-
Murat Uhrayoğlu Eter aslında kütlesiz ve yüksüz maddenin üzerinde titreştiği birleşik bir bozon dalgasıdır ve tüm evreni hiperbolik zaman dalgalarının üzerine binmiş şekilde kaplar..YENİ’den DOĞAnlar Kulubü zaman dalgaları nedir?Turan Erdal Soru: bozonlar=eter mi? Türkcesi: bozonlar=hayali parcaciklar mi?Murat Uhrayoğlu Zaman 5-boyutlu relativiteye göre tek boyutlu sabit bir nicelik değildir, aksine t=t’+t” şeklinde iki parametrik değişkenle hiperbolik bir evren hattı tarayan bir elektromanyetik dalgadır ve fizik yasaları gereği bozonlar da dalga olduğu için bu sayede dalga+dalga birleşeilmekte ve böylece uzay+zamanı oluşturmaktadır..YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bi zamanlar bilim tayfası bu eter ismini kullanmaya başlamışlardı fakat sonra dalga dalga vaz geçildi, yanılıyomuyum?Murat UhrayoğluEvet, 100 sene önce einstein ve hatta 200 yıl önce newton eter tanımını kullanıyordu bu boşluk için. Ama kuantum mekaniği ve partikül fiziği geliştikçe ve özellilkle de 1984 yılında süpersicim kuramının temelleri atılmasıyla bu boş maddenin…Devamını GörMurat Uhrayoğlu Turan bey bozonlar madde değil partikülleri taşıyan alan ağları yani kütleçekim alanı, elektromanyetik alan veya higgs alanı gibi partikülün içinde yüzdüğü bir deniz veya okyanus gibidir. Partikülleri teşkil eden fermionlar ise bu denizdeki yolo alan gemiler gibi de düşünülebilir ve dikkat edilirse deniz statik değildir, yani gemiyi sürekli dalgalar halinde titreştirir. Sanırım çok iyi bir benzetim oldu..YENİ’den DOĞAnlar Kulubü acaba bozonlar-fotonda bozonsa- fermiyonlarla karşılaşıp mı bildiğimiz madde olarak görünüyor??* yani-bozon-foton- fermiyonlarla karşılaşmazsa madde olarak görünmez mi?YENİ’den DOĞAnlar Kulubü meditasyon hallerinde fermiyon halinden farklı iken -beden olarak- farklı gerçekliği mi algılarız??Murat UhrayoğluEvet aynen dediğiniz gibi, mesela şimdi fizikçilerin maddenin oluşumunu açıklkamak için harıl harıl aradıkları higss bozonu da var olan ve teorik olarak isbatı olan higgs alanı sayesinde açığa çıkmaktadır. Yani ana dediğimiz olay, fermionla…Devamını GörMurat Uhrayoğlu Bu yüzden yakın bir gelecekte fizik ile dini kavramların öngörüleri birleşmesi gerekebilir diye düşünüyorum, yani bu noktada einstein’ın öngörüleri yine doğru çıkıyor, yani o da bilimi tam anlamak için dinin öngörülerini kullanmanın kaçınılmaz olduğunu, yani bu sonsuz güce atıf yapmıştı..Çünkü, ben de gerçekten isbatladım, maddenin açığa çıkması için uygulanan kuvvet alanının sonsuza gitmesi gerekiyor..YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bilmediğini kabul ediyor yani, bu da güzel bi başlangıçYENİ’den DOĞAnlar Kulubü yani sen de mi (brütüs!) tanrı zar atmaz diiyorsun?Murat UhrayoğluBence zarları eğer tanrı atıyorsa bile, muazzam bir bilinç ile atılıyor demektir. Çünkü hangi partikülün nerede ortyaya çıkacağını belirsizlik ilkesinde kestirebilecek bir zekayı evrende göremiyoruz, yani madde kendini şekillendiremeyecekse, mutlaka ona bir form veren mekanizma olmalıdır diye düşünüyorum, aksi bir düşünce zaten deli saçması olur..Yani, paralel bir evrendeki otomatik çalışan bir alan dalga formu maddeyi bu bilincin tezahüründe ve tabi onayııyla biçimlendirip, can vererek atomik partikülleri evren boyutuna oluşturarak fırlatıyor (tabi benim düşünceme göre..)YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yani bozon burada tek beşına