Bir naylon poşetin 400 yıl satırı var!

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı varmış
o da bir şey mi
Bir naylon torbanın, bir pet şişenin 400 yıl satırı var!
Yani 16 nesil sonra bir pet şişeyi bulacak olan Dünyalı, en iyi ihtimalle bize sövüp sayacak! Tabi gezegenin buna vakti kaldıysa.

1 OCAK 2019’da başlayan Atık Yönetmeliği kapsamında naylon poşetlerin marketlerde ve mağazalarda 1 Ocak 2019’dan itibaren 25 kuruş gibi cüzi bir miktar ile satılıyor. Bu karar 15 mikron ila 50 mikron arası kalınlıkta olan plastik alışveriş poşetleri, market kasalarında tüketiciye ücretli olarak verilmesiyle ilgili.

Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinde, Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu bir şekilde alışveriş torbalarının aşırı tüketiminin 31 Aralık 2025 yılına kadar azaltılması yönünde çalışmalar yapılıyor.

Fakat bu yetmez, pet şişelerin de aynı tür bir işleme tabi tutulması gerekir.

Devamını oku “Bir naylon poşetin 400 yıl satırı var!” →

Nüfus Fazlalığı Problemi

Dünyadaki Nüfus fazlalığının birçok açıdan problem olduğu genel olarak kabul edilse de bunun sosyal bir sorun olduğu sanılır, oysa bu bir biyolojik sorundur diyor Daniel Quinn. Eğer diğer türler için ölümcül bir politika izlersek, bu bizim yani insanlar için de ölümcül olur. Yani şöyle diyemeyiz:

“Evet medeniyetimiz değişken evrimsel stratejiler üzerine kurulu ama biz bunun üstesinden geliriz çünkü insanız. Kilisenin (dinlerin) öğrettiğine göre Tanrı bizim için bir istisna yapacak. Tanrı diğer türler için ölümcül bir şekilde hareket etmemize izin verecek, sonra bunu HALLEDECEK!”

Peki bu bir sır mı? Neden okullarda açıkça öğretilmiyor?

Şüphesiz sır falan değil yalnızca birbiriyle çok az iletişim halindeki arkeoloji,tarih, antropoloji, biyoloji ve sosyoloji gibi birçok disiplin arasına dağılmış bir yapbozun parçalarından ibaret.

“Gerçek sırları reklam panolarında yayınlayarak saklarsın”

Totaliter tarıma geçilen onbin yıl önce ne olmuştu? Böylesi bir zihniyet değişikliğine sebep neydi?

Devamını oku “Nüfus Fazlalığı Problemi” →

The Protector ve Şahsiyet

The Protector; Türk Netflix dizisi, Şimdilik 3 bölüm izledim. İstanbul manzaraları güzel, oyunculuklar iyi daha da oturur. Senaryo zayıf, seslendirme berbat. Kendi lisanımı anlayamıyorum, Ağızlarının içinde geveliyorlar.
Senaryo güdüklüğü maalesef, harcanan tüm çabayı, zamanı ve bütçeyi yutup sıfırlıyor. Fakat bu işler de nasıldır bilen bilir; tamamen kapalı ilişkiler üzerine dayalı bir sistemdir bu, daha iyi bir senaryonun o yapımcının eline ulaşması için mucize gerekiyor çoğu kez.
Türkiye’de çekilen ilk Netflix dizisinin fantastik olmasını göze aldıysanız (henüz ülkemiz bu aşamaya gelmedi, bari polisiye seçseydiniz diye geliyor içimden çünkü o konu yavaş yavaş gündem alabilir) çok iyi bir senaryo aramalıydınız.
*
Bu hafta Şahsiyet dizisini bitmesini istemediğin leziz bir yemek gibi ağır ağır çiğneyerek tükettim. Bu dizi bence Dünya seviyesinde orta düzeyi yakalamış, hayrete şayan ve Türk dizileri için bir ümit basamağı olmuş. Senaryosunu Hakan Günday’ın yazdığı, yönetmenliğini Onur Saylak’ın üstlendiği dizide başroller Haluk Bilginer, Cansu Dere ve gençliklerinden tanıdığımız iyi aktris ve aktörler var.
Hikaye, eşi menendi görülmemiş bir seri katil serüvenini anlatıyor. Yüzlerce polisiye film izlemiş kitap okumuş biri olarak buradaki özgünlüğün garantisini rahatlıkla verebilirim. Tabi bunda senaryo yazarı Hakan Günday’ı tebrik etmek yetmez Haluk Bilginer’in acaba tamamen doğaçlama mı oynuyor dedirten muhteşem kabiliyetini, Dünya çağındaki başarısını göz ardı etmeden geçemeyiz.

