Aşka dair günlükten

Eger kisi kendi sandigi gölgesi ademde kaliyorsa, nuru goremiyordur ve gercekten asik degildir baska bi sey icin iliski kurmaktadir. AŞIK olan kendi gölgesi Ademden bi sure icin cikar ve nur ile adem arasinda “İmkan dahilindeki insan” olur böylece nurdan (Aşik oldugu insandan) nemalanir, fayda temin edip fayda verir. İşte Tanri sevgisine gecmeden once ayni mekanizmayi deneyimleyebildigi icin AŞK cok buyuk bi seydir, henuz gölge olani birdenbire MÜMKÜN VARLIK haline getirir. Tabi ask suresince olur bu kisisel askalrin suresi bellidir, bitince kisi yenilenmis gölgesine döner ama ne gam! Bır kere imkanli varlik olabilmis insan artik bunu unutamaz ve hayatini bu pozisyona bir daha ve sonsuzca ulaşmaya calişmaya adar. Âşkınız kutlu olsun.
sa
Not: Bu seneler önce bir konuya cevabi bir yorum olarak yazdığım bir şey..Kullandığım kelimeler bakılırsa ibni Arabi’den esinlendiğim anlaşılıyor.
*
Kalbim her sureti kabul eder oldu. meselâ: ceylanlara otlak, rahiplere manastır. putlara tapınak, hacılara kabe. tevrat’ın sayfaları, islam’ın mushafı oldu. dinim sevgi dinidir, onun kervanına yöneldim. sevgi dinidir dinim ve imanım… İbn-i Arabi
*
Böyle bir şiirinden haberim yoktu (bizim ülkede sakıncalı bulunmuş olabilir.) Kuantum Fizikçisi Zohar kitabını onun bu şiiriyle bitirmiş.

Wonder ve Yükseltin tavan kirişini Ustalar

11 Dakika

Yönetmen Jerzy Skolimowski nin bu filmi, 11 minutes filmini izledik dün gece, 2015 yapımı polonya irlanda filmi. Şöyle dikkatinizi deli gibi bi şeye odaklama pratiğine ihtiyacınız varsa izlemenizi öneririm; çünkü film Linch’in filmlerini gölgelemeyi hedeflemişçesine dikkat istiyor 🙂

*

Wonder-Mucize

Auggie Pullman (Jacob Tremblay) 5. sınıfa geçmek üzere olan bir çocuktur. Ancak doğuştan gelen yüzündeki kalıcı deformasyon geçirdiği onlarca ameliyata rağmen düzelmemiştir. O yaşına dek hiç okula gitmemiş, evde ailesi tarafından eğitim almış ve dışarıyla ilişkisi, hep bir kask aracılığıyla olmuştur. Sıradan bir okul olan Beecher’a başladığı günden itibaren bazılarının alay konusu olsa da aslında çoğu kişiden bir farkı olmadığını gösterecek, dış görünüşün ne kadar önemsiz olabileceğini kanıtlayacaktır.
Mucize filmi, 2012’de R. J. Palacio’nun yazdığı aynı adlı romandan uyarlandı.
Julia Roberts, başroldeki çocuğundan Jacob Tremblay’dan hiç rol çalmamış. Müthiş bir ailedraması. FARKLI çocukların dünyaya tutunmasıyla ilgili bir bakış, hem de yeni 2017 yapımı bir film, seyretmekten memnun kaldım.

Devamını oku “Wonder ve Yükseltin tavan kirişini Ustalar” →

Pegasus Sembolü

Yunan mitolojisinde kanatlı bir attır. Tanrılar tanrısı Zeus’un oğlu Perseus’un başını kestiği canavar Medusa’nın akan kanlarından doğduğuna inanılır. Kanatlı at doğar doğmaz gökyüzüne uçmuş ve tanrıların arasına karışmıştır. Athene tarafından evcilleştirildiğine inanılır. Hakkında çok hikaye anlatılan Pegasus, bir süre de şiir sanatının sembolü olarak kabul edilmiştir. Pegasus’la ilgili birçok hikaye daha vardır. Bunlardan birine göre Pegasus bir gün arka ayakları ile bir dağa tekme vurunca oradan Hippokrene pınarı fışkırmıştır. Bu pınarın suları sonradan insanlara şiir yazma ilhamı vermeye başlamıştır.

Bundan dolayı Pegasus eski edebiyatta uzun zaman şiir sanatının timsali sayılmıştır. erseus tarafından kafası kesilerek öldürülen Medusa’nın kafasından ya da toprağa sıçrayan kanlarından doğduğu gibi iki değişik söylence bulunur. Rengi tamamen beyazdır ve uçmasına olanak veren iki büyük kanadı vardır. Uçarken havada koşan at gibi görünür. Bellerofon ve Pegasus Pegasus doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve tanrıların diyarına uçmuştur. Zeus’un yıldırımları getirme görevini üstlenmiştir.