görülemese de-taşıyıcı kuvvet olarak birlikte var etmeye hazır bir bilinmeyen-görülmeyen se-de karşısında fermiyon bulamadığında ne olacak??Murat Uhrayoğlu O azaman bildiğimiz anlamdaki boşluk yani eter oluşmuş olur kanımca, yani o oluşan şey madde olmaz boşluk halinde boş uzayda salınnan bir iplikçik olarak kalır ve üzerine ne zaman bir fermion binse o zaman onu oluşturarark evrene transfer eder..Murat Uhrayoğlu Çünkü ağın kenarları boşluk oluşturkenm düğüm nokyalarını bir file gibi hayal edin, düğümlerde madde poartikülleri topaklanmış olacaktır..YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bence fermiyon bulamayana kadar evrimYENİ’den DOĞAnlar Kulubü Işıık-foton-bozon anlamımda fermiyonların çağrısına cevap veiriyor birebir…..çağrılıyor ve geliyor…..Murat Uhrayoğlu İyi de madde içeriği olmayan boşluk nasıl evrimleşebilir ki? Örneğin hiç bilgi olmayan boş bir zihin herhangi bir fikri evrimleştirme şansına sahip olabilir mi?Murat Uhrayoğlu Dediğiniz mekanizma aynen öyle çalışıyor sibel hanım, önce partikül bozona çağrılıyor, sonsuz bir enerjinin transforme etmesi ile partikül yaratılarak tanecik şeklinde evrene fırlatılıyor..YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o zaten o hailiyle evrimleşmiştir….o zamana kadar olan süreci kastettimm..koşullanmış fermiyonların bozon tahriki aynı şeyi yaratıyor diye bir çıkarsama yaptım:)))YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bu arada ortalığı karıştıran yeni doğan sibel hanım değil:)) o da bir yerden gelir şimdi ama :))))YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o boşluğun evrimleşmesi söz konusu değil demek istedim..onu çağıran fermiyonlarnı işi bu:))Murat Uhrayoğlu Valla kimin kimi 🙂 çağırdığını pek anlamadım ama öncelik sırasını bozona veriyorum 🙂YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beraber araştırıyoruz ben anlamam amaMurat Uhrayoğluolsun benim favorim bozon olsun 🙂 sizinki de fermion 🙂 bakalım kim kimi meydana çıkaracak!! Evrim dediniz de, partikülün aniden ortaya çıkması gibi bir durum olamaz mı? Yani istenç olduğu anda çpk küçük bir nanosaniye veya daha fazla kısa süren bir ömür aralığında da partikül yaratılabilir. Mesela partiküllerin yaşam ömürlerinmi veren fizik tablolarına bakarsanız bazıları inanılmaz bir kısa süre yaşarlar. Ben bunun yaratılma aşamasında da benzer bir evrim geçirdiğini düşünüyorum..YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yokk benim ki de bozon da iş fermiyona düşüyor:)))Sibel Atasoy zar konusu hariç daha pek bi şey yazmadım 🙂 Rastgeleliğe razı olmak özellikle analitik zihni kullananlara hep zor geliyor. Belki biraz da eril özelliktir bilemiyorum. Yani her şey mutlaka planlanmış ve amaçlı olmak zorunluluğu, bir baş ve son olmak zorundalığı varmış gibi düşünmek gerçekten de aristonun izi silin-e-meyen hediyesi galiba. Kuantumun belirsizlik ilkesi Einsteini yıktı örneğin. Buna şaşırmıyorum kilise eğitimi almış birinin bu sınırı yıkabilmesi için önce kendisini öldürmesi lazım 🙂
- Murat Çağlıyan
Murat bey ; birleşik alanlar kuramı konusunda çalışıyormuşsunuz anladığım kadarıyla, bende uzun zamandır bu konuda araştırma yapıyorum. Ether konusunu açtığım pek çok fizikçi direkt olarak reddediyor.
Bence ether var, ama biraz farklı bir şekilde, sizin teorinizi yukarıdaki yorumlarınızdan bir miktar öğrendim ama sizde aynı yaklaşımdasınız bu çıkmaz yol… Bunu bende daha önce denedim.