Hepimiz Aynı Kovandayız

ARILARIN HAYATINI TEHDİT EDEN NE?

Arıların faydaları, balın çok ötesinde. Arılar olmazsa, soframıza gelen tarımsal gıdaların 3’te 1’i ya daha az miktarda ya da çok daha pahalı etiketle olurdu. Oradan oraya uçarken tozlaşma sağlayan arılar, yaşam dengesinin vazgeçilmezi.

Tarımsal ilaçlamada kullanılan ve neonikotinoid adıyla sınıflandırılan maddeler, arıların hayatını tehdit ediyor! Bunun sonucunda sinir sistemleri etkilenen arılar, kovanlarının yolunu bulamıyor ve ölüyorlar. 2017’de Adana’da olduğu gibi arılarda koloni kayıpları da %80 oranına kadar çıkabiliyor. Eğer bu durum böyle devam ederse, tarımsal üretim düşecek, fiyatlar yükselecek ve çeşitlilik azalacak.

Arıları korumazsak yarınları da koruyamayız.

Avrupa Birliği, arı sayısındaki azalmaya sebep olan üç neonikotinoidin açık alanlarda kullanılmasını yasakladı.

Bal üretiminde dünya ikincisi olan Türkiye’de de neonikotinoidlerin yasaklanması için harekete geç ve sen de kampanyamıza katıl!

147.802 KİŞİ KATILDI. SEN DE HAREKETE GEÇ, KAMPANYAYA KATIL.

Niyet ve Ağ Bağlantısı

J.Searle, Zihnin Yeniden keşfi Kitabında şöyle der:

Arka plan tezi basitçe şöyledir: Anlamlar anlayışlar, yorumlar, inançlar, istekler ve deneyimler gibi niyetli fenomenler sadece kendiliklerinde niyetli olmayan bir Arka plan yetileri kümesi içinde işlerler. Bu nedenle, ortada farklı Arka plan yetileri bulunduğunda, aynı niyetli durum farklı karşılama şartlarını belirleyebilir. Ve eğer uygun bir arka plan ile bağıntılı olarak uygulanmaz ise, niyetli bir durum hiçbir karşılama şartını belirlemiyecektir.

Bir inanca veya isteğe sahip olmam için, diğer inançların ve isteklerin tüm bir Ağ Bağlantısına sahip olmam gerekir. Dahası Ağ Bağlantısının tümünün bir Arka plana ihtiyacı vardır. Çünkü Ağ Bağlantısının öğeleri kendi kendilerini yorumlayamaz veya kendi kendilerini uygulayamaz.

Öncelikle YENİ ye nasıl ulaşılır bir bakalım;

Dinlemeyi bileceksin, boşluğa girebilip orada vakit geçireceksin, ne çok istekli ne de isteksiz olmayacaksın, zorlamayacaksın. Doğada amaçsız ve zevk alarak yürüyeceksin. Ve mümkünse uykuya geçiş anını hatırlamaya çalışacaksın. İşte bu aralarda bi yerlerde o kendini Fuji dağının bulutlar ardından görünüşü gibi gösterebilir fakat bu o YENİ’ye sahip olduğun anlamına gelmez. O da ayrı bir hikaye 🙂

İşte Yeni’ye ulaşmanın sistematiğini bence Arka plan Tezi anlatmaya çalışıyor. Ben bunu bir yandan Kuantum Fiziğindeki “Sonsuz potansiyeller Denizi” kavramına, diğer yandan Panenteizmin tarifindeki Tanrının hem değişen hem de değişmeyen yanının izahını anlamaya yardımcı olacağını sanıyorum.

Ağ bağlantısı (Bu kavramın kuantum fiziğindeki bağlamsallık ilkesiyle de ilişkili olduğunu düşünüyorum) üzerine de düşünmeliyiz tabi, bunu bir örnekle açıklamaya çalışırsak:

Devamını oku “Niyet ve Ağ Bağlantısı” →