevgilisine kavuşacak aşıklar kadar.

CEMAL SÜREYA

OKUYORUM…

Ne mi okuyorum ?
Kitaptan sana akmayan bir denizi okuyorum.
Dili dalgalı, sayfaları gök mavisi…
Çevir, çevir, çevir…

…sayfalarda bitmeyen bir özlem…
Gemiye yüklenmiş denizler gibiyim.
Beni aşkın diline çevir ki, denizin tuzu yakmasın artık içimi..

Tayfalarım talan içinde. kalbimde bir inebahtı yenilgisi…
Ne mi okuyorum…
Kayalıklara vuran dalgalar ne söylüyorsa onu okuyorum.

Seni söylüyorlarsa, seni okuyorum, özlemini okuyorum.
Ey varoluşum sebebi. Beni kurtar bu lirik bataklıktan…

Zeki İnsanlar İçin Bireysel Gelişim

The last days I read something about and from Steve Pavlina. I was impressed and tried to find a turkish blog, what I found is a book in turkish:

Arka Kapak

Bireysel gelişim kimi uzmanların önerdiği gibi ne kolay ne de hızlı bir süreç. Cesaret, dürüst yüzleşmeler, sıkı çalışma ve disiplin gerektiren uzun bir yolculuk bu.

Zeki İnsanlar İçin Bireysel Gelişim, gençlik günlerinde heyecan olsun diye hırsızlık yapınca hapse düşen son derece zeki birinin yaşanmış bireysel gelişim hikâyesinden özümsediklerini insanlarla paylaşma arzusuyla şekillenmiş dürüst ve samimi bir kitap.

Dünyanın en çok okunan, en başarılı Blog’larından birinin kurucu yazarı Steve Pavlina, bilinçli gelişme için evrensel ilkelerin varlığından söz ediyor: Gerçeklik, Sevgi, Güç, Teklik, Otorite, Cesaret ve Zekâ.

Bu ilkeleri; Sağlığınızı, İlişkilerinizi, Mali durumunuzu ve İnançlarınızı bilinçli olarak geliştirmekte nasıl kullanabileceğinizi okudukça görecek, gördükçe enerji ve heyecanla devam etmek isteyeceksiniz.

Steve Pavlina’nın kendi deneyimlerini paylaşma nedenine ışık tutan aşağıdaki satırlar, kitabı okumak için de çok iyi bir neden:

Kendimle paylaşımlarımı, yazıya döktüğüm düşüncelerimi inceleyerek derinleştirdikçe dış dünyam o içsel büyümeyi yansıtacak biçimde değişti. Sığ sohbetler yerine, insanlar benimle konuşmaya, kendilerince büyük önem taşıyan konulara doğrudan girerek başlarlar… İçsesimle daha çok söyleştikçe, başkalarıyla olan ilişkilerim derinleşir… Dışarıda insanlarla bağ kurmakta sorununuz varsa, bu belki içinizde kendinizle söyleşmediğiniz için olabilir. İçinize sevgiyle bağlandığınızı hissetmeyi öğrendiğinizde, başkalarıyla bağ oluşturmanın çok daha kolay olduğunu göreceksiniz.

One blog from him about religion, I will also put here, neyse, I only found in english, but I like to share with you and give you for discussion. Maybe one can found the same blog in turkish or some other interesting blogs from Steve Pavlina. One interesting experiment from him is about polyphasic sleeping.