Sorgulamanız gereken şey var olan fizik yasaları, kuantum fiziği özellikle, kuantum fiziği bir yanılsama, ama yanlış değil, sadece iki cevaptan zor olanı daha kolay bir cevap var ve onu anlamak için paradigma değişimi şart…
Kuantum fiziğinin bu şekilde gelişmsinin sebebi MM deneyindeki bir yanlış yorumlama…
Ether’i ispat için yapılan bu deney ,sonucu ether ‘in olmadığı gösterilmiş ama sonuçlar doğru değerlendirilmediği için cevap zor yoldan bulunmuş …
Her sorunun 2 cevabı olduğu için kolay cevap bulunmayı bekliyordu…
Ve ben o cevabı bulduğumu düşünüyorum. 4 kuvveti ve parçacıkları birleştirdim kendi TOE kuramımda,
bu arada evrensel sabitleri de açıklayabiliyorum ve sicimleride…
Madde nedir ? in cevabı da bu açıklamanın içerisinde…
Alcubierre Driver yapabilmek için gerekli teorik alt yapı var ,tek sorun bunu gerçekleştirecek teknolojiye uygulanması…
Etiket: bozon
Dönüşen bilinç zinciri
Kuantum Denemeler -3
Yazının öncesi için tıklayınız
- Evrenimizin doğduğu Big Bang’den (Büyük Patlama) sonra uzay, zaman ve de vakum vardı. Vakum “alanlar alanı” ya da daha şiirsel olarak potansiyeller denizi olarak tanımlanabilir. Hiçbir parçacık içermez, ancak tüm parçacıklar onun içindeki gerilimlerde (Enerji dalgalanmaları) oluşur. Bir benzetme yaparsak, eğer bir ses dünyasında yaşıyor olsaydık, vakum bir davul derisi ve çıkardığı sesler de o derinin titreşimleri olarak tanımlanabilirdi.
-
Vakum tüm bunların hammaddesidir. Bilincin köklerini ve maksadını anlama yolunda en heyecan verici kavrayış, vakumun içindeki anlardan birinin tutarlı Bose-Einstein yoğunluğunun alanı olmasıdır. Bu yoğunluk insan bilincinin zemin safhasıyla aynı fiziğe sahiptir. Sonrasında, bu tutarlı vakum yoğunluğu içinde oluşan gerilimlerin bizim kendi Fröhlich tarzı Bose-Einstein Yoğunluğumuzdaki gerilimlerle aynı matematiğe sahip olduğu görülür.
-
Yapılan çalışmalara göre, öyle görünüyor ki ne zaman iki bozon birbiriyle çakışıp bir kimlik paylaşsalar (ya dabu işlemi durdursalar) dalga fonksiyonu çökebilir. Bu çöküşe bilincin sebep olduğusöylenebilir ki bu doğanın en basit, geri döndürülemez işlemidir. Böylece maddi dünyaya bir yön duygusu eklenir.
-
Bozonlar temelde “ilişki parçacıklarıdır”. Bilincin en birincil öncülleridir, fakat aynı zamanda maddi dünyayı birarada tutarlar.
Maddi dünyanın temel yapı blokları ise fermiyonlardır. Bunlar sosyalleşmezler ve kendilerini kendilerine saklamayı tercih ederler. Bozonlar olmaksızın fermionlar çok nadir biraraya gelipbir yapı oluştururlar. -
Bozonlar bir kere vakumun tutarlı zemin durumundan koptular mı, onlar için yeni bir tutarlı ortam keşfi (fermionlarla işbirliği içinde yaratıcı biçimde yapılan yeniden keşif) uzun ve yavaş yavaş gerçekleşen bir işlemdir.
-
Vakumda şeyler dalgalanmalar (ürpermeler) halinde oluşup yenilenen tutarlılığa doğru gelişip vakuma “zenginleşmiş” dalgalanmalar olarak geri dönerler. Buna kısaca “dönüşen bilinç zinciri” diyebiliriz ya da daha basitçe evrim!.
Julian Huxley bunu, “İnsanın evrimden başka bir şey olmadığını keşfetmesi evrimin bilinci haline gelir” sözleriyle kısa ve öz şekilde ifade etmiştir.
- Ben, kendi alt-benliklerimle (geçmişim ve geleceğim) olan ilişkilerimden, başkalarıyla olan ilişkilerimden ve en geniş anlamda tüm dünyayla olan ilişkilerimden oluşurum.
