Bir şey yedin mi? Evet, dedim. Ve kasemi yıkadım.

Tekrar ve tekrar
Sonsuz dalgalar gibi,
Yüreğim uzaklara sürüklenir
Onu çalan kişinin
Hatıralarıyla.

Demiş Kokinshu bu dizelerinde. Oysa dalgalar bırakın uzakları, hiç bir yere gitmez. Demek ki Yüreğini çalan kişinin hatırası hep şimdi ve buradaymış sonucunu çıkarıyorum.
Acaba Kokinshu gerçekten bu anlamı, bariz bir yanlışın (ya da romantizmin sislerinin) ardına mı gizlemiş? yoksa bu dizeleri yazdığı zamanlarda dalgaların uzaklara doğru hareket ettiği mi sanılıyormuş merak ettim.
Belki de bende şiir anlayabilecek hassasiyet yok 

*

Bir şey yedin mi?
Evet, dedim. Ve kasemi yıkadım.
Yani artık boş, dedi. Hiçbir şeyin tadını çıkartabilirsin.
Zen Koanı
Muhteşem bir Koan. Bu arada Hiçbir şey onlarda MU kelimesi ile ifade ediliyormuş. Bu bana ilginç geldi.
*
Söğütü söğütten, çamı çamdan öğrenin. Şiir, burada, tam şimdi, şu anda olan şeydir.
Basho
*

Bilgelik arayışındaki yolculuğunuzda yorgunluğa teslim olmayın. Gündüze ve geceye kayıtsız olun. Sıcak ya da soğuk korkusu Duymayın. Düşüncelerinizin amaçsızca dağılmasına izin vermeyin. Sağa veya sola, geriye ya da ileriye bakmayın. Yürümeye devam edin.
ZEN öğretisinin büyük bir klasiği olan Zen engeline karşı öğrencileri teşvik etmek kitabından rastgele bir sayfa.

Bilge kaisen derki.: Eğer egonu fethettiysen serinlik ateşten bile yükselir!

*

Devamını oku “Bir şey yedin mi? Evet, dedim. Ve kasemi yıkadım.” →

Zaman olgusu ve Haiku Denemeleri

Zaman illüzyondur çıkarımı üzerine…
Zaman olgusunun açılması bence insan nesline zihin ilavesiyle olmuştur, yani bu bir sihir değil bence. Fakat zihin hangi yolla insana eklendi o konu biraz karışık; bunu kimileri dünya dışı varlıkların yaptığını söylüyor, ya da dünyanın doğal evrimi yapmış da olabilir. Dünya gezegeninde bizim bildiğimiz tarihin çok çok öncelerinde yaşamış olan yüksek medeniyetlerin olduğu artık pek de reddedilemeyen bir sav oldu. Her geçen gün yeni bir delil bulunuyor. Belki onlar bu işlemi yaptılar kim bilir! Peki onlar kimdiler?
Elon Musk’ı tanıyorsunuzdur, şimdi onun insanın yapay zeka ile birleşip sayborga dönüşmesi projesine baktığımızda, zamanın kendi üzerine kapanan yapısını görür gibi oluyorum!

*

Dün birkaç tane haiku alıştırmam oldu. Biraz uzunlar normal haiku şiiriyle kıyaslayınca ama olsun ben de acemiyim zaten 🙂