Devamını oku “Pegasus Sembolü” →

İngilizce Eğitim ve neden şaşkınlık?

Şöyle bir video dolaşıyor: Tıklayınız
Şimdi olan Osmanlının son üç yüz yılında olmuşken, Türkçeye ingilizce kelimeler girip onun bozulduğuna dair ağıtları çok çok çok gecikmiş bir uyarı olarak bulsam da herkes elinden gelen içinden geleni yapsın tabi. Değil mi ki İngiliz ingilizcesi sadece 25 senede tamamen farklı bir lisana döndü, üstelik Amerikalılara da feci halde seksi geliyor. Oluyor yani böyle şeyler. Önemli olan Sanal alemin ortak lisanını kaybetmiş oluşumuz. Daha da açıkçası bunun farkında dahi olmayışımız,
Ayrıca halkımız ve onların seyrettiği TV programları 500 kelimeyle konuştuğu için ve bu plazalardaki arkadaşların çoğu yut dışında okumuş, yurtta okuyanlar da zaten 20 senedir tüm dersleri ingilizce veren üniversitelerimizde (ki üniversitelerimizin tamamına yakını) okuyup, kitap okuma fırsatları da olmayınca (hep öyle deniyor ah maalesef hiç vaktim yok küçükken okurdum. yani en son pamuk prenses ve yedi cücelerde kalmış olanları da azımsanamaz herhalde) halkın 500 kelimelik Türkçesinden daha iyi durumda değillerki! Yani zevkü sefadan kullanmıyorlar o ingilizce kelimeleri, çaresizler bir anlamda.
Devlet politikasını gözden geçirin, yaptığınız yanlışlardan dönün cancağızlarım (haddim olmayarak)
.
Ben bu videoyu konusundan dolayı değil Gülse Birsel’in burada bazı pozlarının nasıl o çok sevdiğim Cate (efsane elf) andırdığını hissetmem oldu. Çok az kişiye görünüşünden dolayı böyle hisler duymuşumdur, Cate bunların en başında gelir.
Plaza Türkçesi konusunu size bırakıyorum.
*
Alakasız bir konuya geçiyorum affediniz:

Devamını oku “İngilizce Eğitim ve neden şaşkınlık?” →

Beğendiğim Haiku Şiirleri

Önce biraz tanıtım:
Haiku (Japonca 俳句, Türkçesi eğlenceli mısra) bugün tüm dünyada meşhur olan geleneksel bir Japon şiir türüdür. Dünyanın en kısa şiir türü sayılır.En önemli Haiku şairleri arasında Matsuo Bashō (1644-1694), Yosa Buson (1716-1783), Kobayashi Issa (1763-1827) ve Masaoka Shiki (1867-1902) gösterilebilir. Bashō öğrencileriyle Haikai şiirini yenilemiş ve ona ciddi bir edebiyat saygınlığı kazandırmıştır. Shiki modern Haiku’nun kurucusu sayılır. Aynı zamanda Haiku kavramının (Haikai veya Hokku karşısında) yerleşmesini sağlayan da o olmuştur. Japon Haiku’ları çoğunlukla 5-7-5 ölçülü üçlü kelime öbeklerinden oluşup kelimeler sütun halinde yan yana sıralanır. Haiku’nun vazgeçilmez bir unsuru da somutluğu ve halihazıra olan bağlantısıdır. Bilhassa geleneksel Haikular Kigo ile mevsimlere imada bulunurlar. Temel özellikleri olarak okuyanın kendi tecrübesiyle tamamladığı bitmemiş, açık metin karakteri de gösterilebilir. Metinde her şey söylenmezken duygular nadiren isimlendirilir ve bunların şiirde yer alan somut şeyler ve bağlamdan çıkarılmaları lazım gelir.
Damla dolunca,
yatağına uzanır..
akarsu olur—
Toiku
*
* Poyraz
dokunup omuzlarına
uyandırıyor düşlerini
-Rebinson
* Hava soğuk değil mi?
evet çok
cevabının sıcaklığı
– Otsuji
* kendi malım diye
düşününce hafiftir
şemsiyenin üzerindeki kar
– Enomoto Kikau

*

Uyanmış
iniyor rüyanın öte yakasından aşağı.
Victor Hugo
*
Rüya Gece’nin
akvaryumudur.”
Victor Hugo
*

dağda batan güneş

sonbahar yapraklarının

kızılını çalıyor sanki.

Taniguçi Buson

*

Devamını oku “Beğendiğim Haiku Şiirleri” →