Ben, ben-im, kendime özgüyüm. Çünkü ben tamamıyla ilişkilerimin özgün bir deseniyim ve kendimi bu ilişkilerden ayıramam.
Kuantum benlik için ne bireysellik ne de ilişki önce gelir, bunların ikisi de eş zamanlı ve aynı “ağırlıkta” kuantum alt tabakasından doğarlar. Bireysellik ve onların ilişkileri söz konusu olduğunda; bu alt tabaka beyindeki bir Bose-Einstein yoğunluğudur.
-son-
Kuantum Benlik kitabından özetleyen
Sibel Atasoy
21.02.2012 Beylerbeyi
“Gerçek” alem var mı? Aramakla bulunur mu?
İki sene önce yazmışım bu notu, kalmış öyle kenarda 🙂
Gerçek alem arayışı, her zaman oyun üste oyun diye tarif edebileceğim sonsuz döngüler arasına sıkışmaktan başka bişeye varmaz bence. (Toltec’lerin eski büyücülerinin düştüğü durum buna benzer) Sebebi de gayet basit; gerçek alemi algılayan bir BEN varsayımından hareket ediliyor! Bu, insanın kendine karşı bir oyun kazanması kadar imkansız bir durum (buradaki imkansızlık öylesine kesin ki benim açımdan DJ’nin “bilinemeyen” tanımındaki bilişe eş!
Çok eski bir düşünme pratiğimde şöyle demiş olduğumu hatırlıyorum: siz gidilecek gerçek alemi aramıyorsunuz, BENinizi götürecek yeni bi yer arıyorsunuz!”
Bu sadece oyun üstü oyun olacaktır, başka bi şehre ya da eve taşınmak gibi bişey.
Benim kendi savaşım, gerçek alemi aramanın çoktan dışına düştü! Yapabileceğimin, sadece bir savaşçı gibi yaşayıp gerisine kafa yormama olduğu sonucuna vardım. Bir sonraki adımı merak etmiyorum, bana ne?! Herşeyi ve hiçbişeyi beklerken zevkli uğraşlar edinme halindeyim.
**
“Işık hızında olma” kavramını ben çoğu kez, eylemi yaptığımız anda tam bilinçli olmak, eylemin tüm bağlantılarını biliyor olmak diye tarif etmiştim.(bozon vs tam sipinli varlıkların alanı)
Farkındalığı ise, eylemi gerçekleştirdiğimiz an ile onun tüm vechelerini bildiğimiz an arasındaki zaman aralığı olarak tarif ediyorum. Bu aralık kısaldıkça farkındalık ışığı artmaktadır, çünkü ışık hızına yaklaşılmaktadır.
Salınımcıların (takyon evreni)dünyasında olmak sanırım sürprizlere pek yer bırakmıyor.
Atom altı parçacıklar-özet
Leptonlar ve kuarklar şimdiki bilgilerimize göre elementer parcacıklardır. Yani, kendilerini oluşturan başka parçacıklardan yapılmamışlardır.Leptonlar içinde hepimizin yakından tanıdığı ‘Elektron’ vardır. Elektron şimdilik başka parçacıklardan yapılmamış olarak kabul edilmektedir. Leptonların spini (dönüş) ½ ve elektrik yükleri -1 veya 0 dır. Yunanca lepton hafif parçacık anlamına gelmektedir.
Temel Parçacıklar
1-) Leptonlar
2-) Kuarklar
3-) Nötrinolar
Elementer parçacıklar içinde adını James Joyce dan alan parçacıklar Kuarklardır.
Kuarklarda spin ½ ve elektrik yükleri 2/3 veya -1/3 olan parçacıklardır.
Şimdilik bilinen 6 kuark vardır.
Atom cekirdeği etrafında bulunan elektron bir elementer parcacık olduğu için
onunla fazla uğraşmayacağız. Geriye kalan, “çekirdek nedir”?
Sorusuna cevap arayacağız.
Çekirdek Nukleon adını verdiğimiz proton ve nötrondan meydana gelmiştir.
Elektron ve çekirdek, içindeki Nötron ile Proton kararlı parçacıklardır.
Çekirdeği ilgilendiren parçacıklar ailesi iki kısımdır.
1-) Baryonlar
2-) Mezonlar
Baryonlar ağır parcacıklardır, mezonlar orta ağır parçacıklardır.