Sığırcıklar enerjik ahenkli
İnsanlar, yorgun telaşlı
gece sessiz
rüya eşsiz

*

Gece ortasından kaldı
kalkıp yazamadım

*

Devamını oku “Zaman olgusu ve Haiku Denemeleri” →

Zamanın Oku

Zamanın oku hep ileri doğru gider diye lineer ve bilimsel bir çıkarımla büyüdük fakat bu bana hiç de makul gelmiyor;üstelik son derece sade biçimde bunun tersini çıkarsayabiliyorum.
Şöyle ki;
Şimdi, benim atalarım kimlerdir? Anne babamdan geriye doğru, örneğin Oğuzlara, ya da Lemurya’ya kadar geri gidebilir ve her birine benim atam diyebilirim. Diğer taraftan ben dedemin ya da Oğuzların ve bütün varlıkları  tüm deneyimlerinin sonucunun ortaya konduğu bir genetik UÇ değil miyim? Öyleyse ben onların bizatihi atası oluyorum!
Bu fikri ilk kez Laniekea’daki Hawaili şaman Koa dile getirmişti, ben de oradan öğrendim 🙂
Yeri gelmişken şu bilgiyi de paylaşayım; burada anlatıldığına bakarak MAYAlar bizim atamız mı? Yoksa onlar ataları olarak bizden mi bahsediyorlar?
(Alıntı foto, Tanrıların Büyücüleri kitabından)
*

Devamını oku “Zamanın Oku” →

Önemli şeyleri serin bir üslupla dışa vermek

Kitabımı bitirdim  Venüs Bağlantısı, Sibel Atasoy.
Keşkeleri olan biri değilimdir. İlk 25 sayfayı okuduğumda , keşke ilk yazdığında okusaymışım dedim. İçimden her şey olması gereken zamanda olur , uygunluğu vardır diye sayıkladım.
Kitabı bir gecede bitirmek mümkünken ben demleyerek okudum . Çünkü güzel kurgulanmış polisiye öykünün arayüzü benim için bir kronolojik dizilim sunuyordu. Tek tek geri yürüyerek tespitlerimi yaptım.
Sibel’in diğer okuduğum kitaplarında olduğu gibi benim kendi zamanımla ilgili bir durumu da vardı. O nedenle sorularımın cevabı için acele etmedim.
Akıcı, sürükleyici olmasına rağmen 
Çok derli toplu bilgilerin verildiği, bence tekrar basılıp dağıtılması gereken bir eser. Öyle incelikli bir uslupla verilmiş ki her şey, hayran olmamak elde değil.
2009 da kendi orionlumla karşılaşmamı ve o süreci de gülümseyerek andım.
Lizen!!! seni tanıyorum  Tabi Yov’u da  Mor hale kolay gelmiyor 
Teşekkürler Sibel, içtenlikle teşekkürler. Kişinin kendi kendine uzun yıllar içinde biriktirdiği bilgileri, bir çırpıda “o değilden” tavrınla aktarıveriyorsun  Bu bir Anadolu deyişidir ve önemli şeyleri serin bir uslupla dışa vermeyi anlatır. Film haline getirmek için birileri totosunu kaldırsa iyi eder
Berrin Pirgon

Hiç Doğmaması gereken insanlar var mıdır?

“Hiç Doğmaması gereken insanlar var mıdır?”
Sorgulama dolu bir japon filmi. İlk kez bir Japon suç/mahkeme filmi izliyorum, üstelik 2017 yapımı yeni bir film. Dünyanın batısıyla ne denli farklı oldukları beni fena halde şaşırttı. İşte görsel sanatların etkisi de böyle bir şey, bilmenin yetmediği durumları neredeyse deneyimle elde etmişliğe yaklaştıran bir yöntem. Filmin adı The Third Murder
*
Divine Access, Komediyle harmanlanmış, spritüellik, felsefi sorgulamalar. Sıkılmadan izlenen bir başka film.
*
Homecoming, Julia Roberts’in sosyal hizmet görevlisi Heidi’yi oynadığı bu dizi özellikle Amerikanın savunma asker, gazi programları ve bütün bunlardan yararlanmaya çalışan açgözlü taşeronları ele alan, bence kurgudan çok halen ve muhtemelen yaşanan olayları anımsatan çok güzel bir dizi.10 bölüm ve tamamlanmış, tavsiye ederim.
*

Devamını oku “Hiç Doğmaması gereken insanlar var mıdır?” →