Baryonlar ve Mezonların hepsine Hadronlar adı verilir.
Yunanca kuvvetli parçacık anlamındadır.
Kuark kuramına göre Baryonlar 3 kuarktan, Mezonlar ise bir kuark ve
bir antikuarktan oluşmuşlardır.
Nötron UDD kuarklarından, Proton ise UUD kuarklarından meydana gelmiştir.
Elektrik yükleri hesaplandığında 2/3 -1/3-1/3 = 0 yani yüksüz Nötron
ve 2/3+2/3-1/3 = 1 yüklü Proton olduğu görülür.
Hadronlar Ailesi
Bir atom çekirdeğini oluşturan Hadronlar,Kuarklardan yapılmışlardır ve aradaki mezon
alışverişi ile kararlı parçacıklar ortaya çıkar. Bu olay esnasında ki kuvvet güçlü
etkileşimdir ve çekirdeği parçalanmadan tutar. Bu olgu ilk kez H. Yukova tarafından
ortaya konulmuştur ve bu olayda en çok rol oynayan mezon pi mezondur.
Ortalıkta fazla görülmeyen bu maddelerin ömrü çok kısadır.
Yüklü pi mezon 10-8 sn yaşar.
Bir atom çekirdeğinin her zaman kararlı olmadığını biliyoruz, kararsız atom
çekirdeklerinde, ki radyoaktif maddelerin çekirdekleri böyledir, çekirdek
parçalanması olur bunu sağlayan zayıf etkileşimdir.
Doğada varolan ve şimdilik bilinen 4 temel kuvvetin bağlantı kuantasına Gluon adı verilir.
Elektromagnetik kuvvet gluonu FOTON
Zayıf Etkileşim kuvvet gluonu W+ W- Z0 parçacığı
Çekim Kuvveti gluonu GRAVİTON
Kuvvetli Etkileşim gluonu RENKLİ GLUONLAR
dır. Atom çekirdeğini ilgilendiren gluonlar Kuarkların tad dediğimiz özelliğini değiştirir
ve onların yapmış olduğu hadronları parçalar veya kuarkları zamk gibi birarada tutarak
kararlı parçacıkların yapılmasını sağlar.
Şimdiye kadar bahsedilen bu parçacıkların Pauli yasası ile belirlenen spinleri göz
önüne alındıklarında (spin parcacığın iç açısal momentumudur), parçacıklar ya
tamsayılı spinlere sahiptir. 0 , 1 ,2 …gibi veya yarım tamsayılı (buçuklu)
spinlere sahiptir ½ , 3/2 , 5/2 … gibi. Yarı tamsayılı spinli parçacıklar
FERMİ istatiklerine, tamsayılı spin’e sahip olanlar BOSE istatiklerine uyarlar.
Bu nedenle Spinler göz önüne alındığında parçacıklar iki kısma ayrılırlar.
1-) Fermionlar ( Enrico Fermi den)
2-) Bozonlar ( M. K. Bose dan )
Fermi istatistiklerine uyan parcacıklar aynı anda aynı konumda olamazlar (elektron gibi).
Bose istatiklerine uyanlar ise aynı anda konumda olabilirler (foton dolayısı ile laser gibi).
Tüm bahsedilen parçacıkların bir antiparçacığı da olduğunu, ki buna antimadde diyoruz.
Unutmamakta fayda var. En çok bilinen örnek Pozitron yani antielektrondur.
“Peki ortalıkta antimadde niye görülmüyor?” diyorsanız sebebi; madde ile
antimadde karşılaştığında, ortaya enerji çıkmasıdır.
Kısaca özet halinde konuyu anlatmaya çalıştık, konu çok geniş ve gittikçe
karmaşık hale gelmektedir. Korunum yasaları, Pauli dışarlama etkisi, Parite,
Ayar teorileri, Sicim teorisi, sekizli yol gibi teferruata girmedik belki ileride
meraklısı artarsa konuyu daha geniş olarak inceleriz, şimdilik aklınızda bu
kadar kalsın yeter.
Nötrinolar
Nötrinolar leptondur. Yüksüz (nötr) ve sıfır veya çok küçük kütleye sahiptirler. Bu yüzden diğer parçacıklarla neredeyse hiç etkileşmezler. Bir çok nötrino, bir kere bile etkileşmeden yeryüzünün içinden geçerler.
Nötrinolar değişik bozunma ve etkileşmeler ile üretilir. Örneğin, bir nötron bir proton, bir elektron, ve bir anti-nötrinoya bozunur. Aslında, fizikçiler nötrinoların, radyoaktif bozunmaların dikkatli gözlemleri sounucu varolduklarını varsaymışlardır.
Örneğin, bir nötron, bir elektron ve bir protona bozunduğunda, elektron ve protonun momentumları toplamı başlangıçtaki nötronunkine eşit değildir. Bu yüzden, kayıp momentuma karşı gelecek başka bir parçacık olmalıdır : yani, nötrino.
Nötrinolar çok sayıda üretildiklerinden ve maddeyle çok nadir etkileşmeye girdiklerinden, Evrende çok büyük miktarda bulunurlar. Eğer kütleleri varsa, Evrenin toplam kütlesinin çoğuna katkıda bulunacak ve genişlemesini etkileyeceklerdir.
-alıntı-kaynak bilinmiyor
Takiyon Evren Modeli
Takiyon evrenin varlığını kabul ederek birçok yanıtı olmayan soruya yanıt bulmaktayız. Önemli sorulardan biri: “Bu evrende gördüğümüz düzenli yapıların (gök cisimleri, kristaller, canlılar), evrenin içindeki homojen madde dağılımının ve doğa yasalarının nedeni nedir?” sorusudur.
Tüm bu düzenli yapıları ve homojen dağılımı sağlayan Takiyonların düzen sağlayıcı etkisidir. Çünkü, daha önce söylediğim gibi, onların Termodinamiği bizimkinin tersidir. Fakat hem-hem mantığı gereğince bizim evrenimiz hem ölçülen hem de ölçülemeyen iki evrenin bileşiminden oluşmaktadır. Ölçülen evrende gördüğümüz yapıların nedenini ölçülemeyen evrenin varlığı ile açıklamış oluyorum.
Diyebilirsiniz ki: “Sen metafizik kavramlarla fizik yapmak istiyorsun”. Hem evet hem hayır. Evet, çünkü ölçülemeyen, fizik ötesi, bir gerçeklikten söz ediyorum. Hayır, çünkü bu ölçülemeyen gerçeklikten hareketle ölçülen evreni açıklayabiliyorum.
Diyebilirsiniz ki: “Tanrı varsayımı da aynı şeyi yapıyor”. Evet ama Tanrı varsayımı bir “Tanrı iradesi” gerektiriyor. Oysa ki Takiyonlar kendi doğaları icabı, hiç irade gerekmeden, düzen oluşturuyorlar. Dolayısıyla bu model (adına Takiyon Evren modeli veya kısaca TE diyelim) metafizik olmayıp, doğrudan matematik temeli olan fizik bir modeldir.
Modern fizik zaten baştanbaşa ölçülemeyen kavramlarla çalışıyor. Quarklar, Glüonlar, Sicimler ve en son “Membrane” denilen esnek yüzeyler, hep ölçümüzün dışında parçacıkların varlığını açıklamaya çalışan “metafizik” kavramlardır. Demek ki fizikçiler düşünce modelleri üreterek yeni ve ölçülemeyen birimlerden hareket etmek zorunda kalıyorlar. Bu keyfi bir seçim görülse de bir noktada modelin öngürdüğü birtakım sonuçlar, deney ve gözlemlerle doğrulanmak veya yanlışlanmak durumundadır. Eğer doğrulanırlarsa kabul görürler, yanlışlanırlarsa ret edilirler.
Şimdi gelelim Büyük Patlama başlığı altında yönelttiğim soruları yanıtlamaya. Birinci soruda evrenin neden düz olduğu, yani şimdiye kadar neden dağılmadığı ve neden tekrar büzülüp bir noktasal sonsuzluğa dönüşmüş olmadığı sorgulanıyor. Bunun nedeni, TE sayesinde evren bir termodinamik denge durumunu sürdürüyor olmasıdır. TE’nin etkisi ile, açılıp kapanan, dinamik ve hareketli, üstelik sürekli genişleyen bir evren oluşmuştur.
Önce evrendeki kapanma (bir küçük hacme doğru büzülme) olayına bakalım. Eğer evren holografik bir yapıda ise en küçük biriminde dahi tüm evrenin bilgisi bulunması gerekir (Bakınız: Holografik evren başlıklı yazım). Bu özelliği sayesinde tüm evren bir ufak hacım içine kodlanarak sığabilir. Bu küçük hacım ‘evrenin küçük bir hacmi’ olarak düşünülmesin. Bu küçük hacım, dalga paketinin büzülmesi olarak düşünülmelidir. Tek bir dalga paketi olan evrenimiz, yine tek bir dalga paketi olarak büzülürken içindeki dalgacık paketlerinin titreşimi (frekansı) artar. Dolayısıyla çok yüksek enerjili bir ışık-altı ve ışık-üstü parçacıkların karışımından oluşan bir mikro hacım oluşur.
Bu küçük hacımda Takiyonların düzen getirici etkisi ile bir yandan yeni parçacıklar oluşurken, diğer yandan var olan ışık-altı nesneler düzene girerler. Yeni parçacıklar evrenin Entropi’sini arttırırken, düzene giren yapılar yerel olarak evrenin Entropi’sini azaltırlar. Böylece evrenin toplam Entropi’si sabit kalır. Toplam Entropi sabit ise evren dengede demektir. Çünkü termodinamik dengeye ulaşmış her sistemde Entropi sabittir.
Böylece yok olmadan sonsuza kadar sürekli bir denge durumu sürebilir. Fakat evren genişliyor. Bunun nedeni oluşmuş olan yeni parçacıkların evrenin dalga fonksiyonuna yaptıkları baskıdır. Yeni oluşan parçacıklar ışık-altı parçacıklar olduklarından dar bir hacim içine sıkışmış evrene baskı yaparak onu genişletirler. Bu durum bir balon içine üflenen hava moleküllerinin balonu şişirmesine benzer. Maddesel parçacıklar birbirlerini dışladıklarından yeni bir hacim yaratmak zorundadırlar. Dolayısıyla evrenin genişlemesine neden olmaktadırlar. Fakat bu genişleme sonsuza kadar süremez.
Var olan evren, varlığını sürdürmek için yeniden büzülmek zorundadır. Bu durumu da Etkenlik edilgenlik başlığı altında açıklamıştım.
..
Takiyon evren ışıktan hızlı hareket eden bozon türü parçacıklardan oluşmuştur. Bozonlar yer kaplamadıkları için Takiyon evren de yer kaplamaz. Bu bakımdan bizim evrenimizin hem içinde hem dışındadır. İçindedir, çünkü sürekli “vakum titreşimleri” sayesinde bizim evrenimize düzen getirmektedir. Dışındadır, çünkü ışık hızı iki evrenin ara-kesiti durumundadır.
Bu iki evrenin ara sınırı olan ışık neden sabit hıza sahip olduğunu şimdi açıklamak mümkündür. Kolay anlaşılsın diye sıvılarla bir örnek vereyim. Bir şişenin yarısına kadar su ve üstüne diğer yarıyı dolduracak kadar zeytinyağı koyalım. Şişeyi çalkalarsak su ile zeytinyağı karışacak ve aralarındaki sınır kalkacaktır. Fakat bir süre sonra şişeyi dinlenmeye bırakırsak su ile zeytinyağı ayrılıp aralarında yeniden bir sınır oluşacaktır. Her çalkalamada sınır yok olacak, her dinlendirmede sınır oluşacaktır.
İşte şu anda bize görünen evren genişlemiş, dolayısıyla “dinlenmiş” durumdadır. Burada ‘dinlenmiş’ derken parçacıklar arası mesafe oldukça açılmış ve etkileşme azalmış demek istiyorum. Çünkü ölçülen boşluk enerjisi oldukça az olup sıfıra yakındır. Takiyonların etken oldukları durum, bu genişlemiş olan evren durumu değil, evrenin çok daha küçük bir hacimde sıkışmış olduğu durumdur. Takiyon etkisinin sürekli ve güçlü olabilmesi için de evrenin nefes alıp-verir gibi sürekli açılıp kapanması gerekir.
Evren her kapanıp sıkıştığı durumda Takiyonlar evrene düzen getirip hem yerel olarak yoğunluk farklarına neden oluyorlar, hem de “doğa yasaları” dediğimiz düzgün davranışların ve korunum yasalarının oluşumunu sağlıyorlar.
Haluk Berkmen